Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden-2
25.8.2019
153 Okunma, 4 Yorum

 

Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden-2

Bu yazı, önceki “Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden…” başlıklı yazımın devamı mahiyetindedir, birlikte okunması daha yararlıdır: 23 Ağustos Cuma Hutbesi’dir.

FAİZİN TOPLUMSAL ZARARLARI: Muhterem Müslümanlar! Hicretin onuncu, risaletin son senesiydi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) hac farizasını yerine getirmek üzere ashabıyla birlikte Medine’den yola çıkıp Arafat’a ulaştı. Burada, yıllar sonra “Veda Hutbesi” diye meşhur olacak olan hutbesini îrâd etti. İnsanlığın yolunu aydınlatacak tavsiyelerde bulundu. Birtakım haramlara ve sapmalara karşı ümmetini uyardı. Allah Resûlü’nün Veda Hutbesi’nde “Cahiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır” diyerek bir daha dönülmemek üzere yasakladığı hususlardan biri de faiz idi. Peygamberimiz, faizin her çeşidini ayakları altına aldığını ilan ederek müminlere şöyle seslendi:İyi bilin ki faizin her çeşidi kesinlikle kaldırılmıştır.”1 Aziz Müminler! Faiz, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda fazlasıyla geri almaktır. Borçlunun alacaklısına ödemek zorunda bırakıldığı meşru olmayan, karşılıksız ve hak edilmeyen fazlalıktır. Alın teri dökmeden, emek sarf etmeden, haksız yoldan kazanç elde etmektir. Dara düşmüş, zorda kalmış kişilerin bu hallerini fırsata çevirmektir. Kıymetli Müslümanlar! İslam, faizin her türünü kesin olarak haram kılmıştır. Faizli işlemleri en büyük günahlardan saymıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede müminleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”2 Değerli Müminler! Allah’ın bütün emir ve yasakları kullarının iyiliği içindir. Onların dünyada huzurlu, ahirette mutlu olmalarına yöneliktir. İslam’ın faizi haram kılmasında da hem birey hem de toplum açısından birçok hikmet vardır. Faiz, yalnızca malın değil, aynı zamanda ömrün de bereketini azaltır. Faiz yüzünden ortaya çıkan nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan hayatlar vardır. Faizin yaygın olduğu toplumlarda dar gelirliler ve yoksullar ezilir. Zenginle fakir arasındaki uçurum gittikçe derinleşir. Allah rızası için borç verme, yardımlaşma, sevgi, merhamet, şefkat, ihsan ve infak gibi erdemli davranışlar ortadan kalkar. Dinî ve ahlâkî değerler örselenir. Helal haram duyarlılığı zayıflar. Nihayetinde meşru olup olmadığına bakmaksızın kazanç elde etmeye çalışmak, toplumda büyük huzursuzluklara sebep olur. Aziz Müslümanlar! Faize bulaşan kişi emeksiz ve kolay yoldan kazanç elde ettiğini zannetse de aslında kaybetmeye mahkûmdur. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Allah, faizle elde edilen malı mahveder, zekâtı ve sadakası verilen malı ise artırır”3 buyurmak suretiyle bu gerçeğe işaret etmiştir. Zira zekât ve sadaka verenin malı bereketlenip artar. Servetinden hayır görür. Kalbi huzurla, amel defteri sevapla dolar. Faiz ise servetin bereketini ortadan kaldırır. Sahibine günahtan başka kazanç sağlamaz. Hem maddî hem de manevî anlamda iflasını hazırlar. Allah Resûlü (s.a.s) faizin eninde sonunda sahibine kaybettireceğini şöyle ifade etmiştir: “Faiz yoluyla mal çoğaltan hiç kimse, malının hayrını göremez.”4

