Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Süleyman Karagülle
Tefaul Babı ve Önemli Konular
26.5.2019
293 Okunma, 1 Yorum

Dil aynı zamanda uygarlık demektir. Bir topluluk hangi uygarlık oluşumunu benimsemişse, ona tekabül eden bir kelime de o dilde oluşur ve yerleşir. Dışarıdan iktibas edilen bir kurum dile yeni kelime kazandırır, bu o dilden gelebildiği gibi başka dilden de olabilir.

Kavramlar değişik şekilde algılandığı için de aynı kavramları ifade eden kelimeler değişik adlarda kavranır.

Bugün sizlere bir kavramı anlatmaya çalışacağım. 

“Görmek” bir kavramdır, hemen hemen bütün dünya dillerinde mevcuttur. Gözün algılaması “görme” kavramı ile ifade edilir. Başka dillerde olmayan, Türkçede ve Arapçada mevcut olan üretilmiş bir fiil vardır, bu da “birbirini görme” anlamındadır, “Görüşme” böyledir. Türkçede bu işlek bir ektir yani her fiile uygulanabilir. “Durma” var, “duruşma” var. “Konma” var, “konuşma” var. “Karma” var, “karışma” var.

Arapçada da buna tekabül eden bir bab vardır; Müfa’ale Babı.

قَتَلَ‘katletti’ demektir, قَاتَلُوا  ‘birbirini katlettiler’ anlamına gelir. Diğer dillerde böyle bir ifade, ayrı kök yoksa ‘birbirini’ şeklinde ifade edilir.

Arapça da bir diğer bab vardır; Tefa’ül Babı. Bu da görüşme anlamındadır ama iki kişinin görüşmesi yerine çok kimsenin birbirleri ile görüşmesidir. Bu babı tam kavrayabilmek zordur. Bunu anlamanız için iki misal vereceğim.

Beş kişi var, ikişer ikişer görüşüyorlar. C Görüşme sayısı olsun. C= (5*4)/2=10 farklı görüşme vardır demektir. Tefa’ül Babı bu görüşmeyi ifade etmez. Bu Müfa’ale babının çoğulu içinde kabul edilir. Şayet bu beş kişi bir araya gelip bir toplantı yaparlar ve görüşlerini ortalığa anlattılarsa o zaman o görüşme Tefa’ül babında ifade edilir.

İşte, 10 ayrı görüşme topluluğu oluşturmaz, ortak bir görüş ortaya koymaz ama bir görüşme toplu görüşmedir ve beş kişiyi bir cemaat yapar.

Araplarda bu kavram var olmalıdır ki dillerinde bu bab oluşmuş olsun.

*

Şimdi bu açıklamalara dayanarak Kur’an’da kullanılan üç Tefa’ül kalıbını açıklayalım, bunların farklı manalarını ifade edelim.

بَيْعَة tokalaşma demektir. İnsanlar alırken, satarken, bir işte anlaşırken teklif ve kabul yaparlar. El ele tutuşur, “Ben sana bir ton odun satmak istiyorum, 2 kuruştan alır mısın?” diye sorar. O bazı sorular sorabilir, odundan ve ödeme şartlarından bilgi edinebilir. El ele tutuşmuş iken karşı taraf “Kabul” dese teklif eden dönemez. Ama ellerini bıraktıktan sonra alıcı pişman olup “Tamam kabul ediyorum” dese, satıcı satmak zorunda değildir, çünkü eller çözülmüş, meclis dağılmıştır.

Bir mal böylece elden ele satılıp üreticiden tüketiciye ulaşır.

Bugün üretici perakendeci alıcıya satar. Perakendeci alıcı tüccara satar. Tüccar toptancıya satar. Toptancı başka tüccara satar. O satıcı tüccara satar. Satıcı tüccar, mağazalara satar. Mağazalar da halka satarlar. Üretici ile tüketici arasında kişiler değişir.

Şimdi malın bozuk çıkması halinde tüketici bozuk malı mağazaya, mağaza tüccara iade eder, böylece o niza ve o dava ile ilgili sorun çözülür. Bu ise bey’dir. Tarım dönemi uygulamasıdır.

