Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; A.Gül, Şehir Üniversitesi, Tayyip Erdoğan
13.12.2019
746 Okunma, 7 Yorum

 

Abdullah Gül Şehir Üniversitesi için Tayyip Erdoğan’a ne dedi?

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Şehir Üniversitesi ile ilgili olarak düşüncelerimi burada Şehir Üniversitesi yaşamalı…” başlığı altında yazmıştım. Bir daha da bu konuya girmeyi düşünmüyordum. Olan biten ortadaydı. Birileri Şehir Üniversitesinin mevcut yapısını değiştirmeye karar vermişti ve adım adım onu uygulamaya doğru gidiyorlardı. İçimden sadece şunlar geçiyordu: Bugünlerin yarınları da var. Tarih dede herkes için bir kayıt düşecek. Hakikatleri gizleyip üstüne örtü çekenlere acısam mı, üzülsem mi, ne yapsam, bilemiyorum.

Tekel’in, Şehir Üniversitesine önce tahsis edilen daha sonra devredilen arazisine benzer bir yer İzmir’de de vardı. Tekel Çiğli Balatçık Yaprak Tütün İşletmesi.

Burada 720 dönümlük koskoca bir arazi, içinde âtıl hale gelmiş makinaların olduğu devasa hangarlar, yeni binalar yapmaya müsait arsalar vardı. Biz de yeni kurulan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi için kampüs alanı arıyorduk.

İzmir’den bazı arkadaşlarım bana burayı gezdirdiler. Ben de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ilettim talebimizi. Mehmet Şimşek bürokratlarına bir hesap yaptırdı. “Burayı özelleştirme idaresi olarak satarsak bize ne gelir, biz bu üniversiteye kampüs alanı için ne kadar tahsisat ayırmak durumundayız, bana bir hesap çıkartın” dedi. Hesap neredeyse başabaş çıktı ve o zamanki İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın da bulunduğu bir toplantıda Tekel’in bu arazisinin Üniversiteye eğitim amaçlı olarak kullanılmak üzere süresiz tahsisi kararlaştırıldı.

Daha sonra Üniversite bu kampüs alanı içinde çok sayıda bina yaptı. 70 bin metrekarelik eski binalar yenilendi. İlave binalarla bugün 140 bin metrekare kapalı alana sahip…  Üniversite ayrıca burada bir cami ve teknopark yapmak istedi, fakat teknopark tahsisteki amaca uygun bulunmayarak reddedildi. Ancak Üniversite bu konuda ısrarlı ve temaslarını sürdürüyor, cami için de bir hayırsever arıyor. Bütün bu güzelliklere imza atan dönemin Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü, bugün maalesef imzasız ihbar mektuplarıyla mahkeme kapılarında hak aramak zorunda kalıyor. O içi bomboş iddianameyi mahkemenin kabul edişi, Türkiye’de hukuk alanında ne kadar derin sorunlar olduğunu apaçık ortaya koyuyor.

Şehir Üniversitesine Tekelin Kartal Dragos’taki arazisinin tahsisi de Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gerçekleşmişti. Bunu zaten İstanbul’daki konuşmasında kendisi de söylüyor. Bu tahsis iptal ediliyor. O sırada TOKİ ve Emlak Konut bu araziyle ilgili imar planı değişiklikleri çalışması yürütmüş. Bunu haber alan Özelleştirme İdaresi oradaki doğal yapıyı korumak ve AVM ve çok katlı konut inşaatlarına engel olmak içgüdüsüyle Üniversiteye arazinin devrini teklif etmiş. Nitekim bazı açıklamalarda bunun tahsisin iptaline karşı bürokratik bir çözüm olarak nitelendirildiğini görüyoruz. Eğitim şerhi düşüldükten sonra tahsis ile devir arasında bir fark olmadığını da söyleyebiliriz. Tek fark tahsiste bir nevi kira olan işgaliye bedeli yani ecri misil ödeniyor. Hatta üniversitenin beyanına göre ilk tahsisin yapıldığı 2009 ile tahsisin Danıştay 13. Daire tarafından iptal edildiği 2013 arasında bugünün parasıyla 6.5 milyon Dolar ecri misil ödenmiş.

 

Şehir Üniversitesi tartışmasına bu sefer kamuoyu önünde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da dâhil oldu. Doğrusu meseleyi ele alış tarzına ve üslubuna kendisi adına üzüldüm. Bu konuyu Parti içinde ele aldıklarını söyledi. İki ihtimal var. Ya kendisine doğru bilgi verilmedi, Şehir Üniversitesinin yaptığı açıklamaları görmedi, Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Dinçer’in söyledikleri kendisine aktarılmadı, ya da baştan verilmiş bir karar dolayısıyla bunların hiçbirini dinlemeye gerek duymadı, sadece Halk Bankasının açıklamalarıyla yetindi. Aynı tavrı daha önce Parti Sözcüsü Ömer Çelik’te de görmüştük. Bankanın açıklamasındaki en tuhaf nokta, Üniversiteye devredilen ancak üzerine dava ikame edilmemiş alan ile üniversitenin teminat olarak verdiği diğer onca arazi ve binanın teminat değerinin olmadığının iddia edilmesi değil mi? Bir nokta daha: Mahkemenin iptal kararları, TMMOB’nin sanayi mirası korunsun iddiasına değil Vakıf Üniversitelerine tahsiste kamu yararının bulunmadığı tezine dayanıyor. Bunun nasıl tehlikeli bir sürece işaret ettiğini izaha sanırım gerek yoktur. Devlet ya da Vakıf Üniversitesi, eğitimi hangisi yaparsa yapsın kamu yararı yok denilebilir mi?

