Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012
17968 Okunma, 45 Yorum


Kur’an Kızılay’ın tüzüğü değildir.

 

 

Sadaka ve Zekat iki ayrı kavram olarak Kur’an da zikredilir. Sadaka ile ilgili olarak elimizdeki bilgiler son derece açıktır. “guz min emvalikum” ifadesiyle kısaca özetlenebilecek olan sadaka, bu manada devlete ödenen vergidir ve nereye harcanacağı nasıl toplanacağı bellidir. Bu sebeple sadaka şimdilik bizim konumuz değildir. Burada konumuz olan şey Zekat’tır.

 

Genel olarak tarihsel süreçte “zekat” kavramı hiçbir şekilde bir finansman enstrümanı olarak zikredilmez. Hemen her yerde bunun fakirlere dağıtılan ve sahip olunan servetin küçük bir miktarını belli koşullara göre vermeyi gerektiren bir şey gibi algılanır ve böyle uygulanması istenir.

 

Kur’an ın ortaya koyduğu mülkiyet kavramını biliyoruz. Buna göre toprakta ve doğal kaynaklarda mülkiyet olmadığı gibi bunlarda miras da yoktur. Yani herkesin asgari koşullarda “insanca” yaşama hakkı garanti altına alınmıştır. Elbette bu Lafzın önerisidir. Beşerin uygulamasında böyle bir şeye rastlayamıyoruz. Geleneksel anlayışta da lafzın bu önerisini destekleyen bir uygulamaya rastlamak zor.

 

Biz beşerin uygulamalarını değil, Kur’an ın önerilerinden yola çıkarak bir sorgulama yapalım. Bir çocuk dünyaya geldi  ve varoluşu nedeniyle topraktan belli bir paya ve doğal kaynaklardan da asgari bir gelire sahip oldu. Peki bu yeterli midir? Bu sorunun mantıklı cevabı elbette “Hayır” olmalıdır. Zaten Kur’an da bunu yeterli bulmaz. Asgari yaşama hakkının sağlanmış olması gelişmek demek değildir. Oysa beşerin gelişmesi, ilerlemesi tekamül etmesi gerekir. Yani üretim olmalı, yatırım olmalı, istihdam olmalıdır. Peki bu nasıl sağlanacak, Lafzın bunun için bir önerisi var mı?

 

Zekat, RIBA konusu gündeme geldiğinde ve buna bağlı olarak “kamu finansmanı”  tartışmalar yapılırken finansman enstrümanları başlığı altında değindiğimiz bir konu idi. Aslında lafzın önerisi, hedeflenen müreffeh toplumu oluşturmak ve bireylerin refahını temin etmek için bir çeşit kollektif sermaye anlayışı önermektedir. Hep şikayet edilen, kapitalizmin sermaye tekelciliği karşısında zayıf kalınması veya onun karşısına çıkarılabilecek güçlü bir enstrümanın olmayışına, lafzın ciddi ve etkin bir çözümü vardır. Ne yazık ki bu çözüm, geleneksel anlayış içerisinde işlevsizleştirilmiş ve devreden çıkarılmıştır.

 

Şimdi, lafzın bu konudaki tanımlamalarına bakalım:

 

Zekat nedir?

“Menzellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehû ed’âfen kesîrah, vallâhu yakbidu ve yebsut ve ileyhi turceûn” (Bakara 245 ve diğer ayetler)

 

Ayete baktığımız zaman Bir borçtan söz edilmektedir. Bu borç Allah’a yani mutlak olana verilmelidir. Ancak bunun karşılığı vardır. Bu mutlaka borç verene fayda sağlayacak, artacak, çoğalacak olan bir borçtur. Ayette geçen kagramları, “ad’afe” ve “mudafee” veya “yudaifeRiba başlığı altındaki yazılarımızda tartışılmıştı. Bu kelimeler katlanarak çoğalmayı ifade eder. Çok ilginçtir ki, bu ifadeler aynı zamanda “riba” kavramı için de kullanılmaktadır. Zekat ile Riba’yı birbirine benzetemeyiz elbette ancak, mana itibariyle zekatta reel bir kazancın söz konusu olduğu, bir artışın meydana geleceğini ve bunun bir hak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

O halde, Zekat vermek demek, parayı veya malı verip unutmak demek değildir. Peki ya nedir? Verdiğiniz zekattan gelir elde etmektir. “ZEKAT : finansmandır. Topluluk finansmanıdır. SLT ile aynıdır. Zekat Yatırım, üretim, proje ve istihdamın kredi olarak desteklenmesi için kullanılır. Zekat vergi değildir. (Bkz. Bakara 43/110/277, Hac 41, Mü’minun 4, Nur 37/56, Neml 3 vd.),

 

Doğal olarak sürecin denetlenmesi ve uygulamanın sağlıklı yürütülmesi gerekir. Bunun için de devlet müdahil olmalıdır. Belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Bunlar tartışılabilir. Asgari geçim miktarının ne olacağı, refahın nerede başlayacağı gibi konular gayri safi hasılanın dağılımına gore belirlenebiilir ve buna gore uygulanabilir. Bunlar detaylardır.

