Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-6
18.11.2019
1210 Okunma, 3 Yorum

S.O.S.yal tufan var, Kur’an çözümleri de var-6

Ne diyorduk? “KUR’AN VE İLİM çalışmalarımız yarım yüzyıldan beri var ve son yıllarda, son on yıllarda günlük ve haftalık olarak devam ediyor; değişik vesilelerle bunu hep hatırlatıyorum… ‘S.O.S.yal Tufan’ seviyesindeki sorunların hayatımızın dinî, ilmî iktisadî, idarî/siyasî yani her alanını sardığını ‘teşhis’ olarak her vesileyle hatırlatıyoruz; ‘tedavi’ reçeteleriyle… KUR’AN çalışmalarımızla, ‘S.O.S.-yal Tufan’ seviyesindeki bu sorunlara önce ‘teşhis’ koyuyor, sonra KUR’AN VE İLİM merkezli ‘tedavi’ reçeteleri üretiyoruz...

‘Teşhis’ dedim de; herkes kendince teşhis koyuyor ama ‘tedavi’ reçetesi üreten yok.

Bugün doğrudan doğruya ‘tedavi ve çözüm’ reçetelerine geçelim; KUR’AN VE İLİM 1037’inci hafta seminer notlarımızla, kalan bölümlerle devam edelim; tedavi niyetine…

Yetmişlerde (1970) bir tarikat şeyhinin daveti üzerine Yalova’nın Ayazma köyüne gittik. Evinde zikir yaptığından dolayı torun, baba ve büyükbaba hep birlikte hizmet ettiler. Ertesi gün baba bizi yola indirdi. Bir yere geldik. “Burası bizim bekçi olduğumuz bahçe, gelin biraz sizlere meyve ikram edeyim.” dedi. Biz biraz durakladık, mal sahibinin izni olmadan bize nasıl ikram eder gibi tereddüt ettiğimizi görünce “Allah bunu bize ihsan etti, bahçenin bekçisi yaptı, ücretimizden ikram edeceğiz.” dedi. İşte, İslam anlayışında mülkiyet budur. Biz mamelekin bekçisiyiz, ücretimiz kadarıyla ondan yararlanma hakkımız vardır. Bu ayet (Nur, 29) bu anlayışı teşri etmektedir. Malik olanın görevi mülkün bakımını yapmak ve ondan yararlanmaktır. Tercihen yararlanmak onun hakkıdır. Demek ki malik olma ondan yararlanma hakkından önce, onun bakımını yapma ve onu koruma görevidir. Bu ilkeden dolayıdır ki atıl bırakılan arazileri başkaları değerlendirir. (syf. 11) Bir arazi boşsa, maliki kim olursa olsun, onu değerlendirmek, Safa ve Merve arasındaki sa’y kadar vecibedir. Kaybolan hayvanı bulduğunda sürüne katarsın, onu kurtlara bırakmazsın, sahibi çıkarsa alır götürür. Sahibi çıkıncaya kadar ona bakmakla mükellefsin ve onun sütünden, yününden yararlanırsın. Ekilmeyen tarla ve değerlendirilmeyen ormanlar özel mülk içinde de olsa insanlar ormanı tahrip etmemek üzere yararlanabilirler. Devletin “Bu ormanlar benimdir” deyip halkı içeri sokmama yetkisi yoktur.

Mülkün temeli meskenden başlar. Başlangıçta insanlar ortak alanlarda meyve topluyorlardı. Üretim alanlarında mülkiyet yoktu. Ama ilk yaratıldıklarında evlere sahip olmaya başladılar. Ağaç kovuklarını veya kamışlardan yaptıkları çardakları ev olarak edindiler.

Ayette “gayri meskûnetin” demekle en kıymetli özel mülkiyette bile başkasının yararlanmasını önleyemezsiniz. Arazinizden yol geçiyor, siz öncelikle geçme hakkına sahipsiniz ama başkalarının oradan geçmesini önleyemezsiniz. Hukukta hakku’l mürur (geçiş hakkı) vardır. Şeriatta her zaman, herkes başkasının mülkünden ona zarar vermemek şartı ile yararlanma hakkına sahiptir. Yeryüzü tüm insanlarındır, yararlanma haklarını bölüşmüşlerdir.