Tayyip Erdoğan konuşmasında Abdullah Gül’ün Şehir Üniversitesi ile ilgili olarak kendisini aradığını söylerken şu ifadeleri kullandı:

Tabii bizi halef selef olduğumuz Cumhurbaşkanı aradı. Dedi işte 'Siz bu işi arzu ederseniz halledersiniz.' Kendisine dedim ki 'Temenni ederdim ki siz benim yerimde olun. Biz geçmişte bankaların nasıl iflas ettiğini biliyoruz. Hamdolsun 17 yıldır bizim dönemimizde, bizim bankalarımızın hiçbirisi kasaları boşaltmadı. Biz de kasayı boşaltamayız.'

Kasıtlı veya değil bu sözlerden Abdullah Gül’ün kendisinden hukuk dışı bir talepte bulunduğu iması ortaya çıkıyor. Abdullah Beyin böyle bir talepte bulunmayacağını onu tanıyanlar bilir. Ben yine de Abdullah Gül’e konuşmanın detaylarını anlatmasını rica ettim. Şunları anlattı:

Ben tartışmaya dâhil olmayı çok istemedim ancak ortada güzel bir Üniversite var, saygınlığı yüksek, kontenjanlarındaki doluluk oranı vakıf üniversitelerinin ortalamasının üstünde… Ülkemizin en seçkin Hocaları burada görev yapıyor. Açılışını Tayyip Beyle beraber yaptığımız, Mütevelli Heyet Başkanı olarak hepimizin yakından tanıdığı Ömer Dinçer’in görev yaptığı güzide bir Üniversite… Vakıf Üniversitelerini denetleyen YÖK’ün raporlarında en ufak bir sıkıntı yok.

Bana sürekli olarak bu konuda bir şeyler söylemem için ısrar edenler oldu. Onlara ben telefonla gerekli teması yaptım demek zorunda kaldım, basının bu şekilde haberi oldu, yoksa bu telefon irtibatını duyurmak bile istememiştim.

Düşüncelerimi başka bir mecrada açıklayabilirdim ama maksat üzüm yemek olsun dedim ve Tayyip Beyi aradım. Kendisine de “siz bir çözüm yolu bulabilirsiniz, devir işlemini yanlış bulmakta haklı olabilirsiniz, ama hukuk içinde bir çözüm üretilebilir, mesela şartları olgunlaştırılmış yeniden tahsis düşünülebilir” dedim. Sonra da: “Üniversite kendi gelirleriyle borcunu ödeyebileceğini söylüyor, bunu Ömer Dinçer de teyit ediyor, Halk Bankasıyla üniversite daha önce anlaşmıştı, kaldı ki teminatlar da yeterli, bu kolaylık başka işletmelere gösteriliyorsa bir üniversite bunu haydi haydi hak eder, bu çerçevede bir çözüm bulunabilir” diye ilave ettim. Hukuk dışı bir yol önermek aklımdan bile geçmez.

Burada ikinci bir husus daha var. Tayyip Bey konuşmasında devir işlemi dolayısıyla Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek ve Feridun Bilgin’i, dolaylı olarak da Ömer Dinçer’i ve Üniversite yöneticilerini dolandırıcılıkla itham etti. Kaldı ki ilk dört kişinin sadece devir işleminde imzası var, Halk Bankla kredi ilişkisinde yerleri yok. Bu elbette Tayyip Bey açısından bir talihsizlik… Çünkü ortada yasal olmayan hiçbir şey yok. Vakıflara tahsis ya da devir konuşulacak olursa sanırım Bilim Sanat Vakfı son sırada gelir.

Kartal’daki arazinin devir işlemi Erdoğan’ın bilgisi haricinde olabilir mi? Böyle olmadığına dair en kuvvetli delil, diğer üyelerle birlikte kararda imzası olan İdris Güllüce’nin Özelleştirme Yüksek Kurulunda bulunması. Yıllarca Tuzla Belediye Başkanlığı yapmış olan Güllüce, devredilen arazinin değerini çok iyi biliyor olmalı. O halde bu konuyu Tayyip Beye aktarmış ve imza için müsaadesini almış olmalı diyenler haksız sayılmazlar…

Tayyip Beyin öyle bir muradı olmadığı iddia edilebilirse de medyada kendini bilmez bir grup Abdullah Gül’ü de dolandırıcılardan biri diye saymakta çok pervasız. Ancak kavrayamadıkları bir şeyler var: Tayyip Beyle geçmişte bir arada olmuş ya da bundan sonra bir arada olacak ve beraber iş yapacaklara “dikkat edin, bir gün benzeri ithamlar sizin de başınıza gelebilir” yollu takılmalarının doğrudan Tayyip Beyi ilzam ediyor oluşu…

Sizce Tayyip Bey de bunu murat ediyor olabilir mi yoksa bunlar bazı akılsızların işi mi?

