Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; AP seçimleri ve İlerleme Raporu
31.5.2019
188 Okunma, 0 Yorum

 

Avrupa Parlamentosu seçimleri ve İlerleme Raporu

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

İkinci dünya savaşı öncesi Avrupa’yı kasıp kavuran ırkçılık, sonunda büyük insan kayıplarına yol açan savaşın patlak vermesine yol açmıştı. Bundan ders alan Avrupa, barış içinde yaşama mecburiyetini hissetmiş ve böylece Avrupa Birliğinin temelleri atılmıştı. Felaketlerden dersler çıkarılmış ve insanlığın birikimi harmanlanarak, uzun bir süreci içerse de, kısaca demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve hukukun üstünlüğü diyebileceğimiz umdeler etrafında Avrupa Birliği oluşmuştu. Birliğin ortaya koyduğu ilkelerin kâğıt üzerindeki haline bizim de büyük oranda katıldığımız genel kabul görmüş bir vakıa.

Avrupa Birliği, ya da daha doğru bir ifadeyle Birlik içindeki bazı ülkeler zaman zaman uygulamalarında bu ilkelere sadık kalmadılar, bunu biliyoruz. En iyi örnekler olarak Bosna’nın uğradığı kitlesel kıyımı, İslam karşıtlığını ve göçmen politikalarındaki ikircikli tutumu sayabiliriz.

Hafta başında sonuçlanan Avrupa Birliğinin Parlamento seçimlerinde ırkçı partilerin kısmi de olsa bir yükselişinden bahsediliyor. Peki, nereye gidiyor Avrupa Birliği? Parlamento seçimlerine bakarak Birliğin ırkçı bir karaktere büründüğünü söyleyemeyiz. Avrupa’nın merkez sağında ve merkez solunda bulunan partilerin bundan sonra ortak karar almada zorlanmaları ve diğer partilerle işbirliğine mecbur kalmaları bir ihtimal ama Parlamentonun ırkçıların kontrolüne girdiği yok.

AB yanlısı partiler çoğunlukta, ancak AB’yi sarsabilecek oranda ırkçı partinin parlamentoya girdiği de bir gerçek. Yeşillerin elde ettiği başarıyı da not etmek lazım… Şimdi AB taraftarı merkez partilerle, yani Avrupa Halk Partisi (EPP) ile Sosyal Demokratların (S&D),  piyasa yanlısı liberal demokrat partiyle (ALDE) işbirliği kaçınılmaz diyenleri duyuyoruz.

AB karşıtlarının oy oranlarına ve kazandıkları milletvekili sayılarına bakalım… İtalya’da, aşırı sağ kanattan League Partisi %34 oy aldı. Brüksel’deki düzeni yıkmaktan bahseden bu parti İtalya’da iktidar ortağı. Liderleri Matteo Salvini. Britanya’da Brexit taraftarlarına öncülük eden ve Nigel Farage tarafından yeni kurulan Brexit Partisi ise %31’e kadar çıktı. Marine Le Pen’in ırkçı partisi de AB karşıtı partilerden.  %2 ile Fransa’da AB seçimlerinde en fazla oy onların oldu. 751 sandalyeli Parlamentodaki dağılımdan şunları da paylaşalım: EPP 177, S&D 149, ALDE 107, Yeşiller 69, EFDD (ırkçı) 54. Bu sayıları grafiksel tablodan da izleyebilirsiniz.

Acaba Avrupa Birliğinin gidişi nereye doğru? Birlik dağılır mı? Bu ihtimal en azından şu sıralar yok gibi. Avrupa Birliğinin aldığı yeni şeklin Türkiye açısından büyük sorun teşkil edeceğini düşünmek doğru değil. Her zaman hem Türkiye yanlıları, hem Türkiye karşıtları olmuştur Parlamentoda. Türkiye’nin Avrupa’daki geleceği, Avrupalıların değil Türkiye’nin elindedir. Onun da yolu demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerden geçmektedir. Avrupa’dan gelecek engellemeler tali planda kalır.

