Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ergün Diler - Takvim Süleyman Karagülle
CEO’loji
136 Okunma, 1 Yorum

Muhterem okuyucularım Akevlerde ve sağlığımda yeni gelişmeler olmuştur. Ergün Diler yazılarına eskisi gibi devam edilecektir. Ara verdiğimiz için özür dilerim.

  1. CEO’loji (28.03.2020)

Ergün Diler – Bugün yeryüzünde ulus devletleriyle tekel yöneticiler arasında çatışma vardır. Tekel yöneticiler CEO’lar tarafından yönetilmektedir. Tekel CEO’larda kadro değişikliği yapmaktadır.

-Tekel Sermaye dünyayı CEO’lar ile yönetmektedir. Firmalar oluşturulmakta, halk tarafından kabul edilen iş yapan kimseler firmaların başına getirilmektedir. Firmalar kendi adlarına çalışmaktadır. Onlar resmi olmayan ve sorumluluğu bulunmayan Tekel Sermaye adına CEO’lar tarafından yönetilmektedir. Bugün Tekel Sermaye çökmektedir. CEO’ları yenilemek istemektedir. Başaracaklarını sanmıyorum.

 

  1. Dolar Hesabı (31.03.2020)

Ergün Diler – Dünyayı Amerikan Doları yönetmektedir. ABD Merkez bankası Tekel Sermaye’ye aittir. Dolar’ı kimseye hesap vermeden istediği şekilde çıkarabilmekte ve bu sayede dünyaya hükmetmektedir. Ulus Devlet bundan rahatsızdır. Trump ABD Merkez bankasını FED ’in elinden almak istemektedir. Savaş virüste değil, Dolardadır.

-Haçlı Seferlerinden önce Avrupa çiftçilikle ilkel topluluk olarak yaşıyordu. Avrupa’da yaşayan Yahudiler ticaretten başka bir şey bilmiyorlardı. Avrupa’da da ticaret yoktu. Dolayısıyla Yahudiler en aşağı sınıf olarak yaşıyorlardı. Haçlı Seferleri ile Batı’ya ticaret girmeye başladı ve Yahudiler zamanla tüm Avrupa’yı ve Dünyayı tekelleri altına aldılar. Yalnız ekonomiyi değil, ilmi, dini ve yönetimi de ellerine geçirdiler. Bunu faizli karşılıksız parayla başardılar. Tam istihdam sağlanıncaya kadar bu, yararlı ve başarılı olmuştur. Şimdi ise tam istihdam sağlandığından dolayı yeni emek bulunamıyor, yatırımlar yapılamıyor, faizli düzen çalışmıyor. Batı’daki çatışma budur. Kurtuluş işçilikten ortaklığa geçişle mümkün olacaktır.

 

  1. Karantina! (01.04.2020)

Ergül Diler- ABD Çin’den virüsü gizledin diyerek virüs tazminatını isteyecek. Tüm dünya da bu isteğe katılacak. Trump’ın damadı 9 saat tuvalette kapalı kaldı. Durum çok karışık.

-ABD’nin Çin’den tazminat istemesi resmen savaş ilanıdır. Tekel Sermaye kendisi batıyor Dünyayı da batırmak istiyor. Kimi kiminle savaştıracağını, nasıl savaş çıkaracağını kendisi de bilmiyor. CEO’lar daha çözemediler.

Yahudiler iki gruptur. Birinci grup; tekrar Müslümanlarla iş birliği yaparak üçüncü bin yıl uygarlığına savaşsız girmek istemektedir. Diğer grup ise; İslamiyet’i yok edip dünyayı Hristiyanlarla anlaşarak tek devlet olarak yönetmek istemektedir. Trump’ın damadı birinci grup barışçılar içindedir. Aradaki çatışma devam ediyor. Sorun ortaklık sistemine geçmekle çözülür.

 

  1. Virüs ve para (02.04.2020)

Ergül Diler- Savaş virüs savaşı değil Dolar savaşıdır. Ulus Devlet Doları FED’den almak istemektedir. Dünya Dolar üzerine kurulmuştur. Tekel Sermayenin hükmettiği firmalar buna karşı çıkmaktalar. Çetin bir savaş içindeyiz.