 


Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
13.12.2019
05:50


Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak


13 Aralık 2019

Şehir Üniversitesi hakkında   

Yazmayacaktım, ama mecbur kaldım. Herkes “Ne oluyor” diye soruyor.

Bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir. Bu tartışmanın kimseye faydası yok. Bu noktaya kadar da gelmemeli idi. İş sadece bir üniversite ile banka arasındaki ihtilaftan ibaret değil. İşin içine girince tartışmanın bir tarafından “Ülker” var, öbür tarafında “Ahmet Davutoğlu”.

Bir kredi borcu tartışması bir anda çok başka noktalara taşındı.

Önce Ülker’in bu konudaki yeri. Ülker “Bilim Sanat Vakfı”nın ana sponsoru. Vakfın baş ideoloğu da Davutoğlu. Bu vakıf uzun yıllar önemli hizmetler gördü ve birçok insan yetiştirdi. SETA’nın kuruluşunda öne çıkan isimlerin çoğu da bu çevreden gelen isimlerdi. Davutoğlu’nu Başbakanlığa götüren süreç de bu vakıfla başlar.. Şehir Üniversitesi’ni kuran vakıf, kadro da bu vakıf ve bu kadro.

Erdoğan da aslında Ülker’le birlikteydi bir dönem.

Ülker’le ilk kriz FETÖ hesaplaşması sürecinde yaşandı. Ülker’in Şehir Üniversitesi ile yollarını ayırması 2015’de Ali Atıf Bir’in rektör olarak atanması ile başlayan sürecin ardından geldi. 15 Temmuz, ardından Ülker’in United Bitcuists’i satın alması ile Ülker önemli miktarda bankalara borçlandı. Bu arada; bir de 80 yıl önce Brüksel’de ünlü çikolata ustası Joseph Draps tarafından, efsanevi lider Lady Godiva’nın onuruna kurulan Godiva’yı satın aldı. Bu olay aslında Tata’nın Jaguar’ı, Range Rower’i alması gibi bir şeydi. Ülker farklı bir isim altında bir anda dünya markası oldu. Bana göre, yeni merkezini Londra’ya taşıması süreci, bunun PR ve Lobi’si iyi yapılmadı. Ülker borç yapılanmasına giderken aslında bu durumu da değerlendirerek Şehir’le yollarını ayırdı. Şansı yaver gitti, Godiva Japonya’yı Japonlara satarak da mali darboğazdan çıktı.

Ama Şehir Üniversitesi’ni bugünlere taşıyan süreç de başlamış oldu.

Şehir yeni kampüsüne taşınırken kamu kaynaklı fonlar, hibeler kullanıldı, tahsisler yapıldı. Bunlar ilk kez sadece Şehir’e yapılan “iyilikler” değildi. Yatırım sebebi ile oluşan mali açıklar kamu bankalarından sağlanan kredilerle kapatıldı. Bu işi ilk ve tek yapan da Şehir değildi.

Son mali krize kadar bu konuda bir sorun yaşanmadı. Mali krizin ardından borç yapılanmasına gidildi. Buraya kadar her şey normal. Ancak daha sonra banka yapılandırılan borçların ödenmesinde sorun yaşandığını ve protokol şartlarına uyulmadığını söyleyerek, kredisini geri çağırdı ve Şehir’in teminat olarak gösterdiği gayrimenkullere tedbir konulması kararı aldı.

Halkbank, Şehir’in bütün gelir gider işlemlerinin Halk Bankası üzerinden yapılması şartı olduğunu buna uyulmadığını, dolayısı ile üniversitenin cari harcamaları dışındaki gelirlerin bankanın alacağına mahsup edilemediğini söylüyor. Şehir ise öğrenci öğrenim taksitlerinin kredi kartı ile farklı bankalar üzerinden tahsil edildiğini, bir takım işlemlerin bu sebeple farklı bankalardaki hesaplara aktarıldığını söylüyor. Sonunda bir banka kredi vermiş ve vadesi gelen alacağını tahsil etmek istiyor ve bunda bir takım sorunlar yaşanıyor. Bu rutin bir işlem. Eğer bir hukuksuzluk varsa bunun çözüm adresi yargı olmalıdır. İdari bir sorun varsa idari yoldan, bu işlemlerde bir kamu bankası söz konusu olduğu için, siyasi bir irade gerekiyorsa, bu işin çözüm adresinin siyasi irade olması gerekir.

Ama böyle olmuyor. Mesela Şehir’dekiler, başka örnekler göstererek, bir takım şirketler, hatta spor kulübü şirketlerinin borçlarının ertelendiği, vergi borçlarının affedildiğini, ama kendilerine borçlarını ödemeleri konusunda bir tolerans gösterilmediğini söylüyorlar.

