Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 4
21.12.2019
977 Okunma, 5 Yorum

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 4

Ne diyorduk? Bu yazılar birkaç vesileyle yazıldı ve bu konuda yazılacak o kadar çok şey var ki… ADİL DÜZEN çalışmaları resmen 1967 yılında başladı ve bugünlere gelindi… Erbakan Hoca ile yoğun çalışmalar 1980’li yıllarda başladı ve devam etti… Erdoğan’ın menfi çalışmaları 1990’lı yıllarda (Erbakan’ı Adİl Düzen’den vazgeçİrme raporlarının yazdırılması ile) başladı ve halen devam eden Erdoğan çalışmaları ve gelişmeleri…

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN” başlıklı üçüncü yazımın yayımlandığı bugün, tevafuk eseri olsa gerek, “Erdoğan, “hangi mahalleye” mensup?” başlıklı genel bir değerlendirme yayımlandı. Bu köşenin dikkatli okuyucuları, yazının yazarını tanıyorlar; Kosovalı Ocak Medya Yazarı Adelina Sfishta. Adelina hanımın değerlendirmelerini okuyalım:

Erbakan’ın yanındaki genç adam (yazının başında eski bir fotoğrafa istinaden), “Millî Görüş’ün” yeni neslinin en gözdelerinden birisiydi; “Recep Tayyip Erdoğan”.

Davanın ve dava adamlığının çok revaçta olduğu yıllardı.

Millî Görüş”, Erbakan ve arkadaşlarının geliştirdiği fikirler üzerine oturmuş, bir ülke yönetim modeli. Elbette, çözümleri Kur’an merkezli.

Dostluğun, arkadaşlığın “güç” olduğu, “parasız” yıllar.

Erbakan, “Millî Görüş” çizgisinde 4 parti kurdu ve 4’ü de, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle” kapatıldı. Sistem izin vermiyordu.

Erdoğan gençlik yıllarında katıldı bu harekete ve sıkı bir “Millî Görüşçüydü”. Gençlik yıllarında Müslüman Kardeşler gençlik toplantılarına bile katılmıştı. 1985’te Refah Partisi’nin il başkanı oldu. Bu yıllarda toplumun “en alttakilerinin” temsilcisi, “varoşların” kahramanıydı. 1994’te Refah Partisi’nden İstanbul Belediye Başkanı seçildi.

Türkiye’nin devlet kurumları; referansını “dinden alan” hiçbir fikri hareketi ve onun yetiştirdiği kadroları, devlet kadrolarına kabul etmiyordu. Devlet dindar insanlara “sakıncalı” muamelesi yapıyor ve “irticacı” diye fişleyerek sistem dışına çıkartıyordu. Hatta başörtülü kızlar üniversitelerde okutulmuyor, devletin hiçbir kurumuna sokulmuyordu. En katı kurum ise “askeriyeydi”. Toplumsal ve siyasi şartlar Erbakan için çok zordu. Ancak, “sistemin bütün önleyici tedbirlerine rağmen”, “Millî Görüş” giderek yükseliyordu.

Refah Partisi 1995 seçimlerinden birinci parti çıktı ve Erbakan başbakan olarak hükümeti kurdu. Ancak, “ordu” ve “yargı” yine devreye girdi ve 28 Şubat operasyonu ile Erbakan hükümeti devrildi ve parti de kapatıldı.

Bu yıllarda Erdoğan, “Müslüman mahallesinin Milli Görüş çizgisine” mensuptu.

Millî Görüş içerisindeki genç nesil, 4’üncü parti de kapatılınca, “başka bir anlayışta siyaset” arayışına girdiler ve “yenilikçiler hareketi” böyle başladı.

Erbakan’ın “sistemle uzlaşacak” bir siyasi-fikri çizgi geliştiremediği gerekçesiyle, yollarını ayırdılar. Yenilikçilerin, partiden ve Erbakan’dan kopuşları esnasında, Millî Görüş çizgisi 5 milyon seçmene ve % 15 oy oranına ulaşmıştı.

Yenilikçiler; Türkiye’deki “sistemin” ve “uluslararası güçlerin” desteğini veya olurunu alabilmek için, farklı tarz izlemek gerektiğini değerlendiriyorlardı. Bu nedenle; “milli görüş gömleğini çıkarttıklarını”, kendilerinin “demokrat-muhafazakâr” çizgide olduklarını, ulusal ve uluslararası kamuoyuna deklare ettiler.

Artık yeni siyasi organizasyonları AK Parti idi.