Benim irdelemek istediğim bir husus daha var. Avrupa’da ırkçılık ve İslam karşıtlığı artıyor diyoruz. Peki neden? Acaba bu İslam karşıtlığının artmasında halkı Müslüman ülkelerin ve İslam dünyasında dini yorumlayış biçimlerinin bir katkısı var mı? İsterseniz şöyle söyleyelim: Acaba gözler önüne hep kötü örnekler mi sürülüyor da böyle bir karşıtlık hâsıl oluyor. “İşte…” diyebileceğimiz iyi örnekler çıkmıyor İslam dünyasından? Hukuk alanında, yönetimde, demokrasi uygulamalarında, insan hakları telakkilerinde, özgürlükler alanında ve buna benzer diğer sahalarda niye iyi örneklerimiz yok? Türkiye’nin göçmenler meselesinde ortaya koyduğu insancıl tavır yetmiyor demek ki Avrupalıları ikna etmek için. Başka alanlarda da ihtiyaç var iyi örneklere. Çoğu otoriter rejimlerce yönetilen Müslüman dünya kendi içinde bile bir normlar manzumesi geliştirme ihtiyacı içinde olduğunun farkında değil. Başta Orta Doğu her yer kan gölü. Bir Cemal Kaşıkçı cinayeti bile, Avrupa’da negatif algı oluşmasına kim bilir ne kadar katkı yaptı? 2002-2010 arasındaki Türkiye her alanda iyi örnek olma yolundaydı ve pozitif algının yükselmesinde çok büyük pay sahibiydi.

Avrupa Birliğinin Türkiye hakkındaki 2019 İlerleme Raporu çıktı birkaç gün önce. Hemen hemen her yıl yazıyorum bu ilerleme raporları hakkında. 2013, 2015 ve 2018’de yazmışım. Bu yıl çıkan rapor da önceki birkaç rapordan çok farklı değil. Üstelik bu yıl serbest piyasa kuralları ihlal edildiği için ekonominin de kötü gidişine dikkat çekilmiş. Yine hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı gibi alanlardaki gerileme vurgulanmış. Üstüne de bir seçim güvenliği meselesi eklenmiş. Sebep İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri… Mustafa Karaalioğlu da galiba bütün bunlara bakarak 2019 Raporunu Gerileme Raporu diye nitelemiş.

Başka konular da var üzerinde durulan. Şunlar mesela: Türkiye’de kaldırılmış olmasına rağmen OHAL fiili olarak kısmen devam ediyor. İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı ve Güney Doğu'da ikinci olan adaylara mazbata verilmesi, seçim süreçlerinin hukukiliği ve hakikiliği konusunda ciddi endişe uyandırıyor. OHAL Komisyonu’nun dosyaları ele alışı ve işleyişi, tarafsızlığı ve bağımsızlığı ciddi soru işaretleri oluşturuyor. OHAL Komisyonu’nun yeniden geçerli bir iç hukuki işleyiş haline getirilmesi gerekiyor. 160’dan fazla gazeteci hapiste, halen tutuklu bulunan gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu, avukat ve akademisyenlerin varlığı endişe sebebi. 8.8 milyar Euro değerinde çok sayıda şirkete el konulmuş,  TMSF tarafından kayyum marifetiyle idare ediliyor. Birçok kurum, şirket ve şahısların mal varlığına OHAL öncesinde ve OHAL döneminde el konulması ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. El konulmalarla alakalı etkili bir itiraz mekanizması hala yok ve OHAL Komisyonu bu görevi yerine getirmekten çok uzak, zira çok yavaş karar veriyor ve şeffaf değil. Yolsuzluk çok yaygın bir biçimde devam ediyor.

Bunların çoğu epey zamandır dikkat çekilen hususlar. Önemli olan şu: Biz AB konusundaki irademizi devam ettiriyor muyuz, ettirmiyor muyuz? Eğer bu irade canlıysa, bu eleştirileri dikkate almak zorundayız.  Nitekim dün Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklandı. Belgede 2023 yargı vizyonu, “güven veren ve erişilebilir adalet sistemi” olarak belirlendi. Buradan da anlaşılıyor ki AB iradesine sahip çıkılıyor.

Konuşabilen ve tartışabilen Türkiye’den ne kadar uzaktayız. İkili ve dar çerçeveli sohbetlerde konuşulanlar agoraya yansıyabilse ve geniş kesimlerin neler arzuladıkları görülse yanlış gidişe dur deme imkânı çıkar ortaya.

