Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
‘Velleżîne hum li’z-zekâti fâ’ilûne Ve zekât için fail
15.6.2019
313 Okunma, 2 Yorum

 

‘Velleżîne hum li’z-zekâti fâ’ilûne / Ve zekât için fail olanlar’

Müminun Suresi’nin birinci ayeti ile başladık;

Kad efleha’l-mü’minûne.”

Müminun Suresi’nin ikinci ve üçüncü ayetleri ile devam ettik...

Önceki yazılarımızın devamı, Müminun Suresi’nin dördüncü ayeti ile devam edelim…

“Saksılarda bitki dikerler. Bir de plastikten bitkiler koyarlar. Plastik bitki gibileri her gün temizlenmezse kirlenir, solar ama canlı bitkiler yeşilliğini sürdürürler. Çöllerdeki bitkilere bu parlaklıktan dolayı ‘zekât’ denmektedir; sonraları kamuya ait paylara ‘zekât’ adı verilmiştir.

Hasattan doğrudan yararlanmak caiz değildir, çünkü onda kamu payı vardır ama kamu payını yani zekâtı ayırdıktan sonra artık o kişinin mülkü hâline gelir. Ürünleri biz beşe bölüyoruz. İki pay kira payıdır. İki pay da emek payıdır. Bir pay ise genel hizmet payıdır, o da emektir. Kira payının yarısı kamu payı, yarısı da eski emeklerin payı olarak ayrılır.

Çalışanlar yaşamak için çalışmıyorlar, tüm insanlığın yaşaması için çalışıyorlar, yaşamalarını da insanlık onlara sağlıyor. Tüm faaliyetler topluluk içindir. Bütün ürünler zekâttır. Ürün sonra girdilere bölüşülür. Emek sahibi, yapı sahibi, hizmet sahibi, hammadde sahibi ortak fondan paylarını alırlar.

İnsanlar günde altı saat çalışırlar, onunla kendileri yaşarlar, çocuklarını büyütürler; geri kalan çalışmalar ile ekonomik gelişmeyi sağlarlar yani topluluğun büyümesini temin ederler. Bunlar iki kısımdır.

İsteyenler çalışırlar ve öğrenirler. İrfanlarını artırırlar, ilimde ilerlemeyi ve uygarlaşmayı sağlarlar.

İsteyenler ihtiyaçtan fazlasını üretirler, inşaat yaparlar, fabrika kurarlar, ağaç dikerler, artan nüfusa işyeri hazırlarlar.

Bunların “kıyam mülkiyeti” kendilerinde kalır, “yararlanma mülkiyeti” ise emek karşılığı vârislerine intikal eder, kıyam mülkiyeti vârislere intikal etmez.

Bir semt veya bucakta oturan halk birdir, aynı kimselerdir. Kişilerin hepsi Ahmet’tir, Hasan’dır, Fatma’dır, Ayşe’dir ama bunlar ortaklıklar kurarlar.

Aynı kişilerden oluşmakla beraber ortaklıkları farklıdır. Önce dört dayanışma ortaklığı ayrı ayrı olmakla birlikte hepsi o ortaklık içinde yer alırlar. Demek ki toplulukta kişiler ortaklıklar oluşturarak birlikte iş yürütürler.

Bu ayetlerde altı tane “ellezîne” geçmektedir.

Demek ki altı konuda organize olmamız gerekmektedir.

Aynı kişiler ayrı ayrı kurumlar oluşturacaklardır.

Kişiler aynıdır ama kurumlar farklıdır.

Bu sebeple “ellezîne”ler tekrar edilmektedir.

Birinci kurum “salât/namaz” kurumudur. Salât tekil gelmiş ve muzafun ileyh çoğul gelmiştir. Bu hacdır. Orada huşu istenmektedir.

Arkasından lağvdan iraz edenler denmektedir.

Bu kurum nedir?

Bu da işsizler kurumudur. Bir iş yerine gidip alacaklı olarak iş yapmayanlar işsizler yerine geçerler. Burada okuma, ticaret yapma, çalışıp bir şeyler üretme serbesttir. Burada bulundukları saat kadar da işsizlik payı alırlar. Zamanlarını değerlendirme tamamen kendilerine aittir. Ortada ürün meydana gelirse de paylarını alırlar. Çalışanlardan yüzde bir kesilir diyelim; bunlara bölüştürülür, tamamen saat ve dereceleri ile orantılı olarak bölüştürülür. Buraya gelenler yüzde birden fazla ise yevmiyeleri çalışanlarınkinden fazla olur, çoksa ona göre payları azalır, kendiliğinden çalışmayanların sayısı dengelenir. İşsizlik sigortası böyle yapılmış olur.” (KUR’AN VE İLİM, 1017. Hafta Seminerimizden)

Bu seminerleri yani KUR’AN VE İLİM Haftalık Seminerlerimizi takip edenlerin görevleri vardır; burada söylenenleri ve yazılanları aktarmak ve duyurmak. Sadece haber olarak aktarmak, duyurmak ve savunmak değil; aynı zamanda imkânlar ölçüsünde uygulamak...

