Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ahmet Yücel
DÜŞMANIMI BİLSEM
17.2.2016
4322 Okunma, 8 Yorum

 Allah'ın adıyla ve Allah'ın selamı üzerinize olsun, diyerek yazıma başlamak istiyorum.

''Büyük düşmânımız nefs-i emmâre  

Takmış kemendini cezb eder nâre

Cehd et ki bulasın sen sana çâre       

Ellerin aybını gözleme kardaş''  (Salih Baba Divanı-59.Gazel)

 

''Yalancı nefsimi bildim büyük düşman imiş gördüm

Kulûb-ı mutmain oldum bu âlem oldu hep me'vâ'' (Salih Baba Divanı-3.Gazel)

 

''Kur'an'da zem etmişken nefsimi Allah, 

Ya ben kimi zem edebilirim?

Sanma ki, Hakikat iline girebilirim.'' (Kelam-ı Kibar)

 

İnsan nefis ve ruh sahibidir. Aynı bedende gerçekte birbirine düşman iki varlık.

Nefsimizin isteği hiç bitmezken, Allah'tan gelen ruhumuz, sadece Allah'ı ister.

Allah CC. ''Ruhumdan ruh üfledim.'' buyuruyor. ''Sır-rı Nefahtü.''

 

Peygamber efendimiz Uhud Savaşı dönüşünde, ''Küçük savaştan büyük savaşa geldik.'' deyince, Ashabı Kiram, ya Resulallah bundan büyük savaş mı var? diye sordular.

''Evet, nefsimizle savaş büyük savaştır.'' buyuruyorlar.

 

Biz kendimizi överiz, kendi kusurlarımızı görmeyiz, hep karşının kusurlarını görürüz. Özellikle de idarecilerimizin kusurlarını görürüz, belki hakaret de ederiz, belki tekfir de ederiz.

Hatasız kul olmaz, bunu bilip anlayabilsek. İdarecilerimizi, demokratik haklarımızı kullanarak biz seçtik. Onların kusuru bizim kusurumuzdur. ''NASILSANIZ ÖYLE İDARE EDİLİRSİNİZ.'' Hadis

Kusuru, suçu kendimizde arayalım. Kendi kusurlarımızı görebilsek, kusurlarımızla meşgul olabilsek, kimsede kusur göremeyiz.

Elhamdülillah Müslümanım, diyorum. Allah'ın emirlerini yaşayıp, yasaklarından sakınabiliyor muyum? Hz. Ali efendimiz, ''İNANDIKLARI GİBİ YAŞAMAYANLAR, YAŞADIKLARI GİBİ İNANIRLAR.'' buyuruyorlar. Suçu yukarılarda, idarecilerde aramak niye?

Haccac-ı Zalimi pek çok kişi duymuştur. Halkına zulmettiğini, duymayanlar da isimden anlamışlardır.

Alimler toplanıp huzuruna çıkarlar, ne olur sen de Hz. Ömer gibi idare etsen bu halkı, derler.

Haccac, getirin bana Hz. Ömer'in halkını, ben de onun gibi idare edeyim, der.

Burada yine ''NASILSANIZ ÖYLE İDARE EDİLİRSİNİZ.'' hadisi şerifi hatırlıyoruz.

Bir eşyanın nasıl altı (sağ-sol-ön-arka-alt-üst) cephesi varsa, yaşadığımız olayların da altı cephesi hatta yedi cephesi (içi) olamaz mı? Herkes kendi cephesinden bakar, herkes kendince haklıdır.

Kendimizce haklı olmamız, Müslümanlara, başka bir partiye oy veriyorlar diye hakaret etmemizi, sövüp saymamızı, hatta tekfire varan ifadeler, kafir, Yahudi, siyonist, münafık dememizi haklı çıkarmaz. Hani Müslümanlar kardeşti? Ne siz, ne de biz birbirimize hakaret ederek, kardeşliğimizi pekiştirebiliriz. Benim sevdiklerime hakaret ederek mi bana tebliğde bulunacaksın? Ya da ben hakaret ederek tebliğ edebilir miyim? Böyle bir tebliğ metodu, Habibullah'ın sünneti seniyesinde yok.

Sen İslamı dört dörtlük yaşıyorsan, benim eksikliğimi, hatalarımı görüyorsan, kardeşim olarak bana İslamı tebliğ et, partini değil. 