Yenilikçiler; partiyi kurarken de “meşruiyet elde edebilmeyi” güçlü şekilde dikkate almışlar, partide muhtelif fikirleri “demokrasi ve özgürlükler” çizgisinde “ortaklığa” davet etmişler, parti bünyesine almışlardı.

Erdoğan bu süreçte “muhafazakâr ama demokrat mahalleye” mensuptu.

Bu anlayış netice getirdi ve seçimlerde, Refah Partisi’nin zirvesi olan % 21’i de geçerek, % 34’le tek başlarına iktidar olma şansını elde ettiler.”

(DEVAMI VAR)

 

 

 

 


Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
21.12.2019
09:00

Erdoğan; geçmiş-gelecek ve ADİL DÜZEN-4

Ne diyorduk? Bu yazılar birkaç vesileyle yazıldı ve bu konuda yazılacak o kadar çok şey var ki… ADİL DÜZEN çalışmaları resmen 1967 yılında başladı ve bugünlere gelindi… Erbakan Hoca ile yoğun çalışmalar 1980’li yıllarda başladı ve devam etti… Erdoğan’ın menfi çalışmaları 1990’lı yıllarda (ERBAKAN’I ADİL DÜZEN’DEN VAZGEÇİRME raporlarının yazdırılması ile) başladı ve halen devam eden Erdoğan çalışmaları ve gelişmeleri…

“Erdoğan; geçmiş-gelecek ve ADİL DÜZEN” başlıklı üçüncü yazımın yayımlandığı bugün, tevafuk eseri olsa gerek, “Erdoğan, ‘hangi mahalleye’ mensup?” başlıklı genel bir değerlendirme yayımlandı. Bu köşenin dikkatli okuyucuları, yazının yazarını tanıyorlar; Kosovalı Ocak Medya yazarı Adelina Sfishta. Adelina Hanım’ın değerlendirmelerini okuyalım:

“Erbakan’ın yanındaki genç adam (yazının başında eski bir fotoğrafa istinaden), ‘Millî Görüş’ün’ yeni neslinin en gözdelerinden birisiydi; Recep Tayyip Erdoğan.

Davanın ve dava adamlığının çok revaçta olduğu yıllardı.

Millî Görüş, Erbakan ve arkadaşlarının geliştirdiği fikirler üzerine oturmuş, bir ülke yönetim modeli. Elbette, çözümleri Kur’an merkezli.

Dostluğun, arkadaşlığın ‘güç’ olduğu, ‘parasız’ yıllar.

Erbakan, Millî Görüş çizgisinde 4 parti kurdu ve 4’ü de, ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle’ kapatıldı. Sistem izin vermiyordu.

Erdoğan gençlik yıllarında katıldı bu harekete ve sıkı bir Millî Görüşçüydü. Gençlik yıllarında Müslüman Kardeşler gençlik toplantılarına bile katılmıştı. 1985’te Refah Partisi’nin il başkanı oldu. Bu yıllarda toplumun ‘en alttakilerinin’ temsilcisi, ‘varoşların’ kahramanıydı. 1994’te Refah Partisi’nden İstanbul Belediye Başkanı seçildi.

Türkiye’nin devlet kurumları; referansını ‘dinden alan’ hiçbir fikri hareketi ve onun yetiştirdiği kadroları, devlet kadrolarına kabul etmiyordu. Devlet dindar insanlara ‘sakıncalı’ muamelesi yapıyor ve ‘irticacı’ diye fişleyerek sistem dışına çıkartıyordu. Hatta başörtülü kızlar üniversitelerde okutulmuyor, devletin hiçbir kurumuna sokulmuyordu. En katı kurum ise ‘askeriyeydi’. Toplumsal ve siyasi şartlar Erbakan için çok zordu. Ancak, ‘sistemin bütün önleyici tedbirlerine rağmen’, Millî Görüş giderek yükseliyordu.

Refah Partisi 1995 seçimlerinden birinci parti çıktı ve Erbakan başbakan olarak hükümeti kurdu. Ancak, ‘ordu’ ve ‘yargı’ yine devreye girdi ve 28 Şubat operasyonu ile Erbakan hükümeti devrildi ve parti de kapatıldı.

Bu yıllarda Erdoğan, ‘Müslüman mahallesinin Milli Görüş çizgisine’ mensuptu.

Millî Görüş içerisindeki genç nesil, 4’üncü parti de kapatılınca, ‘başka bir anlayışta siyaset’ arayışına girdiler ve ‘yenilikçiler hareketi’ böyle başladı.