-ABD’de büyük hazırlık vardı. Dolarlar Nevada’da toplanacak sonra altın Dolar ile değiştirilecek. Yani Dolar sıfır yapılacak. Sermaye ile yönetim ortak çalışma yaparak bunun hazırlıklarını yapıyorlardı. 15 Temmuz’da Tekel Sermayenin Türkiye’deki darbe girişimi başarıya ulaşamayınca bu proje uygulanamaz hale geldi. Tekel Sermaye bir anda projeyi değiştirdi, Bayan Clinton yerine Trump’ı cumhurbaşkanı yaptı. Sermaye ile yönetim anlaşmıştı. Seçimde hile yaptılar. Trump’ı cumhurbaşkanı yaptılar. Hile faturasını Ruslara çıkardılar. Şimdi Trump iki dere arasında Cumhuriyetçiler ile yani yönetim ile Tekel Sermaye arasında şimdilik idare ediyor.

 

  1. Yeni dava (03.04.2020)

           Ergül Diler - ABD’nin üç avukatı Çin’e tazminat davası açtı.

-Tekel Sermaye Dolarlarını faizle başka ülkelerin girişimcilerine kredi olarak verir, girişimcilerin devletinden de garanti alır. Anlaşma içine bir takım şartlar koyar. Normal şartlarda onları uygulamaz. Devletler de nasılsa uygulamıyor deyip o şartları kabul ederler. ABD gerekli gördüğü zaman “bu şartları uygularım ha” der devletlere istediklerini yaptırır. Çin’le de böyle anlaşmaları vardır. Çin bu anlaşmaları yerine getiremediği zaman ABD tazminat davasını açabilir.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Dengeler değişecek

Uluslararası ilişkilerde hukuk değil, kuvvet hâkimdir. Güçlü iseniz haklısınız. ABD güçlüdür dolayısıyla ne söylerse haklıdır. Çin güçsüzdür dolayısıyla haksızdır. ABD, ayrı ayrı bütün devletlerden ve gruplardan güçlüdür. Üstün hava kuvvetleri vardır. Atom dâhil bütün silahlarını kullanabilir. Ona karşı savaşla başarıya ulaşmak mümkün değildir. Ancak ABD hava ve denizde üstün güce sahiptir. Karada savaşı halk yapacağı için ABD kara savaşında güçlü değildir. Dolayısıyla ABD’nin üstünlüğü ancak açık denizlerde ve kendi kıtasındadır.

Çin ve diğer devletler savunma ordularını geliştirmelidirler ve savunmada diğer devletler tek başlarına da ABD’ye dayanabilirler. Türkiye de tek başına ABD’ye karşı ülkesini savunacak güçtedir. ABD dediğimiz zaman kasıt Sermaye’dir. Çanakkale’de kara savaşını denemiş ama başarılı olamamıştır.

ABD’nin üstünlüğü Dolardan ileri gelmektedir. Karşılıksız olarak bastığı Doları altın gibi hatta altından da daha değerli tutmaktadır. Bunu ülkelerdeki Doları, terörü, basını kullanarak, bürokratları yönlendirerek sağlamaktadır. Bürokrasi işçiliktir ve ömrünü doldurmuştur. ABD’ye karşı durubilmek için işçilik yerine bürokraside ortaklık sistemi getirilmelidir. İnsanlığın bir numaralı sorunu olan karşılıksız Dolar ancak yerine emek karşılığı çıkarılan altın bonosunu kullanmaya başlanması ile çözülür. Bürokrasi ilk görünüşte iki numaralı sorun görünüyorsa da asıl sorun bürokrasidedir. Bürokratlar yönetimle yönetim de sermayeyle iş birliği yaparak halkı birlikte sömürmektedirler. İktidarı değiştirmek kolaydır, Sermaye’yi değiştirmek kolaydır ama bürokrasiyi değiştirmek zordur. Bunu birden değil tedrici surette yapmak gerekmektedir. Erbakan ve Gülen’in hataları bu gerçeği görememeleridir. Siyaseti veya bürokrasiyi ele geçirmekle sorunu çözeceklerini zannettiler ama çözemediler.

