Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mete Firidin
Allah’ın Doğru Yolu Üzerine Oturanlar!
30.4.2020
595 Okunma, 3 Yorum

Allah’ın Doğru Yolu Üzerine Oturanlar!

 

 

Günümüzde İslam dini hakkında ileri-geri konuşan birçok “din adamı” vardır. Bunlar Kuran – Kerime hiç dikkat etmezler ve onu kale almazlar. Hadis diye Hz. Peygambere iftira ederek uydurulan sapıkça sözlerin ardına takılarak kendilerince bir din oluşturmuşlardır. Bu dinin içinde şirk de dahil her türlü sapıklık ve zulüm mevcuttur. Hatta bazısı “Size yüzlerce ayet de getirseler inanmayın” diyerek fetvalar verirler. Ergenliğe girmemiş kızlarla nikahı helal sayarlar ki Kuran’da nikah yaşının ergenlik bitiminden sonrası yapılacağı apaçıktır. Dedim ya bunlar için Kuran’ın hiçbir önemi yoktur.

Diğer dinlerde de hahamlar, papazlar ve rahipler vardır.  Onlar da Kuran’dan uzaklaşmayı ve insanların doğru yolu bulmasını engelleyenlerdir. Peki aslında kimdir bunlar? Nedir bunlar? Bu durumu aşağıdaki ayetlerle açıklamaya çalışacağım inşallah!

Araf Suresi (Besmele dahil) 15-18. Ayetler:

قَالَ أَنْظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (14) قَالَ إِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ (15) قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ (16) ثُمَّ لَآتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَائِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ (17)

 

Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra mutlaka öncelerinden ve sonralarından ve sağlarından ve sollarından onlarla olacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

İblisin “o doğru yolunun üstüne oturacağımsözünden de hemen anlayacağınız gibi bunlar İblis’in velilerindendir. Bize sanki İslam alimi, hocası gibi mübarek, kutsal, Rahmani gibi gözükmektedirler. Oysa Allah’ın yolu üzerinde engel olarak bulunmaktadırlar. Böylece inanan insanları Kuran’a uygun salih amel yapmaktan engellemektedirler. Öte yandan ise birazcık sağduyu sahibi, akıllıca insanları İslam’ı yanlış göstererek onların Allah yoluna yaklaşmalarını da engellemektedirler. Dikkat edin! Bunlar Rahmani değil Şeytani kişilerdir!

Doğrusunu Allah bilir.

 


Yorumcu 
Yorum 
Serpil Yücel
20.05.2020
01:02

‘Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım.(Araf 14-16)’

Bu ayetlerde iki şey beni düşündürür.

  1. Neden öldükleri güne kadar değil de be’as gününe kadar mühlet istiyor?
  2. Allah ile görüşmelerinde onu azdırmasını sağlayan şey ne? Adem’e secde etmesini istemesi mi, Adem’in yaratılmış olması mı?

Mete Bey sizin Adem veya Adem’in içinden seçileceği insanların ilk atasının babası olmadığına, Hz. İsa gibi babasız olarak bir anneden bir çeşit sürümün yükseltilmesi gibi doğduğu fikrinize katılıyor, bunun Allah’ın sünnetine uygun olduğunu düşünüyorum. Bu süreç içinde bu ayetlerde anlatılan olayın bilimsel olarak nasıl bir senaryo ile gerçekleştiğini ise kafamda canlandıramıyorum.

Soyut konuları somutlaştırmak insanın o konuyu anlamasını kolaylaştırdığı için ‘sırât-ı müstakîm’ i anlamak için şöyle bir canlandırmam var.

Yaşam dediğimiz; sürekli önümüze tali yollar (daal) ve bir tane ana yol(sırât-ı müstakîm) çıkaran ve bu iki yol arasında yaptığımız tercihlerden ibaret bir yolculuktur. Yaşam yolculuğu başladığında dosdoğru yolun üzerine bir bisiklet ile konuluruz. Bisiklet diyorum çünkü pedalına basılmazsa devrilen bisiklet gibi; ibadetler, kendimizi geliştirmek için çabalarımız, birbirimize yardım ve tavsiyelerimiz, olmazsa (Asr) fucüra düşeriz.(Kıyamet 5) Dosdoğru yol üstünde başlarız diyorum çünkü bize iman yani doğru yolda olmanın zevki verilmiştir (Hucurat 7).

Doğru yol; geniş, rampa aşağı, fıtratımıza uygun ve seyahat etmesi kolaydır. Tali yollar; rampa yukarı, dikenli ve zordur (Leyl 5-10). Yolculuğumuz boyunca defalarca tali yola gireriz. Bazen çabuk anlar, yanlış yoldayım (istiğfar) der, doğru yola yönümüzü (tevbe) çeviririz. Bazen birbirine bağlı sayısız tali yola dalarak dosdoğru yoldan bir hayli mesafe ve bir hayli zaman uzaklaşırız. Nefislerimiz aleyhine (Zümer 53)olarak yaptığımız bu hatalar onarılmaz değildir. Yolun ve nefsimizin Yaratıcı’sının bize bağışladığı ‘restart’ tuşu elimizin altındadır (Furkan 71).

Bir yol ayrımına geldiğimiz de iki şey (akıl ve iman) bize doğru yolu gösterirken, iki şey bizi tali yola (nefs ve şeytan) çelmeye çalışır. Akıl doğru yolu bulurken bir rehberden- haritadan (Kur’an-ı Kerim ) yardım alır. Aklın çıkarımlarının şaşırma ihtimali vardır, bu yüzden gördüğümüzde hatırlamak üzere iman içine yazılan veriler (zikir) ile uyumlu olduğunda nefs-i levvamemiz ses çıkarmaz, yoksa yapılan işin ve gidilen yolun yanlış olduğunu bize haykırır.

Tali yola girmemiz için adeta kendini feda eden nefs acelecidir. Sonunu düşünmekten acizdir ve acele olanı sever (Kıyamet 20-21). Ama şeytanın derdi bambaşkadır. O bu bisikletin sürücüsünün seçildiği gün kendisinin bu iş için uygun bulunmamasına razı gelmemiş, kendisinin ateş gibi bir şoför olduğunu, bu iş için uygun olduğunu iddia etmiştir. Teklifi kabul edilmeyip de kenara alınınca (ğavy) sürücünün işini baltalamak üzere ruhsat almıştır. Direksiyona dokunamaz, yönetimde en ufak bir söz hakkı yoktur. Ama sürücünün (rüşd) kulağının dibinde ona sürekli tali yolları övüp durmaktadır.

İşte bu şartlar altında sürücünün görevi dosdoğru yol üzerinde kalmaktır. Yaratıcı’nın Rahman vasfı tüm bu yolları kaplamıştır. Sürücü ne yaparsa yapsın affetmek ve sürücüyü dosdoğru yolun üstüne koymak Yaratan için sorun değildir. Tam da bu sebepten dolayı Yaratıcı’nın affetmesi ahretin değil, sınavın devam ettiği bu dünyanın konusudur. Affetmek, yolunu şaşırmış ve yardıma ihtiyacı olan ‘sırat köprüsünde kalmaya çalışan sürücünün’ ihtiyacı olan bir yardımdır. Marifet ölüm geldiği anda dosdoğru yol üzerinde olmayı başarmaktır. Çünkü ölüm geldiğinde o sürücünün ana yolları da tali yolları da toplanır, birbirine karışır (Kıyamet 29), yeniden dirildiği gün daha hesabı görülmeden zaten hesabının sonucundan haberdardır(Kıyamet 22-25).’

Eğer bu simülasyon doğru ise buradaki ‘ğayn-vav-ye’ azgınlık değil de bir görev dağıtılırken kenar da kalma olsa daha doğru mu olur? Tersi olan ve ‘ğaviyden açık bir biçimde ayrılmış olan rüşd’ (Bakara 256) direksiyonda olma, karar alma mevkisinde olma hali olur. Diğer ayetlerde de bu kelimeye direksiyonu bırakma, taşıtı kendi haline bırakma olarak yorumlamak gerekecek.

Şeytanın neden ölüm günü değil de dirilme gününe kadar mühlet istediğini ise tam anlayamıyorum. Yoksa o da kendini bu dünya da sınav oluyor ve ahrette sınavını vermiş olma umudunu içinde tutuyor, yeterince insanın ehliyetini hak etmediğini ispat edebilirse direksiyona geçmeyi mi umuyor acaba?

Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

‘Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım.(Araf 14-16)’

Bu ayetlerde iki şey beni düşündürür.İblis,

  1. Neden öldükleri güne kadar değil de be’as gününe kadar mühlet istiyor?
  2. ALLAH ile görüşmelerinde onu azdırmasını sağlayan şey ne? Adem’e secde etmesini istemesi mi, Adem’in yaratılmış olması mı?

Mete Bey sizin Adem veya Adem’in içinden seçileceği insanların ilk atasının babası olmadığına, Hz. İsa gibi babasız olarak bir anneden bir çeşit sürümün yükseltilmesi gibi doğduğu fikrinize katılıyor, bunun Allah’ın sünnetine uygun olduğunu düşünüyorum. Bu süreç içinde bu ayetlerde anlatılan olayın bilimsel olarak nasıl bir senaryo ile gerçekleştiğini ise kafamda canlandıramıyorum.

Soyut konuları somutlaştırmak insanın o konuyu anlamasını kolaylaştırdığı için ‘sırât-ı müstakîm’ i anlamak için şöyle bir canlandırmam var.

Yaşam dediğimiz; sürekli önümüze tali yollar (daal) ve bir tane ana yol(sırât-ı müstakîm) çıkaran ve bu iki yol arasında yaptığımız tercihlerden ibaret bir yolculuktur.  Yaşam yolculuğu başladığında dosdoğru yolun üzerine bir bisiklet ile konuluruz. Bisiklet diyorum çünkü pedalına basılmazsa devrilen bisiklet gibi; ibadetler, kendimizi geliştirmek için çabalarımız, birbirimize yardım ve tavsiyelerimiz olmazsa (Asr)  fucüra düşeriz.(Kıyamet 5) Dosdoğru yol üstünde başlarız diyorum çünkü bize iman sevgisi yani doğru yolda olmanın zevki verilmiştir (Hucurat 7).

Doğru yol; geniş, rampa aşağı, fıtratımıza uygun ve seyahat etmesi kolaydır. Tali yollar; rampa yukarı, dikenli ve zordur (Leyl 5-10). Yolculuğumuz boyunca defalarca tali yola gireriz. Bazen çabuk anlar, yanlış yoldayım (istiğfar) der, doğru yola yönümüzü (tevbe) çeviririz. Bazen birbirine bağlı sayısız tali yola dalarak dosdoğru yoldan bir hayli mesafe ve bir hayli zaman uzaklaşırız. Nefislerimiz aleyhine (Zümer 53) olarak yaptığımız bu günahlar onarılmaz değildir. Yolun ve nefsimizin Yaratıcı’sının bize bağışladığı ‘restart’ tuşu elimizin altındadır (Furkan 71).

Bir yol ayrımına geldiğimiz de iki şey (akıl ve iman) bize doğru yolu gösterirken, iki şey bizi tali yola (nefs ve şeytan) çelmeye çalışır. Akıl doğru yolu bulurken bir rehberden - haritadan (Kur’an-ı Kerim ) yardım alır. Aklın çıkarımlarının şaşırma ihtimali vardır, bu yüzden gördüğümüzde hatırlamak üzere iman içine yazılan veriler (zikir) ile uyumlu olduğunda nefs-i levvamemiz ses çıkarmaz, yoksa yapılan işin ve gidilen yolun yanlış olduğunu bize haykırır.

Tali yola girmemiz için adeta kendini feda eden nefs acelecidir. Sonunu düşünmekten acizdir ve acele olanı sever (Kıyamet 20-21). Ama şeytanın derdi bambaşkadır. O bu bisikletin sürücüsünün seçildiği gün kendisinin bu iş için uygun bulunmamasına razı gelmemiş, kendisinin ateş gibi bir şoför olduğunu, bu iş için uygun olduğunu iddia etmiştir. Teklifi kabul edilmeyip de kenara alınınca (ğavy) sürücünün işini baltalamak üzere ruhsat almıştır. Direksiyona dokunamaz, yönetimde en ufak bir söz hakkı yoktur. Ama sürücünün (rüşd) kulağının dibinde ona sürekli tali yolları övüp durur.

İşte bu şartlar altında sürücünün görevi dosdoğru yol üzerinde kalmaktır. Yaratıcı'nın Rahman vasfı tüm bu yolları kaplamıştır. Sürücü ne yaparsa yapsın affetmek ve sürücüyü dosdoğru yolun üstüne koymak Yaratan için sorun değildir. Tam da bu sebepten dolayı Yaratıcı’nın affetmesi ahretin değil, sınavın devam ettiği bu dünyanın konusudur. Affetmek, yolunu şaşırmış ve yardıma ihtiyacı olan ‘sırat köprüsünde kalmaya çalışan sürücünün’ ihtiyacı olan hayati bir yardımdır. Marifet ölüm geldiği anda dosdoğru yol üzerinde olmayı başarmaktır. Çünkü ölüm geldiğinde o sürücünün ana yolları da tali yolları da toplanır, birbirine karışır (Kıyamet 29), yeniden dirildiği gün daha hesabı görülmeden zaten hesabının sonucundan haberdardır(Kıyamet 22-25).’

Eğer bu simülasyon doğru ise buradaki ‘ğayn-vav-ye’ azgınlık değil de bir görev dağıtılırken kenar da kalma olsa daha doğru mu olur? Tersi olan ve ‘ğaviyden açık bir biçimde ayrılmış olan rüşd’ (Bakara 256) direksiyonda olma, karar alma mevkisinde olma hali olur. Diğer ayetlerde de bu kelimeye direksiyonu bırakma, taşıtı kendi haline bırakma olarak yorumlamak gerekecek.

Şeytanın neden ölüm günü değil de dirilme gününe kadar mühlet istediğini ise tam anlayamıyorum. Yoksa o da kendini bu dünya da sınav oluyor ve ahrette sınavını vermiş olma umudunu içinde tutuyor, yeterince insanın ehliyetini hak etmediğini ispat edebilirse direksiyona geçmeyi mi umuyor acaba?


Mete Firidin
20.05.2020
01:11

sıratı müstakin dogru yol yöntem demektir. İblis niye ölene kadar değil de dirilme gününe kadar istiyor. onu bende çözemedim. Beli de dünyanın sonu ve dirilme aynı anda oluyordur.


Hüseyin Kayahan
01.06.2020
16:40
Yevme yüb'asune, görevlendirilmelerin günü demektir. İblis kendisine yeniden görev verilmeyeceğini biliyor. Öte yaşamda o görevli olmayacak demektir. O güne kadar mühlet istiyor ve koparıyor. İyi bir pazarlık doğrusu. 


YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 9
3.7.2020 68 Okunma
3 Yorum 03.07.2020 06:37
Süleyman Karagülle
Astana Konferansı
2.7.2020 57 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 8
2.7.2020 81 Okunma
3 Yorum 02.07.2020 10:09
Süleyman Karagülle
Seçim
1.7.2020 60 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 7
1.7.2020 75 Okunma
5 Yorum 01.07.2020 16:04
Reşat Nuri Erol
Sayın Cumhurbaşkanı; bu küresel oyunu bozmalısınız
30.6.2020 181 Okunma
6 Yorum 30.06.2020 19:03
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-3
29.6.2020 128 Okunma
4 Yorum 03.07.2020 09:55
Süleyman Karagülle
Daha ikinci gün, yola dikenler serpiştirilmeye başlandı
29.6.2020 88 Okunma
Süleyman Karagülle
HDP’nin PKK ile ilişkisi olmaması kimseyi rahatsız etme
29.6.2020 74 Okunma
Süleyman Karagülle
Yeniden başlarken…
29.6.2020 77 Okunma
Süleyman Karagülle
Popülist liderler demokrasiyi çiğniyor, medya seyrediyo
29.6.2020 70 Okunma
Mete Firidin
Öğle ve İkindi Namazlarının Farz Rekât Sayısı
28.6.2020 96 Okunma
3 Yorum 01.07.2020 09:08
Süleyman Karagülle
Krizden Çıkmak İçin Ne Yapılmalı?
28.6.2020 47 Okunma
Süleyman Karagülle
Ekonomik Krize Tek Çözüm Nedir?
28.6.2020 46 Okunma
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-2
28.6.2020 100 Okunma
4 Yorum 28.06.2020 06:02
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-1
27.6.2020 117 Okunma
4 Yorum 27.06.2020 08:45
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 6
26.6.2020 159 Okunma
4 Yorum 26.06.2020 08:32
Reşat Nuri Erol
KoronaVirüs Operasyonu, maske, ekonomi vs.
25.6.2020 162 Okunma
4 Yorum 25.06.2020 10:10
Nusret Karaca
KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?
24.6.2020 68 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 5
24.6.2020 201 Okunma
5 Yorum 24.06.2020 08:03
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 4
23.6.2020 182 Okunma
5 Yorum 23.06.2020 17:41
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 3
22.6.2020 209 Okunma
5 Yorum 22.06.2020 07:53
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz! - 2
21.6.2020 211 Okunma
5 Yorum 21.06.2020 19:08
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz! - 1
20.6.2020 236 Okunma
4 Yorum 21.06.2020 19:08
Reşat Nuri Erol
Yine “KoronaVirüs” ve biraz da başka şeyler…
20.6.2020 121 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:31
Reşat Nuri Erol
Yeni normal’de yeniden daha neler olacak neler!
20.6.2020 112 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:30
Reşat Nuri Erol
Ekonomik ve sosyal sorunlarımızı çözmek için…
20.6.2020 117 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:30
Reşat Nuri Erol
Din ve Düzen, Medine ve Medeniyet kavramları
14.6.2020 349 Okunma
7 Yorum 20.06.2020 07:29
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-3
13.6.2020 326 Okunma
3 Yorum 20.06.2020 07:28
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-2
11.6.2020 482 Okunma
7 Yorum 14.06.2020 13:49
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-1
10.6.2020 524 Okunma
5 Yorum 10.06.2020 06:42
Nusret Karaca
ABD'DE KAPİTALİZM AYAKLARI (SESLERİ)
9.6.2020 131 Okunma
Reşat Nuri Erol
ABD’de olanlar, kapitalizm, Adil Düzen ve …
9.6.2020 473 Okunma
5 Yorum 09.06.2020 06:11
Reşat Nuri Erol
Ahmet Tekdal da Rahmet-i Rahmana kavuştu...
8.6.2020 530 Okunma
6 Yorum 08.06.2020 12:24
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 6
7.6.2020 443 Okunma
3 Yorum 07.06.2020 05:48
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 5
6.6.2020 449 Okunma
4 Yorum 06.06.2020 06:34
Nusret Karaca
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DEVLETLERİN IRKÇILIK İLE İMTİHANLARI
6.6.2020 197 Okunma
2 Yorum 06.06.2020 09:22
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 4
5.6.2020 427 Okunma
4 Yorum 05.06.2020 10:33
Hikmet Güveloğlu
AĞUSTOS VE SONRASINA DİKKAT !!!
4.6.2020 332 Okunma
4 Yorum 04.06.2020 22:07
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 3
4.6.2020 501 Okunma
10 Yorum 04.06.2020 11:06
Nusret Karaca
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İSLAM DAVETİ
3.6.2020 227 Okunma
6 Yorum 06.06.2020 09:21
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 2
3.6.2020 469 Okunma
4 Yorum 03.06.2020 18:13
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 1
2.6.2020 474 Okunma
4 Yorum 02.06.2020 09:02
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-49
1.6.2020 478 Okunma
4 Yorum 01.06.2020 08:51
Nusret Karaca
YAŞADIKLARIMIZ ALNIMIZA YAZILANLAR MI?
31.5.2020 160 Okunma
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.5.2020 149 Okunma
Süleyman Karagülle
Kimse Anlamak mı İstemiyor, ya da Biz mi Anlatamıyoruz!
31.5.2020 547 Okunma
5 Yorum 01.06.2020 12:20
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-48
31.5.2020 449 Okunma
4 Yorum 31.05.2020 08:07
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-47
29.5.2020 496 Okunma
4 Yorum 29.05.2020 08:36
Reşat Nuri Erol
KORONAVİRÜS VESİLESİYLE YAZDIĞIM ANEKDOTLAR VE …
28.5.2020 404 Okunma
2 Yorum 28.05.2020 19:51