Mülkiyete zarar veriyorsa kirayı istihkak eder. Herkes oturmadığı evi, dükkânı veya işyerini kullanmak zorundadır. Kullanmadığı takdirde onu kim kullanabilirse onun kullanma hakkı vardır. Temel kural şudur. Yeryüzü bütün insanlarındır, işgal ettikleri takdirde ondan yararlanma hakları ve öncelikleri vardır. Başkası gelip onları kullanamaz ama boşalttıkları zaman onu başkaları işgal eder, zira gayri meskûn hale gelir. Eğer orada emek harcanmışsa, emek harcayan o yerden yararlanma önceliğine sahiptir.

Meskûn olmak ne demektir? İçine eşya koymak meskûn olmak demektir. Bir atölye üretim yapıyorsa meskûndur. Bir tarla ekilmişse meskûndur. Bir ev içinde yaşanıyorsa meskûndur. Yoksa boş sayılır. Boş bulunursa, işte burada “içtihatlar” devreye girer, “bucak hukuku” devreye girer. Müminler kendi aralarında malikler olarak bekçi olduklarını bilirler ona göre mülkiyet haklarını kullanırlar. Bunun için “İnsanlık Anayasası” çalışmamızda geliştirdiğimiz hükümler vardır. İşletme mülkiyeti ve yararlanma mülkiyeti birbirinden farklıdır. Bu hükümler işletme mülkiyetindedir. Yararlanma mülkiyetinde ise bu hükümler uygulanmaz. Kur’an açıkça işletme mülkiyeti ile yararlanma mülkiyetini ayırmıştır. Batı bu kavramları henüz kavrayamamıştır. Batı hukuku, fıkıhçılardan ne öğrenmişse o kadar bilmektedir. Fıkıhçıların henüz ortaya koymadıklarını Batı duymamıştır bile. (sayfa 14)

 


Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
18.11.2019
07:41

MİLLÎ GAZETE

S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-6

Ne diyorduk? “KUR’AN VE İLİM çalışmalarımız yarım yüzyıldan beri var ve son yıllarda, son on yıllarda günlük ve haftalık olarak devam ediyor; değişik vesilelerle bunu hep hatırlatıyorum… ‘S.O.S.yal Tufan’ seviyesindeki sorunların hayatımızın dinî, ilmî iktisadî, idarî/siyasî yani her alanını sardığını ‘teşhis’ olarak her vesileyle hatırlatıyoruz; ‘tedavi’ reçeteleriyle… KUR’AN çalışmalarımızla, ‘S.O.S.-yal Tufan’ seviyesindeki bu sorunlara önce ‘teşhis’ koyuyor, sonra KUR’AN VE İLİM merkezli ‘tedavi’ reçeteleri üretiyoruz...

‘Teşhis’ dedim de; herkes kendince teşhis koyuyor ama ‘tedavi’ reçetesi üreten yok.

Bugün doğrudan doğruya ‘tedavi ve çözüm’ reçetelerine geçelim; KUR’AN VE İLİM 1037’inci hafta seminer notlarımızla, kalan bölümlerle devam edelim; tedavi niyetine…

Yetmişlerde (1970) bir tarikat şeyhinin daveti üzerine Yalova’nın Ayazma köyüne gittik. Evinde zikir yaptığından dolayı torun, baba ve büyükbaba hep birlikte hizmet ettiler. Ertesi gün baba bizi yola indirdi. Bir yere geldik. “Burası bizim bekçi olduğumuz bahçe, gelin biraz sizlere meyve ikram edeyim” dedi. Biz biraz durakladık, mal sahibinin izni olmadan bize nasıl ikram eder gibi tereddüt ettiğimizi görünce, “Allah bunu bize ihsan etti, bahçenin bekçisi yaptı, ücretimizden ikram edeceğiz” dedi. İşte, İslam anlayışında mülkiyet budur. Biz mamelekin bekçisiyiz, ücretimiz kadarıyla ondan yararlanma hakkımız vardır. Bu ayet (Nur, 29) bu anlayışı teşri etmektedir. Malik olanın görevi mülkün bakımını yapmak ve ondan yararlanmaktır. Tercihen yararlanmak onun hakkıdır. Demek ki malik olma ondan yararlanma hakkından önce, onun bakımını yapma ve onu koruma görevidir. Bu ilkeden dolayıdır ki atıl bırakılan arazileri başkaları değerlendirir (syf. 11). Bir arazi boşsa, maliki kim olursa olsun, onu değerlendirmek, Safa ve Merve arasındaki sa’y kadar vecibedir. Kaybolan hayvanı bulduğunda sürüne katarsın, onu kurtlara bırakmazsın, sahibi çıkarsa alır götürür. Sahibi çıkıncaya kadar ona bakmakla mükellefsin ve onun sütünden, yününden yararlanırsın. Ekilmeyen tarla ve değerlendirilmeyen ormanlar özel mülk içinde de olsa insanlar ormanı tahrip etmemek üzere yararlanabilirler. Devletin, “Bu ormanlar benimdir” deyip halkı içeri sokmama yetkisi yoktur.

