Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; Bayram neşesi, bayram hüznü...
8.6.2019
195 Okunma, 0 Yorum

 

Bayram neşesi, bayram hüznü...

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Her bayram benim için neşe ile hüznün bir karışımıdır adeta. Değişik duygular içinde yüzerim. Bayram namazı bir hüzün bulutu içinde geçer benim için. Namaz öncesi ve sonrası dinlediğim Hocalar çoğu kere benim hüznümü katlayacak bir eda içindedirler. Namaz kılmaya gelmiş insanlara “namaz kılın” tavsiyesinin ötesine geçeni pek azdır. Bu hocaların, namaz kılmak için camiye gelmeyenleri bulup söyleyecek bir sözleri olmaması acı değil mi? Bazı yanık hocalara da rast gelirim zaman zaman. Onların yanık bağırlarından çıkan sözler cemaati ne kadar süre ile etkisi altında tutar, bilmiyorum. Bağrı yanıkları severim ben. Onlar Fuzuli’nin diliyle konuşurlar: “Derd çok, hem-derd yok, düşman kavi, talih zebun.”

 

Bayram namazları toplumsal bir muhasebe fonksiyonu icra edermiş bir zamanlar. Şimdilerde toplumsal iyiliklere yol açacak anlayışlar yerine ferdlere yönelik namaz kılın, oruç tutun, zekat verin tavsiyelerinin ötesine geçen bir toplumsal örgütlenme öğüdüne rastlamak zor. Namaz kılın emrinin bir muhatabı da toplum olduğuna göre muhteva sadece namazı toplu kılıp dağılmaktan ibaret olamaz. Buradan günümüzün icaplarına göre hangi manaların çıkarılması gerektiğini bir enstitü hassasiyeti içinde çalışmak gerekiyor.

 

Bizim mahallenin orta ölçekli bir camisi var. Caminin imamına, ‘mahallenin fakir fukarası kimler, zekat ve sadaka vereceğiz, önce kendi semtimizden başlayalım’ diyenler olmuş. İmam Efendi, sadece cami imamına tahsisli dairenin bulunduğu apartmandaki görevliyi tarif edebilmiş. Ya mahalle çok zengin, ya da İmam Efendinin dünyasında böyle gayretlere yer yok.

 

Bütün bu noktalardaki eksiklikler beni cami çıkışına kadar hüzne boğarken büyüklerin ellerini öpüp dualarını almak, küçüklerin sevincine şahit olmak elbette insanı neşelendiriyor. Kendi kendime diyorum ki İslam âleminin durumu iyi değil. Tamam. Peki, gidişat... Gidişat iyiye doğru olsa neşelenmek mümkün. Ama değil. Oysa bizim neşelenmeye ne çok ihtiyacımız var. Ramazanın son günlerinde bile Kudüs’teki zulüm hız kesmiyor. İslam âlemi ise İsraile öfkenin dışında bir eylem ya da anlayış birliği geliştirebilmiş değil. Yüzyılın anlaşması diye önlerine konulacak Amerika-İsrail ortak metnini İslam âlemi nasıl karşılayacak bakalım?

 

Şimdi diyeceksiniz ki İslam âleminin perişan halini sayıp dökerken ve çaresizliğin derinliklerine gömülürken Türkiye üzerindeki ümitleri unutmayasın... Hayır, unutmuyorum. Unutmuyorum da Türkiye üzerindeki ümitlerin diri kalması için neler yapmak lazım geldiğini düşünmeden de edemiyorum. Her şeyden önce şu sıralar Türkiye’nin iyi yönetilmediğini söyleyenlere daha çok kulak kabarttığımı itiraf ediyorum. Hangi konuda olursa olsun sözü dinlenir, söylediğine kıymet verilir bir ülke olmanın yolu evrensel hukuk, demokrasi, iyi yönetişim ve insan hakları ilkelerine uymaktan geçiyor. Bu alanlarda her gün geriye giden Türkiye, insanı hüzne gark etmez mi? Bu söylediklerime inanmayanlar, bazı milletvekili yazışma gruplarında yazılıp söylenenleri duysalar küçük dillerini yutarlar.

 

Ben bu bayram hasta olan annemin yanındaydım Kayseri’de. 90 yıllık ömrü çilelerle dolu annem, bir taraftan bitkin haline üzülüyor, diğer taraftan “bu yaşta bundan iyisi olmaz oğlum, yine de şükür, abdestimi alıp namazımı kılıyorum, Kur’an okuyorum, bir hatmim var, şimdi duasını yapalım, hizmetimi görenlerden Allah razı olsun” diye dua etmekten geri kalmıyor.