Muhterem Müminler! Yüce dinimiz bizlere geçimimizi helal yoldan temin etmeyi emretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Hiç kimse kendi el emeğinin kazancından daha hayırlı bir yiyecek yememiştir.”5 buyurmuştur. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, cahiliye döneminde olduğu gibi günümüzde de faizli işlemler bazen ticaretin doğal bir parçası gibi değerlendirilmekte, faizsiz ticaret yapılamayacağına dair düşünce ve anlayışlar yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Hâlbuki ticaret ve faiz birbirinden tamamen ayrı şeylerdir. Nitekim Kur’an’ın ifadesiyle “Allah, alış verişi helâl, faizi ise haram kılmıştır.”6 Bunun için bize düşen, ticaretimizi yaparken, faize bulaşmama hususunda son derece hassas davranmaktır. Değerli Müslümanlar! Dinimizin bütün ikazlarına rağmen faizi terk etmeyenlerin karşılaşacağı hüsran, Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber verilir: “Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır…”7 O halde, tarih boyunca ekonomik hayatın en büyük sömürü ve zulüm araçlarından biri olan faiz felaketinden uzak duralım. Faizle elde edilen maldan hayır gelmeyeceğinin idrakinde olalım. Şu geçici dünya hayatımızda daha çok kazanmaktan ziyade, helalinden kazanıp helal yolda harcamaya gayret edelim. Mahşer günü, malımızı nereden kazanıp nereye harcadığımızın hesabını vermeden Allah’ın huzurundan ayrılamayacağımızı asla unutmayalım. Hutbemi Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyorum: “Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından faizcilere karşı açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, anaparanız sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.”8 1 Müslim, Hac, 147. 2 Âl-i İmrân, 3/130. 3 Bakara, 2/276. 4 İbn Mâce, Ticâret, 58. 5 Buhârî, Büyû’, 15. 6 Bakara, 2/275. 7 Bakara, 2/275. 8 Bakara, 2/278, 279.

(T. C. Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 23 Ağustos Cuma Hutbesi.)


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
25.08.2019
06:57

MİLLÎ GAZETE 

Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden-2

Bu yazı, önceki “Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden…” başlıklı yazımın devamı mahiyetindedir, birlikte okunması daha yararlıdır: 23 Ağustos Cuma Hutbesi’dir.

FAİZİN TOPLUMSAL ZARARLARI:

Muhterem Müslümanlar! Hicretin onuncu, risaletin son senesiydi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) hac farizasını yerine getirmek üzere ashabıyla birlikte Medine’den yola çıkıp Arafat’a ulaştı. Burada, yıllar sonra “Veda Hutbesi” diye meşhur olacak olan hutbesini îrâd etti. İnsanlığın yolunu aydınlatacak tavsiyelerde bulundu. Birtakım haramlara ve sapmalara karşı ümmetini uyardı. Allah Resûlü’nün Veda Hutbesi’nde “Cahiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır” diyerek bir daha dönülmemek üzere yasakladığı hususlardan biri de faiz idi. Peygamberimiz, faizin her çeşidini ayakları altına aldığını ilan ederek müminlere şöyle seslendi: “İyi bilin ki faizin her çeşidi kesinlikle kaldırılmıştır.”1 Aziz müminler! Faiz, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda fazlasıyla geri almaktır. Borçlunun alacaklısına ödemek zorunda bırakıldığı meşru olmayan, karşılıksız ve hak edilmeyen fazlalıktır. Alın teri dökmeden, emek sarf etmeden, haksız yoldan kazanç elde etmektir. Dara düşmüş, zorda kalmış kişilerin bu hallerini fırsata çevirmektir. Kıymetli Müslümanlar! İslam, faizin her türünü kesin olarak haram kılmıştır. Faizli işlemleri en büyük günahlardan saymıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede müminleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” 2 Değerli müminler! Allah’ın bütün emir ve yasakları kullarının iyiliği içindir. Onların dünyada huzurlu, ahirette mutlu olmalarına yöneliktir. İslam’ın faizi haram kılmasında da hem birey hem de toplum açısından birçok hikmet vardır. Faiz, yalnızca malın değil, aynı zamanda ömrün de bereketini azaltır. Faiz yüzünden ortaya çıkan nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan hayatlar vardır. Faizin yaygın olduğu toplumlarda dar gelirliler ve yoksullar ezilir. Zenginle fakir arasındaki uçurum gittikçe derinleşir. Allah rızası için borç verme, yardımlaşma, sevgi, merhamet, şefkat, ihsan ve infak gibi erdemli davranışlar ortadan kalkar. Dinî ve ahlâkî değerler örselenir. Helal haram duyarlılığı zayıflar. Nihayetinde meşru olup olmadığına bakmaksızın kazanç elde etmeye çalışmak, toplumda büyük huzursuzluklara sebep olur. Aziz Müslümanlar! Faize bulaşan kişi emeksiz ve kolay yoldan kazanç elde ettiğini zannetse de aslında kaybetmeye mahkûmdur. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Allah, faizle elde edilen malı mahveder, zekâtı ve sadakası verilen malı ise artırır” 3 buyurmak suretiyle bu gerçeğe işaret etmiştir. Zira zekât ve sadaka verenin malı bereketlenip artar. Servetinden hayır görür. Kalbi huzurla, amel defteri sevapla dolar. Faiz ise servetin bereketini ortadan kaldırır. Sahibine günahtan başka kazanç sağlamaz. Hem maddî hem de manevî anlamda iflasını hazırlar. Allah Resûlü (s.a.s) faizin eninde sonunda sahibine kaybettireceğini şöyle ifade etmiştir: “Faiz yoluyla mal çoğaltan hiç kimse, malının hayrını göremez.” 4