Sonrası, Her şey Allah'tandır, Hayır da şer de Allah'tandır. Allah'ın hayra rızası var, şerre rızası yok.

Senin şer gördüğün olayların sonucunda Allah CC. hayır murat etmiş olamaz mı?

Her şeyi yöneten Allah, kainatı tüm varlıkları, dünyayı yönetiyor da, haşa Türkiyeyi yönetemiyor mu?

Bir kelam-ı kibarda, ''HUDÂ'NINDIR CEMİ İŞLER, KULUNUN ELİNDEN İŞLER.'' buyruluyor.

Allah kullarını nasıl terbiye edeceğini bilmez mi?

Hataları eleştirmek güzeldir, kardeşçe tartışmak güzeldir de, hatasından dolayı kardeşine hakaret etmek de güzel mi? Allah ve Habibi razı olur mu?

Dünyanın her yerinde Müslüman kanı dökülüyor, elbette üzüleceğiz, üzüntümüz bizi namaz kılan idarecilerimize hakarete sevk etmesin. Bunlar da Allah'ın izniyle olmuyor mu? Allah CC kullarına karşı bizim merhametimizden çok daha fazla merhametli değil mi?

''Bir kötülük gördüğünde, elinle, dilinle, engel ol ona da gücün yetmezse kalbinle buğz et. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır.'' Hadisi şerif.

Biz bu hadisin hangi noktasındayız?

Allah'ın dediği olur. Allah'ın dediği oluyor.

Biz bir parti sevdası tutturmuşuz, bunun için birbirimize düşman olmuşuz.

İslam Birliğini kuracağız diyoruz. Daha kendi memleketimizde Müslümanların birliğini sağlayamamışız. Ne diyor Allah'ın Habibi, ''BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR.''

Baştaki kelam-ı kibarlarda belirtildiği gibi öncelikle nefsimizi düşman bileceğiz, bunu gerçekleştirebilirsek din kardeşlerimizi asla düşman görmeyiz, hakaret etmeyiz.

''NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR.''

Bu yazı öncelikle nefsimedir. Kardeşlerimizi tenzih ederim.

Allah'ın selamı üzerinize olsun.

 

 

Kelam-ı Kibar ( Allah dostlarının kelamı)

 


Yorumcu 
Yorum 
Lütfi Hocaoğlu
17.02.2016
01:28

İlk makaleniz hayırlı olsun.

Allah razı olsun.

Ahmet Yücel
17.02.2016
23:00

Lütfi hocam ve Cengiz hocam, Allah sizlerden razı olsun. Her zaman yazı yazma imkanım olmaz ama arada bir de olsa yazmaya çalışırım inşallah. AkEvler.org sitemizde makaleleri ve yorumları takip ediyorum. 

''Müslümanlar kardeştir.'' Fakat bugün kardeşlik unutuldu. Aslında Müslümanca yaşamayı da unuttuk. Bugün batılılar bir kelerin deliğine girseler, biz de giriyoruz. En büyük haramları açıktan işleyen Müslüman bir toplum olduk. Faiz yemeyenlerin bile burunlarına faizin kokusu geliyor. Hacımızla, hocamızla faizli kredilerle Allah'a harp açtığımızın farkında bile değiliz, üstelik bu zamanda faizsiz iş mi yapılır, diyenler dahi oluyor.

Nefsimizle cihat işte bu noktada önem kazanıyor. Büyük cihad denilmesinin hikmeti belki burada gizli.

Biz bugün tuttuğumuz partilerden dolayı birbirimize tekfire varan ifadelerle hakaret edebiliyoruz. Öyleyse burada KARDEŞLİK NEREDE?

''BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR.'' Hadis

''SİZ NEFİSLERİNİZDE OLANI DEĞİŞTİRMEDİKÇE, HAKKINIZDAKİ HÜKMÜMÜZÜ DEĞİŞTİRMEYİZ.'' Ayet meali.

''NASILSANIZ ÖYLE İDARE EDİLİRSİNİZ.'' Hadis

''HUDÂ'NINDIR CEMİ İŞLER, KULUNUN ELİNDEN İŞLER.'' Kelam-ı Kibar

''ALLAH İNTİKAMINI KUL ELİ İLE ALIR, İLMİ LEDÜNNİ BİLMEYEN KULU YAPTI SANIR.'' Kelam-ı Kibar

''KULA BELA GELMEZ HAK YAZMAYINCA, HAK BELA YAZMAZ KUL AZMAYINCA.'' Kelam-ı Kibar

Ceddimiz Osmanlı 6 kıtaya hükmetti, Osmanlı döneminde halkın yaşayışı nasıldı? Bizim bugünkü halimiz gibi miydi?