Bu sorunu süre içinde çözebilmek için ortaklık sistemi içinde serbest meslek hizmetlerini geliştirmek ve bürokratları orada da çalıştırarak eğitmek ve yeni bürokrat almamak gerekiyor.Muhterem okuyucularım Akevlerde ve sağlığımda yeni gelişmeler olmuştur. Ergün Diler yazılarına eskisi gibi devam edilecektir. Ara verdiğimiz için özür dilerim.

1.      CEO’loji (28.03.2020)

Ergün Diler – Bugün yeryüzünde ulus devletleriyle tekel yöneticiler arasında çatışma vardır. Tekel yöneticiler CEO’lar tarafından yönetilmektedir. Tekel CEO’larda kadro değişikliği yapmaktadır.

-Tekel Sermaye dünyayı CEO’lar ile yönetmektedir. Firmalar oluşturulmakta, halk tarafından kabul edilen iş yapan kimseler firmaların başına getirilmektedir. Firmalar kendi adlarına çalışmaktadır. Onlar resmi olmayan ve sorumluluğu bulunmayan Tekel Sermaye adına CEO’lar tarafından yönetilmektedir. Bugün Tekel Sermaye çökmektedir. CEO’ları yenilemek istemektedir. Başaracaklarını sanmıyorum.

 

2.      Dolar Hesabı (31.03.2020)

Ergün Diler – Dünyayı Amerikan Doları yönetmektedir. ABD Merkez bankası Tekel Sermaye’ye aittir. Dolar’ı kimseye hesap vermeden istediği şekilde çıkarabilmekte ve bu sayede dünyaya hükmetmektedir. Ulus Devlet bundan rahatsızdır. Trump ABD Merkez bankasını FED ’in elinden almak istemektedir. Savaş virüste değil, Dolardadır.

-Haçlı Seferlerinden önce Avrupa çiftçilikle ilkel topluluk olarak yaşıyordu. Avrupa’da yaşayan Yahudiler ticaretten başka bir şey bilmiyorlardı. Avrupa’da da ticaret yoktu. Dolayısıyla Yahudiler en aşağı sınıf olarak yaşıyorlardı. Haçlı Seferleri ile Batı’ya ticaret girmeye başladı ve Yahudiler zamanla tüm Avrupa’yı ve Dünyayı tekelleri altına aldılar. Yalnız ekonomiyi değil, ilmi, dini ve yönetimi de ellerine geçirdiler. Bunu faizli karşılıksız parayla başardılar. Tam istihdam sağlanıncaya kadar bu, yararlı ve başarılı olmuştur. Şimdi ise tam istihdam sağlandığından dolayı yeni emek bulunamıyor, yatırımlar yapılamıyor, faizli düzen çalışmıyor. Batı’daki çatışma budur. Kurtuluş işçilikten ortaklığa geçişle mümkün olacaktır.

 

3.      Karantina! (01.04.2020)

Ergül Diler- ABD Çin’den virüsü gizledin diyerek virüs tazminatını isteyecek. Tüm dünya da bu isteğe katılacak. Trump’ın damadı 9 saat tuvalette kapalı kaldı. Durum çok karışık.

-ABD’nin Çin’den tazminat istemesi resmen savaş ilanıdır. Tekel Sermaye kendisi batıyor Dünyayı da batırmak istiyor. Kimi kiminle savaştıracağını, nasıl savaş çıkaracağını kendisi de bilmiyor. CEO’lar daha çözemediler.

Yahudiler iki gruptur. Birinci grup; tekrar Müslümanlarla iş birliği yaparak üçüncü bin yıl uygarlığına savaşsız girmek istemektedir. Diğer grup ise; İslamiyet’i yok edip dünyayı Hristiyanlarla anlaşarak tek devlet olarak yönetmek istemektedir. Trump’ın damadı birinci grup barışçılar içindedir. Aradaki çatışma devam ediyor. Sorun ortaklık sistemine geçmekle çözülür.