 

Kayseri’de bayram sabahlarının olmazsa olmazı nohut yahnisi neşemize neşe katıyor. Hüznümüz kayboldu sanmayın, onu demlenmeye bıraktık bir müddet için. Hüznümüz nasıl kaybolsun, ülkemizde yönetim nezdinde de söz sahibi olan müslümanlık iddiasındaki kimilerinin yalanla, iftirayla, hoyratlıkla, rüşvetle, kibirle iç içe geçmiş halleri insanda neşe bırakıyor mu bakalım.

 

Dünya müslümanlarının hali ise bizden daha kötü. Çoğu yerde iç çekişmeler onların tüm potansiyelini yok ediyor. Otoriter rejimler tüm yeni düşüncelere ve hareketlere kapalı olduğu için gelişmeden bahsetmek zor. Hiç bir yerde huzurdan bahsetmeye zemin bulunmuyor. Üstelik hem yönetenler hem yönetilenler bu perişan halin sorumlusu olarak düşmanları gösterip sorumluluktan kurtulduklarını sanıyorlar. Hem iç düşmanlar hem dış düşmanlar varken başka sorumlu aramaya hacet var mı? Orta Doğu’daki param parça halin sorumlusu param parça haldeki İslam Dünyası değil ya... Tek sorumlu siyonistler ve onların destekçisi Amerika...

 

Kökten bir zihniyet değişikliği iddiasındaydı Ak Parti. Vatandaşa güven esas olacaktı. ‘İyiler ve iyilikler değil kötüler ve kötülükler istisna’ anlayışı hakim olacaktı. Devletin memurları değil vatandaşı esas alınacaktı. Peki, son seçimde ne oldu, İstanbul seçimleri niçin iptal edildi? Bazı sandık başkanları devlet memuru değil diye iptal edilmedi mi seçim? Başka yerlerde pek çok örneği varken İstanbul’da bu yüzden iptal istemek Ak Parti’ye yakışmadı. Memur olmayan vatandaşa güvenmemek tek parti döneminde kaldı diye biliyorduk biz.

 

Oysa Ak Parti kendini bu kadar anlamsız beka söylemine kaptırmasaydı, MHP diline bu kadar ram olmasaydı, kendisini şimdiye kadar canları pahasına desteklemiş muhafazakar kürtleri rencide eden bir propaganda diline mahkum hissetmeseydi, ne seçimin iptalini istemeye mecbur kalacak ne de kendi kendisiyle çelişir duruma düşecekti. Size basit bir soru: Ak Parti’de ortak akıl devrede olsaydı Ankara adayı Özhaseki mi olurdu başkası mı? İstanbul’daki, hatta Türkiye’nin her yerindeki seçim stratejisinin esasını herkesi korkutmak üstüne oluşturulmuş beka söylemi mi oluştururdu, yoksa herkesi kucaklayıcı bir dil mi?

 

Şimdi gelin karar verelim. Neşemiz mi baskın olsun hüznümüz mü?

 

Biliyorum bayram geçti. Olsun şu şiiri bir sonraki Bayram temennisi olarak kabul edin lütfen. Rahmetli Abdürrahim Karakoç söylüyor:

 

Yaza dönsün kışınız, bayramlar bayram olsun

Dert görmesin başınız, bayramlar bayram olsun

Otlar dikenler dolsun Nemrutların çanına

Kolay gelsin işiniz, bayramlar bayram olsun

 

Ha, bir de Cahit Zarifoğlu’nun “İyi Bayramlar” adlı şiiri vardı. Nasıl bitiyordu o şiir, hatırlayalım:

 

“İyi bayramlar ey hüzün...”

 

Bugün iki şairin de vefat yıldönümü. İkisine de rahmet diliyorum. 

 

 




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 36 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 35 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 41 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 65 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 37 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 58 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 59 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 56 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 76 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 52 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 115 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 59 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 836 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 70 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 136 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 133 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 124 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 81 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 88 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 89 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3144 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 105 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 80 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 123 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 127 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 178 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 130 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 163 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 216 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 241 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 145 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 172 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 159 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 151 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 121 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 164 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 184 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-2
27.9.2019 103 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-1
27.9.2019 126 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-2
27.9.2019 107 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-1
27.9.2019 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: Sağlıklı yaşam için tavsiyeler
27.9.2019 102 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: “Yani toprak, hava ve su”…
27.9.2019 123 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
27.9.2019 133 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
27.9.2019 88 Okunma