Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?
5.7.2019
496 Okunma, 2 Yorum

 

Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Bir önceki yazıda Ak Parti’nin İstanbul kaybını 16 Nisan Anayasa değişikliklerine ilgi ile ele almıştım. Meğer böyle düşünen yalnız ben değilmişim. Ak Parti Meclis Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 16 Nisan Anayasa değişiklikleri ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin rehabilite edilecek yönleri bulunduğunu söylemiş. Üstelik Cumhurbaşkanlığında bu yönde bir çalışmanın halen yapılmakta olduğunu da ilave etmiş.

Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması bile iyiye işaret. Modern yönetim sistemlerinde, bu ister başkanlık sistemi olsun ister parlamenter sistem, güçler ayrılığı temel ilkedir. Böylece sistemin denge ve denetleme mekanizmaları oluşur.

Semavi dinlerde bu denge ve denetleme mekanizmalarına özel bir önem verilmiştir. Bizde namaz, insanın kendisini denetlemesi için bir vasıtadır. Her gün beş kez bunu hatırlamakla görevliyiz. Toplumsal denetim için de Cuma namazı işaret edilmiştir.

Doğrusunu isterseniz Ak Parti kurucularından birisi olmak hasebiyle Cumhuriyet Halk Partisinden 800 bin fark yemek benim içimi acıttı. Bu tehlikeye uzun zamandır dikkat çeken yazılar neşrediyorum burada. Bu fark niçin doğdu diye düşünmek varken Ak Parti’ye yakınlık iddiasındaki birilerinin, ‘gelin bunun sebeplerine bakalım’ diyenleri olmadık şeylerle itham etmeleri zaten Ak Parti’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Zehirli zihniyet budur. Bu zihniyetin, belki bilerek değil ama FETÖ kopyası olduğu hiç su götürmez. 

İstanbul’un kaybı ne gibi siyasi sonuçlara yol açar, ya da açar mı sorusunun cevabını almak için vakte ihtiyaç var. Ancak Ak Parti’nin bir kongre hazırlığından söz edenleri duyuyoruz. Hatta bunun için kendini şimdiden yeni konumlara hazırlama gayretine girenler olduğundan da söz ediliyor. Bana sorarsanız yeni bir kongre ile elde edilecek pek bir şey yok. Bu nihayet bazı postlara yeni kişiler yerleştirmenin ötesine geçmez. Kabine değişikliği ile de sonuç almak imkânsız. Yine bir önceki yazıda vurguladığım gibi sorunu kişilerde değil sistemde aramak gerekiyor. Buradan yola çıkarak 16 Nisan Anayasa değişikliklerini sorgulamak lazım demiştim. Oradaki eksikliği de denge ve denetleme mekanizmalarının yokluğuna ve güçler ayrılığı ilkesinin göz ardı edilişine bağlamıştım. 16 Nisanla gelen murakabe eksikliğinin bugünküne benzer sıkıntılara yol açabileceğine de referandum sıralarında yazdığım yazılarda işaret etmiştim. Yine o dönemlerde bugün eksikliğini daha çok hissettiğimiz demokrasi ve hukuk vurgulu yazılar neşretmiştim. Denge ve denetlemeye kuvvetle vurgu yapan yazılarım da vardı o dönemde… Kısaca son yazıda söylediklerim yeni değil.

16 Nisan referandumunun bir başka tarafı daha var. 31 Mart seçimlerinden önceki bir yazıda şöyle bir hususa daha dikkatler teksif edilsin istemiştim: “Anayasa referandumunda Ankara ve İstanbul’da hayır oyları evet oylarından fazlaydı. Kürtlerin önemli bir kısmı da evet demişlerdi. Ekonomik sıkıntıların ve işsizliğin getirebileceği muhtemel oy kayıpları da söz konusu iken şimdi durmadan Kürtleri rencide ederek nasıl kazanacak Ak Parti Ankara ve İstanbul’da? Binali Bey işin farkında. Nasıl çırpındığını görüyoruz Kürtlerin oyu adına… Kürtlerin gönlünü almak için hala vakit var. Cumhurbaşkanımız bunu yapabilir…”