 

4.      Virüs ve para (02.04.2020)

Ergül Diler- Savaş virüs savaşı değil Dolar savaşıdır. Ulus Devlet Doları FED’den almak istemektedir. Dünya Dolar üzerine kurulmuştur. Tekel Sermayenin hükmettiği firmalar buna karşı çıkmaktalar. Çetin bir savaş içindeyiz.

-ABD’de büyük hazırlık vardı. Dolarlar Nevada’da toplanacak sonra altın Dolar ile değiştirilecek. Yani Dolar sıfır yapılacak. Sermaye ile yönetim ortak çalışma yaparak bunun hazırlıklarını yapıyorlardı. 15 Temmuz’da Tekel Sermayenin Türkiye’deki darbe girişimi başarıya ulaşamayınca bu proje uygulanamaz hale geldi. Tekel Sermaye bir anda projeyi değiştirdi, Bayan Clinton yerine Trump’ı cumhurbaşkanı yaptı. Sermaye ile yönetim anlaşmıştı. Seçimde hile yaptılar. Trump’ı cumhurbaşkanı yaptılar. Hile faturasını Ruslara çıkardılar. Şimdi Trump iki dere arasında Cumhuriyetçiler ile yani yönetim ile Tekel Sermaye arasında şimdilik idare ediyor.

 

5.      Yeni dava (03.04.2020)

           Ergül Diler - ABD’nin üç avukatı Çin’e tazminat davası açtı.

-Tekel Sermaye Dolarlarını faizle başka ülkelerin girişimcilerine kredi olarak verir, girişimcilerin devletinden de garanti alır. Anlaşma içine bir takım şartlar koyar. Normal şartlarda onları uygulamaz. Devletler de nasılsa uygulamıyor deyip o şartları kabul ederler. ABD gerekli gördüğü zaman “bu şartları uygularım ha” der devletlere istediklerini yaptırır. Çin’le de böyle anlaşmaları vardır. Çin bu anlaşmaları yerine getiremediği zaman ABD tazminat davasını açabilir.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Dengeler değişecek

Uluslararası ilişkilerde hukuk değil, kuvvet hâkimdir. Güçlü iseniz haklısınız. ABD güçlüdür dolayısıyla ne söylerse haklıdır. Çin güçsüzdür dolayısıyla haksızdır. ABD, ayrı ayrı bütün devletlerden ve gruplardan güçlüdür. Üstün hava kuvvetleri vardır. Atom dâhil bütün silahlarını kullanabilir. Ona karşı savaşla başarıya ulaşmak mümkün değildir. Ancak ABD hava ve denizde üstün güce sahiptir. Karada savaşı halk yapacağı için ABD kara savaşında güçlü değildir. Dolayısıyla ABD’nin üstünlüğü ancak açık denizlerde ve kendi kıtasındadır.

Çin ve diğer devletler savunma ordularını geliştirmelidirler ve savunmada diğer devletler tek başlarına da ABD’ye dayanabilirler. Türkiye de tek başına ABD’ye karşı ülkesini savunacak güçtedir. ABD dediğimiz zaman kasıt Sermaye’dir. Çanakkale’de kara savaşını denemiş ama başarılı olamamıştır.

ABD’nin üstünlüğü Dolardan ileri gelmektedir. Karşılıksız olarak bastığı Doları altın gibi hatta altından da daha değerli tutmaktadır. Bunu ülkelerdeki Doları, terörü, basını kullanarak, bürokratları yönlendirerek sağlamaktadır. Bürokrasi işçiliktir ve ömrünü doldurmuştur. ABD’ye karşı durubilmek için işçilik yerine bürokraside ortaklık sistemi getirilmelidir. İnsanlığın bir numaralı sorunu olan karşılıksız Dolar ancak yerine emek karşılığı çıkarılan altın bonosunu kullanmaya başlanması ile çözülür. Bürokrasi ilk görünüşte iki numaralı sorun görünüyorsa da asıl sorun bürokrasidedir. Bürokratlar yönetimle yönetim de sermayeyle iş birliği yaparak halkı birlikte sömürmektedirler. İktidarı değiştirmek kolaydır, Sermaye’yi değiştirmek kolaydır ama bürokrasiyi değiştirmek zordur. Bunu birden değil tedrici surette yapmak gerekmektedir. Erbakan ve Gülen’in hataları bu gerçeği görememeleridir. Siyaseti veya bürokrasiyi ele geçirmekle sorunu çözeceklerini zannettiler ama çözemediler.