Bu arada; siyaset tarafı da, zaten sizin teminat gösterdiğiniz gayrimenkullerin tahsisinde de usulsüzlük var iddiası ortaya atılıyor. İş tarafların kurumsal değil, kişisel mal varlıklarının iktisabının sorgulanmasına kadar gidiyor ve benzer işlemler için bazı kişi ve kurumların adı öne sürülüyor.

Bakın bu kriz böyle giderse yeni bir 17/25 vakasına dönüşebilir..

Bu işlemlerde bir usulsüzlük varsa niye gündeme getirilmedi? Bu sorunun cevabı yok. İddia edildiği gibi bir usulsüzlük varsa ve bu tek bir örnek değilse ötekilerin de üzerine gidilecek mi? Şehir’ciler, herkes yapıyor, biz niye yapmayalım, onlara dokunulmuyorsa bize de dokunulmaz diye mi düşündüler. Yani bu işlerde bir “Dehşet dengesi” mi oluştu?

Bir banka ile bir vakıf arasındaki ihtilaf siyasi bir hesaplaşmaya dönmemeli idi.

Tam da böyle bir tartışmanın yaşandığı bir zamanda Aydın Doğan için olumlu cümleler kullanılırken, Davutoğlu için söylenenlerin birlikte düşünülmesi durumunda insanlar bunları telif etmekte zorlanacaklardır. Şehir Üniversitesi’nin tüm yönetim kadrosu ve öğrencilerinin beşte dördü AK Parti çevresindeki insanlardan oluşmaktadır. Bu işlerin bu noktaya gelmesine bir anlam veremiyorlar. İçerideki Davutoğlu karşıtları ise, Reis’in bu işe bu şekilde müdahil olması ile Şehir Üniversitesi üzerinden Davutoğlu’nun mağduriyetine ilişkin bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını ve bu krizin Erdoğan’ın çevresindeki eski Davutoğlu ekibinin yönlendirmesi ile örgütlendiği gibi bir “ters köşe” mantıkla konuyu yorumlamaya çalışıyorlar.

Daha önce 2016’da 3 yıl ödemesiz 10 yıl vadeli onaylanan kredi, 2017 Şubat’ında yatırımların başlamasının ardından geri ödemelerin başlaması 2019 Şubat’ında gerekirken, 2018’de Halk Bank Şehir’e bir kredi daha veriyor. Yani bankanın vakfa karşı bir husumeti yok. O zaman ne oldu da işler bu noktaya geldi. Bu siyasi bir kavga ise neden milli bir bankanın adı bu tür tartışmalara alet edilir.

Sonuçta gelinen nokta berbat bir nokta. Halk Bankası gibi milli, yakın geçmişte Zarrap krizinden sonra böyle bir olayı yaşaması da büyük bir talihsizlik. Sonunda bir kredi anlaşmazlığı söz konusu. İhtilaf varsa ya da birilerinin bir iddiası varsa bunun yolu yargıya gitmektir. “Aba altında sopa göstermek”le ya da “onlara göz yumuyorsun beni de idare et” mantığı ile bu iş çözülmez..

Bu “Ben yaptım oldu” mantığı, FETÖ’den bize sirayet eden bir hastalık. Bu işler böyle devam edemez ve bir gün patlar. Herkes bu “pis işten” zarar görür. Devlet de zarar görür. Kamu kaynakları kimsenin “babasının malı” değil, mahkeme “Kadıya mülk olmadığı” gibi.

Halk Bankası’na ve üniversiteye daha fazla zarar verilmemeli. Orada okuyan binlerce genç var. Onlar gelecek endişesine kapılmamalı. Bu kriz bir an önce çözülmeli. Bu tartışmanın devamında, bu iş siyasi bir intikam savaşına dönerse birçok vakıf üniversitesi ile ilgili çok daha vahim tablolar gündeme gelebilir. Bu kavgadan kimse kârlı çıkmaz. Ya da en kârlı çıkan CHP olur.

Hadi hakeme gidin, ombudsmanlık adil bir şekilde çözsün. Bir takım yanlışlar varsa o yanlışların da üzerine gidilsin. Bir topluluğa olan öfkemiz bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin..

Tefrikanızı husumete dönüştürürseniz rüzgârınız kesilir. Sulhetmek daha iyidir. Selam ve dua ile. 

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/sehir-universitesi-hakkinda-30655.html

Reşat Nuri Erol
13.12.2019
07:00

...

Değerli okurlarım,

Erdoğan Şehir Üniversitesini gündeme getirerek aslında en büyük zararı kendisine verdi.

Davutoğlu ve arkadaşlarını Erdoğan şu sözlerle eleştirdi:

"İstanbul'da bir Şehir Üniversitesi meselesi ortaya çıkardılar. Bu üniversitesinin bir ayağında bizim olduğumuzu, diğer ayağında malum zatın olduğu söyleniyor... Şehir Üniversitesi'nin tahsisini başbakanlığım döneminde ben yaptım.

Bunlar dürüstlüğü hiç kimseye bırakmıyorlar. Hani bunlar dürüstü. Bunlar Halk Bankası'nı da dolandırmaya çalışıyorlar. Halk Bankası'ndan kredi talebinde bulunuyorlar.