Erbakan’ın ‘sistemle uzlaşacak’ bir siyasi-fikri çizgi geliştiremediği gerekçesiyle, yollarını ayırdılar. Yenilikçilerin, partiden ve Erbakan’dan kopuşları esnasında, Millî Görüş çizgisi 5 milyon seçmene ve %15 oy oranına ulaşmıştı.

Yenilikçiler; Türkiye’deki ‘sistemin’ ve ‘uluslararası güçlerin’ desteğini veya olurunu alabilmek için, farklı tarz izlemek gerektiğini değerlendiriyorlardı. Bu nedenle; ‘Milli Görüş gömleğini çıkarttıklarını’, kendilerinin ‘demokrat-muhafazakâr’ çizgide olduklarını, ulusal ve uluslararası kamuoyuna deklare ettiler.

Artık yeni siyasi organizasyonları AK Parti idi.

Yenilikçiler; partiyi kurarken de ‘meşruiyet elde edebilmeyi’ güçlü şekilde dikkate almışlar, partide muhtelif fikirleri ‘demokrasi ve özgürlükler’ çizgisinde ‘ortaklığa’ davet etmişler, parti bünyesine almışlardı.

Erdoğan bu süreçte ‘muhafazakâr ama demokrat mahalleye’ mensuptu.

Bu anlayış netice getirdi ve seçimlerde, Refah Partisi’nin zirvesi olan %21’i de geçerek, %34’le tek başlarına iktidar olma şansını elde ettiler.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

21 Aralık 2019
Reşat Nuri Erol
21.12.2019
09:00
Reşat Nuri Erol
21.12.2019
09:03

https://qoshe.com/yazar/resat-nuri-erol/5363




Reşat Nuri Erol
21.12.2019
10:29

‘Şehir Hatırası’ fotoğrafından geriye kalan…

21.12.2019 Cumartesi 00:03 - Son Güncelleme: 21.12.2019 Cumartesi 09:58

İlkemizde yaşanan hukuksuzlukların son vahim örneği Şehir Üniversitesi’nin başına gelenler oldu...

Hukuksuzluğun son vahim örneği kendisini Şehir Üniversitesi’ne ait kayıtlı arazideki tapuda mülkiyet değişikliği yapılırken gösterdi, bir kez daha hukukun temel bir kuralı ihlal edildi...

Hukuka göre tapu kayıtlarında değişiklik yapılmasının iki yolu var:

• Ya taraflar anlaşır, imzalar.

• Ya da tapu değişikliği mahkeme kararı ile gerçekleşir, idari bir emirle tapu kaydında değişiklik yapılamaz.

Kanunlarımıza göre tapu kayıtlarında değişikliği gerçekleştirebilmeni üçüncü bir yolu da yok.

Şehir Üniversitesi’ne kayıtlı arazideki tapu mülkiyeti değişikliğinde ikisi de olmadı.

Taraflar anlaşmadı.

Tapu kayıtlarındaki değişiklik mahkeme kararıyla olmadı.

Peki ne oldu? İdari bir emirle Şehir Üniversitesi’ne kayıtlı arazideki tapuda mülkiyet değişikliği yapıldı. Hem de devam etmekte olan bir yargılama süreci varken. Danıştay’ın kararının açıklanması bile beklenmedi.

Ülkemizin hukuksuzluk, adaletsizlik, özgürlükler alanında geçmiş sicili pek iyi sayılmaz. Yaşanan hukuksuzluklara, adaletsizliklere, yargının siyasallaşmasına dair tonlarca örnek hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir.

Yaşanan hukuksuzluklar tarihimizde idari bir emirle tapuda mülkiyet değişikliği yapıldığına dair bir örnek yoktu, şimdi oldu.

https://www.karar.com/yazarlar/elif-cakir/sehir-hatirasi-fotografindan-geriye-kalan-122

19-12/21/ee.jpg

Reşat Nuri Erol
22.12.2019
23:11

1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1043

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1043. Hafta - 21 Aralık 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1043. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.” (Hadis)

AdresAKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ, Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

***

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Dersler ve yorumlar seminer notlarında…

Süleyman Karagülle bu hafta ayrıca yorum yazmadı!