Beni kaygılandıran hususlar var. Yıllık ekonomik büyüme %5’in altına düştüğünde Türkiye’nin işi zorlaşıyor. Bu herkesin kabul ettiği bir gerçek… Ekonomik büyüme için yatırım gerekiyor. Yatırım için de sermaye… Var mı bu sermaye Türkiye’de? Var ama yeterli değil. O halde dışarıdan yatırımcıya ihtiyaç var, başka bir deyişle dış sermayeye ihtiyaç var. Sermaye girişi için de hukuk güvenliğine ihtiyaç var. Üzülerek şunu söyleyelim, yıllık büyümemiz %5’in çok altında. Küçülmeden de söz edenler var ama hadi onu görmezden gelelim.

Nasıl çözeceğiz bu sorunu? Tek çare demokrasimizi güçlendirmek, hukuken öngörülebilir bir ülke olmak için bu yakınlarda açıklanmış olan hukuk reformunu hiç gecikmeden hayata geçirmek… Ancak bunların olabilmesi için de güçler ayrılığı prensibini hayata geçirmek… Vaktiyle Avrupa Birliğine bir an önce girmek için gerekli reformlar yapılmalı diye çırpınışım da bu sebepleydi. Giremesek bile o yolda ilerliyor olmayı çok önemsemiştim.

G-20 zirvesi yapıldı Japonya’da. Türkiye açısından başarılı geçtiği anlaşılıyor. Ancak tehlikeye dikkat çekenler var. Ekonomimiz gerekli performansı gösteremezse bundan sonraki zirvelerde Türkiye’yi görmek mümkün olmayabilir. Bırakın dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi, ilk 20 tehlikede. Şu tablo size de bir şeyler söylüyor mu? Ülkelerin yıllar itibariyle GSYİH rakamları:

Bana göre çare Avrupa Birliği ama hadi oradan geçtik daha güçlü bir demokrasi ve hukuk nizamı… İlle de güçler ayrılığı…

 

 

 

 

http://serbestiyet.com/yazarlar/vahap-coskun/reisi-yaniltmak-849418

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
05.07.2019
09:04



Reşat Nuri Erol
05.07.2019
15:47

Mehmet Tekelioglu

Ekler15:43 (3 dakika önce)
 
Alıcı: FehmibenSATOGLUHALİTMehmet
Efendim, dün gece yazıyı gönderirken yanlışlıkla son halini değil üzerinde çalıştığım taslağı göndermişim. Lütfen buradakine itibar ediniz. Yazı sonunda bir tablo var. Onu ayrıca resim olarak da gönderiyorum. Selamlar...



Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?

 

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Bir önceki yazıda Ak Parti’nin İstanbul kaybını 16 Nisan Anayasa değişikliklerine ilgi ile ele almıştım. Meğer böyle düşünen yalnız ben değilmişim. Ak Parti Meclis Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 16 Nisan Anayasa değişiklikleri ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin rehabilite edilecek yönleri bulunduğunu söylemiş. Üstelik Cumhurbaşkanlığında bu yönde bir çalışmanın halen yapılmakta olduğunu da ilave etmiş.

Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması bile iyiye işaret. Modern yönetim sistemlerinde, bu ister başkanlık sistemi ister parlamenter sistem olsun, güçler ayrılığı temel ilkedir. Böylece sistemin denge ve denetleme mekanizmaları oluşur.

Semavi dinlerde bu denge ve denetleme mekanizmalarına özel bir önem verilmiştir. Bizde namaz, insanın kendisini denetlemesi için bir vasıtadır. Her gün beş kez bunu hatırlamakla görevliyiz. Toplumsal denetim için de Cuma namazı işaret edilmiştir.