 


Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
15.06.2019
08:37

MİLLÎ GAZETE

MİLLÎ GAZETE

‘Vellezîne hum li’z-zekâti fâ’ilûne / Ve zekât için fail olanlar’

Müminun Suresi’nin birinci ayeti ile başladık; “Kad efleha’l-mü’minûne.”

Müminun Suresi’nin ikinci ve üçüncü ayetleri ile devam ettik...

Önceki yazılarımızın devamı, Müminun Suresi’nin dördüncü ayeti ile devam edelim…

“Saksılarda bitki dikerler. Bir de plastikten bitkiler koyarlar. Plastik bitki gibileri her gün temizlenmezse kirlenir, solar ama canlı bitkiler yeşilliğini sürdürürler. Çöllerdeki bitkilere bu parlaklıktan dolayı ‘zekât’ denmektedir; sonraları kamuya ait paylara ‘zekât’ adı verilmiştir.

Hasattan doğrudan yararlanmak caiz değildir, çünkü onda kamu payı vardır ama kamu payını yani zekâtı ayırdıktan sonra artık o kişinin mülkü hâline gelir. Ürünleri biz beşe bölüyoruz. İki pay kira payıdır. İki pay da emek payıdır. Bir pay ise genel hizmet payıdır, o da emektir. Kira payının yarısı kamu payı, yarısı da eski emeklerin payı olarak ayrılır.

Çalışanlar yaşamak için çalışmıyorlar, tüm insanlığın yaşaması için çalışıyorlar, yaşamalarını da insanlık onlara sağlıyor. Tüm faaliyetler topluluk içindir. Bütün ürünler zekâttır. Ürün sonra girdilere bölüşülür. Emek sahibi, yapı sahibi, hizmet sahibi, hammadde sahibi ortak fondan paylarını alırlar.

İnsanlar günde altı saat çalışırlar, onunla kendileri yaşarlar, çocuklarını büyütürler; geri kalan çalışmalar ile ekonomik gelişmeyi sağlarlar yani topluluğun büyümesini temin ederler. Bunlar iki kısımdır.

İsteyenler çalışırlar ve öğrenirler. İrfanlarını artırırlar, ilimde ilerlemeyi ve uygarlaşmayı sağlarlar.

İsteyenler ihtiyaçtan fazlasını üretirler, inşaat yaparlar, fabrika kurarlar, ağaç dikerler, artan nüfusa işyeri hazırlarlar.

Bunların ‘kıyam mülkiyeti’ kendilerinde kalır, ‘yararlanma mülkiyeti’ ise emek karşılığı vârislerine intikal eder, kıyam mülkiyeti vârislere intikal etmez.

Bir semt veya bucakta oturan halk birdir, aynı kimselerdir. Kişilerin hepsi Ahmet’tir, Hasan’dır, Fatma’dır, Ayşe’dir ama bunlar ortaklıklar kurarlar.

Aynı kişilerden oluşmakla beraber ortaklıkları farklıdır. Önce dört dayanışma ortaklığı ayrı ayrı olmakla birlikte hepsi o ortaklık içinde yer alırlar. Demek ki toplulukta kişiler ortaklıklar oluşturarak birlikte iş yürütürler.

Bu ayetlerde altı tane ‘ellezîne’ geçmektedir.

Demek ki altı konuda organize olmamız gerekmektedir.

Aynı kişiler ayrı ayrı kurumlar oluşturacaklardır.

Kişiler aynıdır ama kurumlar farklıdır.

Bu sebeple ‘ellezîne’ler tekrar edilmektedir.

Birinci kurum ‘salât/namaz’ kurumudur. Salât tekil gelmiş ve muzafunileyh çoğul gelmiştir. Bu hacdır. Orada huşu istenmektedir.

Arkasından lağvdaniraz edenler denmektedir.

Bu kurum nedir?