Bu sorunu süre içinde çözebilmek için ortaklık sistemi içinde serbest meslek hizmetlerini geliştirmek ve bürokratları orada da çalıştırarak eğitmek ve yeni bürokrat almamak gerekiyor.

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
06.04.2020
10:19


1967...1968...1969...AKEVLER 54 YILDIR ÇALIŞIYOR...2018...2019...2020

ZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

ZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1058

ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1058. Hafta - 04 NİSAN 2020 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1058. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.” (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ, Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

***

*ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

KORONAVİRÜS VE SEMT KOOPERATİFLERİ

Süleyman KARAGÜLLE

***

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-5

Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-6

Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-7

Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-8

Reşat Nuri EROL

***

FURKAN SÛRESİ- 11. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا (1) الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيرًا (2) وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ آلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنْفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَاةً وَلَا نُشُورًا (3)وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا إِفْكٌ افْتَرَاهُ وَأَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ آخَرُونَ فَقَدْ جَاءُوا ظُلْمًا وَزُورًا (4) وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلَى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (5) قُلْ أَنْزَلَهُ الَّذِي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا (6) وَقَالُوا مَا لِهَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا (7) أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنْزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا (8) انْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا (9)تَبَارَكَ الَّذِي إِنْ شَاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذَلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا (10) بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَأَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعِيرًا (11) إِذَا رَأَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا (12) وَإِذَا أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا (13) لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا (14) قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصِيرًا (15) لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَاءُونَ خَالِدِينَ كَانَ عَلَى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْئُولًا (16) وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ فَيَقُولُ أَأَنْتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِي هَؤُلَاءِ أَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبِيلَ (17) قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغِي لَنَا أَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاءَ وَلَكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَآبَاءَهُمْ حَتَّى نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا (18) فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا (19) وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا (20) وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلَائِكَةُ أَوْ نَرَى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي أَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْا عُتُوًّا كَبِيرًا (21) يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلَائِكَةَ لَا بُشْرَى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا (22) وَقَدِمْنَا إِلَى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاءً مَنْثُورًا (23) أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا (24) وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلَائِكَةُ تَنْزِيلًا (25) الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمَنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا (26) وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَالَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا (27) يَاوَيْلَتَا لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا (28) لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءَنِي وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْإِنْسَانِ خَذُولًا (29) وَقَالَ الرَّسُولُ يَارَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا (30) وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ وَكَفَى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا (31) وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا (32) وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا (33) الَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَى وُجُوهِهِمْ إِلَى جَهَنَّمَ أُولَئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا (34)وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُ أَخَاهُ هَارُونَ وَزِيرًا (35) فَقُلْنَا اذْهَبَا إِلَى الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْمِيرًا (36) وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ أَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ آيَةً وَأَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا (37) وَعَادًا وَثَمُودَ وَأَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُونًا بَيْنَ ذَلِكَ كَثِيرًا (38) وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْأَمْثَالَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا (39) وَلَقَدْ أَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّتِي أُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِ أَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا (40) وَإِذَا رَأَوْكَ إِنْ يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَذَا الَّذِي بَعَثَ اللَّهُ رَسُولًا (41) إِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ آلِهَتِنَا لَوْلَا أَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا (42) أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا (43) أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا (44) أَلَمْ تَرَ إِلَى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ وَلَوْ شَاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا (45) ثُمَّ قَبَضْنَاهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا (46) وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا (47) وَهُوَ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً طَهُورًا (48) لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا أَنْعَامًا وَأَنَاسِيَّ كَثِيرًا (49) وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَأَبَى أَكْثَرُ النَّاسِ إِلَّا كُفُورًا (50) وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذِيرًا (51) فَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُمْ بِهِ جِهَادًا كَبِيرًا (52) وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا (53) وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ مِنَ الْمَاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًا وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا (54) وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلَى رَبِّهِ ظَهِيرًا (55) وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا (56) قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَنْ شَاءَ أَنْ يَتَّخِذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا (57) وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا (58) الَّذِي خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا (59)