Doğrusunu isterseniz Ak Parti kurucularından birisi olmak hasebiyle Cumhuriyet Halk Partisinden 800 bin fark yemek benim içimi acıttı. Bu tehlikeye uzun zamandır dikkat çeken yazılar neşrediyorum burada. Bu fark niçin doğdu diye düşünmek varken Ak Parti’ye yakınlık iddiasındaki birilerinin, ‘gelin bunun sebeplerine bakalım’ diyenleri olmadık şeylerle itham etmeleri, Ak Parti’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Zehirli zihniyet budur. Bu zihniyetin, belki bilerek değil ama FETÖ kopyası olduğu hiç su götürmez. 

“İstanbul’un kaybı ne gibi siyasi sonuçlara yol açar”, ya da “açar mı” sorusunun cevabını almak için vakte ihtiyaç var. Ekrem İmamoğlu, klasik CHP diliyle kazanmadı, adeta bir zamanların Ak Parti üslubu hâkimdi kampanyasında. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu dile itiraz etmeyişini de not etmek lazım. İmamoğlu bundan sonra aynı tarz ve eda içinde mi hareket eder yoksa CHP’nin keskin Kemalistleri yolunu tıkar mı, bilmiyoruz. İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yetinmeyeceğini söyleyenler az değil.

Ben pek ihtimal vermiyorum ama Ak Parti’nin bir kongre hazırlığından söz edenleri duyuyoruz. Hatta bunun için şimdiden yeni konumlara hazırlanma gayretine girenler ve buna göre pozisyon almakta gecikmemek için telaşa kapılanlar olduğundan da söz ediliyor. Bana sorarsanız yeni bir kongre ile elde edilecek pek bir şey yok. Bu nihayet genel merkezde zaten hiçbir dişe dokunur iş çıkaramayan kimselerin işgal ettiği bazı postlara yeni kişiler yerleştirmenin ötesine geçmez. Her biri Cumhurbaşkanının sekreteri konumundaki bakanları değiştirerek de sonuç almak imkânsız. Ancak bu ihtimale binaen gözünü dört açanlar ve taraf etrafı kollayanlar olduğunu da duyuyoruz.

Yine bir önceki yazıda vurguladığım gibi sorunu kişilerde değil sistemde aramak gerekiyor. Buradan yola çıkarak 16 Nisan Anayasa değişikliklerini sorgulamak lazım demiştim. Oradaki eksikliği de denge ve denetleme mekanizmalarının yokluğuna ve güçler ayrılığı ilkesinin göz ardı edilişine bağlamıştım.

Bir de mevcut sistemin ortaya çıkardığı güven kaybı var. Ak Parti’nin ilk on yıllık döneminde insanlara her anlamda güven gelmişti ve böylece GSYİH zirve yapmıştı. Şimdi piyasalardaki güven meselesini sadece birkaç bakana bağlayanlara da işin esasında bir sistem sorunu olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

16 Nisanla gelen murakabe eksikliğinin bugünküne benzer sıkıntılara yol açabileceğine de referandum sıralarında yazdığım yazılarda işaret etmiştim. Yine o dönemlerde bugün eksikliğini daha çok hissettiğimiz demokrasi ve hukuk vurgulu yazılar neşretmiştim. Denge ve denetlemeye kuvvetle vurgu yapan yazılarım da vardı o dönemde… Kısaca bir hafta önceki yazıda söylediklerim yeni değil.