*

Görüşme anlamında “baya” kelimesi vardır, bu da iki kişinin dayanışma ortaklığını kurmasıdır.

Tefa’ül babındaki bey’in ise hukuku başkadır. Yukardaki misali ele alırsak, satılan mal toplulukça garanti edildiğinden, tüketici bozuk malları üreticiye iade eder, topluluk ise onun bedelini verir, üreticiden sonra tahsil eder. Böylece aracılar sorumluluk taşımazlar.

İşte, Tebaü’ (تَبَاوُع) bunu ifade eder. Kur’an’da وَأَشْهِدُواإِذَاتَبَايَعْتُمْ (Bakara, 2/282) deniyor yani kontrol ettirin anlamı çıkar. Biz buna dayanarak kişi ürettiği malları kontrol ettirip damgalatır, ambara verir, sorumluluk ondan sonra sona erer.  

 


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
28.05.2019
01:13


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1015

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1015. Hafta - 25 MAYIS 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1015. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

TEFAUL BABI VE ÖNEMLİ KONULAR

***

TEAVÜN; EMEK ORTAKLIĞI

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Bir şehir kurmak; ‘Adil Düzen’ Medine’sini…-1

Bir şehir kurmak; ‘Adil Düzen’ Medine’sini…-2

İran-ABD gerginliği ve ‘Unutulan Beka Sorunu’

Teşhis var ‘tedavi’ yok! ‘Unutulan Beka Sorunu’

İBB SEÇIMI vesilesiyle neler oluyor NELER?!.

Adil Düzen’siz İslam ülkeleri ne kadar İslami?-1

Reşat Nuri EROL

 

***

 

HAC SÛRESİ - 17. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اأَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ (1) يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ (2) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (3) كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَى عَذَابِ السَّعِيرِ (4) يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَإِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْ وَنُقِرُّ فِي الْأَرْحَامِ مَا نَشَاءُ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوا أَشُدَّكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْئًا وَتَرَى الْأَرْضَ هَامِدَةً فَإِذَا أَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ (5) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَى وَأَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (6) وَأَنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ (7) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنِيرٍ (8)ثَانِيَ عِطْفِهِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذِيقُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَذَابَ الْحَرِيقِ (9) ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَبِيدِ (10) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ (11) يَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُ ذَلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعِيدُ (12) يَدْعُو لَمَنْ ضَرُّهُ أَقْرَبُ مِنْ نَفْعِهِ لَبِئْسَ الْمَوْلَى وَلَبِئْسَ الْعَشِيرُ (13) إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ (14) مَنْ كَانَ يَظُنُّ أَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغِيظُ (15) وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَأَنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يُرِيدُ (16) إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى وَالْمَجُوسَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا إِنَّ اللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ (17) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ (18) هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُءُوسِهِمُ الْحَمِيمُ (19) يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ (20) وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ (21) كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ (22) إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ (23) وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ (24) إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذِي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَاءً الْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ (25) وَإِذْ بَوَّأْنَا لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ أَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ (26)وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ (27) لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَقِيرَ (28) ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ (29) ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللَّهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّهِ وَأُحِلَّتْ لَكُمُ الْأَنْعَامُ إِلَّا مَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْأَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ (30) حُنَفَاءَ لِلَّهِ غَيْرَ مُشْرِكِينَ بِهِ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ أَوْ تَهْوِي بِهِ الرِّيحُ فِي مَكَانٍ سَحِيقٍ (31) ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللَّهِ فَإِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ (32) لَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَا إِلَى الْبَيْتِ الْعَتِييقِ (33) وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتتِينَ (34) الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (35)وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ (36) لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ (37) إِنَّ اللَّهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ (38) أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ (39) الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ إِلَّا أَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ وَلَوْلَا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللَّهِ كَثِيرًا وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ (40) الَّذِينَ إِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ (41) وَإِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ (42) وَقَوْمُ إِبْرَاهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ (43) وَأَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسَى فَأَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ (44) فَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَشِيدٍ (45) أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ (46) وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللَّهُ وَعْدَهُ وَإِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ (47) وَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ أَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ أَخَذْتُهَا وَإِلَيَّ الْمَصِيرُ (48) قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا أَنَا لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ (49) فَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (50) وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي آيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ (51) وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّا إِذَا تَمَنَّى أَلْقَى الشَّيْطَانُ فِي أُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللَّهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللَّهُ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (52)  لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ (53) وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِهِ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ اللَّهَ لَهَادِ الَّذِينَ آمَنُوا إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (54) وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ (55) الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ (56) وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَأُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ (57) وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوا أَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللَّهُ رِزْقًا حَسَنًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (58) لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُ وَإِنَّ اللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ (59) ذَلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ (60) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَأَنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ (61) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ (62) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَتُصْبِحُ الْأَرْضُ مُخْضَرَّةً إِنَّ اللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ (63) لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ (64) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي الْأَرْضِ وَالْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِأَمْرِهِ وَيُمْسِكُ السَّمَاءَ أَنْ تَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ (65) وَهُوَ الَّذِي أَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ إِنَّ الْإِنْسَانَ لَكَفُورٌ (66) لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُسْتَقِيمٍ (67) وَإِنْ جَادَلُوكَ فَقُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ (68) اللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ (69) أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّ ذَلِكَ فِي كِتَابٍ إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ (70) وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِهِ عِلْمٌ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ (71)

 

***

 

وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ فِي وُجُوهِ الَّذِينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذِينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ آيَاتِنَا قُلْ أَفَأُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذَلِكُمُ النَّارُ وَعَدَهَا اللَّهُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ (72) يَاأَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ إِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَإِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ (73) مَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ (74) اللَّهُ يَصْطَفِي مِنَ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ (75) يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ (76)

 

***

 

وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا

Va EiÜAv TuTLAv GaLaYHiM EaYAvTuNAv (Va EiÜAv TuFGALu GaLaYHiM EaFGAvLuNAv)

“Ve onlara ayetlerimiz tilavet olunduğunda”

Buradaki آيَاتُنَا ifadesi ذَلِكَ’lere gider. ذَلِكَ ile başlayan o ayetlerimiz okunduğunda demektir.

Kim zalimdir?

ظُلْم kelimesi عَدْل karşılığı gelmektedir. “Adalet” dengeli bölüşümdür, dengeli yaşamadır. Dengeyi bozan davranışlar zulümdür. Ekseriyet oyu zulümdür, sadece bir fazlası ile terazi o tarafa aktarılıyor. İki yaya asılmış iki kuvvet adl içindedir. Ağır olan tarafın ağırlığı kadar fazla iner. Terazide ise bir fazlası kefeyi aşağı indirir. Ekseriyet oyu bir zulümdür. Faiz bir zulümdür, çünkü kazanan daha çok kazanır, servet bir tarafa akar, zulümdür. Zekât ise adldir, çünkü zenginin daha çok zengin olmasını önler, yoksulun da daha çok yoksullaşmasını önler.

“Ayet” kanıt demektir, doğru yönü gösteren kesin işaretlerdir. Kur’an’ın sözleri birer ayettir, insanları ve toplulukları selamete götürür, barışa götürür.

“Tilavet” kelime kelime aynen aktarmaktır, onun cümlesini yinelemektir, tekrardır.

“Kıraat”te ise ondan anladığınıza kendiniz cümle katarsınız.

Kur’an kıraat de edilir, tilavet de edilir. Hadisler de kıraat edilebilir, tilavet edilebilir. Onlarla ayetler anlatılacaktır. Kur’an’ın ayetleri anlatılacaktır. Kâinatın ayetleri anlatılacaktır. İlimle kitap birlikte anlatılacaktır. Akıl ile nakil birleşecektir.

بَيِّنَاتٍ

BayYıNAvTiN (FagGiLATin)

“Beyan edilmiş olanlar”

بَيِّنَاتٍ nekredir, ayetlerimiz (آيَاتُنَا) izafetle marifedir o yüzden beyyinata  sıfat olmaz, hal olur. Yani ayetlerin kendileri beyyine değil, bizim tarafımızdan açıklanmış, kanıtlanmış olanlar beyyinattır. Yani biz onlara bakıp “Kur’an’da böyle diyor, yapmamız gerek” demekle kalmayacağız, Kur’an’ın dediklerini de müsbet ilimlerle, sosyal ilimlerle kanıtlayacağız.

Biz “Ekseriyet oyu yanlıştır” dediğimizde sadece Kur’an reddettiği için demiyoruz, 17 kişiyiz, 9 kişi ile karar alıyoruz. Orada adil, bilgili kimse başkan seçilmiştir ama bir söz üstünlüğü yoktur. En bilgisiz adam ne derse onun kararı geçerli olur. O da her gün karar değiştirir, böylece kararlar kararsızlık halini alır, bir kişiye baskı yapılır ve çıkar sağlanır.

“Kanıtlar” (بَيِّنَاتٍ) nekre gelmiştir. Değişik yoldan kanıtlanabilir. Kurallı dişi çoğul gelmiştir. Kanıtlar aralarında çelişki bulunmayan varsayımlar sistemine dayanır. İlim budur. Bir varsayımı kabul ederseniz, aksine bir olay cereyan ettiği takdirde o kanıt olur.

...



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Kim yaptı?
15.7.2019 35 Okunma
Reşat Nuri Erol
Mehmed Şevket Eygi, Millî Gazete, MSP ve …
15.7.2019 27 Okunma
2 Yorum 15.07.2019 06:08
Süleyman Karagülle
Nasıl Bir Yeni Partiye İhtiyaç Var?
14.7.2019 50 Okunma
1 Yorum 15.07.2019 06:09
Süleyman Karagülle
Af Kanunu Taslak Metni Çalışması
14.7.2019 41 Okunma
1 Yorum 15.07.2019 06:10
Süleyman Karagülle
Neden az okuyoruz?
14.7.2019 41 Okunma
Reşat Nuri Erol
Üçüncü binyıl uygarlığına geçme görevi Türkiye’de
14.7.2019 42 Okunma
2 Yorum 15.07.2019 06:09
Süleyman Karagülle
Partilerin uzlaşması
13.7.2019 50 Okunma
Hikmet Güveloğlu
S/400 Ve Kral Öldü-2
13.7.2019 546 Okunma
1 Yorum 13.07.2019 11:44
Reşat Nuri Erol
Türkiye yeni ufuklara doğru neler yapmalıdır?
13.7.2019 46 Okunma
1 Yorum 13.07.2019 06:39
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Siber saldırı, küresel saldırı, AliBabacan
13.7.2019 37 Okunma
1 Yorum 13.07.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
S/400 ve Akılda Tutulması Gereken Hakikatler-1
12.7.2019 1045 Okunma
1 Yorum 13.07.2019 00:59
Süleyman Karagülle
Gelecek
12.7.2019 90 Okunma
1 Yorum 12.07.2019 11:48
Hüseyin Kayahan
AKIL SATMALAR
11.7.2019 70 Okunma
Reşat Nuri Erol
Maddeler halinde genel durum değerlendirmesi
11.7.2019 87 Okunma
1 Yorum 11.07.2019 09:07
Mete Firidin
Talak Suresi 4. Ayet ve Pedofili
11.7.2019 289 Okunma
12 Yorum 15.07.2019 22:27
Ayhan Saltan
RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A NEDEN İHANET ETTİNİZ
9.7.2019 107 Okunma
Süleyman Karagülle
Gerçekler
9.7.2019 142 Okunma
1 Yorum 09.07.2019 16:49
Reşat Nuri Erol
‘İstanbul yönetimi nasıl olmalı’ ile devam edelim
9.7.2019 92 Okunma
1 Yorum 09.07.2019 09:55
Reşat Nuri Erol
İttifak uyarılarına devam; yenilenen önerilerle...
8.7.2019 93 Okunma
2 Yorum 08.07.2019 09:41
Süleyman Karagülle
Özgül değil
7.7.2019 105 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kosova’dan bakış; Saadet Partisi ne yapmalı?-3
7.7.2019 89 Okunma
2 Yorum 07.07.2019 09:56
Süleyman Karagülle
Çözüm faizsiz kredileşmeli ortaklık sistemidir
6.7.2019 111 Okunma
1 Yorum 07.07.2019 09:56
Süleyman Karagülle
Faizli işçilik sisteminde çözüm yoktur
6.7.2019 97 Okunma
1 Yorum 07.07.2019 09:57
Süleyman Karagülle
Sermaye
6.7.2019 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kosova’dan bakış; Saadet Partisi ne yapmalı?-2
6.7.2019 98 Okunma
2 Yorum 07.07.2019 09:57
Süleyman Karagülle
Çare
5.7.2019 158 Okunma
1 Yorum 05.07.2019 23:50
Süleyman Karagülle
Suç ve Ceza
5.7.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?
5.7.2019 111 Okunma
2 Yorum 05.07.2019 15:47
Süleyman Karagülle
Ulaşamıyoruz
3.7.2019 193 Okunma
1 Yorum 03.07.2019 19:42
Süleyman Karagülle
Deneme yeri Türkiye
2.7.2019 153 Okunma
Süleyman Karagülle
Başarı ortaklıkta
2.7.2019 116 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kosova’dan bakış; Saadet Partisi ne yapmalı?-1
2.7.2019 124 Okunma
2 Yorum 02.07.2019 17:47
Hüseyin Bağdatlı
İMAMOĞLU OLMAKLA, İMAM OLUNAMIYOR.
2.7.2019 93 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Yönetimi Nasıl Olmalı?
1.7.2019 82 Okunma
Süleyman Karagülle
Seçim Sonucu ve Büyük İttifak
1.7.2019 76 Okunma
Süleyman Karagülle
İSTANBUL YÖNETİMİ NASIL OLMALI?
1.7.2019 70 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇİM SONUCU VE BÜYÜK İTTİFAK
1.7.2019 115 Okunma
Reşat Nuri Erol
D-8 Örgütü’nün 22’inci yıldönümü vesilesiyle…
1.7.2019 112 Okunma
1 Yorum 01.07.2019 07:38
Süleyman Karagülle
AK Parti kazanabilir
30.6.2019 110 Okunma
Süleyman Karagülle
Kader
30.6.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul’un enerji sorunu çözümü ile başlanmalı
30.6.2019 120 Okunma
2 Yorum 30.06.2019 07:52
Reşat Nuri Erol
Bugün konumuz; İstanbul nasıl organize olmalı?
28.6.2019 114 Okunma
1 Yorum 28.06.2019 22:11
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Niçin kaybetti Ak Parti?
28.6.2019 162 Okunma
1 Yorum 29.06.2019 10:59
Süleyman Karagülle
Yetmez
28.6.2019 203 Okunma
1 Yorum 28.06.2019 12:33
Süleyman Karagülle
Başarı
27.6.2019 155 Okunma
Reşat Nuri Erol
SONUÇ; ötesini biz değil ALLAH yapacaktır…
27.6.2019 165 Okunma
2 Yorum 27.06.2019 15:28
Süleyman Karagülle
Eskicioğlu’na
26.6.2019 168 Okunma
Reşat Nuri Erol
Son seçim; geçmişte ne oldu, gelecekte ne olacak?
25.6.2019 209 Okunma
1 Yorum 25.06.2019 10:51
Hikmet Güveloğlu
Siyasi İntihar
25.6.2019 4115 Okunma
6 Yorum 25.06.2019 22:06
Süleyman Karagülle
AK Parti kazandı
24.6.2019 235 Okunma