***

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمَنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمَنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا (60) تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُنِيرًا (61) وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ أَرَادَ أَنْ يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا (62) وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا (63) وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا (64) وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا (65) إِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا (66) وَالَّذِينَ إِذَا أَنْـفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا (67)

***

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ

Va EiÜAv QIyLa LaHuM (Va EiÜAv FuGıLa LaHuM)

“Ve onlara kavl edildiğinde de”

Haber alma teşkilatı kurulmuş, sonunda bugünkü halk oylamasına benzer ama ondan çok ileri bir şekilde insanlardan yeter bilgi toplanmış olur. Halkın oyu okuyucuların ortak olduğu haftalık dergide ortakların çevrelerini dinleyerek aldıkları bilgilerle oluşur.

Elde edilen sağlıklı bilgilere dayanılarak içtihatta bulunulur. Yeni düzen için gerekenler yapılır ve söylenir. وَ harfinin gelmesi yapılacak ve söylenecek başka şeyler de olur demektir. Burada bir tane örnek verir. إِذَا gelmesi bunun gerçekleşeceği anlamını taşır. Yani biz yarın iktidar olduğumuz zaman bu görevi yapmış olacağız demektir.

Burada قِيلَ meçhul gelmiştir. Kime söyleneceği belirtilmemiştir. İmam değil de soruşturma ve yargılama sonunda söylenmesi gerekenler söylenecek demektir. Buradaki zamir ortaklık sistemine karşı gelen, direnen ve tövbe etmeyen kimseler olup yenildikleri zaman onlara söylenilecekleri ifade eder.

Nasıl mağlup olurlar? Öncelikle karşılıksız dolar altın bonosu karşısında iflas eder. Doları değersiz hale geldiğinde artık güvendikleri orduları, besledikleri terörü olamaz. Basın da besleme olduğu için gücünü yitirir. Okulları ve üniversiteleri de çalışamaz hale gelir. Hâsılı iflas etmiş olurlar ama savaşla değil ortaklık düzeni karşısında iflas ederler.

اسْجُدُوا لِلرَّحْمَنِ

usCuDUv LielRaXMAvNı (uFGuLUv LieLFaGLAvNı)

Rahman’a secde edin”

الرَّحْمَن kelimesi Furkan’ı indiren olarak surenin başında geçmiştir.

Ortaklık sisteminin en önemli özelliği yeryüzünün Rahman’a ait olmasıdır. İnsanları ortak etmektedir. Çalışanlar oradan Rahim sıfatına göre ücret alırlar. Yarısı onlara kalır diğer yarısı ile Allah’ın Rahman sıfatı tecelli eder. “Errahmanirrahim”de bu hususa işaret edilir. Nispet belirtmediğine göre usulcülerin kuralları ile yarıya bölünür. Furkan; bu düzenin, ortaklık düzeninin adıdır.

Buraya kadar olaylar anlatılmış, mücadele ele alınmıştır. Bundan sonra sure geleceği bize anlatır. Gelecek ise Allah’ın Rahman sıfatı ile tecelli eder.

Bundan önceki ayette Rahman’a yani habir olana sor denilirken şimdi onların rahman düzenine takınılacak tavır beyan edilmiş olur.

Secde etme, ben yalnız sana kulluk ederim ve senden yardım isterim manasına gelir. Bu secdenin nimetlerine karşı görev görürüm. Rahmet de rahmandan gelenlerdir. Ben yalnız sana işçi olurum demektir. Bediüzzaman buna “Esir ortadan kalkmadan ecir onun yerine geldi” demek suretiyle işaret etmiştir.

İşçilik düzeninden ortaklık düzenine geçme demek rahmana secde etme demektir.

Kendilerine ortaklık düzenine geçin dendiğinde onlar şu cevabı verirler.