Muhterem müminler! Yüce dinimiz bizlere geçimimizi helal yoldan temin etmeyi emretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Hiç kimse kendi el emeğinin kazancından daha hayırlı bir yiyecek yememiştir.” 5 buyurmuştur. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, cahiliye döneminde olduğu gibi günümüzde de faizli işlemler bazen ticaretin doğal bir parçası gibi değerlendirilmekte, faizsiz ticaret yapılamayacağına dair düşünce ve anlayışlar yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Hâlbuki ticaret ve faiz birbirinden tamamen ayrı şeylerdir. Nitekim Kur’an’ın ifadesiyle “Allah, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır.” 6 Bunun için bize düşen, ticaretimizi yaparken, faize bulaşmama hususunda son derece hassas davranmaktır. Değerli Müslümanlar! Dinimizin bütün ikazlarına rağmen faizi terk etmeyenlerin karşılaşacağı hüsran, Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber verilir: “Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır…” 7 O halde, tarih boyunca ekonomik hayatın en büyük sömürü ve zulüm araçlarından biri olan faiz felaketinden uzak duralım. Faizle elde edilen maldan hayır gelmeyeceğinin idrakinde olalım. Şu geçici dünya hayatımızda daha çok kazanmaktan ziyade, helalinden kazanıp helal yolda harcamaya gayret edelim. Mahşer günü, malımızı nereden kazanıp nereye harcadığımızın hesabını vermeden Allah’ın huzurundan ayrılamayacağımızı asla unutmayalım. Hutbemi Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyorum: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından faizcilere karşı açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, anaparanız sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” 81 Müslim, Hac, 147. 2 Âl-i İmrân, 3/130. 3 Bakara, 2/276. 4 İbn Mâce, Ticâret, 58. 5 Buhârî, Büyû’, 15. 6 Bakara, 2/275. 7 Bakara, 2/275. 8 Bakara, 2/278, 279.

(T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 23 Ağustos Cuma Hutbesi)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

25 Ağustos 2019
Reşat Nuri Erol
25.08.2019
06:58



En çok okunan haberler

Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden-2
Milli Gazete·6 saat önce
"Reşat Nuri Erol" için diğer sonuçlar

Web sonuçları





Reşat Nuri Erol
25.08.2019
20:17


Yorumlar

(3)
03

Necati Özgenç - Hocam bugün ki yazınızın sondan ikinci paragrafında 'Biz Akevler kooperatifleri olarak 1967 den beri faizsiz banka gibiyiz' derken ne yaptığınızı yaptıysanız yani faizsiz banka mi kurdunuz gizli gizli milli görüşcüler duymasın diye merak ediyorum?Neden ne yaptığınızı başkalarınında yapması için sakladınız acaba?

Yanıtla.1Beğen.0Beğenme24 Ağustos 14:20

Can - Evet, sadece anlatılıyor. Hep söylem, hiç eyleme geçilmiyor. Geçen sene 1 Haziran’da da Sultanahmet Camii Şerifi’nde dinlemiştim aynı hutbeyi, hem de yarım saat.

Koroglu - diyanet devletin aldığı faizden niye bahsetmiyor ucu kendinemi dokunuyor. vakıfların faiz aldıgı bir düzende konuşmak abesle iştigal

Reşat Nuri Erol
26.08.2019
03:33

1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1026

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1026. Hafta - 24 Ağustos 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1026. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASI, ANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Suriyeliler, sorunlar ve yapılması gereken

***

YAP-İşlet-Devret Modeli

***

Suriyeliler için Akevler’in önerisi

***

Akevler’in Suriyeliler Planı

***

Batı’nın tarihi seyri

***

BU DURUMDA Çözüm nedir?

