Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sam Adian
THE THEORY OF ISLAMIC ECONOMIC SYSTEM - 1
24.5.2017
1446 Okunma, 0 Yorum

 

İSLAM
İKTİSAT TEORİSİ

Ve Toplumsal Mekanizmalar

 

 

 

 

 

The Theory Of

Islamic

Economic

System

Knowledgebase Research

For Natural Economics

 

 

 

Author     : Sam Adian

Hong Kong - 2016

 

In this study:

Traditional assumptionsComments based on rumor Past practices and definitions have been ignored.

 

The objective of this study is to find reasonable solutions to contemporary problems. Therefore, only the "Quran" is based.

 

This study, by thinkers, who live in different parts of the world, with a sense of responsibility, has emerged as a result of voluntary participation.

 

 

 

Firts Printing           : 2014

© Copyright            : 2014 by Sam ADIAN

 

All rights reserved. This book or any portion thereof may not be reproduced without publisher/author permission. It can be quoted on the condition that the source displayed.

 

ISBN : 978-988-13821-0-8

 

Hong Kong

 

 

İçindekiler

 

GİRİŞ     I

ABSTRACT       1

BAŞLARKEN      3

METOT

Kurgusal Yöntem      5

BÖLÜM - I

İKTİSADİ SİSTEMLER ve ŞERİAT      11

ÇAĞDAŞ İKTİSAT VE ŞERİAT

Genel Görünüm      13

Kapitalizm, Sosyalizm ve Şeriat      18

Tarihsel Açıdan Şeriat İktisadı      20

“Şeriat İktisadı”na Kısa Bakış      23

Şeriat-İktisat İlişkisi      26

Katı “Yasakçı” Tutum      32

Ritüelden Gerçeğe      36

Toplumsal Barış için Fırsatlar      38

FAİZSİZ BANKACILIK – Şeriat Kapitalizmi       41

Faizsiz Bankacılık veya İslami Banka      41

Uygulamalar Açısından Faizsiz Bankacılık      45

Faizsiz-Konvansiyonel Bankacılık Karşılaştırması      49

Meşruiyet Sorunu      50

BÖLÜM - II

TARİHSEL YANILGILAR       55

RİBA : Bir Özgürlük Dolandırıcılığı ve Faiz İlişkisi       61

Tarihsel Açıdan Faiz       61

Kur’an Açısından Faiz       63

Faiz-Kâr İkilemi      73

Metodolojik Tartışmalar       74

Kapitalizme Karşı İdeoloji       77

TOPRAK ve MÜLKİYET, Özgür Toplum İdeali      81

Geleneksel Anlayış      83

Doğal Mülkiyet Teorisi      86

Yaşam Hakkı Nedir?      92

Doğal Kaynaklar ve Yaşam Hakkı      96

Doğal Kaynaklarda Bölüşüm      98

Barınma Hakkı ve Konut Edinimi      101

Refah ve Özgürlük İlişkisi      103

Temel Hak ve Özgürlükler      106

Çözüme Yönelim      112

SADAKA – Vergi Sistemi – Kamu Maliyesi     119

Vergi Nedir?       120

Vergi Sistemi Olarak Sadaka – Kamu Maliyesi       121

Vergilendirme Esasları       125

Zorunlu Harcama Alanları       129

Sosyal Devlet İlkesi       135

Genel Yorum Sorunları       137

BÖLÜM - III

İSLAM İKTİSAT TEORISI

Kurumsal Çerçeve ve Kavramlar      141

Metodolojik Gerekçe     142

İlkesel Çerçeve     143

A. Makroda planlama ve Uygulama     144

B. Sonuç/Ürün Verimliliği     152

C. Dolaşım/Yaşam Süreçleri     153

Yapısal Analiz     157

Kurumlar Arası Koordinasyon Mekanizması     167

Kurumsal Destek Parametreleri     183

Kurumsal Çerçeve Tanımı     197

Fonksiyonel Kavram Parametreleri     200

Süreç-Sonuç İlişkisi     260

ZEKAT – İktisadi Yönetim Sistemi     271

Bir Kurum Olarak Zekat      273

Sürdürülebilir Ekonomi İçin Finansal İstikrar      277

Sistem Parametreleri      280

Sistem Döngüsü      282

Metodolojik Analiz      286

INFAK - Tasarruf Mevduatı      289

Pozitif Seçicilik      298

İtirazlar ve Düzeltmeler      299

KARZ-I HASEN - Yatırım Fonu ve Kamu Sermayesi      305

Deyn-Sözleşme Yükümlülüğü ve Karz İlişkisi      311

Kollektif Sermaye - Karz      313

Varsayım ve Olasılıklar      317

BÖLÜM - IV

İKTİSADİ PARAMETRELER

ve UYGULAMA PERSPEKTİFİ      321

İKTİSADİ FAKTÖRLER      325

İslam İktisadı’nın Temel Faktörleri     325

Yapısal Olarak İslam Ekonomisi      327

Referans İktisadi Kavramlar       330

İktisadi Süreçler ve Etkiler      369

İKTİSADİ YÖNETİM SİSTEMİ

Banka ve Kurumsal Yapı      383

Yatırım-İşletme Faktörleri      386

Kurumsal Yapı      388

Karar Mekanizmaları      404

KAYNAK ve YATIRIM YÖNETİMİ      409

İktisadi Yönetim Sorumluluğu      411

Mevduat Yönetimi      413

Fon Yönetimi ve İştirakler      415

Yatırım Yönetimi     421

Rekabet Yönetimi      425

Risk Yönetimi      426

Verimlilik Açısından İnsan Kaynakları Yönetimi      427

TOPRAK ve DOĞAL KAYNAKLAR

Yönetim ve Sorumluluk     433

Toprak ve Doğal Kaynak Yönetimi     434

Doğal Kaynak İşletme Sorumluluğu     435

Kaynak (Girdi) Yönetimi     437

Kamu Yatırımlarında Sorumluluk     439

Yetki Paylaşımı ve Verimlilik     440

Vergi Sorunu     447

ÜRETİM ve İŞLETME     453

Üretim Nedir ?      458

Üretim Faktörleri ve Araçları     465

Talebe Dayalı Üretim Modeli     469

Tahsis ve Kira Sorunu     472

Şirketleşme ve Bireysel Ortaklıklar     475

Kurumsal Girişim – İnnovation/Ar-Ge     483

Piyasa Koşullarının Üretime Etkisi      487

İktisadi Dönüşüm ve Sistem     489

FİYAT ANALİZİ

Ücret – Fiyat - Para      493

Emeğin Korunumu Yasası      498

Emeğin-Ücret Teorisi ve Ücretlendirme ‘Değer Teorisi)      501

Basit Fiyat Oluşumu      506

Ücret – Fiyat – Gelir Döngüsü      514

Para ve Para Talebi      517

Para Teorisi      521

Para Politikası ve Döviz Kuru Yönetimi      524

Devlet Müdahalesi ve İktisat      527

Problem Çözme İradesi      532

TÜKETİM     535

Üretim ve Tüketim Döngüsü      539

İktisat Teorisi  ve Tüketim Süreci      543

Tükettirmek İçin Kredi      545

SERBEST TİCARET ve PİYASALAR      551

İktisat Teorisi ve  Piyasa      553

Piyasa Teorisi - Denetimli Serbest Piyasa      557

Piyasa Açısından İktisadi Kavramlar      559

Ölçü ve Ölçme Birimleri       567

Genel Piyasa Uygulamaları       570

Vadeli İşlem (Vadeli Alış-Veriş)       573

Piyasa Açısından Zekat Bankası       574

Pazarın Fonlanması        574

Beklenen Sonuç       575

YAPISAL ANALİZ

Makro ve Mikro Üniteler Üzerindeki Etkiler       579

Yapısal Dönüşüm       579

Verimlilik Analizi       585

Gelir Teorisi ve Gelir Dağılımı       588

İKTİSADİ BÜYÜME ve TOPLUMSAL ETKİLER       593

Klasik, Neo-Klasik Teoriler       593

İslam İktisat Teorisi ve Büyüme       598

Toplumsal Etkiler       602

İKTİSADİ DENGELER ve REFAH TOPLUMU      609

Toplumsal Dengeler ve İktisat       611

Tasarruf Yatırım Dengesi       611

Gelir Dengesi – Bölüşümde Etkinlik      612

Üretim – Kaynak Dengesi      613

İstihdam – Tüketim Dengesi      614

Yatırım – İşletme Dengesi      615

BÖLÜM - V

İKTİSADİ EVRİM

Doğal Ekonomiye Geçiş      617

Doğa Yasaları ve İktisat      617

Teknoloji Kullanımı ve Tasarruf-Yatırım İlişkisi      619

Emeğin Korunumu ve Süreklilik     621

Kurum Olarak Devlet ve İktisat     622

İktisat-Bilim Paradoksu     625

Doğal/Naturel İktisada Geçiş      630

UYGULAMA PARAMETRELERİ      641

İlkesel Parametreler        642

Katılımcı Ekonomi        649

İktisat ve Toplum        653

İKTİSAT ve HUKUK      659

Bilgi Toplumu ve Gelenek        670

DÖNÜŞÜM ve YENİ DÜNYA DÜZENİ       673

Üretim İçin Kollektif Sermaye        692

KAYNAKÇA       697

 

 

 

Giriş

 

  

İktisadi sistemler üzerine yapılan bir çalışmaya “Devlet nedir?” sorusundan başlamak en doğu tercih olabilir.

Tarihsel süreçte “devlet”in bir ihtiyaç olarak ortaya çıkışı, işlevi ve geleceği hakkında pek çok felsefi çözümleme veya tanım yapılmıştır. Ancak kabul etmeliyiz ki “devlet” mekanizmasının ortaya çıkmasına yol açan en önemli etken, tarım devrimi olmuştur. Bir üst yapı kurumu olarak devlet sistemini, ilk olarak Asya’daki tarım topluluklarının oluşturdukları bilinmektedir. Devlet kavramının devlet felsefesi bağlamında pek çok tanımı mevcut olsa da kesin ve tartışmasız bir tanımı olduğunu söylemek güçtür.

Devlet, Platon’da “Birlikte yaşama zorunluluğundan doğan durum”, Aristoteles’te “Doğal bir oluşum”, Ancillon’da “Dil gibi iletişim ve toplumsallıktan doğan gereklilik”, Hobbes’da “Herkesin herkese karşı savaşını sona erdirmek için ortaya çıkan yapı”, Fichte’de “Saf insan amacının yüce aracı”, Schelling’de “Mutlak olan şey”, Hegel’de “Temel irade olarak ahlaksal ruh”, Cicero’da “Hukukun sonucu” olarak tarif edilir.

Rousseau, Hobbes ve Locke gibi düşünürler, devletin “toplum sözleşmesinin sonucu” olarak ortaya çıktığını varsayarlar. Max Weber ise devletin “meşru şiddet kullanma aracı” olduğunu iddia eder. Günümüzde ise devletin “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık”[1] şeklinde genel bir tanımı mevcuttur.

Hukuki açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; "Ülke adı verilen, belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuk içinde, bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir.”[2]

Tarihsel süreç içinde filozofların yaptıkları tanımlara ve günümüzde devlete atfedilen fonksiyonlara bakıldığında, açık veya zımnen, devletin “hukuk” ihtiyacından doğan bir olgu olduğu görülür. Böylelikle devlet, toplumsal bir organizasyonun bireyler üzerinde etkin ve yaptırım gücüne sahip olması olarak da anlaşılabilir.

Aslında “devlet” kavramı Arapça “dület” ( دولة)[3] kelimesinden gelmektedir. Bu, üretilmiş değerlere sahip olmaktan kaynaklanan gücü ifade eden bir kavramdır. Devlet kavramının “hukuk” ile tarif edilmesi de bu gücün yasallık çerçevesine kavuşturularak meşru bir zemine oturtulması çabasından ileri gelmektedir.

Hukuk, Arapça “hak” (حق) kelimesinin çoğul formu (haklar) olmakla beraber “ölçü” anlamında kullanılmaktadır. Kelimenin temel anlamı düşünüldüğünde devletin “haklar”ı koruyan bir yapı olarak anlaşılması veya tarif edilmesi önemlidir. Her ne kadar Kant, “hukukçular hâlâ hukukun tanımını aramaktadır” dese bile, hukuku genel mânâda, örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya yine insanların meydana getirdiği toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, insan haklarını güvence altına almak amacıyla oluşturulan ve devlet gücü ile desteklenen bağlayıcı, genel, soyut ve devamlı kurallar bütünü şeklinde tarif etmek mümkündür. Kimileri hukuku sözleşmelerden doğan haklar olarak tarif etseler de, hukuk esasında toplumsal veya özel sözleşmelerle ulaşılmış veya belirlenmiş hakların korunması mânâsına gelir.

Konumuz “iktisat” olduğu hâlde bu kavram ve tarifler üzerinde neden bu kadar durduğumuz merak edilebilir. İlk bakışta birbiriyle ilgisiz gibi görünse de, üzerinde durduğumuz devlet ve hukuk olgularının temelinde “iktisat” yatar.

“Hukuk”tan söz edebilmek için “haklar”ın var olması gerekir. Ama haklar her zaman edinilmiş şeyler değildir. İnsanlar, doğal ve temel haklara  doğuştan sahip olurlar. Bunlar, en doğal haklardır ki aslında hukuk, bu hakları belirlemekten  başka bir şey değildir. Hukuk sistemini meydana getiren sözleşmeler zaten karşılıklı hakları tarif ve tescil ederler.

Modern hukukta “insan hakları”ndan söz edilse de aslında bunlar, hukuk yapıcıları tarafından tarif edilmiş haklar olarak  değerlendirilmektedir. Oysa her şeyden önce bireyin yaşam hakkı ve özgürlükleri gibi varoluşsal hakları gelir. Dolayısıyla doğuştan sahip olunan bu temel haklar hukukun temelini oluştururken sözleşmeler için ayrı bir hukuka ihtiyaç var mıdır? Bu, tartışılması gereken önemli bir sorudur.

Dostoyewski’ye göre “aşk, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir”. Yani hedefe ulaşıldığında aşk da biter ve muhafazakârlaşır. Pratikte ne kadar radikal veya devrimci olursa olsun, bütün ideolojiler veya hareketler muhafazakârlaşırlar. İnsan meraklı bir varlık olsa da, korkuları çoğu zaman onun merakını bastırarak araştırma ve ilerleme çabalarının önüne geçer. Hâl böyle olunca insan, en azından sahip olduğu şeyleri kaybetmemek adına, bulunduğu yeri koruma çabası içine girer.

Kimileri dindarların daha esnek, değişen şartlara uyum sağlayabilen bir yapıda olduğunu ileri sürseler bile, en azından son bin yıldır din adına herhangi bir yeni çıkış, bir değişim veya ilerleme kaydedilmediği de bir gerçektir. Bu durum, dindarların çok daha koruyucu (conservative) olmalarına sebep olmuştur ki, buna benzer katı bir tutumu faşizmde de görmek mümkündür. İster din ister hukuk açısından olsun bütün kurallar, birey ile birey, birey ile devlet veya toplum ile toplum arasındaki ilişkileri düzenlemek, kimin ne yapıp ne yapmayacağını söylemek ve itiraz edenlere yaptırım uygulamak üzerine düzenlenmiştir. Belli kurallar etrafında teşekkül eden devletin de en temel varoluş nedenlerinden birisi budur ve devlet, büyük oranda iktisadi gücün dolaşımı esnasında ortaya çıkan haklara ve daha da önemlisi güce müdahale etmek için vardır.

İnsanın “yaşama hakkı” söz konusu olduğunda, kaynak kullanımı zorunlu hâle gelir. Çünkü insanın yaşamak için birtakım ihtiyaçları vardır ve bu da doğada mevcuttur. İnsanın yaşamasını sağlayan kaynaklara ulaşma çabası iktisadın da başladığı yerdir. İnsan, bu noktada doğal olan ve kendi hakkı olan bir şeyi almak için başkalarının veya devletin müdahalesi ile karşılaşır. Oysa aslında, devletin varoluş nedeni kişi haklarını korumaktır.

Bu çelişki, “devlet” tanımında veya anlayışında bir sorun olduğunu gösterir. Hukukun hangi evrensel ilkelere göre belirlenmesi gerektiği de, yine aynı çelişkiden dolayı yeniden ele alınması gereken önemli bir konu olarak öne çıkar. Dolayısıyla gerek devlet ve gerekse hukukun var olabilmesi için insanın yaşama hakkına bağlı olarak kaynaklara erişme ve yararlanma çabasından başlamak üzere, bütün toplumsal organizasyonların zaten var olan evrensel ilkelere göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Böyle bir sorgulama, devlet denilen olgunun aslında büyük bir yanılsamadan ibaret olduğu şüphesini doğurmaktadır. Devlet, davranışları kontrol eden, baskılayan veya düzenleyen baskın bir figür olmak yerine bireyin ve dolayısıyla toplumun sadece temel haklarının karşılanabilmesi için gerekli olan organizasyonlardan ibaret olabilir.

Devletin de hukukun da varoluş nedeni insan olduğu için bu yapılar, bizim varoluşumuzu düzenleyen organizasyonlar değil, onları var edenin varoluş haklarını karşılamak için ortaya çıkmış yapılar olmalıdır. İşte iktisadın ana omurgasını oluşturan şey de budur. Eğer insan yaşama hakkına sahipse, zaten kendisine ait olan kaynaklara ulaşmak zorundadır. Devlet veya hukukun görevi insanın kaynaklara ulaşma ve yararlanma çabasını güvence altına almaktan başka bir şey değildir. Öyleyse iktisat olmadan hukukun varlığından da söz etmek olanaksızdır. İktisatsız bir hukuk ve devlet anlayışı, pratikte tutarsızdır. Eğer bir değer üretilmiyor ise, eğer kaynaklar herkesin kullanımına açık değilse, paylaşım söz konusu değilse devlete veya hukuka olan ihtiyaç da kendiliğinden ortadan kalkar.

Gerçekten yanılıyor olabilir miyiz? Bildiğimiz devlet, hukuk veya iktisat aslında bambaşka şeyler olabilir mi?

 


Abstract

 

 

 

This is a working definition for Islamic Economic Theory. Discussion completely based on Quran, without the traditional and fundamentalist reviews.

Traditional reviews contains some economic parameters but this is not a definite assumption for “Islamic Economics”. Based on charities economy providing for social solidarity with agricultural society perception but, don’t have any idea against the power of big capital or capitalism. How to survive, how to find solutions, how to provide a sustainable benefits for members…

If Qur'an coming from an universal source, should be have solutions for contemporary problems.

In this study, economic concepts are considered free from the traditional perception. With a neutral point of view, The Theory of Islamic Economics, it will be understood that there isn’t a remote possibility.

Keywords : Zaqah Bank, Islamic Investment, Credit terms, Riba, Land Ownership, Savings, Charity, Funds Management, Principles of Islamic Economy

This research is not necessarily those of the Islamic Research of Training Institute or of the Islamic Development Bank or of any other Islamic Communities. References and citations are allowed but must be properly acknowledged.

 

 

 

Bu çalışma, herhangi bir İslami araştırma enstitüsü veya islami yatırım bankası veya başka herhangi bir İslami grup adına yapılmamıştır.

Kaynağına saygılı olmak koşuluyla referans göstererek alıntı yapılabilir.

 

 

Başlarken

 

 

Bu araştırma, amaç ve yöntem bakımından geleneksel ve ahlaki kurallara ve sınırlamalara bağlı kalmaksızın sadece ve yalın olarak referans metinlerdeki (Kur’an) kavram ve tanımlarından faydalanarak varoluşun ayrılmaz parçası olan ihtiyaçların nasıl karşılanacağı ve bu süreçte ne tür prensiplerin önerildiğini tespit eder.

Teorik olarak, varoluşun nedeni olan bilgi, çağdaş problemlerin olasılığını da hesaplamış olmalıdır. Dolayısıyla, evrensel bir kaynaktan geldiğini ileri süren bir öğretinin, günlük hayatın sınırsız ihtiyaçlarını temin etmeye yönelik etkileri ve önerilerinin olmaması düşünülemez. Her konuda öngörüsü olan bir kaynağın, kapitalist sermaye veya sosyalist anlayış karşısında nasıl bir tavır alacağını bilmiyor oluşu veya bu anlamda bir teori veya felsefesinin olmaması mantıklı değildir.

Sınırlı kullanılabilen kaynakların sınırsız ihtiyaçlara nasıl cevap vereceği ile bu temel sorun için ne tür çözümler önerildiği ve varoluşsal temel haklar üzerine inşa edilmesi gereken tasarruf hakkının nasıl kullanılacağı, ekonomik ilişkilerin temel dinamiklerini teşkil eder.

Bu çalışma, esas olarak sınırsız kaynaklara sahip dünyamızda, zorunlu ihtiyaçlardan tasarruf edilerek oluşturulan küçük kaynakların nasıl dev bir iktisadi güce dönüştürülebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda araştırmanın, yeni bir perspektif geliştirmek için önemli katkılar sağlayacağını umuyoruz.

Bu çalışma, “İslam İktisat Teorisi” açısından sadece prensipleri belirlemeye yöneliktir. Temel prensiplerin dışında, iktisadın gerektirdiği teknik ve operasyonel detaylar, çağdaş ekonomik sistemlerdeki uygulamalar gibi değerlendirilmelidir.

Günümüz dünyasında, problemlerin çözümü için radikal bir paradigmaya ihtiyaç vardır. Bu araştırma, “İslam İktisadı” açısından Kur’an esas alınarak yeni ve rasyonel prensipler ortaya koyar.

 

 

Metot

 

Kurgusal Yöntem

 

İslam iktisat teorisi, konvansiyonel ve geleneksel görüş, öneri ve uygulamalardan yararlanmış olmakla birlikte sadece orijinal metni referans almıştır. Bütün kavramlar, referans metin örneklemeleri ve tanımlarına bağlı kalınarak değerlendirilmiştir. Hiç bir şekilde geleneksel tanım, yorum veya ahlaki prensipler göz önüne alınmamıştır. Çünkü eğer Kur’an, hayatın her alanında etkili bir metin ise, önermeleri ile ahlaki veya insani değerler arasında bir çelişki meydana gelmemesi gerekir.

Bu nedenle yöntem bakımından iki temel kriter gözetilmiştir. Geleneksel kabuller ve uygulamalar açısından:

1.    Hiçbir şekilde şeriat, şeriatın öngördüğü metot ve bu metoda göre üretilmiş olan anlamlandırma şekli dikkate alınmamıştır.

Istılah, icma veya sahabe uygulamaları gibi geleneksel kabuller incelenmiş olmakla birlikte, sistem açısından referans kabul edilmemiş, hiçbir önerme bu bağlamda değerlendirilmemiştir.

2.    Konvansiyonel iktisadi süreç ve uygulamalar göz ardı edilmemekle birlikte, teoriye yönelik herhangi bir etkisi kabul edilmemiştir.

Bu nedenle pek çok noktada gerek geleneksel anlayış ve gerekse konvansiyonel uygulamalar veya kabuller ile farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Genel olarak teori çalışmasında, orijinal metin esas alınmakla birlikte metodolojik açıdan bazı kriterlere göre sonuçlar üretilmiştir. Buna göre:

1.    Tekil kavramlar sadece anlatılan olaylar veya örnekler içerisinde bağlamına uygun anlam ifade etmesi hâlinde değerlendirilmiş; bundan başka hiçbir tekil ifade dikkate alınmamıştır.

2.    Bütün kavramlar genel itibariyle fiilleriyle birlikte değerlendirilmiş, tek bir cümleden hareket edilerek sonuç üretilmemiştir. Metnin kavramı açıklama yöntemi mutlaka izlenerek farklı olaylarda farklı anlatımlardaki işlevi de dikkate alınarak sonuca varılmıştır.

3.    Hiçbir kavram, bir başka kavram ile aynı anlamda veya nitelikte değerlendirilmemiş; her kavram, kendi bağlamında başka kavram veya olaylarla ilişkili olsa bile, farklı kelimelerin farklı anlam ve işlev ifade etme gereği nedeniyle ayrıştırılarak değerlendirilmiştir.

4.    Bütün kavramlar, kendi bağlamında anlatılan olay veya örneklere bağlı olarak iki temel prensibe göre tanımlanmıştır:

a.    Kavramın kelime yapısı ve anlamı ile çelişki teşkil etmeyen örneklemeler içerisinde kelimenin anlamından bağımsız olmayacak şekilde kavramlar tanımlanmıştır.

b.    Kelimenin anlamı anlatılan olaydan veya örneğinden farklı olması hâlinde kavramlar, metnin örnekleme yöntemi ile getirdiği tanıma göre ele alınmıştır. Örneğin “efae-fey” kelime itibariyle “gölgenin dönmesi” anlamına geliyor olmasına rağmen, buna bağlı olarak metinde anlatılan örnek ve örneğin tanımladığı mana sebebiyle “kaynak tahsisi” olarak tanımlanmıştır.

5.    Bütün tanımlar orijinal metne bağlı kalınarak yapılmış olmasına rağmen, uygulamaya esas teşkil edecek pratik sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Bu bakımdan yapılan tanımlar kelimenin mânâsını değil, kavramın ihtiva ettiği süreç veya uygulamayı ifade eder.

6.    İktisat teorisi, bütünüyle iktisadi kavram ve süreçlerin tespiti ve uygulama süreci ile kurumsal yapısını ortaya koymak açısından değerlendirilmiş ve sadece iktisadi kavramlar ile sınırlandırılmıştır. Hukuki veya sosyolojik etkileri dikkate alınmamıştır.

7.    Bazı parametreler, metinde sadece örneklendirilmiş olup tanım olarak bulunmaktadır. Bu nedenle çalışmaya bir kavram olarak değil, bir tanım olarak alınmıştır.

Burada belirtilenlerden başka, hiçbir hadis veya rivayet,  referans kabul edilmemiş; dolayısıyla da tanımlar üzerinde de etkili olmamıştır. Kimi durum ve kavramlar izah edilirken geçmiş uygulamalardan faydalanılmış olsa da bu uygulamalar, çalışmamız için bir referans teşkil etmemiştir. Çünkü evrensel bir metin evrensel sonuçlar/bilgiler içermelidir. Geçmişte, Kur’an’ın hükümlerinden o dönemin ihtiyaç ve bilgisine göre çıkarılan bazı hükümler, çağının ihtiyaçlarına göre verimli ve yararlı olmuş olsa bile günümüz dünyasını açıklamaktan çok uzaktır. Bu nedenle geçmişin uygulamalarından yola çıkarak referans kitabın/metnin (Kur’an) anlaşılması da mümkün değildir. Tarihsel süreç içinde ortaya çıkan tanımların veya şer’i kuralların hangi nedenlerle ortaya konduğu ve uygulandığı açık değildir. Bu sebeple bu unsurlar, metni bağlayıcı olmaktan uzaktır. Çünkü nihayetinde bütün yorumlar sadece yorumdur. Böylelikle metodolojik açıdan bir değer taşımazlar.

Öte yandan, orijinal metinde iktisadi kavramları dolaylı olarak ilgilendiren ve hatta uygulamalarda detaylara kadar giren açıklamalar ile sosyal ilişkileri düzenleyen pek çok ifade, tanım ve anlatım vardır. Bunların tamamını bir metinde kullanmak neredeyse imkânsızdır. Dolayısıyla söz konusu ifade, tanım ve anlatımlar, çıkarımlar delillendirilirken ve zorunlu olduğunu düşündüğümüz noktalarda atıf yapmak suretiyle kullanılmıştır.

İktisat teorisi de bir yorumdur. Yani orijinal metnin iletmek istediği mutlak mesaj olmaktan ziyade, bizim metinden anladıklarımızdır. Sözün sahibini tanımadığımız için ona ne demek istediğini sorma şansımız yoktur. Dolayısıyla sadece metne Baqarak anladığımız şeylere göre sonuçlar üretebiliriz. Bunun için yapılması gereken şey, kelimelerin anlamlarını değiştirmek veya metnin anlattığı olay veya örnekleri yeniden anlamlandırmak değil, olduğu gibi anlamak ve buna göre sonuçlar üretmek olmalıdır. Bu çalışmada yapılan şey de budur.

Çalışmada, dini hususlardaki eleştiriler, bir “inanç”a yönelik olmaktan ziyade pratik manada rasyonel sonuçlar üretilmesine neden olan problemlerin tespitine yönelik eleştirilerdir. Zira herkes, dilediği gibi inanma özgürlüğüne sahiptir. Fakat biz, yorumlama ve eleştirilerimizde bu inanma şekillerini göz ardı ederek metnin kendi iç nizamını kıstas alma yolunu seçtik. Orijinal metnin, olayları ve süreçleri anlatım şekli ile kullandığı yöntem dikkate alındığında, standart bir metot izlediği anlaşılmaktadır. Bu tümdengelim-tümevarım yöntemine çok benzeyen bir metottur ki bu çalışmada da metnin doğal yöntemi dikkate alınmıştır.

Bu çalışma, yöntem olarak ilkesel düzeyde sistemin yapısını tespit etmeyi amaçlar. Bu nedenle uygulamaya ilişkin detaylar bu çalışmanın konusu değildir. Teorik çerçevenin belirlenmiş olması, uygulamaların nasıllığının da kendiliğinden ortaya çıkmasına neden olacak ve tıpkı doğada olduğu gibi evrimsel bir süreç gelişecektir.

İstihsan[4] için delile gerek yoktur. Ancak eğer kavramlar tanımlanabiliyor, örnekler ve olaylar çözümlenebiliyor ise, iktisadi süreçleri tanımlayabilmek için de delile ihtiyaç kalmaz. Çünkü ilkeler belli ise, sonuçlarını öngörmek de mümkündür. Gerçekte referans metin (Kur’an), kendi metodolojisi içerisinde bize, sonuçların nasıllığını söylemez. Yalnızca, ilkeleri tespit eder ve sonuç olasılıklarına atıf yapar. Elbette ilkeleri doğru işletmek, yine uygulayıcılara kalmaktadır. Dolayısıyla ilkelerin kanıtlanması için süreçlerin belirlenmesi ve uygulamaya ilişkin sonuçların çıkarılması için yeterli olur.

Öte yandan referans metinde (Kur’an) anlatılan ancak anlaşılamayan ifadeler de bulunmaktadır. Bu ifade veya örneklemelerin kıyası mümkün olmadığından sistem için parametre olarak kabul edilmemiştir. Gelecekte, şimdilik anlaşılamayan örneklemelerin uygulama alanı doğduğunda, bunların da test edilebilir olacağı açıktır. Bu nedenle söz konusu ifade ve örneklemeler, iktisadın doğal evrim süreci içerisinde entegre edilebilecek parametreler olarak değerlendirilmiş ve şimdilik ilkesel zorunluluk ortaya koymuyor olmaları nedeniyle göz ardı edilmişlerdir.

Evrensel bir kaynaktan beslendiği iddiasında olan bir metnin bize, illa ki bir bankanın nasıl kurulacağını ve işletileceğini söylemesi gerekmez. Böyle bir metin, banka için gereklilikleri ortaya koyar ve bizim bankayı belli ilkelere göre kurmamızı bekler. Bunun için de metnin doğru anlaşılması gerekir. Bu bağlamda metindeki hiçbir kavram veya kelimenin anlamına müdahale etmeden ve metnin ortaya koyduğu bütüncül resme Baqarak sonuçlar çıkarmak yeterli olmaktadır. Yani kelimelere yeni anlamlar yüklemek yerine, metnin kavramları tarif ettiği fonksiyonlara göre sonuçlar üretilmelidir. İslam İktisat Teorisi’nin ilkesel olarak bu metot çerçevesinde değerlendirilmesi ve anlaşılması, yararlı olacaktır.

 

[1] Türk Dil Kurumu Sözlüğü, 2005, s.514.

[2] Franz Oppenheimer, Devlet, Phoenix Yayınları, s.29.

[3] Haşr:7.

[4] İstihsân ( استحسان), bir İslam hukuku terimi. Sözlükte "bir şeyi güzel saymak" anlamına gelen istihsânın İslam hukukunda iki kullanımı vardır. Bu kullanımlarından birisi dar bir alanı kapsarken diğeri daha geniştir. Kıyası terkedip nassa, yani, âyet ve hadis-i şeriflerin hükümlerine en uygun olanı almak mânâsına gelir. Dar açıdan istihsân, kıyasın bir kısmıdır. Buradaki kıyasın illeti, üzerinde derince düşünüldüğünde ve incelendiğinde anlaşılabilecek şekildedir. Bu tip istihsânın bir başka adı da hafî kıyastır. Bu açıdan tanımı “Bir kıyastan, ondan daha kuvvetli bir kıyasa dönmektir.” ki buna göre her hafi kıyas, istihsândır; fakat her istihsan, hafi kıyas değildir. Diğer ve daha genel istihsân ise “celî kıyasa muârız ve mukâbil olan bir delil”in tercihidir.

 




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Türkler
18.10.2019 5 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-5: Tarım ve ormanda kooperatif çözümleri
18.10.2019 22 Okunma
3 Yorum 18.10.2019 07:10
Süleyman Karagülle
Yeni Proje
17.10.2019 61 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-4: Kooperatifçilik alternatif değil mecburiy
17.10.2019 49 Okunma
2 Yorum 17.10.2019 11:13
Hikmet Güveloğlu
Omuzdan Kesilmiş Kolumuz Bizim 11/4/2017
16.10.2019 623 Okunma
Süleyman Karagülle
Dün ve bugün
16.10.2019 93 Okunma
Süleyman Karagülle
Mahvetme
15.10.2019 113 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-3: Kooperatifçiliğimizin genel durumu…
15.10.2019 56 Okunma
3 Yorum 16.10.2019 14:48
Süleyman Karagülle
Esad’ın Durumu
14.10.2019 120 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-2: Kooperatiflerin sorun çözme kabiliyeti
14.10.2019 72 Okunma
8 Yorum 14.10.2019 18:13
Süleyman Karagülle
BATI DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 160 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
İSLAM DÜZENİNDE EKONOMİ
13.10.2019 240 Okunma
1 Yorum 14.10.2019 16:48
Süleyman Karagülle
Yeni Oyun
13.10.2019 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kooperatif-1: Suriye sorunu ve bütün sorunlar...
13.10.2019 96 Okunma
3 Yorum 14.10.2019 18:14
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Planı
12.10.2019 86 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-8: İSTANBUL DEPREM MERKEZI
12.10.2019 80 Okunma
4 Yorum 12.10.2019 06:30
Süleyman Karagülle
Derin Sermaye Zorda
11.10.2019 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-7: İstanbul’u depreme hazırlamak…
11.10.2019 98 Okunma
3 Yorum 11.10.2019 15:40
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Masamdaki birkaç kitap… Suriye’ye girmek..
11.10.2019 72 Okunma
Süleyman Karagülle
Kürtler ve Türkler
10.10.2019 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019 71 Okunma
2 Yorum 10.10.2019 08:45
Hikmet Güveloğlu
PKK Lağvedilecek Lakin Huzur Gelmeyecek (Hatırlatma)
9.10.2019 946 Okunma
Süleyman Karagülle
Bana göre
9.10.2019 138 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
9.10.2019 85 Okunma
2 Yorum 09.10.2019 09:34
Süleyman Karagülle
Suriye sorunu
8.10.2019 160 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul Zelzele Merkezi
7.10.2019 164 Okunma
Süleyman Karagülle
İstanbul’u Depreme Hazırlamak
7.10.2019 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
DEPREM-4: İkinci sorun ekonomik sorundur…
7.10.2019 99 Okunma
6 Yorum 07.10.2019 09:07
Reşat Nuri Erol
DEPREM-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor…
6.10.2019 116 Okunma
3 Yorum 06.10.2019 23:26
Reşat Nuri Erol
DEPREM-2: Sistem düzelmedikçe düzelmez…
5.10.2019 107 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 12:03
Hikmet Güveloğlu
Kurtuluş Reçetesi
4.10.2019 3171 Okunma
2 Yorum 04.10.2019 20:13
Reşat Nuri Erol
DEPREM-1: İstanbul Depremi vesilesiyle uyarı
4.10.2019 143 Okunma
3 Yorum 04.10.2019 08:55
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; ‘Düşünen Şehir’
4.10.2019 96 Okunma
Süleyman Karagülle
Siyaset ve Futbol
3.10.2019 191 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-8
3.10.2019 140 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:28
Süleyman Karagülle
Azınlık değil ittifak
2.10.2019 157 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-7
2.10.2019 139 Okunma
4 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Kendi kuyusu
1.10.2019 205 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019 142 Okunma
3 Yorum 05.10.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Boş yere
30.9.2019 182 Okunma
Süleyman Karagülle
BORÇLAR; Biz Borçları Nasıl Ödeyeceğiz?
30.9.2019 237 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Hedefi ve Kur’an’ın Dedikleri
30.9.2019 257 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:46
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-5
30.9.2019 162 Okunma
3 Yorum 30.09.2019 10:46
Süleyman Karagülle
Borç ve Faiz
28.9.2019 201 Okunma
Süleyman Karagülle
Yanlış siyaset
28.9.2019 188 Okunma
Süleyman Karagülle
Savaş
28.9.2019 165 Okunma
Süleyman Karagülle
TEDBİR
28.9.2019 195 Okunma
Süleyman Karagülle
Uygarlıklar
28.9.2019 135 Okunma
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-4
28.9.2019 179 Okunma
2 Yorum 28.09.2019 09:25
Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tarım ve tohum-3
27.9.2019 201 Okunma
2 Yorum 27.09.2019 07:39