 

Zekattan gelir nasıl olur? Genel olarak böyle bir itiraz olacaktır. Basitçe siz ihtiyacınız olmayan bir parayı götürüp bankaya yatırdınız. Banka da bu parayı aldı ve kredi olarak bir projeyi finance etti. Bu proje çalıştı, üretti ve kazandı, bir gelir elde etti, katma değer oluştu. Bu katma değerden aldığı kredi miktarı kadar da pay Verdi.  İşte bu zekat verene kat kat geri ödemek demektir.

 

Zekattan vazgeçilebilir mi? Kesinlikle evet. Ayet “borç” ifadesini kullandığına gore belli bir sınırlama söz konusudur ve zekatı veren bunu geri isteyebilir. Sadakanın aksine, Zekat bir hibe değildir. Sadaka verdiğiniz zaman onu geri isteme şansınız yoktur çünkü vergi vermiş olursunuz. Ancak zekat verdiğiniz mal veya para her zaman size aittir. Siz sadece o paranın kullanma hakkını devretmiş olursunuz. Ama yine geliri size aittir. Yani zekat verene aittir.

 

Böylece yatırım oluşur, istihdam oluşur, üretim oluşur ve topluluk gelişir. Refah olur. Sermaye sıkıntısı olmayacağı için de yatırım finansmanı açısından bir problem de yok demektir.

 

Zekatın miktarı nedir? Dileyen dilediği kadar mı vermelidir? “…ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn kulil afve….” (bakara 219)

 

Afv, fazlalığı almak, kolaylaştırmak affedilen bağışlanan kısım anlamına gelen bir kelimedir. Demek ki ayette neyi infak edeceğiz diye sorulunca “Zorunlu temel ihtiyaç maddeleri dışında kalanı, asgari geçim sınırını aşan fazlalığı…” infak etmek gerektiği ortaya çıkar. Yani ihtiyacın fazlasını infak etmek gerekir.

 

Nereye infak edilecek? Fakirleri gözetme sorumluluğu bireylere ait değildir. Bu sorumluluk ayetle tanımlanmıştır. Bu topluluğun yani devletin görevidir. O halde infakdan kastedilen şeyin de tek tek fakirlere yardım etmek olamayacağı açıktır. Demek ki fazlalık olan “Zekat” olarak infak edilecektir. Yani sermaye olarak kullanılabilecek alanlarda toplanacak şekilde infak edilmelidir. Ekmeğini komşusuyla bölüşmek kimseyi sadakadan veya zekattan kurtarmaz. Fakirlere yardım etmek de öyle.

 

Kronolojik olarak da ilginçtir, önce tezkiye/zekat kavramı gündeme gelir, sonra afv ve infak kavramı zikredilir. Daha sonra ise “sadaka” kavramı ortaya çıkar.

 

Bunun sebebi basittir, zekat ile topluluk kendini finanse etmiştir, mala-mülke kavuşmuştur, sonra bunun çoğaltılması ve refahın yaygınlaştırılması söz konusu olur böylece afv ve infak ortaya çıkar. Bundan sonra topluluk belli bir düzen kurmuş ve yerleşmiştir. Yani bir devlet vardır. Burada da Sadaka gündeme gelir. Çünkü devletin de finanse edilmesi gerekir. Çünkü sermaye kişilere aittir, bireylere aittir, bir araya getirilmiş olması devletin malı yapmaz. Dolayısıyla devletin ayrı bir kanaldan finanse edilmesi zarureti vardır. Bunun için de “sadaka” emredilmiştir. Sadaka denince dilenciler akla gelmemelidir, bu bir vergidir ve zorunlu olarak ödenmesi gereken şeydir.

 

Birçeşit “arınma” olarak değerlendirilebilecek olan “zekat”, sahip olunan sermayenin topluluk ile paylaşılması, başkalarına da fayda sağlayacak hale getirilmesi ile bir çeşit bölüşüm anlamına gelir. Böylece sermayede herhangi bir haksızlık varsa bile, bu durum, sermayenin başkaları ile de paylaşılması ve faydanın yaygınlaştırılamsı ile ortadan kaldırılmış olur.