Süleyman KARAGÜLLE

***

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Kur’an’dan başkasını rehber edinmek; AB vs’yi

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 1

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 2

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 3

Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 4

Reşat Nuri EROL

***

NUR SÛRESİ- 12. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

سُورَةٌ أَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَأَنْزَلْنَا فِيهَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (1) الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ (2) الزَّانِي لَا يَنْكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ (3) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (4) إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (5) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلَّا أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ (6) وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ (7) وَيَدْرَأُ عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ (8) وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ (9) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ (10) إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ (11) لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِأَنْفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هَذَا إِفْكٌ مُبِينٌ (12) لَوْلَا جَاءُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاءِ فَأُولَئِكَ عِنْدَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ (13) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِي مَا أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ (14) إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمٌ (15) وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ (16) يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَنْ تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (17) وَيُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (18) إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ (19) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ (20) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَنْ يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَكِنَّ اللَّهَ يُزَكِّي مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (21) وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (22) إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (23) يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (24) يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ (25) الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُولَئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (26) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (27) فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِنْ قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (28) لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ (29) قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ (30) وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُولِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (31) وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَى مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ (32) وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّى يُغْنِيَهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَآتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللَّهِ الَّذِي آتَاكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِنْ بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَحِيمٌ (33) وَلَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ آيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلًا مِنَ الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقِينَ (34) اللَّهُ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (35) فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ (36) رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ (37) لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ (38) وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْآنُ مَاءً حَتَّى إِذَا جَاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْئًا وَوَجَدَ اللَّهَ عِنْدَهُ فَوَفَّاهُ حِسَابَهُ وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ (39) أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهِ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهِ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرَاهَا وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ (40) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ (41) وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ (42) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَاءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ (43) يُقَلِّبُ اللَّهُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ (44) وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِنْ مَاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (45) لَقَدْ أَنْزَلْنَا آيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَاللَّهُ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (46)

***

وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ (47) وَإِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ مُعْرِضُونَ (48) وَإِنْ يَكُنْ لَهُمُ الْحَقُّ يَأْتُوا إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ (49) أَفِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ أَمِ ارْتَابُوا أَمْ يَخَافُونَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُ بَلْ أُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ (50) إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (51) وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ (52)

***

وَيَقُولُونَ

Va YaQUvLuNa (VaYaFGaLUvNa)

“Ve kavl ediyorlar”

Fatiha’da insanları üç gruba ayırmıştı; inam olunanlar, mağdubun aleyhim olanlar ve dallinler. Bakara’da bunları anlatmıştı, muttakilerden sonra kâfirleri ve münafıkları zikretmişti.

Burada da aynı usulü takip ediyor. Apartmanlarda yaşayanlardan, önce Allah’ı zikredenleri anlatmış sonra küfreden kimselerden bahsetmiş. Araya أَلَمْ تَرَ getirerek üçüncü binyılda bunların ortaya çıkacağını bildirmiştir. Şimdi de Bakara’da olduğu gibi burada münafıkları anlatmaktadır. Orada nâsdan “iman ettik” diyenler vardır, onlar iman etmemişlerdir şeklinde beyanda bulunmuştur. Burada ise doğrudan “derler” diyor وَ harfı ile atfediyor.

Üçüncü binyılın özelliği olarak kimse Allah’ı inkâr etmeyecek, herkes onaylayacak. Yirminci yüzyıl tarih olmuştur. Dinlere karşı girişilen savaş sonunda artık Marksistler bile Tanrı’ya karşı savaş açmaktan vazgeçmişlerdir. Bu asrın sonunda zannediyorum insanlık Kur’an düzenini anlayacak, bütün ilahi kitapların aynı şeyleri söylediğini kabul edeceklerdir. O sebeple burada مِنَ النَّاسِ يَقُولُونَ denmemektedir.

Bizim yorumları kabul etmeyenler güçleri yetiyorsa başka açıklamalar getirsinler.

Belki onlar daha doğru açıklama getirirler.

...