16 Nisan referandumunun bir başka tarafı daha var. 31 Mart seçimlerinden önceki bir yazıda şöyle bir hususa daha dikkatler teksif edilsin istemiştim: “Anayasa referandumunda Ankara ve İstanbul’da hayır oyları evet oylarından fazlaydı. Kürtlerin önemli bir kısmı da evet demişlerdi. Ekonomik sıkıntıların ve işsizliğin getirebileceği muhtemel oy kayıpları da söz konusu iken şimdi durmadan Kürtleri rencide ederek nasıl kazanacak Ak Parti Ankara ve İstanbul’da? Binali Bey işin farkında. Nasıl çırpındığını görüyoruz Kürtlerin oyu adına… Kürtlerin gönlünü almak için hala vakit var. Cumhurbaşkanımız bunu yapabilir…”

Beni kaygılandıran hususlar var. Yıllık ekonomik büyüme %5’in altına düştüğünde Türkiye’nin işi zorlaşıyor. Bu herkesin kabul ettiği bir gerçek… Ekonomik büyüme için yatırım gerekiyor. Yatırım için de sermaye… Var mı bu sermaye Türkiye’de? Var ama yeterli değil. O halde dışardan yatırımcıya ihtiyaç var, başka bir deyişle dış sermayeye ihtiyaç var. Sermaye girişi için de hukuk güvenliğine ihtiyaç var. Üzülerek şunu söyleyelim, yıllık büyümemiz %5’in çok altında. Küçülmeden de söz edenler var ama hadi onu görmezden gelelim.

Nasıl çözeceğiz bu sorunu? Tek çare demokrasimizi güçlendirmek, hukuken öngörülebilir bir ülke olmak için bu yakınlarda açıklanmış olan hukuk reformunu hiç gecikmeden hayata geçirmek… Ancak bunların olabilmesi için de güçler ayrılığı prensibine sıkı sıkıya sarılmak… Vaktiyle Avrupa Birliğine bir an önce girmek için gerekli reformlar yapılmalı diye çırpınışım da bu sebepleydi. Giremesek bile o yolda ilerliyor olmayı çok önemsemiştim.

G-20 zirvesi yapıldı Japonya’da. Türkiye açısından başarılı geçtiği anlaşılıyor. Ancak tehlikeye dikkat çekenler var. Ekonomimiz gerekli performansı gösteremezse bundan sonraki zirvelerde Türkiye’yi görmek mümkün olmayabilir. Bırakın dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi, ilk 20 tehlikede. Şu tablo size de bir şeyler söylüyor mu? Ülkelerin yıllar itibariyle GSYİH rakamları:

Bana göre çare Avrupa Birliği ama hadi oradan geçtik daha güçlü bir demokrasi ve hukuk nizamı… İlle de güçler ayrılığı…

 

 

 

 

 