Mesela iş adamları ve örgütleri niçin kendi yararlarını gözetmek için olsun konuşmazlar? Diğer sivil toplum kuruluşları niçin görüşlerini açıklamaktan çekinirler?

Mesela Birlik Vakfı, kendi düşünce dünyasından bir isim olan ÖSYM Eski Başkanı Ali Demir’in ve pek çok eski mensubunun uğradığı hukuksuzluklara niye eğilmez? Hain darbenin asıl faillerini kaçırdıktan sonra olur olmaz kimseleri haksız ve hukuksuz biçimde FETÖ bahanesiyle zulme tabi tutmak olacak şey midir? KHK ile görevden uzaklaştırılan nice insan muhakeme sonunda beraat ettiği halde göreve başlatılmıyor. Niçin? Anlaşılır gibi değil.

Konuşamayan ve tartışamayan bir Türkiye ne yaparsa yapsın esenliğe çıkamaz. Neredesin ortak akıl?

Yargı konusunda öyle şeylere şahit olduk ki dünkü strateji belgesinde vurgulanan güven veren adalet kavramının yerle bir olduğunu düşünmek zorunda kaldık. Rahip Brunson, Deniz Yücel ve son olarak Serkan Gölge davaları… Bu isimlerin hangi gerekçelerle hapishaneden salıverildiğini hatırlayın. Arkasından da yargı bağımsızdır diyenlere inanın… Ya da İlerleme raporunda yargı bağımsızlığı zedeleniyor diyenlere kızın…

Liyakat ve ehliyet diyorduk. Bunu göz ardı edince ne yönetimde ne de başka bir alanda yol kat etmek mümkün… Ne kadar riayet ediyoruz bunlara?

Son dönemde bazı kamu bankalarının yönetim kurullarına atanan kişilere bakın. Her biri kıymetli bir siyasetçi olsalar da banka yönetmek diye bir işleri olmamış şimdiye kadar. Nerede ehliyet? Bu işin iki sıkıntılı yönü var. Birisi atayanların takdiri itibariyle, ikincisi de atananların işi kabul etmede göstermedikleri tereddüt itibariyle… Sonra gelsin kamu bankalarının görev zararı… Aslında bir üçüncüsü daha var. Bu atamaları alkışlayanların tutumu… Bir de ‘ona var, bana yok mu’ hezeyanı içinde olanlar… Neyse… Bütün bunların Türkiye hakkında rapor hazırlayanların dikkatinden kaçması mümkün mü?

Eğer sorunlarımızın farkındaysak ve bir sorunlar alanı bulunduğunu kabul ediyorsak o sorunların çözümü yolunda ümide kapılmaya hakkımız var demektir. Mesela yargı reformu strateji belgesi yargı alanındaki sorunları çözme niyeti olarak okunmayı hak ediyor. Peki, CB İletişim Başkanının şu sözlerini nereye koyalım: “Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda herhangi bir sorun bulunmuyor.”

Biz yapacağımız bütün reformları halkımızı düşünerek hayata geçirmek zorundayız. Bu anlamda ilerleme raporlarını bir nevi danışman tavsiyesi olarak mütalaa edebiliriz. Türkiye’nin bu reformları yapma potansiyeli olduğundan hiç şüphemiz olmamalı. Potansiyelimizi harekete geçirecek iradeye selam olsun.

Kişisel olarak bayramı hak ettiğimize şüphe yok. Toplum olarak hak ettik mi, işte onu bilmiyorum. Bayramınız mübarek olsun…

 

 

 




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 36 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 35 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 41 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 66 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 37 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 59 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 59 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 56 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 76 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 52 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 115 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 59 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 836 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 70 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 136 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 133 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 124 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 81 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 88 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 89 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3145 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 105 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 80 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 123 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 127 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 178 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 130 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 163 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 216 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 241 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 145 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 159 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 151 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 121 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 164 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 184 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-2
27.9.2019 103 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-1
27.9.2019 126 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-2
27.9.2019 107 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-1
27.9.2019 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: Sağlıklı yaşam için tavsiyeler
27.9.2019 102 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: “Yani toprak, hava ve su”…
27.9.2019 123 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
27.9.2019 133 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
27.9.2019 88 Okunma