Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Binali Beyin seçim stratejisine dair…
14.6.2019
140 Okunma, 0 Yorum

 

Binali Beyin seçim stratejisine dair…

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Her seçimin kendine has bir havası var galiba. 31 Mart seçimlerindeki stratejiler ile 23 Haziranda yapılacak seçimin stratejileri birbirinden bir hayli farklı görünüyor.

Ak Parti 25 yıldır yönettiği İstanbul’u niçin kaybettiğinin muhasebesini yapıyor mu, bundan emin değilim. Belki yüzeysel bir takım gayretler var ama derinlemesine bir muhasebeyi henüz göremedik.  Belki bunun için zamana ihtiyaç vardır.

Ak Parti 31 Mart stratejisini beka söylemi üzerine oturtmuştu. Gerçekten bir beka meselemiz olduğunu sananlar az değildi, bunların içinde ‘okumuş çocuklar’ da vardı, ama geniş kitleler bunu ciddiye almadılar ve ne kadar haklı oldukları 23 Hazirana giderken bu söylemin bütünüyle terkedilmesiyle ortaya çıktı.

Ak Parti’nin MHP diliyle başarı sağlayamayacağını haykıranlar çoktu. “Kürtleri, özellikle şimdiye kadar Ak Parti’yi samimi olarak desteklemiş olan muhafazakâr Kürtleri rencide etmek doğru değil” diyenler arasında ben de vardım. Hem de kaç defa? İki örnekten biri şurada, diğeri burada.

Şimdilerde Binali Yıldırım, sadece İstanbul’da değil Diyarbakır’ın da içinde olduğu doğu ve güneydoğu illerinde bile Kürtlerin gönlünü almaya çalışıyor. Kırılmış gönülleri yeniden sarıp sarmalamak mümkün mü, bilmiyorum. Ama yapması gereken önemli bir iş var Binali Beyin. Ne yapıp etmeli, Devlet Bahçeli’nin mitili İstanbul’a atmasını engellemeli. Tayyip Erdoğan bile meydanlarda görünmemeyi seçmişken Bahçeli’ye ne oluyor ki… Bahçeli’nin 23 Hazirana yaklaşırken Binali Beyin stratejilerini alt üst edecek bir tavır içine girmeyeceğini kim garanti edebilir? Binali Beyin yapması gereken bir şey daha var: Süleyman Soylu’ya, ‘işine bak’ demek…

Bu seçimin stratejilerinden birinin Ak Parti seçmenini konsolide etmek olduğu anlaşılıyor, ama İstanbul’u kazanmak için bu yetmez.

Aslında Ak Parti içinde Pontus söylemine sarılanlar varken, Ekrem İmamoğlu’nun Binali Beyin ayağına çelme takmak için uğraşmasına gerek yok… 31 Marta giderken Kürtleri üzenler bu kez bütün Karadenizlileri Ak Parti’nin karşısına geçmeye adeta zorluyorlar. Nitekim espri siteleri de bu Pontus söylemini dillerine dolamaktan geri kalmıyorlar.  Özensiz dil Karadenizlileri kızdırıyor. Zaten bıçak sırtındaki seçimi böyle mi kazanacak Ak Parti? Karadenizliler üzerinde yaratılan Pontus algısı Ak Parti’ye pahalıya patlayacak gibi duruyor. Ayrıca başka partilere oy vermiş insanlara zımnen Pontus sevdalıları demek de onlardan gelmesi muhtemel oyları şimdiden engellemek demek değil mi? Bu çok tehlikeli bir hal alıyor Ak Parti açısından. Kullanılan dil, maksat böyle olmasa bile istenmeyen bir algıya yol açmıyor mu?

Başka bir sorun daha var. Güya Binali Beye destek olma iddiasındaki birileri Ak Parti’yi ve Binali Beyi anlatacakları yerde durmadan Ekrem İmamoğlu’nu karalamakla meşguller. Bir seçim kampanyasında rakiple uğraşmak kendi zaafını ortaya koymakla eşdeğerdir. Bunun tehlikeleri, 31 Mart öncesi burada çıkan Kendini anlat, rakibini karalama başlıklı bir yazıda dile getirilmişti.

Ak Parti 23 Hazirana giderken İstanbul seçimini Binali Yıldırım – Ekrem İmamoğlu mücadelesi olmaktan çıkaracak bir strateji anlayışı içindeydi. Kazanırsa Tayyip Erdoğan kazanacak, kaybederse Tayyip Erdoğan kaybedecekti. Şu sıralar bu stratejiyi değiştirmiş görünüyor. Tayyip Erdoğan’ın meydanlardan uzak durma kararı bunun bir neticesi midir, belli değil. Fakat kazansa da kaybetse de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan üzerindeki tartışma bitmeyecek. Kazanırsa önemli bir sonucu olmaz bunun, ama önümüzdeki dört yılı iyi değerlendirmek şartıyla. Ancak kaybederse ve ekonomi, işsizlik, yıllık büyüme, enflasyon, faiz, güven unsuru gibi hususlarda düzelme emareleri görülmezse tartışmanın nereye gideceği belli olmaz.