Bu da işsizler kurumudur. Bir iş yerine gidip alacaklı olarak iş yapmayanlar işsizler yerine geçerler. Burada okuma, ticaret yapma, çalışıp bir şeyler üretme serbesttir. Burada bulundukları saat kadar da işsizlik payı alırlar. Zamanlarını değerlendirme tamamen kendilerine aittir. Ortada ürün meydana gelirse de paylarını alırlar. Çalışanlardan yüzde bir kesilir diyelim; bunlara bölüştürülür, tamamen saat ve dereceleri ile orantılı olarak bölüştürülür. Buraya gelenler yüzde birden fazla ise yevmiyeleri çalışanlarınkinden fazla olur, çoksa ona göre payları azalır, kendiliğinden çalışmayanların sayısı dengelenir. İşsizlik sigortası böyle yapılmış olur.” (KUR’AN VE İLİM, 1017. Hafta Seminerimizden)

Bu seminerleri yani KUR’AN VE İLİM Haftalık Seminerlerimizi takip edenlerin görevleri vardır; burada söylenenleri ve yazılanları aktarmak ve duyurmak. Sadece haber olarak aktarmak, duyurmak ve savunmak değil; aynı zamanda imkânlar ölçüsünde uygulamak...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

15 Haziran 2019
Reşat Nuri Erol
15.06.2019
22:55


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1018

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1018. Hafta - 15 Haziran 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1018. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Geçmişte Ne Oldu, Gelecekte Ne Olacak?

***

ÖTESINI BIZ DEĞIL ALLAH YAPACAKTIR

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Kur’an’daki sözlerin/ayetlerin manaları sonsuzdur

‘Kad efleha’l-mu’miune / Müminler iflah olmuştur’

‘Velleżîne hum ani’l-laġvi mu’ridûn / Ve lağvden mu’riz olanlar’

‘Velleżîne hum li’z-zekâti fâ’ilûne / Ve zekât için fail olanlar’

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 2. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

(10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11)

 

***

 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12) ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ (13) ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ (14) ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ (15) ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ (16)

 

***

 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12)

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ (40/67)

فَإِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ (22/5)

Birinci ayet Mü’minûn, ikincisi Mümin (40/67), üçüncüsü Hac Suresi’nde (22/5) zikredilmektedir. تُرَاب derken سُلَالَة zikredilmediği halde طِين derken سُلَالَة denmektedir. Silsile (سِلْسِلَة) ile akraba olan bu kelime, diziyi ifade eder.

Kâinat cansız atomlardan var edilmiştir. Ya kristal şeklinde dizilmişlerdir yahut gelişigüzel dağılmışlardır. İnşaat yapan nasıl önce malzeme hazırlar sonra onları yerlerine koyarak yapı yaparsa, Allah da önce cansız atom ve molekülleri var etti. Sonra melekler onları istenilen sıraya dizerek canlıları oluşturdular. Bu canlıların bir özelliği vardır. Bir defa oluştuktan sonra kendileri artık bölünerek çoğalırlar. İnsan bu canlıların en gelişmiş olanıdır. Kur’an da onu anlatmaktadır.

Kur’an insanın bu yaradılışını anlatarak bize kanıtlar sunmaktadır.

a) Kendiliğinden olan şeyler ya kristal tek dizi şeklinde olur yahut çakıl taşları gibi değişik, karmaşık büyüklüklerde rastlantı şeklinde olur. Burada ise gelişigüzel olmayan bir dizi vardır. Entropinin küçülmesi vardır. Bu da Allah’ın varlığını ifade eder.

b) Bunun dışında olayların ya gayesi olur ya da gelişigüzel dağılırlar. Canlının her tarafı gaye ile açıklanmaktadır. Göz üzerine kaş gelişigüzel konmamıştır. Bu da yine insanı var edenin şuurlu varlık olduğunu ifade etmektedir.

c) Tüm zerreler ve zerveler ahenkli bir şekilde uyum hâlindedirler.

d) Öyleyse yaratıcı güç tektir. Sonunda mademki her şeyin gayesi vardır, insanın gayesi de olmalıdır, o gaye de öldükten sonra dirilmedir.

...

 



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 36 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 35 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 41 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 64 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 37 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 58 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 59 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 56 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 76 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 52 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 115 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 58 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 836 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 110 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 70 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 136 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 133 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 124 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 81 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 88 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 89 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3144 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 105 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 80 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 123 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 127 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 178 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 130 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 163 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 216 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 241 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 145 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 172 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 159 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 151 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 173 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 120 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 164 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 184 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-2
27.9.2019 103 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-1
27.9.2019 126 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-2
27.9.2019 107 Okunma
Reşat Nuri Erol
İslam medeniyeti tarihinde devletlerde Adil Düzen-1
27.9.2019 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: Sağlıklı yaşam için tavsiyeler
27.9.2019 102 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: “Yani toprak, hava ve su”…
27.9.2019 123 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
27.9.2019 133 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
27.9.2019 88 Okunma