Halk Bankası ciddi bir kredi veriyor. Maalesef bunlar, ödeme planında Halk Bankası'na ödemeleri yapmıyorlar. Halk Bankası da kendilerini sürekli uyarıyor. Şu anda borçları 417 milyon noktasında…"

Değerli okurlarım,

Erdoğan'ın bu açıklamasındaki, "Hani bunlar dürüstü. Bunlar Halk Bankası'nı da dolandırmaya çalışıyorlar…" sözü var ya şimdi bakalım bu krediyi kim verdi?

Şehir Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göz atalım:

"Ana bağışçımızın, Haziran 2016'dan itibaren bağışları beklenmedik bir şekilde kesmesi üzerine Dragos kampüsünde inşaatların tamamlanabilmesi için Halkbank'la Eylül 2016'da yatırım kredisi çerçeve sözleşmesi imzalanmıştır.

Kredi anlaşmasının imzalandığı bu tarihte Sayın Binali Yıldırım başbakanlığındaki 65. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti işbaşındadır.

Bu dönemde kampüs inşaatı için 300 milyon TL yatırım kredisi alınarak Mart 2019'a kadar 55.068.781 TL (Elli beş milyon altmış sekiz bin yedi yüz seksen bir TL) geri ödeme herhangi bir aksama olmadan Halkbank'a yapılmıştır…"

Kaynak Yeniçağ: "Gizli Kırmızı" dosyalar açılacak - Orhan UĞUROĞLU

Reşat Nuri Erol
13.12.2019
07:07

FATMA BARBAROSOĞLU'NUN BUGÜN YAZISI

ŞÖYLE BAŞLIYOR:


I-

21. yüzyıl pek çok kurumun muktedirliğini kaybettiği bir yüzyıl. İttifakların, koalisyonların çöktüğü bir yüzyıl aynı zamanda. İçinde yaşadığımız dönemi en çok Roma İmparatorluğunun debdebeli ve aynı zamanda ahlâkî çöküşe hızla yaklaşılan zamanına benzetiyorum.Tıpkı Romalı komutanların meselâ Güney İngiltere’ye vali olarak gönderilen Agricola’nın anlattığı gibi günümüzde de kitleler lüks içinde “uyutuluyor”.

Agricola, Britan’lara tapınaklar, pazaryerleri, konaklar, hamamlar yaptırır.

Romalı tarihçi Tacitus o günleri şöyle anlatır:

“Böylece bizim giyinme biçimimiz bile moda oldu.(...) Britan’lar yavaş yavaş kötü alışkanlıklarımızın büyüsüne de kapıldılar. Revnaklardan, hamamlardan, süslü şölen salonlarından çıkmaz oldular. Bu, onların tutsaklığını sürdürmek için düşünülmüş bir eylemdi. Okuması yazması olmayanlar, olana ‘uygarlık’ adını veriyorlardı” (Salah Birsel, Kurutulmuş Felsefe Bahçesi s.17-18).

Lüks, israf ve şatafat her zaman bozulmanın ve çöküşün ön habercisidir.

Dünyada milyonlarca insan açlık sınırında yersiz yurtsuz yaşarken, iç savaşlar ve küresel iklim değişikliği nedeniyle binlerce insanın yerinden yurdudan olduğu ve daha da olacağı bir dönemde; artan yoksulluk ile artan israf ve gösterişin birbirine paralel gitmesi ne kadar ürkütücü.

Allah her kulunu nasibi ile yaratıyor ne ki bir avuç insan milyarlarca insanın gününün ve geleceğinin nasibini kendi zevki için imha ediyor.

Lüks en çok insanların ölümlü olduklarını unuttuklarında serpilip gelişiyor.

...

https://www.yenisafak.com//yazarlar/fatmabarbarosoglu/olumun-seyir-paydasinda-esitlenmek-2053645?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral





Reşat Nuri Erol
13.12.2019
07:11


HAYRETTİN KARAMAN'IN DÜNKÜ YAZISINDAN BİR BÖLÜM:

...

Derken bize bi haller oldu, halkın ümit bağladığı, bağrına bastığı, toz kondurmadığı önder insanlarımız ve iktidar kadrosu arasında bir çözülme, birbirine düşme, acımasızca birbirini harcama, sen-ben davası, nasihat yerine alenî olarak doğru-yalan ithamlar… felâket bulutları gibi üzerimize çökmeye başladı. Pazara kadar değil, mezara kadar yol arkadaşlığına ant içmiş olanlar kendilerince haklı sebeplerle yoldaşlığı terk edip karşılıklı olarak yıkıcı söylem ve faaliyetleri tercih eder oldular…

https://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/umitler-suya-dusmesin-2053632


Reşat Nuri Erol
13.12.2019
09:54
milliyet.com.tr/siyaset/agir-abiler-devreye-girdi-davutoglu-ve-babacan-icin-son-hamle-6099903

'Ağır abiler' devreye girdi! Davutoğlu ve Babacan için son hamle

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın parti çalışmaları devam ederken eski AK Partili 14 kişilik bir heyetin başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'yla görüştüğü ortaya çıktı.