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
İran ve Türkiye Ne Yapmalı?
19.1.2020 23 Okunma
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 6
18.1.2020 58 Okunma
4 Yorum 18.01.2020 09:34
Reşat Nuri Erol
MILLÎ GAZETE ile geçen yıllar ve gelecek…-5
17.1.2020 73 Okunma
4 Yorum 17.01.2020 14:02
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Bölgesel gelişmeler ve Ali Babacan
17.1.2020 24 Okunma
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 4
15.1.2020 111 Okunma
4 Yorum 15.01.2020 13:20
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 3
13.1.2020 80 Okunma
3 Yorum 13.01.2020 08:26
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 2
10.1.2020 75 Okunma
3 Yorum 13.01.2020 08:24
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 1
9.1.2020 87 Okunma
2 Yorum 09.01.2020 07:43
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -4
7.1.2020 89 Okunma
3 Yorum 07.01.2020 14:41
Hikmet Güveloğlu
Süleymani Suikastından, Ruhani Haberdar mıydı?
6.1.2020 1178 Okunma
1 Yorum 06.01.2020 21:25
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -3
6.1.2020 107 Okunma
2 Yorum 06.01.2020 21:00
Özer Ataç
Biricik Okunan
5.1.2020 82 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran ve Çin
5.1.2020 117 Okunma
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -2
5.1.2020 88 Okunma
4 Yorum 05.01.2020 08:16
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek-1
4.1.2020 95 Okunma
4 Yorum 05.01.2020 08:17
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; 2020’ye başlarken umut koşusu…
3.1.2020 80 Okunma
Reşat Nuri Erol
Aralık 1995, Refah Partisi ve ‘ADİL DÜZEN’ -2
1.1.2020 122 Okunma
1 Yorum 01.01.2020 09:38
Reşat Nuri Erol
Aralık 1995, Refah Partisi ve ‘ADİL DÜZEN’ -1
31.12.2019 132 Okunma
2 Yorum 31.12.2019 08:09
Süleyman Karagülle
Oyuna Devam
30.12.2019 137 Okunma
Süleyman Karagülle
Adil Düzen Partisi
30.12.2019 179 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 5
30.12.2019 96 Okunma
2 Yorum 30.12.2019 08:49
Özer Ataç
Netflix'ten harika bir film daha: Two the popes
29.12.2019 125 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 4
29.12.2019 110 Okunma
2 Yorum 30.12.2019 08:49
Mete Firidin
Kuran'da Yevm Kelimesi
28.12.2019 323 Okunma
2 Yorum 03.01.2020 19:36
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 3
28.12.2019 93 Okunma
3 Yorum 30.12.2019 08:49
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 2
27.12.2019 106 Okunma
1 Yorum 27.12.2019 10:36
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Amerika’dan birkaç not-Amerikan İslam
27.12.2019 89 Okunma
1 Yorum 27.12.2019 10:17
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı; sosyal tufan mı? - 1
26.12.2019 133 Okunma
1 Yorum 26.12.2019 08:06
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Dünya; Barış, Adalet ve Merhamet - 2
25.12.2019 188 Okunma
3 Yorum 25.12.2019 12:04
Süleyman Karagülle
İstihare
24.12.2019 248 Okunma
1 Yorum 24.12.2019 16:14
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Dünya; Barış, Adalet ve Merhamet - 1
24.12.2019 192 Okunma
3 Yorum 24.12.2019 08:47
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 6
23.12.2019 150 Okunma
4 Yorum 23.12.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 5
22.12.2019 177 Okunma
2 Yorum 22.12.2019 23:11
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 4
21.12.2019 184 Okunma
5 Yorum 22.12.2019 23:11
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 138 Okunma
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 3
19.12.2019 227 Okunma
3 Yorum 19.12.2019 08:23
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 2
17.12.2019 223 Okunma
3 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 1
16.12.2019 284 Okunma
5 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’dan başkasını rehber edinmek; AB vs’yi
16.12.2019 237 Okunma
2 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Sayın Recep Tayyip Erdoğan; vur, fakat dinle…
14.12.2019 339 Okunma
9 Yorum 20.12.2019 13:23
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; A.Gül, Şehir Üniversitesi, Tayyip Erdoğan
13.12.2019 351 Okunma
7 Yorum 13.12.2019 10:09
Reşat Nuri Erol
Ve Veysel İpekçi.. Ve Recep Tayyip Erdoğan..-2
12.12.2019 336 Okunma
4 Yorum 13.12.2019 11:54
Reşat Nuri Erol
Ve Veysel İpekçi.. Ve Recep Tayyip Erdoğan…
11.12.2019 503 Okunma
9 Yorum 13.12.2019 11:55
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 4
10.12.2019 260 Okunma
4 Yorum 10.12.2019 08:37
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 3
9.12.2019 251 Okunma
3 Yorum 10.12.2019 08:30
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 2
8.12.2019 249 Okunma
4 Yorum 09.12.2019 04:25
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 1
8.12.2019 265 Okunma
4 Yorum 09.12.2019 04:25
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Amerika’dan birkaç not–İslami Araştırmalar
6.12.2019 154 Okunma
Reşat Nuri Erol
3'üncü Tarım ve Orman Şurası'nın ardından (2)
4.12.2019 280 Okunma
4 Yorum 04.12.2019 12:48
Süleyman Karagülle
ÇİN, DÜNYA VE ORTAKLIK SİSTEMİ
2.12.2019 485 Okunma
2 Yorum 03.12.2019 13:52