Şimdi önümüzde Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun açık oturumu var. Televizyonlardaki bu tartışmanın adaylar açısından önemi büyük. Bakalım nasıl bir strateji izleyecekler. Umuyorum ki Binali Yıldırım, 31 Mart’ta niye geride kaldığını iyi analiz etmiştir. Eğer Binali Yıldırım stratejisini yol, köprü, havaalanı, tünel gibi maddi unsurlarla sınırlı tutar ve 31 Mart’ta geriye düşüşünün sebepleri üzerinde yeni bir söylem geliştirmezse işi zor demektir. Yeni bir söylemin daha çok özgürlükler, ekonomik sıkıntılar ve güven unsurunu kapsaması gerektiğini ve bunun zorluğunu bilmiyor değilim ama yola köprüye bakarak oy vereceklerin zaten verdiğini de unutmamak gerekiyor. Bu bakımdan televizyondaki tartışma öncesinde Ak Parti’nin özgürlükler, ekonomik sıkıntılar, güven meselesi gibi konularda bazı inandırıcı adımlar atarak Binali Beyin elini rahatlatması iyi olur.

Ak Parti seçim stratejisini tayin ederken gençlere yönelik bir adım düşündü mü, bilinmiyor. En az oy aldığı kesim gençler diye söyleniyor Ak Parti’nin. Unutmayalım, 20 ila 25 yaş aralığındaki genç seçmenler İstanbul’un eski sorunlarını yaşamış değiller. Dolayısıyla onlar için köprü, tünel, yol gibi maddi unsurlardan ziyade özgürlükler, fırsat eşitliği, iş imkânları gibi hususlar önemli hale geliyor. Şu sıralar işsizlik ve ekonomik sıkıntıların zirve yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Bu bakımdan gençlere yönelik inandırıcı bir söyleme ihtiyaç var. Eğer bir bakanın söylediği gibi bu yıl iki buçuk milyon istihdam yaratacağız gibi afaki söylemlerle çıkarsa Binali Bey televizyon ekranlarına, sonuç 31 Marttakinden farklı olmaz.

Ak Parti Genel Merkezindeki birimleri işine karıştırmayacak kadar olan bitenin farkında olmalı Binali Bey. Siyasi ve Hukuki işler birimi, KHK’lılar oy kullanamaz gibi bir hukuk skandalına imza atmışlardı. Onlardan bir şey beklenemez. Yerel yönetimler birimi, bütün büyük şehirlerin kaybından kendilerine bir pay çıkarmadıklarına göre onlar da hiçbir yaraya merhem olamazlar. Ekonomi biriminden Türkiye’deki bunca sıkıntılara çare olabilecek bir adım duyan var mı? Ar – Ge biriminin dünyasında, ne araştırma ne de geliştirme kavramlarına yer var. ‘Gençler niçin Ak Partiye uzak duruyor, büyük şehirleri niçin kaybediyor Ak Parti’ gibi hususlar onların işi değil ya… İnsan Hakları biriminin başında Türkiye’de insan hakları ihlali yok diyen biri mi vardı?  Seçim işleri birimi ise ‘oylar çalındı’ diyerek kendi aczini ortaya dökmekle kalmıyor, kim çaldı, nasıl çaldı, sandıkta mı, ilçedeki sayım dökümde mi, ildeki birleştirme tutanaklarında mı sorularını havada bırakıyordu. YSK’ya sundukları dilekçede de bunlara tek kelime ile olsun yer vermiyordu. Üstelik bir önceki yazıda vurguladığım gibi Ak Parti’yi, vatandaşına güvenmeyen tek parti dönemi anlayışıyla eşdeğer hale getiriyordu.

Genel Merkezdeki birimlerin fonksiyoner olmadığı apaçık ortada.

Binali Beyin işi bir hayli zor. Seçim stratejisini iyi düzenlemezse İzmir’den sonra İstanbul’da da ikinci defa kaybetme tehlikesi var…

 

 

 




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 37 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 35 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 41 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 70 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 38 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 59 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 59 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 57 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 76 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 52 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 115 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 59 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 836 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 70 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 136 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 133 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 124 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 81 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 88 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 89 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3145 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 105 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 80 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 123 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 127 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 178 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 130 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 164 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 216 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 241 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 145 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 159 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 151 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 121 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 164 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 184 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-2
27.9.2019 103 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-1
27.9.2019 127 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-2
27.9.2019 108 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-1
27.9.2019 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: Sağlıklı yaşam için tavsiyeler
27.9.2019 102 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: “Yani toprak, hava ve su”…
27.9.2019 123 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
27.9.2019 133 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
27.9.2019 88 Okunma