'Ağır abiler' devreye girdi! Davutoğlu ve Babacan için son hamle

Hürriyet yazarları Hande Fırat ve Abdulkadir Selvi bugünkü köşelerinde Cumhurbaşkanı ErdoğanAbdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ile ayrı ayrı görüşmeler yapan 'Mahallenin ağır abileri'ni yazdı. “Parçalanmanın önüne geçmek için ne yapılabilir?” sorusuna yanıt arayan ve  "Birliğimizi koruyamazsak, kendi ellerimizle ülkenin yönetimini sola teslim ederiz” görüşünü savunan heyetin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunduğu raporda çarpıcı tespitler yer aldı.

İŞTE O YAZILAR

14 AK PARTİLİ, ZİYARETLERİ VE ÖNERİLERİ

Bir süredir, özellikle sosyal medyada haklarında çok şey yazılıyor. Yedi kişi oldukları, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan izin alarak AK Parti’den ayrılanlarla “ikna görüşmeleri” yaptıkları... İşin doğrusunu merak ettim, kulisleri dolandım. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşayım.

- 7 değil, 14 kişiler. Ekrem Erdem, Ahmet Albayrak, Feyzullah Kıyıklık, Harun Karaca, Hasan Basri Yıldız, İdris Güllüce, İsmail Erdem, İsrafil Kışla, Kemal Çiftçioğlu, Mehmet Müezzinoğlu, Nuri Albayrak, Osman Develioğlu, Osman Kaan, Ünal Kacır.

- İlk tur görüşmelerini tamamladılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ile ayrı ayrı görüşmeler yaptılar.

- Kendi aralarında bir değerlendirme yapacaklar, o değerlendirmeye göre yeni bir görüşme yapıp yapmayacaklarına karar verecekler.

NEDEN BİR ARAYA GELDİLER?

Bu 14 isim neden bir araya geldi? Neden bu ziyaretleri gerçekleştirdiler? Bazı isimlerle yaptığım görüşmelere göre aktarayım:

- AK Parti iktidarının önemli, güzel hizmetleri oldu. Bu hizmetlerde herkesin emeği var. Ancak hataları konuşup düzeltmeye ihtiyaç var.

- Neticede “yol arkadaşlığı” ve ortak bir geçmiş var. “Parçalanmanın önüne geçmek için ne yapılabilir?” sorusuna yanıt arandı.

- Tarafların görüşleri dinlendi.

ERDOĞAN’A SUNULAN ÖNERİLER 

Tüm görüşmeler uzun sürdü. İlk görüşme, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapıldı. 14 AK Partili isim o görüşmeye “önerilerini” sıraladıkları bir raporla gittiler. Görüşmede metni içlerinden bir isim okudu. Giriş bölümünde seçim sonuçlarının doğru analiz edilip parti tüzüğündeki ilkelere sadık kalınması istenen raporda; teşkilatlar, belediyeler, hükümet ve bürokrasi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, seçmenin genel eleştirileri ve talepleri, FETÖ ile mücadele, ittifaklar, ekonomi, değişen seçmen profili başlıklarında eleştiriler ve öneriler yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptıkları sunumda, “yeni oluşumların ‘millet ittifakı’nı güçlendireceği” tespitlerini paylaştılar. “Bunun için özel bir çalışma yapılmalı” dediler. Konu raporun “İttifaklar” başlığında yer aldı. 14 ismin bu konuda tespiti özetle şöyle:

- MHP’den beklenen oy alınamadı. Aksine, AK Parti’den oylar MHP’ye kaydı. Saadet Partisi başta olmak üzere muhafazakâr seçmene hitap eden partilerle ilişkiler geliştirilmelidir.

YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

14 isim hazırladıkları metinde yerel seçimler ve değişen seçmen profiline de değindi. Seçmenin eleştirileri, talepleri de şöyle sıralandı: 

- Teşkilatların yenilenmesinde ehliyet ve liyakat kalktı, gruplaşma ve adam kayırma kalitede kayıplara neden oldu.

- Belediye başkanlarımızın istifa ettirilerek görevden uzaklaştırılmaları aleyhimize gelişmiştir.

- Lüks ve israf iddiaları seçimlerde aleyhimize olmuştur.

- Belediye başkanları, meclis üyeleri ve kamu görevlileri halktan kopuk olmamalıdır.

- Medyadaki tekelleşme ve taraflı yayınlar aleyhimizde gelişmektedir.

- Sosyal medyada AK Parti taraftarı görünerek saldırgan yayınlar yapan eylemlerden kaçınılmalı.

- Siyaset dilinin yumuşatılması lehimize olacaktır.

- Parti yeni dönemde “ötekileştirmeyen, yumuşak ve kuşatıcı bir dil” kullanmalı.

14 AK Partili ismin ortak metninde, Öcalan’ın mektubu ve kardeşinin TRT’ye çıkarılması gibi tutumlardan kaçınılması gerektiği de vurgulanıyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Gelelim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin önerilerine... Muhalefetin, Cumhurbaşkanı’nın bütün yetkileri kendinde topladığı ve tek adam olduğu algısına oynadığına dikkat çekilerek, “Bu algıyı güçlendirecek uygulamalardan kaçınılması gerekiyor” mesajı verildi. Önerileri arasında Cumhurbaşkanı yardımcıları sayısının arttırılması da var.

SEÇMEN PROFİLİ DEĞİŞİYOR

14 ismin sunum metninde yer alan dikkat çekici ifade, “Eğitim seviyesi yükseldikçe oy oranlarımızın düşmesinin mutlaka bir sebebi olmalı” şeklinde. Bu durumun sebeplerinin bulunması isteniyor. Diğer öneri ise genç seçmen profilinin mutlaka analiz edilmesi gerektiği...

PEKİ NE OLDU?

Bahsettiğim öneriler, eleştiriler Cumhurbaşkanı’na sunuldu. Ardından Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ile yine uzun görüşmeler yapıldı. Görüşler dinlendi. Ancak “yeni parti oluşumları” durmadı. Ahmet Davutoğlu’nun ardından 15-20 gün içinde Ali Babacan da parti kuracak. Politika ekibi çalışıyor, metinler hazır, ortak dil oluşturuldu. Bir kaynağım, “Önemli olan kurulacak partinin bir süre sonra rotasından sapmaması ve AK Parti’nin hatalarına düşmemesi. Bunun için tüzüğe ve programa özel mekanizmalar koyuyoruz” dedi.

MAHALLENİN AĞIR ABİLERİ 

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan partilerinin kurulacağı ortaya çıkınca, muhafazakâr kesimin önde gelen isimleri bir çaba içine girdi.

Eski milletvekilleri Feyzullah Kıyıklık, Ekrem Erdem, Harun Karaca, Ahmet Albayrak, İsmail Erdem, Nuri Albayrak, Hasan Basri Yıldız ve Ünal Kaçır’ın da yer aldığı, 13-14 kişiden oluşan heyet ilk görüşmesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptı. Bu grubun içinde yer alan bazı isimler AK Parti’nin kuruluş sürecinde de Erbakan’ı ziyaret ederek partinin başına Erdoğan’ın geçmesini, böylece “ümmetin bölünmesinin önüne geçilmesini” önermişti. Gelişmeler karşısında kendilerini sorumlu hisseden heyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret ederek birlik ve bütünlüğün sağlanması yönünde adım atmasını talep etti. Heyet, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’la da bir araya geldi. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le ise heyeti temsilen Feyzullah Kıyıklık ile Ekrem Erdem görüştü.

“Birlikte başardık, başaracağız” ilkesinden hareket eden heyet, görüşmeler sırasında anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülebileceğini savundu. “Birliğimizi koruyamazsak, kendi ellerimizle ülkenin yönetimini sola teslim ederiz” görüşünü savunan heyet temaslarını tamamladı ama Davutoğlu ve Babacan’ın yeni parti kurmalarının önüne geçmek mümkün olmadı. Heyette yer alan isimlerle konuştum. Kapıların tamamen kapanmadığı görüşündeler. “Tayyip Bey’den adım atmasını bekliyorlar” diyorlar. Mahallenin abileri umutlu ama görünen o ki köprülerin altından çok sular akmış ve iş geri dönülemez bir sürece girmiş.

Reşat Nuri Erol
13.12.2019
10:05

Yukarıdaki haberde...

Bir şey dikkat çekici...

14 KİŞİ !
14'LER !
*
NEDENSE...
NECMETTİN ERBAKAN'I...

ADİL DÜZEN'DEN VAZGEÇİRME 14'LERİ...

HATIRIMA GELDİ, NEDENSE; ACEP NEDENDİR?!.

Not:

Malum...

Recep Tayyip Erdoğan... 

İstanbul Refah Partisi İl Başkanlığı döneminde... 

14 "akademisyenden müteşekkil bir heyet" oluşturarak... 

Erbakan'ı ADİL DÜZEN'den vazgeçirme raporları hazırlamıştı!!!

Reşat Nuri Erol
13.12.2019
10:09


http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/1823/CokOk/10087/Resat-Nuri-Erol/Erbakani-Adil-Duzenden-vazgecirme-raporlari


http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/10740/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Erbakani-Adil-Duzenden-vazgecirme-raporu-tekrar


 