Mülkün temeli meskenden başlar. Başlangıçta insanlar ortak alanlarda meyve topluyorlardı. Üretim alanlarında mülkiyet yoktu. Ama ilk yaratıldıklarında evlere sahip olmaya başladılar. Ağaç kovuklarını veya kamışlardan yaptıkları çardakları ev olarak edindiler.

Ayette “gayri meskûnetin” demekle en kıymetli özel mülkiyette bile başkasının yararlanmasını önleyemezsiniz. Arazinizden yol geçiyor, siz öncelikle geçme hakkına sahipsiniz ama başkalarının oradan geçmesini önleyemezsiniz. Hukukta hakku’l mürur (geçiş hakkı) vardır. Şeriatta her zaman, herkes başkasının mülkünden ona zarar vermemek şartı ile yararlanma hakkına sahiptir. Yeryüzü tüm insanlarındır, yararlanma haklarını bölüşmüşlerdir.

Mülkiyete zarar veriyorsa kirayı istihkak eder. Herkes oturmadığı evi, dükkânı veya işyerini kullanmak zorundadır. Kullanmadığı takdirde onu kim kullanabilirse onun kullanma hakkı vardır. Temel kural şudur. Yeryüzü bütün insanlarındır, işgal ettikleri takdirde ondan yararlanma hakları ve öncelikleri vardır. Başkası gelip onları kullanamaz ama boşalttıkları zaman onu başkaları işgal eder, zira gayri meskûn hale gelir. Eğer orada emek harcanmışsa, emek harcayan o yerden yararlanma önceliğine sahiptir.

Meskûn olmak ne demektir? İçine eşya koymak meskûn olmak demektir. Bir atölye üretim yapıyorsa meskûndur. Bir tarla ekilmişse meskûndur. Bir ev içinde yaşanıyorsa meskûndur. Yoksa boş sayılır. Boş bulunursa, işte burada “içtihatlar” devreye girer, “bucak hukuku” devreye girer. Müminler kendi aralarında malikler olarak bekçi olduklarını bilirler ona göre mülkiyet haklarını kullanırlar. Bunun için “İnsanlık Anayasası” çalışmamızda geliştirdiğimiz hükümler vardır. İşletme mülkiyeti ve yararlanma mülkiyeti birbirinden farklıdır. Bu hükümler işletme mülkiyetindedir. Yararlanma mülkiyetinde ise bu hükümler uygulanmaz. Kur’an açıkça işletme mülkiyeti ile yararlanma mülkiyetini ayırmıştır. Batı bu kavramları henüz kavrayamamıştır. Batı hukuku, fıkıhçılardan ne öğrenmişse o kadar bilmektedir. Fıkıhçıların henüz ortaya koymadıklarını Batı duymamıştır bile (sayfa 14).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

17 Kasım 2019
Reşat Nuri Erol
18.11.2019
07:49


http://www.anahaberyorum.com/info.aspx?ID=555



Reşat Nuri Erol
18.11.2019
15:03

1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1038

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1038. Hafta - 16 KASIM 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1038. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.” (Hadis)

AdresAKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ, Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

***

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

BİLGİ: Grip rahatsızlığı sebebiyle geçen hafta ve bu hafta Süleyman Hoca haftalık yorumlarını yazamamıştır.

Süleyman KARAGÜLLE

***

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

‘S.O.S.-yal Tufan’ var; siyanürle intiharlar vs…

‘S.O.S.yal Tufan’ var; ‘sosyal devlet’ var mı?!.