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Kudüs Yahudilerindir
18.9.2020 11 Okunma
1 Yorum 18.09.2020 20:53
Reşat Nuri Erol
İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy-3
17.9.2020 85 Okunma
6 Yorum 17.09.2020 11:23
Süleyman Karagülle
Atatürkçülük yerine Kemalizm
16.9.2020 50 Okunma
Reşat Nuri Erol
İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy-2
16.9.2020 114 Okunma
5 Yorum 17.09.2020 09:11
Süleyman Karagülle
Barıştan yana olmalıyız
15.9.2020 50 Okunma
Süleyman Karagülle
Oruç Reis Antalya’da
14.9.2020 80 Okunma
Süleyman Karagülle
İki yüzlü
14.9.2020 61 Okunma
Reşat Nuri Erol
İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy…
14.9.2020 104 Okunma
4 Yorum 16.09.2020 07:02
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy Abi için sır perdesini biraz araladım
13.9.2020 184 Okunma
6 Yorum 16.09.2020 07:45
Selçuk Gürlekoğlu
BİZ KİMİZ?
12.9.2020 60 Okunma
Süleyman Karagülle
12 Eylül
12.9.2020 91 Okunma
Reşat Nuri Erol
Sağlıklı hayat için “Sağlıklı Hayat Anayasası”-2
12.9.2020 117 Okunma
4 Yorum 12.09.2020 08:07
Süleyman Karagülle
Toptan düşünme, adım adım çözme
11.9.2020 88 Okunma
Hikmet Güveloğlu
Batı'nın Derekesi,Türkiye'nin Derecesi
11.9.2020 324 Okunma
Reşat Nuri Erol
Sağlıklı hayat için “Sağlıklı Hayat Anayasası”-1
11.9.2020 146 Okunma
4 Yorum 11.09.2020 13:27
Süleyman Karagülle
Fark etmez
10.9.2020 79 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy ve Mevlüt Özcan hocaların ardından
10.9.2020 118 Okunma
5 Yorum 11.09.2020 13:26
Süleyman Akdemir
MEDİNE SÖZLEŞMESİ VE BENİ KURAYZA UYGULAMASI
9.9.2020 98 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PIRA MALA BADÊ
9.9.2020 62 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Eger Em Nebin Yek Emê Herin Yek Bi Yek
9.9.2020 92 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
İstanbul trafiği için çözüm önerim
9.9.2020 119 Okunma
Süleyman Karagülle
Basın özgürlüğü
9.9.2020 89 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy’u anmaya ve anlatmaya devam…
9.9.2020 123 Okunma
3 Yorum 09.09.2020 07:59
ZEKİ ALTUBOĞA
Sokak Hayvanları
8.9.2020 60 Okunma
Süleyman Karagülle
Müjdeli haberler
8.9.2020 88 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 6
8.9.2020 118 Okunma
4 Yorum 10.09.2020 09:28
Süleyman Karagülle
Dünya ekonomisi çıkmazda
7.9.2020 81 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 5
7.9.2020 148 Okunma
6 Yorum 07.09.2020 11:59
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 4
6.9.2020 180 Okunma
9 Yorum 07.09.2020 11:56
ZEKİ ALTUBOĞA
GUNDÊ HUNERMENDAN
5.9.2020 56 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HALA MI İŞÇİLİĞİ SAVUNUYORSUNUZ!?
5.9.2020 66 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Pêșniyara așîtîyê
5.9.2020 54 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Rêveberîya Navendî û Herêmî
5.9.2020 52 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PENABER
5.9.2020 53 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
İbrahim avêtin agir
5.9.2020 51 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
KOPERATÎFA MUTEHÎTAN
5.9.2020 50 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Canîșînê yekem
5.9.2020 53 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
EVDALÊ ZEYNÊ
5.9.2020 50 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CIVAK
5.9.2020 51 Okunma
Süleyman Karagülle
İki seçim
5.9.2020 155 Okunma
1 Yorum 06.09.2020 17:06
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 3
5.9.2020 230 Okunma
13 Yorum 06.09.2020 09:11
Süleyman Karagülle
NORMAL
4.9.2020 114 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 2
4.9.2020 175 Okunma
6 Yorum 05.09.2020 07:24
ZEKİ ALTUBOĞA
DÖRT HAK KİTABA GÖRE KÜDÜS İSRAİLİNDİR
4.9.2020 75 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BATMAN'I ,CUMHURİYET GAZATESİ YAZARINA ANLATALIM
3.9.2020 81 Okunma
2 Yorum 03.09.2020 23:53
ZEKİ ALTUBOĞA
Deniz Uygarlığı Türkiyenin Kurtuluşu
3.9.2020 74 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Müzzemmil Suresi Tefsiri-8
3.9.2020 104 Okunma
Reşat Nuri Erol
Arif Ersoy; “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” - 1
3.9.2020 256 Okunma
7 Yorum 05.09.2020 09:21
Süleyman Karagülle
İsabetli Teşhis
2.9.2020 184 Okunma
1 Yorum 02.09.2020 19:12
Reşat Nuri Erol
‘Korona değil, korona tedavisi öldürüyor’ (mu?)
2.9.2020 203 Okunma
7 Yorum 03.09.2020 06:24