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
KORONAVIRÜS VE SEMT KOOPERATIFLERI
6.4.2020 35 Okunma
1 Yorum 06.04.2020 12:30
Hikmet Güveloğlu
Virüs Öldürür Lakin Bu Süründürür!?
6.4.2020 424 Okunma
1 Yorum 06.04.2020 12:17
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-10
6.4.2020 118 Okunma
6 Yorum 06.04.2020 09:54
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-9
5.4.2020 83 Okunma
3 Yorum 05.04.2020 08:01
ZEKİ ALTUBOĞA
KOLANA AZAD
4.4.2020 42 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
GUNDÊ HUNERMENDAN
4.4.2020 33 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
KOOPERETÎFA TENDURİSTİYÊ
4.4.2020 20 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ZANÎNGEHA HILBERÎNÊ
4.4.2020 53 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-8
4.4.2020 120 Okunma
4 Yorum 04.04.2020 14:06
Hüseyin Bağdatlı
CORONA'NIN NİYETİ
3.4.2020 43 Okunma
Reşat Nuri Erol
Çelik E.:KORONA’NIN ÖĞRETTİKLERİ SERA REZALETİ ve 5G!
2.4.2020 98 Okunma
Kazım Erten
CORONA TOPYEKÜN TASFİYE Mİ?
1.4.2020 101 Okunma
1 Yorum 02.04.2020 11:11
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-7
1.4.2020 127 Okunma
4 Yorum 01.04.2020 18:01
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-6
31.3.2020 123 Okunma
4 Yorum 31.03.2020 10:38
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-5
30.3.2020 96 Okunma
2 Yorum 30.03.2020 10:23
Kazım Erten
ĞVZ/IVAZ
29.3.2020 197 Okunma
1 Yorum 30.03.2020 20:52
Süleyman Karagülle
Bugün Neredeyiz, Nereye Gidiyoruz?
29.3.2020 202 Okunma
Mete Firidin
İsrailoğullarının Oğullarına Uygulanan Kafa Kesme Cezas
28.3.2020 159 Okunma
1 Yorum 28.03.2020 21:35
Mete Firidin
İsrailoğulları'nın Oğullarının Boğazlanması
28.3.2020 148 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-4
28.3.2020 132 Okunma
3 Yorum 29.03.2020 08:19
Hikmet Güveloğlu
Bizi Öldürürse Ancak Allah Öldürür!
27.3.2020 609 Okunma
2 Yorum 27.03.2020 12:07
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-3
26.3.2020 144 Okunma
1 Yorum 26.03.2020 11:14
Hikmet Güveloğlu
Şimdi Hakikaten Aynı Gemideyiz!?
25.3.2020 395 Okunma
Reşat Nuri Erol
ÇELİK ERENGEZGİN; DEPREM KAPIDA, KORONA SIRADA! SONRA?
25.3.2020 85 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-2
25.3.2020 111 Okunma
2 Yorum 25.03.2020 07:26
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-1
23.3.2020 140 Okunma
4 Yorum 23.03.2020 08:48
Süleyman Karagülle
Virüs! (Kovid-19) vs. !!!
22.3.2020 346 Okunma
1 Yorum 22.03.2020 15:42
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-19
22.3.2020 153 Okunma
5 Yorum 27.03.2020 08:09
Mete Firidin
Ramazan’da Keyfi Oruç Tutmamanın Karşılığı
21.3.2020 194 Okunma
1 Yorum 23.03.2020 03:25
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-18
20.3.2020 139 Okunma
3 Yorum 20.03.2020 14:06
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-17
16.3.2020 164 Okunma
3 Yorum 18.03.2020 07:43
Süleyman Karagülle
ABDULLAH GÜL: PARLAMENTER SİSTEME DÖNMEK ŞART
15.3.2020 275 Okunma
1 Yorum 16.03.2020 07:32
Süleyman Karagülle
Suriye Anayasası Önerisi
15.3.2020 169 Okunma
1 Yorum 18.03.2020 07:45
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-16
14.3.2020 169 Okunma
5 Yorum 22.03.2020 23:37
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-15
12.3.2020 175 Okunma
3 Yorum 12.03.2020 09:29
Özer Ataç
İman/güven örgüsü
11.3.2020 193 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-14
10.3.2020 184 Okunma
3 Yorum 11.03.2020 09:34
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-13
9.3.2020 178 Okunma
3 Yorum 09.03.2020 07:09
Hüseyin Bağdatlı
CORONA VİRÜSÜ VE ABDEST.
8.3.2020 172 Okunma
Süleyman Karagülle
Suriye’de Oyun Devam Ediyor
8.3.2020 293 Okunma
1 Yorum 09.03.2020 07:10
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-12
8.3.2020 186 Okunma
2 Yorum 08.03.2020 08:45
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-10
7.3.2020 183 Okunma
5 Yorum 08.03.2020 08:46
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak-11
7.3.2020 192 Okunma
5 Yorum 07.03.2020 10:15
Hikmet Güveloğlu
SICAK GÜNDEME DAİR NOTLAR
6.3.2020 1365 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak - 9
4.3.2020 222 Okunma
4 Yorum 05.03.2020 12:46
Reşat Nuri Erol
ALLAH’IM…
3.3.2020 198 Okunma
2 Yorum 03.03.2020 08:27
Süleyman Karagülle
İstihare Usulüm Nedir?
2.3.2020 264 Okunma
1 Yorum 10.03.2020 06:52
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak - 8
2.3.2020 193 Okunma
3 Yorum 02.03.2020 07:31
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak - 7
1.3.2020 265 Okunma
4 Yorum 01.03.2020 21:15
Reşat Nuri Erol
‘Gizli Dünya Devleti’ dedikçe Erbakan’ı anmak - 6
29.2.2020 247 Okunma
2 Yorum 01.03.2020 21:16