Son dönemde ise İslamda olmayan kavmiyetçilik/ırkçılık gibi sebeplerden yıkıldı.

Sizleri tenzih ederim, bugün nefsim İslamı hakkıyle yaşayabiliyor muyum?

Bu manada nefsimle cihat etmeliyim, nefsimi düzeltmeliyim. Nefsim itibari ile yaşamadığım İslamı tebliğ etsem, kime faydam dokunabilir? Cihadın önemine gelince:

''Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda cihada verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihad sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anil münker sevabı yanında, denize nispetle bir damla su gibidir.'' Hadis-i Şerif/DEYLEMİ

BUGÜN GERÇEKTEN İNANDIĞIMIZ GİBİ YAŞAYAMIYORUZ, YAŞADIĞIMIZ GİBİ İNANIYORUZ. Çektiğimiz sıkıntılar, başımıza gelen belalar hep bu yüzden olsa gerek.

Nefsim 2002'den bu yana Ak Partiye oy veriyorum. Başta namaz kılan idarecilerimiz olsun istiyorum. Hiç kimse peygamber değil, elbette onların da hataları olacak, oluyor da. Hatalarında eleştiriyorum, doğrularında gönülden tebrik ediyorum. Dualarımı da idarecilerimizden ve cemi Ümmeti Muhammed'den esirgemiyorum.

''BAŞINIZA KULAĞI KESİK, SİYAHİ BİR KÖLE DE GEÇSE, NAMAZ KILDIKLARI SÜRECE İTAAT EDİNİZ.'' Hadisi Şerif

Masiyet emir olursa itaat edilmez, diğer emirlere, kanunlara itaat edilecek, anlıyorum.

Sonra taban=halk, duvarları=kanunlar=ana yasa, tavan da idareciler ise, tavan olarak bizim çoğunluk olarak yaşantımız İslama uymuyor. Tavan da bizi temsil ediyor. Bu durumda ana yasa değişmeli, duvarlar yenilenmeli.

İşte bu manada Ak Evler'in çalışmalarını, Milli Görüşe uygun Adil Düzen Anayasası ile ilgili çabalarını takdir ediyorum.

Bu millete uygun bir elbise, Ana yasa yapılmalı, anayasaya Laikliğin de tanımı eklenmeli. 

Yine de çok fazla ümitli değilim, bu muhalefetle böyle bir ana yasa yapılamayacak gibi. 2017 Kasım'da belki yeni bir seçim olacaktır, ana yasa çalışmaları nedeniyle bu gerekebilir. Bu durumda HDP barajı aşamaz ve çoğunluk olarak Anayasa yapılacaktır.

Burada da ümitsizliğim, yeni ana yasamız, bizden çok Avrupa Birliğine uyumlu olacak, endişem bu yöndedir, inşallah yanılırım.

2017'de seçim olursa, Ak Parti+ SP+BBP vb. yakın partiler seçim ittifakı yapmalı, meclise girmelidir. Mecliste temsil edilmelidir. İsterse 1 vekil olsun meclise girmeliler, 1 vekil sıfır vekilden iyidir. Çalışıp, çabalayıp sıfır vekil alarak, oy, zaman ve emek israfı yapılmamalıdır.'' İSRAF HARAMDIR.'' Fatih Erbakan kardeşimiz de Ak Parti'den vekil olmalı, baştan da şunu söylemeli, meclise girdikten sonra istifa ederek bağımsız çalışacağım.  Böylece Muhterem Erbakan hocamızın oğlu Fatih Erbakan'da mecliste olacak, sevenlerini temsil edecektir.

Ayet, Hadis, Kelamı Kibar dışında yazdıklarım kişisel düşüncelerimdir. Yanlışı da doğrusu da olabilir. Düşüncelerimin yanlış olan kısımlarının yanlışlığı sizlerden gelen yorumlarla ispatlandığında, düşüncelerim değişebilir. Elhamdülillah sabit fikirli değilim düşüncelerimde. 

Allah vatanımıza, devletimize, milletimize zeval vermesin. Nefsime ve Cemi Ümmeti Muhammed'e hidayet etsin.

ALLAH'A EMANET OLUNUZ. SELAMLAR.


Ahmet Yücel
17.02.2016
23:11

''Kulluk ikidir. Birincisi ibadet, secde Allah'a yapılır. İkincisi ise hizmettir.'' Abdurrahim Reyhan Hz.

''Taptuğun tapusunda

kul olduk kapısında,

Yunus miskin çiğ idik,

Pişdik elham dülillah.'' Yunus Emre

Bu anlamda itaatı kula kulluk şeklinde anlamamalıyız.

Bir önceki yorumumdaki hadisi şerifte, namaz kılan idarecilere itaatı emrediyor. Bir anlamda isyan edilmemesini emrediyor.

Nefsimin anladığı bu yöndedir.

SELAMLAR.

Ahmet Yücel
18.02.2016
12:19
Açıklamalarınız için teşekkür ediyorum hocam, Allah razı olsun.
Ahmet Yücel
18.02.2016
21:16

Cengiz hocam, ''Yöneticilerin namaz kılıp kılmaması bizi ilgilendirmez ama Allah'ın kitabına uygun hareket etmesi bizim itaat etmemizi farz kılar. 'Sizinle namaz kıldığı müddetçe"nin siyasi anlamı "sizinle istişareye devam ettikçe" demektir, bunun da anlamı "istişare etmeye ehliyetli kişilerle istişare etmesi" demektir. İsyan fitnedir. Biz ne isyanla memuruz, ne de itaate mecburuz, tersine Allah'ın kitabına uygun hareket edenle birlikte demokratik mücadelemizi sürdürürüz .'' 

Yukarıda alıntı yaptığım paragraf gerçekten çok güzel. Allah razı olsun.

Seçim günü oy kullanacağım zaman yine de tercihim namaz kılan idareciler başa gelsin yönündedir. Milli Görüş ilkelerine, özellikle ''ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT'' ilkesine bağlıyım. Erbakan hocamız, benim şüphesiz kanaatim Allah dostudur. Bu ilkenin öncelikli olduğunu belirtiyordu. Ağır Sanayiden de önemli diyordu.

Erbakan hocamız gittiği her yerde Allah dostlarını ziyaret ediyor, onlarla istişare ediyordu. SP'nin bu istişareleri devam ettirdiğini zannetmiyorum. Allah'ın veli kulları ile istişare edilseydi, 1 Kasım'da seçim ittifakı olurdu. Ayrıca istişarelere önem verilseydi, Erbakan hocamızın oğlu Fatih Erbakan kardeşimiz de, SP çatısı altında önemli bir görevde, belli bir zaman sonra da Genel başkan olabilirdi.

''ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT'' ilkesi doğrultusunda, ''DİNDAR NESİL'' yetiştirilmesi öncelikli olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın daha önce söylediği, ''DİNDAR NESİL YETİŞTİRECEĞİZ.'' sözü, benim için çok önemlidir.

Bunun için, ana okullarından liselere kadar MANEVİ EĞİTİM REFORMU yapılmalı, seviyelere göre uygulamalı dini ve ahlaki bilgiler eğitimi verilmelidir. Manevi eğitim reformu ile 10-15 yıl gibi bir zamanda yetişen DİNDAR NESİL ile, terör faaliyetleri dahi kendisine destek bulamayacaktır. Dinini, diyanetini bilen güzel ahlaklı gençlerimiz, aç da kalsalar haksız yere cana kıymazlar, ölürler, öldürülür şehit olurlar fakat asla katil olmazlar.

Bugün biz Müslümanlar çoğunlukla çocuklarımız okusun, bir yerlere gelsin istiyoruz. Çoban da olsa, doktorda olsa dinini bilsin, ahlaklı olsun diyenlerimiz ise azınlıkta. Dünyada 100 sene yaşasak bile sonu ölüm, Ahiret gerçek yurdumuz ebedi. Dünyayı kazanıp ahireti kaybedersek neye yarar?

MİLLİ GÖRÜŞ, ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN, çalışmaları benim için önemlidir. Fakat ülkemizdeki Müslümanların birlik beraberlik içinde olmalarını, istişarelere önem vermesini arzu ediyorum. 1 Kasım seçiminde de gönlüm İTTİFAK olmasını arzu ediyordu. Olmadı, hayırlısı olsun. Allah'ın muradı bu seçim için böyle tecelli etti diyorum. Sonraki seçimde yine gönlüm İttifak olsun diyor. ''BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA AZAP VARDIR.'' Hadisi şerif hep aklımda.

Seçim zamanı geldiğinde tercihim yine, namaz kılan Müslümanların hükumet olmasıdır. Vatanım ve milletim için eğer bir ittifak yoksa tercihim yine aynı olacak.

Fatih Erbakan kardeşimizin Ak Partiden aday olmasını da arzu ediyorum. Sizin bu yöndeki açıklamalarınızı da okudum. Bağımsız olarak değil, Ak Partiden aday olmalı, baştan daha sonra bağımsız olacağını açıklamalı. Erbakan hocamızın yarım yüz yıllık hizmetleri vardır. Fatih Erbakan'da ilk seçimde meclise girmeli, sevenlerini temsil etmeli, Meclis kürsüsünden Milli Görüşü, Adil Düzeni anlatmalıdır.

Allah için bu milletin hâdimi olanlara selam olsun. Allah cümlesinin yAR ve yardımcıları olsun.

ALLAH'A EMANET OLUNUZ. SELAMLAR.



Ahmet Yücel
19.02.2016
00:28

Sevgili Cengiz hocam, Namaz takıntısı şunun içindir. Dinin direği olan namazı kılmayan Müslümanların emanete ehil olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden idarecilerin namaz kılıp kılmadıklarını da oy verirken önemsiyorum. 

Milli Görüşün ittifakla meclise girmesine de önem veriyorum. Seçim sonrası ayrılıp, Milli Görüşü temsil etmeliler. Milli Görüşü meclis kürsüsünden yeniden anlatmalılar. 1991'de % 10 barajını tek başına aşma imkanı olmadığı için, Erbakan hocamız İttifak yaptı. 1995'de %21 oy oranına yükseldi. Milli Görüşün mecliste olmasını bunun için istiyorum.

Erbakan hocamız ilk defa bağımsız Konya vekili olarak meclise girdi. Bir çiçekle baharı getirdi.  

Fakültedeyken sayın Arif ERSOY hocamız derslerimize giriyordu. Ak Partiden adaylık başvurusu yaptığında  çok sevinmiştim, fakat olmadı. Hayırlısı olsun.

SP, Milli Görüşün tek temsilcisi biziz, ülkemizin sorunlarını ve çözümünü biliyoruz diyor. Fakat meclise girmek için ittifak yapmıyor.

ADP, Adil Düzen Partisi kurulup kurulmaması ile ilgili çalışmalarını akevler.org sitesinde okumuştum, 3.Parti olarak sıfırdan başlamaktansa, 1 Milli Görüşçü vekil de olsa İttifakı tercih ederdim.

Bir kelamı kibarda, ''MURAT ETME, OLMAZSA İNAT ETME.'' deniliyor. Gönlümden geçen düşüncelerim doğru da olabilir yanlışta.

Bu yüzden duam, Allah'tan istediklerimin hayırlı olanını vermesidir. Ne hayırlı, ne hayırlı değildir onu da bilemem.

Fikirler konuşa konuşa, tartışarak olgunlaşır. Kimilerinde mal hırsı, kimilerinde iktidar hırsı, kimilerinde hizmet hırsı vardır.

Allah bizi hizmet hırsıyla,hizmet aşkıyla çalışanlardan eylesin. Allah'ın dediği olur. Allah'ın hayra rızası var, şerre rızası yok.

Allah vatanımıza, milletimize, devletimize zeval vermesin. ALLAH'A EMANET OLUNUZ. 




Ahmet Yücel
22.02.2016
23:14

İlave olarak,

Bağımsız olarak seçimde meclise girme imkanı yoksa, SP, AkEvler Adil Düzen, Fatih Erbakan kardeşimiz, ilk seçimde Ak Parti ile seçim ittifakı yaparak bir kaç vekil ile mecliste temsil edilmeli. Seçimden sonra Ak Partiden istifa ederek bağımsız olarak, mecliste tebliğ yolunu seçmeli, doğru gördükleri kararlarda hükumete destek vermeli, yanlış gördükleri kararlara karşı çıkmalıdır.

Mecliste terör destekçisi ve savunucusu HDP bile var, Milli Görüş ve Adil Düzen'i savunan kardeşlerimiz de olmalıdır.

Böyle bir ittifak ortamı oluşursa oylarımızı daha bir muhabbetle vereceğiz.

Bu şekilde bir ittifak oluşmadığında yine Ak Partiye oy vermeye devam edeceğiz. Milletimizin koalisyonlara mahkum olmasını istemeyiz. 1974 CHP+MSP koalisyonunda Ecevit'in Kıbrıs ile ilgili hataları olmasaydı, belki bugün Kıbrıs diye bir sorunumuz olmayacaktı.

Seçim zamanı inançlı kesimi temsilen 3 ayrı parti seçime katılmış olsa, baraj sorunu olmasa, görüşlerime uygun olan partiye oy veririm. Aksi durumda bu üç partiden oy potansiyeli en yüksek olanı desteklerim. ''AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.'' 

Bu durumda, yanlış bulduğum icraatlara razı olmam ve eleştiririm, doğru bulduğum icraatlarda desteklerim.

Görüşüm, düşüncem şu an için, Milli Görüş ve Adil Düzen de Ak Parti ile seçim İttifakı yaparak meclise girmeli, sonra istifa ederek bağımsız olmalı, SP, ADP'ye geçmelidir. RP 1991 seçim ittifakı ile meclise girdikten sonra, meclis içi çalışmaları neticesinde 4 yıl sonunda % 21 oy potansiyeline yükseldi.

Çok şükür bu kadroların makam, mevki hırsı yok fakat Allah için hizmet aşkı var, millete hizmet yeri de meclistir.

 ''AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.'' Hadisi Şerif

Allah'a emanet olunuz.

Ahmet Yücel
22.02.2016
23:54

Sevgili Cengiz hocam, Tüm Dergiler bölümünden, yorumlarınız içinden bir cümlenizi muhabbet olsun diye alıyorum ve destekliyorum. Aşağıdaki yorumumu dergiler kısmına yazmıştım, buraya da kopyalıyorum. Allah'ın selamı üzerinize olsun.

''Zulüm var ise işimiz kolay çünkü Allah buna müdahale eder ve Adil düzen gelir. ''

Zulüm varsa, o zulmü kullarına layık gören de yine Allah CC değil midir?

Biz Allah'ın Müslüman kulları, dünyaya daldık, Ahireti unuttuk, büyük günahları açıktan işler olduğumuz gibi, misal olarak,''Bu zamanda faizsiz işler yürümüyor.'' vb cümleleri söyler olduğumuz için, Cenabı Allah bize yine kul eliyle zulmü layık görmüş olamaz mı?

Allah kullarını nasıl terbiye edeceğini bilemez mi?

Yine sizin sözünüze döneyim, Zulüm varsa bu da Allah'tan, belki biz tövbe ederek, pişman olarak, Allah'a dönünceye kadar bu zulüm devam edecek. Belki o zaman Adil Düzen gelecek, belki de o zaman Ak Parti Adil Düzen ve Milli Görüş icraatlarını uygulayacak.




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Türkler
18.10.2019 5 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-5: Tarım ve ormanda kooperatif çözümleri
18.10.2019 23 Okunma
3 Yorum 18.10.2019 07:10
Süleyman Karagülle
Yeni Proje
17.10.2019 61 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-4: Kooperatifçilik alternatif değil mecburiy
17.10.2019 49 Okunma
2 Yorum 17.10.2019 11:13
Hikmet Güveloğlu
Omuzdan Kesilmiş Kolumuz Bizim 11/4/2017
16.10.2019 623 Okunma
Süleyman Karagülle
Dün ve bugün
16.10.2019 94 Okunma
Süleyman Karagülle
Mahvetme
15.10.2019 114 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-3: Kooperatifçiliğimizin genel durumu…
15.10.2019 56 Okunma
3 Yorum 16.10.2019 14:48
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 120 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 72 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 161 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 240 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 96 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 86 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 80 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 151 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 99 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 72 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 71 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 947 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 139 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 85 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 162 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 164 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 99 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 116 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 107 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3171 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 143 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 96 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 191 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 140 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 157 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 139 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 205 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 142 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 182 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 237 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 257 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 162 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 201 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 188 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 166 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 195 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 135 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 179 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 201 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39