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

‘Kanaat ekonomisi’ için ‘ortaklık ekonomisi’ olmalı

‘Kanaat ekonomisi’ için ‘ortaklık ekonomisi’ olmalı-2

Emin Işık için; inna lillahi ve inna ileyhi raci’un

Yeni bir yazar, Yakup Gündüz ve yazdığı yazılar

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın ziyareti vesilesiyle…

Okumak, öğrenmek, çalışmak, üretmek ve ümit

Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye

Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye-2

Kurban Bayramı; gerçek bayram nasıl olmalı…

Muhafazakâr camianın gündeminde neler var!

17 Ağustos Marmara Depremi vesilesiyle uyarı!

İstanbul’un/Dünya’nın Depremi; Sosyal Tufan!

Medeniyet krizi, ekonomik inkılap, faizsiz banka

En, en, en… Önemli sorun; kör, sağır ve dilsizler

Türkiye, İran Rusya ve ‘Adil Düzen’ çalışması

‘Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol’

Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerizi bizden…

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 10. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11) وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12) ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ (13) ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ (14) ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ (15) ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ (16) وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ (17) وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ (18) فَأَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهِ جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ لَكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (19) وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْآكِلِينَ (20) وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (21) وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ (22) وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (23) فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُرِيدُ أَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنْزَلَ مَلَائِكَةً مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ (24) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ بِهِ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهِ حَتَّى حِينٍ (25) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (26) فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ فَاسْلُكْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ (27) فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (28) وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ (29) إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ وَإِنْ كُنَّا لَمُبْتَلِينَ (30) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ (31) فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (32) وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ (33) وَلَئِنْ أَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَخَاسِرُونَ (34) أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُمْ مُخْرَجُونَ (35) هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ (36) إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ (37) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ (38) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (39) قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ (40) فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (41) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ (42) مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ (43) ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَى كُلَّمَا جَاءَ أُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ (44) ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ (45) إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ (46) فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ (47) فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ (48) وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ (49) وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ (50) يَاأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (51) وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ (52) فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ (53) فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ (54) أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهِ مِنْ مَالٍ وَبَنِينَ (55) نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ (56) إِنَّ الَّذِينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ (57) وَالَّذِينَ هُمْ بِآيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ (58) وَالَّذِينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ (59) وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ (60) أُولَئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ (61) وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ (62) بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِنْ هَذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذَلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ (63) حَتَّى إِذَا أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِمْ بِالْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْأَرُونَ (64) لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ إِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ (65) قَدْ كَانَتْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَ (66) مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ (67) أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ أَمْ جَاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ آبَاءَهُمُ الْأَوَّلِينَ (68) أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ (69) أَمْ يَقُولُونَ بِهِ جِنَّةٌ بَلْ جَاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ (70)

 

***

 

وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ أَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمَوَاتُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ بَلْ أَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَ (71) أَمْ تَسْأَلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (72) وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (73) وَإِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ (74) وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ (75) وَلَقَدْ أَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ (76) حَتَّى إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ (77)

 

***

 