S.O.S.yal tufan var, Kur’an çözümleri de var…

S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-2

S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-3

S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-4

S.O.S.yal tufan var, KUR’AN çözümleri de var-5

Reşat Nuri EROL

***

NUR SÛRESİ- 7. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

سُورَةٌ أَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَأَنْزَلْنَا فِيهَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (1) الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ (2) الزَّانِي لَا يَنْكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ (3) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (4) إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (5) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلَّا أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ (6) وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ (7) وَيَدْرَأُ عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ (8) وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ (9) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ (10) إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ (11) لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِأَنْفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هَذَا إِفْكٌ مُبِينٌ (12) لَوْلَا جَاءُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاءِ فَأُولَئِكَ عِنْدَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ (13) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِي مَا أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ (14) إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمٌ (15) وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ (16) يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَنْ تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (17) وَيُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (18) إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ (19) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ (20) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَنْ يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَكِنَّ اللَّهَ يُزَكِّي مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (21) وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (22) إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (23) يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (24) يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ (25) الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُولَئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (26) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (27) فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِنْ قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (28) لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ (29)

***

قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ (30) وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُولِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (31)

***

قُلْ

QuL (uFGuL)

“Kavlet”

Kur’an’da “Sen” (Sen söyle) olarak geçtiği zaman dört manayı taşır.

a) Kur’an’ın kendisine nazil olduğu son nebi resule hitap eder. Kur’an’ın inişini anlatır. Nasıl Musa’yı ve İbrahim’i anlatıyorsa, Muhammed’i de anlatır. Bu kitabın Cebrail tarafından ona indiğini bildirir.

b) Kendisinden sonra gelecek müçtehit âlimlere hitap eder, onları nebilerin vârisi olarak muhatap alır.

c) Cuma imamlarına, resulün halifeleri olmaları nedeniyle hitap eder. Bunlar hakemlerin kararlarını uygulayan bucak başkanlarıdır.

d) Askerlik hizmetini yapan tüm müminlere hitap etmiş olur.

Bunun dışında ikinci grup muhataplar vardır. Kur’an bunlara “Ey nâs/يَاأَيُّهَا النَّاسُ” diye hitap eder. Tüm insanlara hitap eder.

...





YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-7
11.8.2020 11 Okunma
Süleyman Karagülle
Seçim nasıl olmalı?
10.8.2020 25 Okunma
1 Yorum 10.08.2020 21:19
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-6
9.8.2020 78 Okunma
1 Yorum 09.08.2020 15:31
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ-2
9.8.2020 112 Okunma
Reşat Nuri Erol
Süleyman El-Racihi; büyük bir hayırsever… - 1
9.8.2020 141 Okunma
8 Yorum 10.08.2020 06:32
Reşat Nuri Erol
Ayasofya açıldı; artık sorunları ‘çö-ze-lim’ mi?-5
8.8.2020 120 Okunma
7 Yorum 09.08.2020 15:27
Süleyman Karagülle
Partiler
6.8.2020 83 Okunma
Süleyman Karagülle
Ne yapmamız gerekiyor?
6.8.2020 133 Okunma
4 Yorum 08.08.2020 20:00
Reşat Nuri Erol
Ayasofya açıldı; artık sorunları ‘çö-ze-lim’ mi?-4
6.8.2020 130 Okunma
5 Yorum 07.08.2020 13:20
Reşat Nuri Erol
Ayasofya açıldı; artık sorunları ‘çö-ze-lim’ mi?-3
5.8.2020 135 Okunma
5 Yorum 05.08.2020 15:10
Süleyman Karagülle
Kadın Hakları
4.8.2020 135 Okunma
3 Yorum 04.08.2020 20:47
Reşat Nuri Erol
Ayasofya açıldı; artık sorunları ‘çö-ze-lim’ mi?-2
4.8.2020 145 Okunma
3 Yorum 04.08.2020 07:23
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-5
3.8.2020 102 Okunma
1 Yorum 03.08.2020 15:30
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-4
31.7.2020 124 Okunma
1 Yorum 03.08.2020 16:13
Süleyman Karagülle
İnsanı yaşatma kaygısı
31.7.2020 105 Okunma
Süleyman Karagülle
Dolar'ın çıkmazı ve Çözüm
30.7.2020 105 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ayasofya açıldı; artık sorunları ÇÖZELİM mi?
30.7.2020 233 Okunma
7 Yorum 01.08.2020 18:23
Süleyman Karagülle
İNKILAPLARIN ETKİLERİ
28.7.2020 87 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Fitne
28.7.2020 198 Okunma
Süleyman Karagülle
İnkılaplar
28.7.2020 95 Okunma
Özer Ataç
Deli ve Dahi
28.7.2020 137 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Cahiliyye
28.7.2020 160 Okunma
Hüseyin Kayahan
ÂDEM'İN DİLİ
27.7.2020 399 Okunma
6 Yorum 30.07.2020 09:04
Süleyman Karagülle
Ortaylı ve Koru
27.7.2020 132 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ayasofya, ‘medeniyet’ ve ‘İslam Medeniyeti’ - 5
27.7.2020 173 Okunma
4 Yorum 27.07.2020 07:36
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-3
26.7.2020 127 Okunma
1 Yorum 03.08.2020 16:13
Reşat Nuri Erol
Ayasofya, ‘medeniyet’ ve ‘İslam Medeniyeti’ - 4
26.7.2020 238 Okunma
9 Yorum 26.07.2020 19:22
Süleyman Karagülle
İktidar
25.7.2020 120 Okunma
Süleyman Karagülle
Davetli Cuma
24.7.2020 135 Okunma
Süleyman Karagülle
Mısır
23.7.2020 197 Okunma
2 Yorum 23.07.2020 21:49
Reşat Nuri Erol
Ayasofya, ‘medeniyet’ ve ‘İslam Medeniyeti’ - 3
23.7.2020 246 Okunma
4 Yorum 23.07.2020 11:04
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-2
23.7.2020 189 Okunma
Süleyman Karagülle
Şiddet kullanma, tecavüz etme
21.7.2020 138 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ayasofya, ‘medeniyet’ ve ‘İslam Medeniyeti’ - 2
21.7.2020 223 Okunma
4 Yorum 21.07.2020 08:28
Süleyman Karagülle
MUHTEREM CUMHURBAŞKANIM, RECEP TAYYİP ERDOĞAN
21.7.2020 157 Okunma
Süleyman Karagülle
RÜYA
21.7.2020 131 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ
20.7.2020 121 Okunma
Süleyman Karagülle
Beraberlik
20.7.2020 125 Okunma
Hüseyin Kayahan
AYASOFYA CUMA MESCİDİ OLMALIDIR.
20.7.2020 242 Okunma
1 Yorum 20.07.2020 16:51
Süleyman Karagülle
Hükümler
20.7.2020 129 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ayasofya, ‘medeniyet’ ve ‘İslam Medeniyeti’ - 1
20.7.2020 221 Okunma
4 Yorum 20.07.2020 12:05
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-1
19.7.2020 260 Okunma
1 Yorum 28.07.2020 07:58
Süleyman Karagülle
Hakem kararı
19.7.2020 200 Okunma
2 Yorum 20.07.2020 11:10
Süleyman Karagülle
Ayasofya medrese olsun
19.7.2020 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ayasofya hayırlı olsun; başka neler yapılmalı?-5
19.7.2020 251 Okunma
6 Yorum 19.07.2020 10:35
Reşat Nuri Erol
Ayasofya hayırlı olsun; başka neler yapılmalı?-4
18.7.2020 326 Okunma
5 Yorum 18.07.2020 10:00
Süleyman Karagülle
15 Temmuz
17.7.2020 245 Okunma
1 Yorum 17.07.2020 14:12
Reşat Nuri Erol
Ayasofya hayırlı olsun; başka neler yapılmalı?-3
17.7.2020 323 Okunma
5 Yorum 17.07.2020 06:47
Lütfi Hocaoğlu
Kuran'ı mehcur edinmek
16.7.2020 266 Okunma
1 Yorum 16.07.2020 17:39
Reşat Nuri Erol
Ayasofya hayırlı olsun; başka neler yapılmalı?-2
16.7.2020 289 Okunma
4 Yorum 16.07.2020 15:30