 

Netice itibariyle süslü söylemler, kırkda bir, onda bir gibi lafzi olmayan yaklaşımlar bir kenara bırakılmalıdır. Günümüz ihtiyaçlarına dinamik çözümler üretilmelidir. Kur’an bunun için yeterli imkanların var olduğunu söyler ve zaten bunları önerir.  Bin yıllık ictihatlarla avarelik etmeye gerek yoktur. Üstelik bu ictihatlar lafzi de değildir.  Zekat ve Sadaka yoksul için günü kurtarma, zengin için de ucundan azıcık vererek meşrulaştırma aracı değildir. Kenz yasaklanmıştır. Sermaye birkaç kişinin elinde oyuncak olmamalı, topluluğu, genele yayılarak fayda çoğaltılmalıdır. Birtakım yüzdeler veya limitler koymak, kenz’i meşrulaştırmaktan başka bir şey olmaz.

 

Tarım toplumuna göre yapılmış basit hesaplamalar, bugünkü güçlü sermaye karşısında hiçbir anlam taşımaz.

 

Vesselam.

 

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Sam Adian
17.11.2012
22:46

Sayın Demirci

Birincisi Toprak kimseye ait değildir, Devlet sadece işletmeyi üstelebilir ve bunun karşılığında da topluluğa yaşama garantisi sağlar. Ikıncisi toprak mülkiyeti yoktur, dolayısıyla her bireyin toprakta doğal hakkı vardır ve doğduğunda bu hakkı kendisine teslim etmelisiniz. Devlet buna karışamaz.

Devletin para basması mümkün değildir. Devlet sadece bireyin üretitği değeri tescil eder hepsi bu. Kredi için kaynak olmalıdır, kaynak yoksa kredi de yoktur.

Sam Adian
17.11.2012
23:05

Elbette enerji maliyetlerinin artması, yetersiz kaynakların verimsiz kullanılması ve bu sebeple fiyatlar üzerinde baskı oluşması ve tabii bu kaynaklara bağlı olarak yapılan üretimlere etki etmesi ve fiyatların yükselmesine neden olması da enflasyon sebebiyledir muhakkak. Fiyatlar ınasıl sabit tutacaksınız? Mesela enerjiyi nereden sağlayacaksınız? Yeterli kaynaklarınız var mı?

Kriz algısı ve beklentisi, enflasyon canavarı vs. bir çeşit "canavar" masalı gibi. Evet bunlar vardır, ama bunları yapan yine insanlardır başkası değil, tıpkı bir oyun gibi. Tabii siyonizm ve kapitalizm söylemlerini geçiyorum. Bu ayrı bir canavarlaştırma politikasına benziyor. Herkesin dilinde bunlar var. Ne işe yaradığını anlamak zor.

Acılı mı daha az acılı mı? Politik söylemler bize göre değil. Populizm daha büyük canavardır.

Sam Adian
17.11.2012
23:09

Sayın Demirci

Acaba bilinçaltınızı okumak yerine, yazdıklarımı okusanız nasıl olur?

Siz enflasyon sebebiyle her gün fiyat artışından söz ettiniz. Bu oldukça abartılı bir yaklaşım ama olsun. Buna karşılık fiyat artışının sadece bu sebeple olmayacağını söyledim. Eşyanın tabiatı gereği.

Siz bunu enflasyon tarifi olarak aldınız. Elbette matematik.

Sam Adian
17.11.2012
23:59

Hayır konumuz "Mülkiiyet" ve "Zekat" idi, yaşama hakkı ve sermaye meselesi

Sam Adian
18.11.2012
00:41

Zekatın olmadığı yerde Riba vardır. Meşru kaynaklar yoksa tefeciler devreye girer. Çünkü finansman bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkar ve bir şekilde karşılanması gerekir.

Devlet tasviriniz içerisinde bir husus dikkatimi çekti. Toprak mülkiyeti yoksa. doğal kaynaklar sadece işletmek içinse, devletin bunlar üzerindeki tasarruf hakkı nerededir? Devlet sadece emaneti sahibine teslim etmekle yükümlü değil midir? Bu açıdan da mülkiyet hakkı sorgulanmalıdır.

Sayfa: 5 / 5 (45 Yorum)Prev1234[5]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41975 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 25102 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11360 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9213 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 14504 Okunma
53 Yorum 28.02.2014 13:04
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17968 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11542 Okunma
45 Yorum 05.02.2016 23:06
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8986 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6794 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7812 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8743 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16463 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 22126 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6942 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22442 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6648 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7329 Okunma
27 Yorum 04.10.2019 15:50
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 9028 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 6092 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14396 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8401 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15547 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6655 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 18057 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 16316 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5619 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 17151 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7222 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11419 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6134 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4713 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 6060 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4913 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 20520 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 11150 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 8167 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2778 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 33935 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 5103 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 6000 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10857 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5519 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6883 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7493 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 21120 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 10185 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4981 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6288 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2963 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1533 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22