قَالُوا وَمَا الرَّحْمَنُ

QAvLUv Va Ma elRaXMAvNu (FaGaLUv Va Ma eLFaGLAvNu)

Rahman da ne diye kavlettiler”

Başka şeyler söylerler, başka direnmeler gösterirler. Rahman da ne imiş derler. وَ ile onun için gelmiştir. وَمَنْ الرَّحْمَنُ denilmiyor da وَمَا الرَّحْمَنُ şeklinde geliyor. Demek ki itiraz ettikleri Allah veya Rab olmayıp ortaklık düzenidir. Patron yerine, işçi yerine, ortaklar var. Rahman düzeninde herkes kendi istediği işi partilerin/kamunun güdümü ile değil kendi içtihadı ile yapar.

Kapitalistler hep rahim sıfatı ile hareket ederler. Sosyalistler hep rahman sıfatı ile hareket ederler. Birisinde Sermaye, diğerinde Devlet egemen olur. Kur’an düzeni ise hem yarısı rahman hem de yarısı rahim sıfatları ile oluşur. Böylece denge ve uyum içinde bir düzen ile karşılaşılmış olur.

أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا

EaNaSCuDu LıMAv TaEMuRuNAv (Ea NaFGaLu LiMAv TaFGuLuNAv)

“Bize emrettiğine mi secde edelim?”

Yine مَنْ getirmeyip مَا ile getiriyor.

Biz sizin ortaklık düzeni için mi çalışacağız? Bizim patronlarımız var, biz onlara secde ederiz. Para babalarımız var, silah babalarımız var. Rahman da ne oluyor?

Demek ki onlar işçilik düzeni için direneceklerdir. Allah bunu bize bildirmiş oluyor. Bildirilenle karşılaşılacak demektir. Burada emir sığası gelmektedir.

Ortaklık düzeni iktidar olduğunda onlara geçmişte yaptıklarının hesabı sorulmayacak mıdır? Kamuya karşı işlenmiş suçlar cezalandırılmayacak mıdır? Kendilerinden geçmişin hesabı sorulması yerine sadece ortaklık sistemini kabul etmeleri istenecektir. Sadece bu emredilecektir, ayet bize bunu açıkça söylüyor. إِذَا ile başlayan yerde anlatılıyor. Demek ki ortaklık sistemi gelecektir. Yeni düzende onlara ne yapılacağı ve nasıl davranılacağı ifade ediliyor.

Yapılacaklar şunlardır: Semtleri ayrılır, bucakları ayrılır, illeri de ayrılır. Kendi hallerine bırakılır. Bize zarar vermedikleri takdirde onlara karışılmaz, vergi istenmez, hizmetler de verilmez. Güvenlikleri kendi kendilerine terk edilir ve korunmazlar. Bizim bucaklarımıza, illerimize veya herkese açık bırakılan yerlerimize girdiklerinde hukukun kuralları onlara da uygulanır. Saldırırlarsa karşılık olarak onlara saldırılır.

وَزَادَهُمْ نُفُورًا (60)

Va ZAvDaHuM NuFUvRan (Va FaGaLaHuM FuGUvLan)

“Ve onları nufuren ziyade etti.”

Burada ziyade eden kavilleri olabilir. Bir şey söylemeyip sussalar nefretleri o kadar artmayacak iken tartışmaya girdiklerinden hem nefretleri hem de hasımlıkları artar.

İnsanlar iki grupta toplanırlar.

Ehli Hak olanlar, sorunlarını hakemlerin denetiminde barış yoluyla çözerler.

Ehli şirk ise sorunlarını silah zoru ile çözmeye kalkışırlar ve soykırım yaparlar.

Biz onlarla tartışırız. Onlar yola gelmezler. Onların nefretleri artar. Ama halk bizim tartışmalarımızı takip edince sonunda bizim yanımızda olmaya karar verir. Fetih ve yardım gelmiş olur. Biz söyleriz, onlar karşı çıkarlar ve sonunda onlar helak olup giderler. Buna karşılık tartışmalara kulak veren halk sonunda bizim/hakkın yanında olur.

