Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014
13529 Okunma, 57 Yorum

 

Miras ve Kelale Ayetleri

 

Kuranda başlıca 3 tane miras paylaşım ayeti vardır. Bunlar: Nisa 11, 12, 176. Ayetlerdir. Fakat çok önemli bir noktayı anlamak için Nisa suresi 7. Ayeti iyi anlamak gerekir.

Nisa suresi 7. Ayet:

لِلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَفْرُوضًا

Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesur(kesura). Nasîben mefrûdâ(mefrûdan).

Ana-baban ve yakınlardan kalan mirastan erkeklere bir pay vardır; ana-baba ve yakınlardan kalan mirastan kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.[7]

Yukarıdaki ayette mimma terake kelimesi “kalandan” demektir. Mimma “…den” demektir. Toplamı ifade etmektedir. Terake kelimesi ise “kalan” anlamındadır. Kalan mirasın toplamını ifade etmektedir. Yani ayet çevirisi şu şekilde daha doğrudur:

Ana-baba ve yakınlardan kalandan (toplamından) erkeklere bir pay vardır; ana-baba ve yakınlardan kalandan (toplamından) kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.[7]

Ayrıca bu ayetlerde birde “ma terake” kelimesi vardır. Ma terake arta kalan demektir. Bir şeyden arta kalan anlamına gelmektedir.

Bu bilginin izinden giderek Nisa 11 ve 12. Ayetleri daha iyi anlamaya çalışalım.

Nisa 11:

يُوصِيكُمُ اللَّهُ فِي أَوْلَادِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْأُنْثَيَيْنِ فَإِنْ كُنَّ نِسَاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِنْ كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ الثُّلُثُ فَإِنْ كَانَ لَهُ إِخْوَةٌ فَلِأُمِّهِ السُّدُسُ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا (11)

Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).

Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, arta kalanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan sonra kalan toplamın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tespit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]

Kısacası benim bu ayete göre anladığım: Anne-babaya miras dağıtılırken borçlar ve vasiyet yerine getirildikten sonra kalan toplam mirasın 2/6 sı verilmelidir. Çocuklara ise Toplamdan 2/6 çıkarıldıktan sonra kalan 4/6’lık kısım paylaştırılır. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise 4/6’nın 2/3’ünü alırlar. Şayet 1 çocuk varsa 4/6’nın yarısı yani 2/6 alır.

 

Nisa 12:

وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَاجُكُمْ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌ فَإِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌ فَإِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ وَإِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً أَوِ امْرَأَةٌ وَلَهُ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ فَإِنْ كَانُوا أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ فَهُمْ شُرَكَاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَى بِهَا أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ وَصِيَّةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ (12)

Ve lekum nısfu mâ terake ezvâcukum in lem yekun lehunne veled(veledun), fe in kâne lehunne veledun fe lekumur rubuu mimmâ terakne min ba’di vasıyyetin yûsîne bihâ ev deyn(deynin). Ve lehunner rubuu mimmâ teraktum in lem yekun lekum veled(veledun), fe in kâne lekum veledun fe lehunnes sumunu mimmâ teraktum min ba’di vasıyyetin tûsûne bihâ ev deyn(deynin). Ve in kâne raculun yûrasu kelâleten ev imraetun ve lehû ahun ev uhtun fe li kulli vâhidin min humâs sudus(sudusu), fe in kânû eksera min zâlike fe hum şurakâu fîs sulusi min ba’di vasiyyetin yûsâ bihâ ev deynin gayra mudârr(mudârrin), vasıyyeten minallâh(minallâhi). Vallâhu alîmun halîm(halîmun).

Kadınlarınızın çocukları yoksa arta kalanın yarısı sizindir (Burada kadının anne-babası, borcu ve vasiyeti olabileceği anlaşılmaktadır. Bunlar ödendikten sonra kalanın yarısı kocasınadır.), çocukları varsa, toplam kalanın ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra toplam kalanın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, toplam kalanın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim’dir.[12]

Ayetin kırmızı ile yazılmış kısmı tamamen yanlış çevrilmiştir. Bunun analizi aşağıda yapılmıştır.

Nisa 176:

يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلَالَةِ إِنِ امْرُؤٌ هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَا إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌ فَإِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِنْ كَانُوا إِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْأُنْثَيَيْنِ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ أَنْ تَضِلُّوا وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (176)

Yesteftûneke. Kulillâhu yuftîkum fîl kelâleh(kelâleti). İnimruun heleke leyse lehû veled(veledun), ve lehû uhtun fe lehâ nısfu mâ terak(terake), ve huve yerisuhâ in lem yekun lehâ veled(veledun). Fe in kânetesneteyni fe lehumâs sulusâni mimmâ terak(terake). Ve in kânû ıhveten ricâlen ve nisâen fe liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni). Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).

 

Senden fetva isterler, de ki: «Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: «Şayet çocuğu olmayıp bir kız kardeşi bulunan kimse ölürse, arta kalanın (annesine, borç ve vasiyetten sonra arta kalan) yarısı kız kardeşe kalır. Fakat kız kardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur (annesine, borç ve vasiyetten sonra kalanın tamamına). Eğer iki kız kardeş kalmışsa, toplam kalanın üçte ikisi onlaradır (borç ve vasiyetten sonra kalanın 2/3’ü iki kız kardeşe kalır. Diğer 1/3 anneye ve diğer akrabalara kalır). Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor.» Allah her şeyi bilir.[176]

 

Yukarıdaki ayetler iyice düşünüp incelendiğinde borç ve vasiyetten sonra eşin ve anne- babanın payının ve en son kalanın da çocuklara paylaştırılması gerektiği anlaşılacaktır. Çünkü ayetlerde eşin ve anne babanın payları zaten çocuklara göre başlangıçta ayarlanmıştır. Bu nedenle önce eşin ve anne babanın payı ayrılmalıdır. Toplamdan geriye kalan çocuklar arasında paylaştırılır.

 

 

Şimdi Nisa suresi 12. Ayetin yanlış çevrilen son kısımlarına dönelim.

 

Kelale kelimesi tamamlamak, doldurmak, kökünden gelip “yan akraba, tamamlanan akraba?” demektir. Eskiler kelale kelimesini “babası ve çocuğu olmayan kişi” olarak tanımlamışlardır. Nisa suresi 176. Ayette marife olarak isimdir. Kelaleten kelimesi ise sıfattır ve babası, çocuğu olmayan kişiye mirasçılığı yani diğer akrabaları ifade eder.

 

Nisa suresi 12. Ayette geçen aşağıdaki

وَإِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً أَوِ امْرَأَةٌ وَلَهُ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ

Cümlesi de yanlış çevrilmektedir: “Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa”. Oysa ayette ana-bir erkek veya bir kız kardeş ifadesi yoktur. Yusuf suresi 59. ayette "baba-bir kardeş ifadesi vardır. Fakat burada sadece "kardeş" ifadesi vardır. Eğer Nisa 12. ayetteki "kardeş" ifadeleri ana-bir kardeşi ifade ediyorsa Kuran'daki diğer bütün "kardeş" ifadeleri ana-bir kardeş anlamına gelirki miras paylaşımı ve diğer bütün ifadeler karmakarışık olur. Buradaki "kardeş" ifadesi genel kardeşliği ifade eder. Kısacası Nisa 12. ayetteki "kardeş" ifadelerini "ana-bir" kardeş kabul etmek çok uygunsuz bir kabüldür.

Bu ayet kısmının çevirisi ise şu şekilde olmalıdır: “Eğer bir adam veya kadın kellaleten mirasçı kılınan olursa ve adamın erkek veya kız kardeşi varsa”. Bu cümlede kadından bir daha bahsedilmemiştir. Çünkü  “adamın erkek veya kız kardeşi varsa” cümlesi zaten kardeş olduklarından bir daha “kadının da kardeşi olduğunda” demeyi gereksiz kılmıştır.

Dikkat edilirse Anne-baba, eş, çocuklar ve kardeşler için miras paylaşımı açıklanmıştır. Fakat diğerlerinin açıklanması nerededir?

Bir örnek verirsek: Bir adamın veya kadının anne-babası yok, eşi yok, çocuğu yok, kardeşleri de yok. Fakat yeğenleri var. Veya başka uzak akrabaları var. Bunların mirastan bir pay alması nasıl olacak?

Aslında bu soruların cevabı Nisa 12. Ayette geçen:

“Eğer bir adam veya kadın kellaleten (uzak mirasçı) mirasçı kılınan olursa ve adamın erkek veya kız kardeşi varsa” ifadesidir.

Burada “mirasçı olan olursa” ifadesi normalde mirasçı olamadığı halde kelalelik nedeni ile mirasçı olmuş demektir. Çünkü “yurasu” denmektedir. Bu fiil if’al babından muzari meçhuldür. Yani “varisleşen” anlamındadır. Ancak normalde varis olmayan biri varis oluyor demektir. Varis olan zaten varistir. Kuran miras paylaşımında normalde diğer akrabalar varis değillerdir. Ancak kelalelik durumunda varis olabilirler. Ayrıca Nisa 176 da kelale olan bir adamın veya kadının kardeşlerine nasıl miras paylaştırılacağı anlatılmaktadır. Bu nedenle burada geçen “adam ve kadın” ifadeleri varislerin kelale olan bir kardeşi olarak düşünülemez. Ayrıca ayette ikisinin her birine 1/6 düşer deniyor. Yani bunlar iki kişi oluyor. Ölen kişinin bir erkek veya kız kardeşi var deniyor. Bu durumda miras düşen iki kişi olmaları imkansızdır.

Araştırmalarım esnasında Amerikan Cornell üniversitesinden David Stephan Powers (Professor, Near Eastern Studies (NES), College of Arts and Sciences)

 ’inde ayetin bu kısım yorumu için benimle aynı fikirde olduğunu keşfettim. Arap dili hakkında uzman olan birinin benimle aynı fikirde olması bana moral verdi.