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Kamu Fıkhı ve Suriye Anayasası
22.9.2019 23 Okunma
Süleyman Karagülle
Durum ve Yapılması Gereken
22.9.2019 30 Okunma
Süleyman Karagülle
Aydınlanacak
22.9.2019 46 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: Sağlıklı yaşam için tavsiyeler
22.9.2019 33 Okunma
4 Yorum 22.09.2019 10:33
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin çökmesi
21.9.2019 56 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarılara devam: “Yani toprak, hava ve su”…
21.9.2019 45 Okunma
2 Yorum 21.09.2019 07:50
Süleyman Karagülle
KOMŞULAR
20.9.2019 68 Okunma
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; İlkeler mi, kişiler mi?
20.9.2019 39 Okunma
Sabri Kaya
Tohumun hikayesi
19.9.2019 66 Okunma
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Oyunu
19.9.2019 80 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
19.9.2019 67 Okunma
3 Yorum 20.09.2019 09:16
Sabri Kaya
Sağlıklı Yaşam için Temel Tavsiyeler
18.9.2019 54 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
18.9.2019 61 Okunma
2 Yorum 18.09.2019 19:12
Süleyman Karagülle
İnsanlık Anayasası
17.9.2019 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-1
17.9.2019 80 Okunma
2 Yorum 18.09.2019 19:16
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Oyunu
16.9.2019 117 Okunma
Süleyman Karagülle
Perişan Halimiz ve Çözüm Önerisi
16.9.2019 78 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorunlar, Sorular ve Çözümler…
16.9.2019 70 Okunma
Reşat Nuri Erol
Gıda hakkı, yaşam hakkı gibi temel bir haktır…
16.9.2019 81 Okunma
2 Yorum 16.09.2019 11:21
Süleyman Karagülle
Rüya
15.9.2019 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
Batı’nın ‘faizli sistemi’ uygulandı; sonuç ortada!
15.9.2019 88 Okunma
2 Yorum 15.09.2019 21:22
Süleyman Karagülle
Yanlış nerede?
14.9.2019 91 Okunma
Sabri Kaya
Gıda Hakkı, Yaşam hakkı gibi Temel bir HAK tır.
14.9.2019 61 Okunma
Süleyman Karagülle
Çevre
13.9.2019 96 Okunma
Reşat Nuri Erol
Biri Ömer’ler arıyor, diğerleri yeni parti kuruyor!
13.9.2019 83 Okunma
4 Yorum 18.09.2019 19:18
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Ali Babacan ne diyor, Ak Parti ne anlıyor?
13.9.2019 95 Okunma
1 Yorum 13.09.2019 01:11
Süleyman Karagülle
Cumhurbaşkanı ne yapmalıdır?
12.9.2019 105 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ömer’leri Mekke mi Medine düzeninde mi arayalım?
12.9.2019 95 Okunma
2 Yorum 12.09.2019 07:47
Süleyman Karagülle
Ne konuştu?
11.9.2019 124 Okunma
Süleyman Karagülle
Yeni Çuval
10.9.2019 106 Okunma
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Avrupa’da Adil Düzen ve bir soru…
10.9.2019 113 Okunma
1 Yorum 10.09.2019 09:07
Süleyman Karagülle
Çözüm nedir?
9.9.2019 102 Okunma
Sabri Kaya
VATAN TOPRAK SU VE BEKA SORUNU
9.9.2019 72 Okunma
Süleyman Karagülle
Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 2
9.9.2019 92 Okunma
Süleyman Karagülle
Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 1
9.9.2019 93 Okunma
Reşat Nuri Erol
Bosna, Kosova, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk - 2
9.9.2019 106 Okunma
3 Yorum 09.09.2019 20:20
Süleyman Karagülle
Tedavi
8.9.2019 88 Okunma
Sabri Kaya
TÜRKİYE’NİN BEKA SORUNU
7.9.2019 149 Okunma
Süleyman Karagülle
Hakimler ve Eşitlik
7.9.2019 106 Okunma
Reşat Nuri Erol
Bosna, Kosova, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk - 1
7.9.2019 141 Okunma
5 Yorum 08.09.2019 09:16
Süleyman Karagülle
Uygarlık
6.9.2019 101 Okunma
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Teori ve uygulamada yargımızın hali…
6.9.2019 85 Okunma
Sabri Kaya
TARIM, HAYVANCILIK, GIDA VE EKOLOJİK YAŞAMI KORUMA
5.9.2019 121 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorunlar
5.9.2019 121 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Görüş ve Adil Düzen olmayınca bu kadar!
5.9.2019 116 Okunma
1 Yorum 05.09.2019 07:19
Yakup Gündüz
TEŞVİKİYE
4.9.2019 104 Okunma
Mete Firidin
Ennesii
4.9.2019 152 Okunma
Süleyman Karagülle
AK Parti
4.9.2019 180 Okunma
1 Yorum 04.09.2019 23:05
Süleyman Karagülle
İNSAN, ARZ-TALEP VE KUR’AN-2
3.9.2019 103 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSAN, ARZ-TALEP VE KUR’AN-1
3.9.2019 117 Okunma