Bir savaş gazisi anlatıyor. Savaşın en kızgın bir döneminde ben bir beyaz bayrak kaldırdım, kısa bir süre sonra beyaz bayrak sayısı 3000’e çıktı. Savaşın kuralı budur. Dengede zannederken veya en beklenmedik bir sırada birden bir taraf sıfır haline gelir. Suriye’de şimdi böyle bir zafer elde ediliyor. Şurası bilinmelidir ki bizimle savaşan Esat değildir hatta Trump ile Putin de değildir. Bizimle savaşan derin Sermaye’dir. Belki de Rothshildler bile sadece görünürdekilerdendir. Ama Sermaye’nin sonu artık gelmektedir. Çünkü Sermaye bizimle değil ortaklık sistemi ile yani Rahmanla savaşıyor. Galip gelmesi mümkün müdür? Buna inananın aklına şaşarım.

YORUM

Rahman düzenini iyi kavramak gerekir. Kapitalistlerde kimin parası varsa patron odur. Halk birer köledir, çalışır ve karnını doyurur. Bu söylediğim yeni değildir. Avrupalılar Amerika’ya gidince bol imkânlar ile karşılaştılar ama işçileri yoktu. Amerika’ya gidenler zencileri zorla yakalayıp köleleştirerek götürmüşlerdir. Böylece ABD’de tarım köleler kullanılarak yapılmıştır. Sanayi devrimi gelişince kuzeydekiler işçi bulamayınca güneydeki köleleri ayaklandırdılar. Hürriyetleri karşılığında işçi haline getirdiler. Bir başka deyişle köleleri zorla sanayi sektörüne transfer ettiler. Çiftlik sahiplerinin köleleri, sermaye sahibi sanayici patronların işçileri oldular. Şimdi de devletin kölesi yapılmak isteniyor.

Hıristiyanlıkta hiç savaş yoktur, dolayısıyla esir de yoktur.

İslamiyet’te savaş vardır. Teslim olanlar öldürülmez; karşılıksız serbest bırakılır, karşılıkla serbest bırakılırlar, onlara toprak/arazi verilir ve kendi işlerini kendileri yaparlar, bunlar mümkün değilse hür ailelere verilirler ve bunlar onları iş yapacak hale getirirler.

Ortaklık sistemi insanları kölelikten ve işçilikten kurtaracaktır; silah zoru ile değil, aç bırakarak değil, ortaklık sistemi ile kurtaracaktır. Bunun için kabul ettiğimiz sistem şudur: doğal kaynaklar gibi emeksiz elde edilenler kamunundur. Bunlar halka ortak pay edilir. Ürünlerin yarısı kamuya kira payı olarak kalır yarısı da emek payı olarak çalışanlara kalır. Kamuya ait yarısı da çalışamayan veya çalışmak istemeyen kimselere bölüştürülür. Bunun için “yarısı bedava sistemi” geliştirilmiştir. İşte, Allah iş verdiğinde Rahim sıfatı ile tecelli ediyor. Geri kalan yarısını ise karşılıksız olarak muhtaçlara bölüştürüyor ve Rahman sıfatı ile tecelli ediyor.

“Erbakan anlatmadı” diyorlar.

Çok basit olan bunu herkes her gün anlatıyor.

Öz Türkçe ile:

“Ve onlara yaşatan için kapanın dendiğinde ‘Yaşatan da nedir? Bize buyurduğun için mi kapanacağız?’ dediler ve (Allah) onları kin olarak artırdı.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve onlara secde edin diye kavl edildiğinde ‘Rahman da nedir? Bize emrettiğine mi secde edelim?’ diye kavl ettiler ve (Allah) onları halinde olarak ziyade etti.”

Va EiÜAv QIyLa LaHuM usCuDUv LielRaXMAvNı QAvLUv Va Ma elRaXMAvNu EaNaSCuDu LıMAv TaEMuRuNAv Va ZAvDaHuM NuFUvRan

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمَنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمَنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا (60)

***


...

DEVAMI VE TAMAMI 

"SEMİNERLER"DE...




YorumYap

Sayı: 563 | Tarih: 5.4.2020
Uğur Dündar
Yaşlılık!..
CORONA NIN HEDEFİ.
149 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Ergün Diler
CEO’loji
Dengeler değişecek
136 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle