Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012
4821 Okunma, 18 Yorum

Siyah ve kırmızı yazılar Özer Ataç'a, yeşil yazılar Süleyman Karagülle'ye aittir.

 

SAYIN  SÜLEYMAN  KARAGÜLLE,

 

Önce,  Selam ederim. Ramazan orucu  hakkında aşağıdaki hususları sizinle paylaşmak istiyorum.

 

1-üç takvim: Güneş ,  Ay ve karma takvimler.

SK: - Ay ve güneş takvimi vardır. Birlikte ayrı ayrı konularda uygulanır. Karma değildir.

 

 a)“Meryem oğlu İsa*yı  VE  Meryem *i  insanlığa ayet kıldık”

ayetini sizin yorumlamanız anlamlıdır. “Meryem* in (as) ve İsa (as) ın ayrı ayrı mucizeleri  vardır. Fakat, ikisinin berabermucizesi, insanlığın ayet olarak göreceği/kabul edeceği/kullanacağı/kullanageldiği Miladi takvimdir.” demiştiniz.Yani, yeryüzünde yazılan her metne eklenen tarih kayıtları ,  bu ayetin,  ayetliğini  teyid ve zikirdir.

SK: - Bugün insanlık miladi takvim kullanmaktadır. Hicri kullananlarda ikisini birden kullanmaktadır.

 

b)Dünya Güneşe bağlı 10 gezegenden, güneşe  yakınlıkta üçüncüsüdür. Yanındaki ufak uydusu  ay ile bağlı olduğu sistemin mutlak etkisi, enerjisi, çekimi, ve güdümündedir .Dünyaya diğer gezegenlerin etkisini, ilerleyen insanlık bilimi şimdilik çözememişse de yakın gelecekte bu etkilerin, dünyaya ve üzerindekilere  en az Ay kadar olduğunu kanıtlanacaktır.

SK: - İnsanlar oralara yayılacaklardır.

 

c)Dünyanın mevsim oluşturan eğimi, Aydan dolayı değildir;  kendi,  güneşin etrafında izlediği yol dönme şeklindendir. Bu eğimin kaynağı,  güneşin dünyayı sabitlediği eliptik yoldur.Enlem boylamları tasarlayıp, manyetik alanı keşfeden insanlık;  uçakları, elektronik haberleşmeleri; ekvator merkezinden manyetik çekim alanlarına bölünmüş enlem ve boylamlarla yapmaktadırlar.

SK: - Manyetik alanla yönü belirlenmektedir.

 

d)Hesaplamada noktasal isabet esastır; noktasallığın olanaksızlığı periyod bulguyu zorunlu kılar. Güneş takviminde noktasal belirginliğe haiz kuranın inişinin başlangıcı, Ay takvimi ile sözde insaflı periyoda indirgenmiştir. Her mevsimde orucun hazzı bu “insafın” gerekçesidir.Orucun hazzını kendinde bulamayanlar, o hazzı gezdirerek bulacaklarını umarak; hazzı dönemsel eziyete sokmuşlardır. Yanısıra, belirgin olan Kuran inişinin abşlangıcını,yıl içinde gezdirerek içindeki kadir gecesini de aratmayı unutmamak ayrı bir hazz olsa gerek..

 

S.K.- Bu iddianız,  usul olarak yanlıştır. Birilerinin birşeyi niçin yapdıkları değil, yapmaları önemlidir. Kameri aylar,  sümerde,  amerikan yerlilerinde kullanılmıştır.Kuran tekden belirtir. Değiştirmeyi  küfür sayar. Bu hususda, her yönüyle icma vardır. Ramazan ayı hilal ile gelir ve güneş sisteminde gezer. Gezmenin hikmetleri bakara süresinin tefsirinde anlatılmıştır.

 

Ö.A. Usül yanlışlığını yapan birilerden ben,  orucu neden tutuyoruz mu? diyorum ki  “usül” ağınıza  takılıyorum?!!. Milyarlık  islam  dünyasının yapageldiği oruç ibadetinin,coğrafyadaki ve  günlerdeki somut izafiyetini- boşluğunu sorguluyorum.

Bu boşluğu, sorgulamak :

Allahın dilediği kolaylığın ifasıdır.

Güneş sisteminin, hesapsal,  yetkin,  tali olmayan belirleyiciliğidir.

İnsanlık tarihinde Güneşin belirleyiciği tarihsel arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır.

Ayın, güneşin aydınlığında ve karanlığında gezmesi hikmetleri güneş takviminde de sürmektedir;   galaktik hesaba, alt retuş ve katkıdır.

İcma, sorgulanmaksızın taklide dönümüştür. Geçmişin icması, bugünün icması olması için yenidren icma gerekir? Bunun  islami network e-ortam veri toplama, tanıtım, kabul, tercih kayıt sistemiyle, yeni bir düzenle olması gerekir.Böyle bir sistem olmadığına göre eskisiyle mi idare edelim?! Ona göre mi oruç tutalım? Alın manyetolu telefonu bu gün kullanının ve iletişiminizi sağlayın bakalım!? Ayrıca, Bu gün insanlar, tüm değişim verilerini, farklı görüşleri  değerlendirmiş midir ki  “icmaya devam” demektessiniz..

Bu gün maalesef, Veriler, Ruhban kurumlarının tekelindedir.

İnsan ömrü  ve toplumların ömrü sınırlıdır.Aktif zihinsel performas dönemi olan 40 yılı –uyuku da ibadet diye onları da katıyorum!- mumyalamak ta neyin nesi?!

Eskiden İcma insan ömrünün belirli bir dönemi içindi; Şimdi veri sağınağındayız; yani, toplum gaz haline dönüşmüş; her an, herşey değişimektedir. Kuran  inişiyle  geleceği kapsamıştır. Geleceğin verilerini,  anlayışlarını, eski  icma eleğine sokmak ta neyin nesi?

Kuran kozmik tanımlamaya katkı fabrikası; nebi (slm) döneminde üretilen “ürünlere”/uygulamalara, yapıştırılan günlük kullanım barkodlarında  Son Kullanma tarihleri yok mu? Yada “ürün” kullanıldıktan sonra etiket defaatle çıkarılıp, yeni dönem yaşamlarına da mı yapıştırılıyor?! Pratik alışverişlerinizde böyle etiketi tüketiyor musunuz?

Son olarak, her yeni gün, akledenler için iddiadır aslında.

 

 

e) Orta doğu hariç bütün kültürlerde Güneş takvimi esastır. Bu esasiye, Astek*ten, eski Çin*den, eski Türk*lerden,  eski Mısır*dan Yunan*a , Roma*ya kadar belirgin yol izler.

 

S.K - Yıl olarak takvimlemek Kuran’da da güneş olarak alınmıştır. Yıl içinde 12 ay ve ayların dolaşımı vardır. işlerin kameri aya göre düzenleneceği anlamındadır. Doğrudur. Olaylarda rezonansı önler ve krizleri ortadan kaldırır.

 

Ö.A.- Aylar, görevini yaparken, güneşe tabi olarak yapar. Güneşten bölünen mevsimsel ve aylık dönemler;  güneş takvimine bağlı bölünmelerdir. Bu bölünmeleri, güneş yılının üstüne çıkardığınızda, böleni, bölünen yaparsanız; virgülle, ileriye gitmeyi keser, lineere/limite kuyu kazarsınız. Bu niteliksel geliştirici değil; takıntılarla yerinde saydırıcıdır. Yani Ay takvimi ucu açık helozonik güneş takviminin yerine, güneşe rekabet eden, ucu kapalı fasit  “çıkış” denemesidir.Ümmete hala denetmektesiniz

 

Ağaçlardaki yaprakların rüzgarla sallanması rezonanstır. Bu yapraklar ağaçtan öne çıkmak için   değil, kendini  feda için rüzgara eşlik eder.  Yapraklar, meyve ve fotosentez varlığını sürdürür. Konumuz bağlamında., Ağaç güneştir. Siz yaprakların yokluğu krizdir mi diyorsunuz?!  o takdirde, ağacın yokluğu nedir?!

 

Güneş sisteminde Bölünmüş oniki ay içinde; belirlenmiş günü, belirsizleştirerek;  ayın turlarında ısrara  rezonans mı diyorsunuz? Böylelikle, Akıl, alışkanlığa hapsoluyor.Yığınla yazılıp, yığınsız kalınıyor!!!

 

2- a)Ay takvimi ise Araplar için geleneksel; Kuran için esas değildir. Babil akat, Asur Ortadoğu medeniyetlerinde görülür.

Evet kameri takvim peygamberlerintakvimdir. Uygarlık ay takvimi üzerind ekurulur. Şamnizmde kabile hayatı  vardır. Aya gör eavlanıldığınfns onlrad da öyşledir. İddalara afakıdır.

 

b) Mekke de İslam öncesinde Kabe içinde 360 put vardı. 360 yine eski pagan /çok dinli daire /güneş kültünün sembolüydü. Kureyşliler Putların  en güçlü olanını HUBAL, Kureyş lerin  Ay tanrısıydı. Ay bağlılığın  günümüze yansıtılmasının temellerinin paganlığın yerelliğini göstermesi açısından önemli olmalıdır. Paganizmin evrensel olan bu günkü bilimle alegorik olarak uzlaşabilmektedir.

 

S.K.  - 360 put iddiası söylentidir. Putlar ayları, günleri değil, kabileleri ifade eder. Herkesin ayrı tanrısı vardır. Uzlaşarak ortak mabede İbrahim’in mabedinde birleşerek tanrılar arası savaşa son vermek istenilmiştir.

 

“Söylenti” mi?   Fakat, kabile formları öyle demiyor? Araştırmak gekek! Sefenk için bile müslüman mısırologlar, musa (slm) dönemine denk getirmek için doğru yaş tahmini yapamıyorlar bunu biliyor muydunuz?

 

360  sayısı tarih kitaplarında mevcut.Kabe güneş formunda;kübün ı2 kenarı var; buda güneş takviminde ay sayısı eder.Yüzeye kıyam etmiş 4 kenarı var; bu da mevsimler demektir;kübün üstü ve altı iki anlamlıdır: gökler ve yer; ya da denizler ve karalar.  

 

Ay güneşe tabi. Kabe formu, güneş içindeki pagan sembollerinin sayısı yıl içindeki ay sayıları kadar.Bu uydurma mı? Tesadüf mü? O yıl içi ay formlarının en büyüğü, HuBEL. Onunda üç üç gelini ya da eşi va :

(53:19-20)” Gördünüz mü o lat ve uzza yı? Üçüncü olan menatı?”Buna kutsal ağaç deniyor; küçümsediğiniz amerikan holly wood film sistemi yani. Oradan dracula ın üç gelinine, sonra charlinin meleklerine ..ne tasadüf, pagan  ay tutkusu hala yaşatılıyoruz; hem icma da hem de vizyonlarda!?!

 

Kuranın sahibi kendinden menkul sabit olmayan döngüdeki bir ay olan RAMAZAN AYINI ay takviminin

Kullanıldığı dönemden yani Babilden beri “kolluyormuş”; ona yani Ramazan ayına Kutsalık vermişmiymiş? Yoksa, verecekmiy miş?!

Bunu neden irdeliyiorum biliyorsunuz. Dediğiniz şu: “Ramazan  onda kuran indi diye mübarek değildi, o mübarekliği kuran biliyorndu ona göre iniş ayını seçti1” Ne güzel hüküm veriyorsunuz.

 

Kuran inmeden mübarek ünvanını sizden almış ramazan ayının bu mübarekliğini sanırım 124 bin nebi-rüsullerin zirve  fonksiyonlarının parabolünden buluyor olmalı.

 

Ne ki, Miladi sayımı başladığı için, Kuan inişiyle yapılan sayıma insanlık bu gün şu diyebilir:”Saymana gerek yok biz sayarak geliyoruz,seni de saydık zaten”

 

Güneş sembolü kabe ye dönelim. İçinde size göre barış için ve bana göre  dahi, güneş takvimindeki aylar için biraraya toplanmışlar. Ç ünkü, güneş, bütün kabilelere, bütün yıl içi aylarda,  hepsine rahmet etmekte.

 

Kureyşin HUBAL ının Ay olması da arap geleneğinin icmasına dayanak olmuş. Allahtan,  A.B.D.nin uzay araştırasındaki  büyük teleskobu  HUUBLE  ismi de güncel güneş sistemine tabiyetin araştırma elemanı olarak ortalık gökte fink atıyor.

 

İcmalarınız, önceki  iki boyutlu yaşamın çıkarsamasıdır.Hala o çıkansudan dezenfektesiz  içiriliyoruz. O dönemde, üçüncü boyut dahi kullanılmıyordu. Bu yüzden icmada;  gelenek, emin ev-baskın karakter olarak,  seçile gelmektedir.Malüm, insan aklı cariye meftundur.

 

Barış için 365 kabile putunu biraraya kabe içine toplayan kavim, Neden onları kabe içinde her ay on günlük kayma ile gezdirmiyormuş  diye sorabilir miyim? Çünkü, ay takvimini kullanacaklar ya!? Bu yüzden ay takviminde, güneşe göre bölünmüş  ayların seyahati yapılması gerekiyor.

 

 

c)Kur an da 26 ayette geçen ay /kamer ayetlerinde; hep aynı sıra hakim. Önce, güneş sonra ay. Tüm kullanımlarda Güneş önde ve bağlacıyla Ay arkada kullanılmış. Önde olan belirleyicidir. Zamanın asır bölünmesinin altındaki yıllar büyük belirlemedir. Bu belirlemede esas alınan Güneştir. Ayrıca yansıttıkları ışığı da kuran güneşin ışığın KAYNAĞI, Ayın yansıtıcısı/NUR u olarak tanımlar.Bu şekilde de zaman bölümlemelerinde,  aslı bulmamız mümkündür.

 

- Güneş yılının takvimde esas alınması başka; bazı yükümlükler yıl içinde dolaştırılması başkadır. Oruç aşı görevini görür. Yıl içinde dolaşarak  her mevsimin  hastalılarına aşı olmuş olur. Bu batıda tez konusu olmuşdur ve kabuledilmişitir.

 

d)Sizin, “Ayın dini, güneşin ticari takvim” ayrımı yapmanızı,bu ayrımı  Kurana dayandırmanızı, Arapların pagan ay tanrısı  geleneğiyle buluşmanızı  getirmiştir.Dini takvim olursa, ticari de olur, sosyal, de olur, ilmi de olur mu?!

 

S.K. -Ay takvimi toplumsal olaylarda geçerlidir. Güneş takvimi daha çok ekonomide, üretimde önemlidir. Ticaridir demişsem yanlış demişimdir. Güneş takvimi çalışmakla ay takvimi de yaşamla ilgilidir. Örnek, devren mülk ay takvimine göre yapılırsa, o zaman adil bir paylaşım lazım mı?

 

-Böyle yapınca olur!?

- Biz söylentilere ve modalara  göre konuşmuyoruz. Kainatı var eden alimin Kurallarına ve müsbet ilmin belirlemelerine göre konuşuyoruz. İddianızın her biri bir tez konusudur. Arkadaşlarla tartışmaya girebilirsin.

 

Modern ilimde, Uzmanlığın keşif için yaptığı bölümlemeler, bütüne bağlıdır. Tıpta bütün olan insan bedeninin tamamıdır,organizması, çevresi/beslenmesi, ailesi, sosyal dokusu, ve ruhu/vicdanı. Konumuz bağlamında, güneş üst başlığında bu ayrımlar yapılmalıdır.

- Güneş doğal hayatımızı, ay sosyal hayatımızı vakitlendirmektedir. Aralarında tam uyum olması için sosyal hayat ay takvimine göre yapılmıştır. Mesela yıllık kongreler ay takvimine  göre yapılarak her mevsimde toplanma imkanı sağlanmıştır. Bundan neden rahatsız olunduğunu anlayamadım. Oruç tutmak mecburi değildir. İsteyen istediği gibi hareket eder ama kendisi acıktı diye onun için sosyal düzeni değiştiremeyiz.

 

Ö.A. Güneşin kapsama alanındaki aylarda toplumsal olayların , ay takvimine göre gezdirilmesinin hikmeti nedir anlayamadım doğrusu. Ayrıca, güneşin içinde olan ayların zararı nedir bilemiyorum.

Dünya Ay kendi etraflarında ve güneş etrafında; güneş “kendine göre” (sideral gerçek) kendi etrafında dönerken; yıllık sistemi ay döngüsüne bağlanmasının gerekçesinin bilimsel açıklaması; diğerlerinin (güneş ve dünyanın) dönme ve Aya göre belirleyiciliklerinin görülme-me-sindendir.

 

Dünyada, insan ilişkileri ve ticaret gezmesinden veya konu değerin gezdirilmesinden/akışından başka bir şey değildir. Orucun, yıl içi sabit güneş aylarda; Ay takvimi adı altında yine 12 ayın, yılda   10, gün gecikmeyle gezdirilmesini tercih etmenizin hikmetlerinden olan sosyal olayların sayımının

“yararını”, güneş takviminden bulmamanızdan ötürü olduğunu anlıyorum.

 

Devren mülk, aylara göredir; nereden çıkardınız,  ay takvimi nin aylarının sıhhatini? Devren mülk satışında genellikle, mevsimsel oturumu satın almaktır; sizin belirttiğiniz, her mevsimin oturumunun alınması;  İnsanlar, satın almalarında, standartlarında ve belirlemelerinde sapma olmasını genellikle  istemezler.

 

Zamanın ruhu, insana akım olarak yansır.  O, moda dediğiniz (ki ben moda babından konuşmuşorum) etki; evrensel insan icatlarının, eşzamanda dünyanın değişik yerlerinde, farklı insanların aynı bulgunun ilhamlarını almasıyla   kendini  kanıtlama mış mıdır sizce?!

 

Kongreler yıl içinde BELİRLENEN aylarda yapılır ise, Bu belirleme de, döngü takvimini

Sıhhatini savunmak zorlamadır.  Güneş takvimine göre, kullanılan ay dönemlerinin, eksiği mi var ki; güneşte bölünmüş ayları, güneş makamına çıkarıp,  takvim ihdas  ediyor sunuz?!!

 

“Dileyen oruç tutar.” İfadeniz Oruç tutacaksan ay takvimine göre tutacaksın demektir! İcma emri bu herhalde.   Hani, doğuda kendisine yar olmayana “benim olacaksın; yoksa seni fıratın suyunda  boğarım” gemeneği var ya! Benzeşiyorlar sanırım. Veya  “oruç, ancak böyle tutulur; yoksa, o oruç olmaz” hükmünüz, ruhbanlığın kurumsallaşmasını çağrıştırıyor.

 

 

e) Kuran*da Ay ile ilgili  ayetler incelendiğinde,  hiç birinde müstakil ölçüleme yoktur. Bütün ayetler güneş ve ay ın; insanlığın hesabı bulmasına, kullanmasına  yönelik işlevlerinden söz edilir.

 

S.K. - “Sana hilalden sorarlar. De ki o hac ve insanlık için vakit zamanlarıdır” ayetinde güneş yoktur.

Şehr kameri ayların adıdır. Ramazan şehrinde diyerek açıkça ifade etmiştir. Tüm İslam alemi bu güne kadar bunu böyle anladı.

İcmaı kabul etmediğiniz zaman, Kuranı istediğiniz gibi yorumlarsınız, siz Kuran’a uymaz, Kuran’ı size uydurmuş olursunuz. İsteyen istediğini yapar, hesabını Allah’a verir.

 

Ö.A. (10:5) “Ayın konak yerleri,güneşe göre düzenlenmiştir.”  güneşin  elips  yörüngesinin içinde olan konaklar; belirlenenlerdir; belirlenenleri,  belirleyen elipso kılmak, olguyu tepetaklak etmektir.

 

Anladığımı örneklersem : önce, baba ve anne. Bunlar, güneş ve dünya olsun. Sonra  oğullar, ayın konakları olsun. Sonra, konaklar, kendi anne ve babasının; dönüşümlü anne ve babası mı  olacak?

 

Alıntınız şu ayet:  2:184 : “hilal, insanlar ve hac için  vakit ölçüleridir.”   Bu, dışı sabit  kılınanın, içinin bölünerek sabit kılınmasıdır. Bölünme,  dışarıya-güneşe göredir. Tartıştığımız konu,  bölünmelerin bu sistemden bağımsızlaşarak firar etmesi, kendi özerkliğini (ay takvimini) kurmasıdır.   

 

Aylar, mevsimler güneşe göredir.   Bu olgu, gerçekleştikten sonra; yani bölünmeler gerçekleştikten sonra, aslından bağımsız bir sisteme dönüştürmek; aslını inkar etmektir. Hem kelime, hem fiziksel hem takvimsel olarak  böyledir.

 

Ayet,  ayın bölünmelerinden söz ediyorsa, orada güneş gizli öznedir. Bu yokluk tam değildir. Bölünme nerede kimin havzasında oluyor diye sormamak, icma duvarın dan mıdır? Yine ayette,  insanlar için diyor. Sonra Hac diyor.

 

Sabit güneş takvimi aylarını,  kullanmasa “ insanlığı”kelimesini,  “ hac”  kelimesinin önüne almaz. Ayrıca, Hangisi tercih edilir:  her ikisinin de  VE  bağlacıyla anıldığı durumda. Doğal olarak,  güneş sisteminin bölünmüşlüğü olan ayların ölçülenmesi manası  tercih edilir.

 

Diğer taraftan ayette geçen  “insanlığın kullanımı”  hem de “haccın belirlenmesi” kullanımı ifadesi bu gün nasıl anlaşılmalı?  Bu gün insanlık, eriştiği bilgiyle  belirlemelerini ay takvimine göre mi yapılıyor?.

 

Konu, uzadıkça uzayacak; bu da cehalet kapısıdır. Fazla laf yetersizliktir.Ama sizin direngen/ icmaya hapsolmuş   kuran  anlayışınızdan  sonuç  almam  müşkül.!

 

Üzülüyorum yineleyeceğim, aynı zamanda yetemeyeceğim. Gelenek ile icma arasında GÖRÜCÜ USÜLLE evlilik vardır. Gelenek  çoğunlukla deneyerek aşılır. Deneme kabil değilse görsellik gerekir.

Bunu işi de günümüzde hollwood pey iyi yapmaktadır.

 

Sanırım, “orucun her mevsime yayılmasının hastalık aşısıdır” savınız ve batıdaki yazılmış birkaç tezden o “emperyalist” filmler taha etkilidir. Nebi (slm), “az yemek yeyiniz” demiş; ama icma bunu görmemiş ki

Daha az yedirmek ve hastalıksız hayat için  ay takvimi turlarında karar kılmış.

 

 Hem de ufuk açıcıdır. Bu gün bilimin sosyale sunduğu her şey film kurgularında yapılıyor.  İnsanlığa asorulsa İcmadan yararlıdır. Bu şekilde,  insanlık “icması”, yerel skolastik icmaya galebe gelir.

 

Ramazan ayı,nın güneş takviminde karşılığı varken, yeril modada ısrar etmek ve bunu RAMAZAN ismiyle delillendirmek ne kadar tutarlıdır aklı geçtim vicdanlara sunuyorum.Aynı şekilde, Cuma toplantı günü değilmidir? Pazar cuması hristiyanların, Cumartesi cuması Yahudilerin, Cuma toplahtısı müslümanların? Bu mudur?! Ortak insanlık ilkeleri ufukta. Toplantıyı Cuma günü yapalım demek normalken, ramazanın şubatta yapalım demek neden a normal?!

 

Yineliyorum.hebap sabiti arar. Sabit mevcutken, gezdirmek, dijital hesap makinasını, boncuklu abaküse kurban etmektir.

 

3-Ramazanı mübarek kılan, onda Kuran*ın inişidir; Kur*anın bütününün  insanlığa şarjının başlangıcıdır.

 

S.Ö.-Ramazan, yıllık imtihanların yapıldığı, zekatların ödendiği, yıllık kongrelerin yapıldığı, icma ve içtihatların ilan edildiği aydır. Tüm kararlar bayrama kadar alınır. Kurban bayramına kadar itiraz edip hakemlere gidilebilir. Kesinleşen kararlar hac aylarından sonra uygulanır. Ramazanın bereketi sadece Kuran’ın verilmesi değildir. Ramazan zaten mübarek aydır. Kuran onun için o ay içinde indirilmiştir.

 

Ö.A.- Ramazanın mübareklik illeti saydıklarınızdan ise, Güneş takviminde bu işler daha uygun yapılır. Kuranasız sosyal fonksiyonlu Ramazan kulsallığının ilmi değeri yoktur? Saydığınız sosyal Fonsiyonlar daha geniş insanlık için güneş takviminde en iyi şekilde 4 milyar insan tarafından icra edilmektedir.  

 

Dediğiniz  üzüntü vericidir: Kuran inişi için mübarek  ramazanı kollar; onda iner ve mübareklik mi kazanır?!!Bu acı verici bir hükümdür.

Bu, takdirde Kutsallık, yıllık ay takviminin, sabit olmayan/döngülü ramazan ayının, sabit kuranına yapılan isabetsizliktir.

 

 

a)Bu başlangıç, Güneş takviminin bütün dünyada kullanıldığı M.S. 620 tarihidir. Bu tarihte Ay takvimine göre Ramazanın 27 nci günü  Güney takvimine göre Şubatın 9 ncu gününe karşılık gelir. Güney takvimine göre sabitliğinin kanıtı mevsiminin  de bilinmesidir. Ay takvimine göre ise, sabitliği Ayın dünyaya ve Güneşe bağlılığı sebebiyle, sabitliği -10 gün ve (ve küsuratı) sebebiyle sürdürülebilir değildir.

 

 

S.K. - Sizin iddianıza benzer iddialar ve uygulamalar, Kuran indiği zaman iddia edilmiş ve Kuran en sert şekilde cevap vermiştir. Sizin iddianız hayaldir. Kuran’ın hangi tarihte inmeye başladığı ve hangi Ramazan’da olduğu bile belli değildir.

 

İcma sabit olanları hiçbir fıkhı delillere dayanmadan değiştiriyorsunuz. İslamiyet’i hiç duymamışsınız bile, anlam şöyle dursun. İcmasız İslamiyet’i iddia edenler olmuştur. Ama onların iddialarını biz icmacıların kitaplarından öğreniyoruz. İzleyenler kalmadığı gibi kitapları da kalmamıştır.

 

 

Ö.A. Nereden başlasam  gayya olacak: Tarihi kayıtlar çıkarsamalar; sizin kayıtlı kayıtsız, taşıma  anakronik icmalarınızdan;  kuranı sınırlayan nebiye (selam) atfedilen taşıma sözlerden; fırsat bulup erkeolojik ayıklama yapıp kayda alıp, ravi dışı ilmi delileri ortaya koymuşçasına; miladi yılın sayımında gerçekleşen  önemli bir olayı sayımı belirsiz diyebiliyorsunuz?

Lütfen insaf ediniz? Yığınla hadisle dini ruhbanlığın delili ortada ; bu olgu belirsiz öyle mi? Allah buna benzer bir seçimi kuranda ne güzel belirtiyor. “erkeklersizin kızlar allahın mı? Nasıl taksium ediyorsunuz?”  “erkekler” tohullayıp, hakim olup,  yol alacak, icmalarınız hadisleriniz oluyor burada.Nebinin mimiklerinin taşındığı bir heyecan coğrafyasında, Kuran inişi belirsiz kılınıyor: Tabii  Ramazanı Hubaldan  koparmamak sözkonusu olunca böyle olur.  

 

Sümer metinlerini okuyun da  değil kuranın;  Tevratın esinlemelerinin ondan çok önce  taşa kazınmış olarak görün.  Desem; çok mu ileri gitmiş olurum? Mısır nilinin taşması güneş takvimi sirius gezegeni görüngüsü hesaplamaları M.Ö.3000 desem bu belirsizliği giderir miyim sizce? Sanmıyorum. Ama, insafa disketlerine kazıyorum.

 

 

b) Güneş takvimine göre,  9 Şubatın sabitliği, mevsimiyle; 27.Ramazanın sabitliği ise, M.S.620 yılından sonra -10 değişkenlik veya sapma iledir.Ramazan orucu için Kuranda 2:184 geçen “sayılı günler” ibaresi, sadece ayın içindeki günlerin sayımı değildir. Kaldı ki o günler 29-30 değişkenliğiyle Aya aittir. Bunun dışında  bu ayetten , Ayın güneş takvimline eksikliğinin sayımını çıkarmamız; miladi ve mevsimsel sabitliği su götürmez olan bilineni, Kureyş  seçeneğiyle , beklenen “aranana”  dönüştürmüş olmaz mıyız?

 

S.K:- Kuran Arapçadır ve Kureyş dili iledir. Kuran Kureyşlilerin batıl geleneklerini iptal etmiş, İbrahimi dinden gelen hak geleneklerini de ibka etmiştir. Kureyş yaptı diye bize delil olmadığı gibi onlar yaptı diye aksi delil de olamaz. Bizim için DELİL Kuran’ın dedikleridir. Dil Kureyşlilerin ama cümleler Allah’ın. Dil cümle haline gelmeden bir şey ifade etmez.

Kelimelerin uygulamasını sünnet, icma ve kıyasla yaparız. Diğer üç delil olmadan Kuran sadece kelimelerden ibaret kalır.

 

Ö.A. Kuranın dedikleri bizim için delil; Kuran ının delil hale gelmesi geleneklerle uzlaşmasından mı diyorsunuz? Gelenekler(hadis sünnet, bulgu vb) Din değil, anlaşılması için elemandır.Eleman kuran inşasında kullanılır.Biter Sonra o günkü teknolojiye göre inşa edilen icra edilir.

Zaman değşir, elemanlar ve diğerlerinin inşası eskimiştir.Yeniden inşa yeni biçim yeni fonnksiyon gerekir. Burada sanırım siz yoksunuz.Oysa Allah ömür versin çok yararlı olurdunuz..

 

Kelime pazıl gibidir; resmin tamamı bir tane değildir. Allah her dönem o kelimelerle başka medeniyet inşa edecek kudrete sahiptir. Gelişme bunu gerekli kılıyor. Ceptelefonunuz, google, windovs  tanığımdır.

 

Kureyşlerin en batıl tanrısı Hubel ile bize döndürülen ramazan savlıyorsunuz. Bunu da aşı, sosyalitede gereklilik diye delililendiriyorsunuz. Aşı anlıktır.Ölü mikrop tanıştırılır; Kuzeyde 18 ,19 saat uygulamasıyla müslümanları kaçamağa, mantıksız yakıştırmalara, aç kalma korkusuna, tokluğa sarılmaya,biriktirmeye, paylaşmanın azaltılmasına… sevk ediyorsunuz… Görüngü müslüman coğrafya ve İnsan bilimi buna delildir

 

c) İbadetlerin  farz olanları, olgulara koşut sabittir. Değişen koşullarda, ertelemeler, azaltmalar veya çoğaltmalar olabilir .Çevrenin, olanakların, değişmesiyle, değişen ibadetler, niteliksel değil, nicelikseldir. Bu nicelikselde esas kolaylıktır. Ekvator enleminden,mekkeye ve oradan kuzey coğrafyasındaki Müslüman hakların, Ay takviminde döndürülen kuran inişinin yaz döneminin ne kadar kayırıcılıklı olduğu ortadadır.

Yaz günleri Ekvator*da Mekke*de Türkiye*de İngiltere*de İzlanda*da  Ramazan oruç sürelerinin yerelin güneş batışına endekslenmesi iyi bir örnektir.  

 

S.K.-Kuran ayetleri Mekke’de sünnetle yorumlanarak uygulanmıştır. Şartlar ve çevre değiştikçe, Kuran oradakiler tarafından oraya göre yorumlanır. Günler, belli saatlerden fazlaya uzanırsa, oruç artık, saatle günde 14 saat tutulur. Bu Kuran’dan istidlal edilebilir. Kuran Allah’ın sözleridir. Allah ise kutupları da bilmektedir.

 

Ö.A.Ewet geldik saata; günün sabit ölçüleri demek. Neymiş sabik ölçüler; 14 saate kıyasla tatbik edilir.Çünkü;  Allah,  kutupları yaratandır. Fakat,  ne nebi(a) ne de arkadaşları kuzeye çıkıp ramazan edip,geri gelip tekrar ramazan edememişlerdir.

 

Nebi (a) Londra ya gidip ramazan etseydi ve geri gelip yine ramazan edebilseydi;yerel  icmalarınız kalmazdı.Ama,  Hubel takviminde ısrarla, 12 saate daha var; hatta ekwatora göre 8 saat işi gücü uygulamlarında oruç hala  gaip, veya aşırı “kolay” ?!!.

 

Buna rağmen, Güneş takvimi meydanı terk etmedi, üstümüzde milyonlarca yıl fonksiyonlarını gerçekleştirecek.

 

 

4- Musa Carullah Bilgiev 120 eser vermiş seyyah İslam bilgesidir.  "uzun günlerde oruç" çalışması meşhurdur. Rus steplerindeki uzun gündüzlerin  Orucun,  günlük vaktinin tespitinin Mekke ye sürelerine göre sürdürülmesini önermiştir.

 

Mekke merkezinde yılın en uzun günü 12 saati geçmediği somut bir olgudur. Bu olguya bakılıp içtihat yapılmadan, esas alınmadan,  diğer bölgelerde ve zorluklu mevsimlerde Mekkenin haddini geçmek "onlara ruhbanlar olun demedik; lakin, onlar onu dahi beceremediler."hükmüne karşılık gelip; Ramazanın Kuran*da işlendiği 2:184-187 ayetlerinin sonundaki "Allah sizin için kolaylık diler" hükmünü aşmak tır.

 

S.K.-  Kuzeye çıkıldıkça,  akşamın gasakı ile sabahın fecri birleşir. Güneşin doğmadığı yerlerde de gasakla fecr birleşir. Orada, fecre göre tutulması mümkün değildir.Her yerde kendi boylamındaki Mekke enlemi saatine göre oruç tutulur, namazlar kılınır. Uzayda Mekke saati esas alınır.

 

Ö.A.yani uzayda dediklerin olabilir mi diyorsunuz.Demek ki icmaların  “sökmediği”; Hubalin uzanmadığ yerlerinizde mevcut. Şükür.

 

İbadetlerde hazzın acıyı artırma olduğunu düşünüyorsak eğer;  bedenini şişleyerek, zincirleyerek, kamçılayarak,  ateşte yürüyerek.. arayışlarını artıranlarını; “manevi” tatminin, kolay ve basit olanının dışında  ucu açıklığını; hazzın, niceliksel arayışlarının,  ruhtan, bedene;  bedenden, çevreye nasıl sıçrayıp yayıldığı, kriminal kayıtlarda kayıtlıdır.

 

S.K.- Oruç insanların bedenlerinin ve ruhi yapıların da eğitimidir. Okullarda matematiği öğretiriz, o sayede sorunları çözmeyi öğrenir. Oruç aşı tesiri yaparak sağlığa kavuşturur, insanın iradesini terbiye eder. Zekasını geliştirir.

 

Ö.A. Bu saatte insanları  gerçek olmayan sürelerle dininihazdan uzaklaştırırsınız. Hubele bağlı süreler Allahtan, güneşe bağlı süreler nefsinizden mi diyorsunuz?! Ne güzel taksim ediyorsunuz sayın üstad ?!

Eğtimin hubelsizliği o kadar çok ki? Sonuçlarını da bu ekranlar dahil takdir edip, yaşıyoruz…googlin mucidi, ay takviminde oruç tutmuş olsa dünyada kalmayacak;  uzayda ise  yine Hubele,icmaya  aykırılık olacak ..

 

 

5-Adı geçen ayetlerde; “yolculuk, hastalık, hastalık korkusu”  gibi gerekçelerle ramazan orucunun tehir edilmesi kolaylıklardan söz edildikten sonra; ayetin bağlamında Allah yine, “Allah sizin için kolaylık diler” ifadesinin kullanması  niceliğe yönelen ibadetler açısından özellikle önemsenmelidir.

 

S.K.-Yolculukta ruhsat vardır. Hastalıkta vücûb vardır. İllet bulup kıyas yapabilirsiniz. Oruç açlığa dayanmak değilse nedir? Orucu tarif edin, hikmetleri ortaya koyun, ondan sonra kolaylığı da tarif edebilirsiniz. Nerde kolaylığın başlayacağını bu ayet gayet açık olarak anlatmıştır.

 

Ö.A.  Küresel popüler  filmi   gündemde. “Açlık Oyunları “;  izleseniz, konuya insafınız yumuşar.

Allah ibadette kolaylık dilemiş. Hala mı delil arıyorsunuz. Orucuun konuşmaması da var malum.Tarif mi

İstiyorsunuz: Konu icrasından kesilmek.Süre Hubele göre mi olacak, Şemse göre mi? Siz, Dönen Hubel takviminin Ramazan isimli yine dönen ayını Kuransız dahi mübarek kıldınız.

Ben hebamın gerekenini, yani isabeti; ibadetin Allahın hükmettiği gibi  acıtmayanını, kolayını öneriyorum. Siz “şişsiz olanını, zincir dövmesizi” ortayol kabul ediyorsunuz.

 

Siz yüzyılların dini kurumlarını temsil ediyorsunuz. Ben, dinin kurumsuzlaşmasını ..

 

 

 

 

 

a) İstisnalar sayılıp, bütüncül kolaylık dilenmesi; istisnaların gerekçesinin teyidi değil;  kolaylığın istisnalarla sınırlı olmamasındandır.

 

S.K.- İnsanın tahammül sınırını aşıp zararlı olmaya başladığı anda oruç ertelenir. Sonra da ifa edilmese fidyeye dönüşür.

 

Ö.A.Makul süre tıbben belirlidir. Aşırısı da.

 

 

b) Kuran*da, : “Allah dilemeden siz dileyemezsiniz” hükmü;  2:187 sonunda Allah*ın Ramazan orucu için dilediği kolaylıkla karşılaştırıldığında; öncekinin bireysel/yerel , diğerinin evrensel olduğunu gösterir.Evrensel olan, değerlendirmemize kanıttır.

 

S.K. Allah’ın meşieti başka, iradesi başkadır. Birincisinde meşietten, oruçta ise iradeden bahseder.

 

Ö.A.Bizim dilememizin temelinde, O nun dilemesi vardır.Biz irademiz deriz.İrade zihnin karar vermek erkidir. Erk/kudret Allah ındır.

 

 

c) Allah*ın indirdiğindeki kolaylık ile, ravilerin dediği  “kolaylık” arasında tercihimizi; şüphesiz, Allah”ın indirdiğinde yapmalıyız.

 

S:K.- Sizin arzunuz Allahın indirdiğinde değildir elbet. Uymayanlar yeni  içtihatlara  ve yeni icmalara gidilmelidir. Görüşler serbestçe serd edilmelidir.

 

Ö.A.-Tekrar ediyorum: Din kolaylıktır. Nefsi kanırmak malı mülkü paylaşmaktadır.Açlıkta sınır zamanın kabulü ile 12 saat olabilir.Çünkü bir gün değil bir ay oruç tutulmaktadır. Bir olsa süre uzatılabilir.Sosyal kabul de buna koşuttur. Yarın bu da değişir; Sizin uzay da değiştirdiğiniz gibi.

Allahın indirdiğine ravi ile tamamlamak ve o tamamlananı kalıcı kılmak büyük yükümlülük ve hadsiz vebaldir.

Kuran da: Ortak koşulan-la-rın, ahirette ortak koşanları “tanımıyornuz, adımıza günah artırmışlar” demesinin benzerinin başlangıcını  tartışıyoruz.  

 

 

Özetle;

 1-Ay takvimi Kurani değildir.

 

S.K.- Ay takvimi Kuranidir. Bu icma ile sabittir.

 

Ö.A. Üzgünüm, Hubel ve 359 taifesi delilimdir.

İkinci olarak, Kabenin güneş sembolyü olup içine aldığı rakam da öyle;

Üçüncü, Kuran ra geçen ibareler karşı savımında daha fazla ve hakimdir.

Ayrıca, ay için getirdiğiniz delilde gizli özne /asıl aktör güneştir.

Dördüncüsü, Güneş sistemiyle, günümüz ilmiyle  çek edilmemiş icmalar vefat etmiştir.

 

2-Ay Takviminin dini kılınması sübjektiftir, ruhbanlıktır.

 

S.K.- Namaz, zekat, oruç, haç, sosyal müesseselerdir.. Ay takvimi bu büyük hikmetlere dayanır.

 

Ö.A.- a-Bu tarz sosyal ödevler, seçimsiz vicdanımız  etkisiyle  “yeryüzü halifelik” zorunluluklarımızdandır. Kodlama ya aykırılık irade değildir..Kodlama dışı dışılık,  arızayı gösterir.

Tevebe  “imalatçının” yedek parça garantisidir.

b-Sosyal müesseseler Fonksiyonelliğin güncelliğine bağlı olarak değişkendir.Değişkenlik sabite ister;büyük sabite (güneş takvimi) Küçük değişken sabiteye hakimdir.

c- Ayın /Hubelin yıllık sapmalarını Güneş tolere eder.” Haylaz” olanda güvenilir kurum oluşturulmaz:

ondan  tali görevler de yararlanılır.

d-Büyük hikmet kurandır; Ve bunlerce yıllık söyleme karşı durabilen, ayetleridir. Erkeğin eşi kadın; aklın eşi kurandır. Kuran ve akla,  kaynak ve sızmalar, cari kan gölünün kaynağıdır.

 

 

3-Güneş, kendi sistemindeki gezegenlerin, dünyanın,dünya üzerindeki yaşamın  temel -esas belirleyicisidir,

 

S.K- Doğal olayları güneş takvimi, sosyal düzenlemeleri ise ay takvimi belirler. Böylece rezonans önlenir.

 

Ö.A.- Bildiğiniz gibi, Mühendislik bilimi diyor ki:

“Depremlerde binaların yıkılmasına neden olan da rezonans olayıdır. Salınımlar, binanın doğal frekansına eşit olduğunda, bina artan genliğe ve bunun neden olduğu gerilime dayanamayarak yıkılır. Rezonansa uğrayan bir nesnenin zarar görmemesi mümkün değildir. Fakat nesnenin rezonansa girmesi alınacak önlemlerle engellenebilir. Bu önlem yapının salınımlarıyla titreşimi sönümleyebilmesidir. Günümüzde inşa edilen mimari yapılarda, 9 şiddetine varan oranlarda depreme dayanıklı esneklik toleransı uygulanabiliyor. Bu sayede binalar 9 şiddetine kadar depremin neden olduğu salınımları sönümleyerek, yapının doğal frekansıyla titreşim frekansının eşitlenmesi engelleniyor. Özellikle Japonya’da binalar 9 şiddetine dayanıklı inşa edilir çünkü, bu bölgede çok büyük ve aktif fay hatları yer aldığından sık sık depremler yaşanır.”

 

Güneşin sabitliğini 12 yy da papalık savunuyordu. Oysa o da rezonansa tabidir. Denizlerin kabarması ayın biçimlerindendir. Bu salınım, İnsanın içsel yapısına taşıyan psikoloji ve astroloji ilmi üç g ünlük ay etkilerini istatistiksel tespit eder.

 

İlahi kadim bilgelik: “İçersi ve dışrısı, yukarısı ve aşağısı birdir.” Ve “ Salınım evrenseldir” der.

Bu belirlemeler  bilinen nebiler öncesinden, ve hatta kozmik alt üst boyutluların paylaşmasındandır.

Konumuz bağlamında salınım ve tesir yerleri  sürekli ve istisnasıdır. Ayın vibrasyonlarının dışında, Güney takvimindeki seyirleri Ay takvimine delil değildir. Aksine değişim ve evreleri güneş takviminde caridir.Orucun  şubat ayında yapılması salınım karşıtlığı değildir; çünkü, insane sabit değildir,her yönden  değişmektedir.  Yanı sıra. Sosyal düzenler, bireylerin total etkisinin oluşturduğu   titreşimden muaf değildir.

 

4-Güneş yılları, İnsanlık sayımını belirler. Kuranda, İsa ve annesi Meryem*in  İnsanlığa Ayeti/  belirginliği miladi takvimdir.

 

S.K.- Yılların sayısı güneş yılına göre yapılır ve miladidir. Ay yılı yıl içindeki işleri, sosyal işleri düzenlemek için yapılır.

 

Ö.A.-Zekanın türleri çoğalmıştır: sosyal zekanın yanında,duygusal, matematiksel,görsel,işitsel, zeka türleri saptanmıştır.

Güneş yılını bölen ay menzilleridir.Bu bölünmüşler, sabit;  fakat,  bölümler olarak  farklıdır.Bütün bölünmelerin zarfıdır.Zarfın metni 365 kelimedir.360 kelime,12 paragraf, 4 konu başlığı içerir.

Şimdi siz, Bu başlıkların sosyal olanlarından, icma ve hadis ile kopyala yapıştır yaparak, müstakil /sosyal zarf ve iç metin inşasının geçerlilğini savunarak; mektup sahibine “hizmet” ettiğinizi mi savunuyor sunuz?!!

 

Günümüzde İnsanlığın Arapların dışında ay yılını kullanması eklektik tir.Geçmiş icma ve hadisler de alıcısını ancak  burada bulabilir.

 

5-İnsanlık bilgide,ulaşımda, ticarette..  küreselleşmiştir.  Güneş,  evrensel takvimdir. İslam   evrenselliğinde  Ay takviminde ısrar, Kuranın bütün insanlığa muhataplığına aykırıdır.

 

S.K.-Güneş de Ay da evrenseldir. Biz Kuran’ı asra değil asrı Kuran’a uydurmakla yükümlüyüz. Yoksa, Kuran’a gerek kalmaz.

 

Ö.A.- “uydurmak” taklitçiliktir.Tanıklık, keşfetmektir. Kuranın  “uydurulacak”sabitliği yoktur.  İki boyutlu medeniyette uydurabiliriz; ama o dönem geçmişte kaldı.  7 kat 6 boyutlu evren  girizgahlarını siz kaleme almıştınız.

Evren kuşatıcı  kitabı;  kuşattığına, uydurulması nı düşünüyorsak eğer; mutlaka, kuşatıcıya virüs  girmiştir.Bu virüsler, anakronizm, icma, hadis   “delilleridir”..

 

6-Ramazanın kutsiyeti “onda kuranın inişidir”. Bu M.S. 27. ramazan .620 tarihi;  Güneş takvimindeki karşılığı 9 şubat 620 dir. Allahın inzalin başlangıcı  için takdir ettiği gün ve mevsimi,  gelenek ve yerellikle  değiştirmek değil midir?

 

S.K-Kuran indiği için Ramazan özel ay olmamıştır. Özel ay olduğu için Kuran o ayda inmeye başlamıştır. Kameri ay olan Ramazan’da inmiştir. Güneş yılında aylar yok, dört mevsim vardır.

 

Ö.A.- Ramazanın mübarikliği kuranın onda inişinden dedik; Siz Ramazan kendi başına özel diyorsunuz.

Ayların hepsi özeldir. Mübareklik; ilahi tercih  özelliği ve mahlukatı arındırıcı, zaman aşınmasına direnen Beta ışınları olmasındandır.

 

Ramazanın özelliği ne olabilir ki Kuran onda “iniş yaparak” özel olsun?! Kurani bir yanıtı yok bunun.Ama yorumunuzla,  “ol”durabilirsiniz; ne de olsa Allahın halifelerindensiniz.

 

Güneşi bilen, Ayı  inkar  mı  ediyor?  Paganizmde  hiçbir şey eksik bırakılmamış; ay ve etkisi mi eksik bırakılacak?!?   Bu iddia,   yakıştırmadır;  tarihsel olguları inkardır. İlk kurulan yukarı Mısır, güneş takvimini kullanır; ayları bilir; Çin, güneş takvimi kullanır ayları bilir;  Eski Türkler Güneşi 12 hayvana bölmüşler diye yukarıda yazdık; kızıl derilerin Ay takvimi kullandığını yazmışsınız, Türklerden geliyorlar yanılıyorsunuz; diğer güney amerikan kızılderileri İnka ve Astekler aynı yine güneş takvimi kullanmışlar.

 

 

7-2:187sonunda belirtilen “Allah*ın kolaylık isteği”,   özelde Ramazan orucu, genelde ibadetleri kapsar..

 

S.K.- Oruç tutmak zorluk değil, kolaylıktır. Çünkü, bu sayede bir çok zorlukları yenmiş olursun. Bütün hastalıklara aşı yapamazsın. Ama oruç bütün hastalıkların aşı yapma kolaylığına sahiptir.

 

Ö.A.-

 

a-“zorluk” izafidir.Her coğrafyada her mevsimde kişiye göre değişir. Toptancılık yapmamalıyız.

 

b-Yaz günü, Günde 18,19 saat orucun kolaylığı, kesin inanç sendromu dur. Buna verilecek cevap yoktur.Tıbbiliği,sağlıkgetiriciliği, aşılığı ortadadır. Ülkemizde onca orucunu bırakmamış müslüman var;

bir çoğu şeker hastası,böbrek hastası, pankreraas mide bağırsak hastası olmuş. Sizin gibi inanıp, şimdi de  tutmaya devam etmek istiyorlar; ama bedensel hasarları acıları artıyor..İş kesin, haddi aşan, kesin inanç aşınızın iyileştirdikleri, şifalandırdıkları bu binlerce mizdir.

 

c- Allahın, “her zorlukta kolaylık vardır “(94:6) hükmü önemlidir.Birincisi, zorluktaki kolaylık, ilk bakışta  ünsiyettir. İkinci olarak, tembel ve hazırcı insanlar  zorluktan kaçar, oradaki bakir alandan yararlanırsın demek istiyor olabilir; üçüncüsü, ayette  kullanılan “her” sıfatının türkçe karşılığı  hepsi, teker tekerdir

şiddeti azalandır. Bütün bu ve benzeri yorumlar, Gün Ay takvimindeki Ayların kullanılmamasını, ya da Ay takviminin gerekliliğini, ya da Mekke boylam  oruç sürelerinin, yazları üst coğrafyalara  kıyaslanmayacağını; veya Ekvator boylam süresinin “kolaylık olarak tescillenmeyeceğini” getirmeyecektir.

d- son olarak, size kolay gelen neden diğerlerine de kolay gelsin.Kesin inancın duyu algı örtücülüğü tıb ilminde saptanmış, dönemsel  algı eksikliğidir. İnanç ile algı eksikliği yaşanıyorsa; direnerek,”yendiğimiz” nedir açıklar mısınız? Hastalıklar mı? Saydığım hastalıklar yeterli sanırım.Yoksa, oruç tutan hasta olmazdı.

 

 

 

8-Dünyanın her yerindeki Müslümanların, bu gün (hala)kullanılan  Ay takvimi Ramazan oruç uygulamasında, Mekke saatini esas almalarından dolayı; meydana gelen ramazan oruç katılım ve kazanım  kayıplarının  sorumlusu,  sadece dini fetva kurumları mıdır?

 

S.K.- İslamiyet’te klasik anlamdaki dini fetvalar yoktur. Her müçtehit kendisi içtihat eder, isteyen de istediği müçtehide tabi olur. İsteyenler sizin fetvanıza uyabilirler. Oruç tutmayanlar yok mu, onlara karışmıyoruz da sizin oruca mı karışacağız?

 

Ö.A.-

Yol açıcılık, sevdiricilik insanları “güzellikle çağırmak ” olmalı. İcmlar ve hadisler iktidar olduğunda

“kendi bildiğini yap” demeyecekleri, bölge coğrafyamızdan kolaylıkla anlaşılabilir.

 

 

 

9-Aynı  şekilde  Ekvatorun, dünyamız üzerindeki  insanlığın, coğrafi ve bağlı teknolojik, siyasi, ekonomik vb.,   avtivitelerinin  belirlenmesinde  esas alınması;  Güneş takvimi gibi küresel ibadetlerimiz için zaman ölçüsü olarak    Kabul  edilmesi;  rutin ibadetlerde  süremizde, adaletini sağlamaz mı? Biliyoruz ki Adalet Allah* ın yüce ismidir.

 

S.K.-Kentte elektrik ışığında yaşayanlar için gündüz, gece sorunu görünmeyebilir. Elektriğin olmadığı ve tarım da ibadetleriniz de gündüz yapılır. İnsan bu şekilde yaşayacak şekilde yaratılmıştır.

 

Ö.A.-Dünyadan 26.kasım2011 yılında hareket eden  CİRİOSİTY, 263 gündü, yaklaşık, 270 milyon kilometre  katederek 06.08.2012 Marsa indi.A.B. merkezinde Hollandalı bilim kurulu , 2023 yılında, Marsa gidecek koloni için, dünyanın çeşitli yerlerinden gönüllü göçmen çekilişi yapmaya başlıyorlarmış.

 

Sizin ile  “gün ışığında, iş güçlü tarım yapılmasını” yazışıyoruz.Yaz sıcaklarında, akdeniz  bölgesi ve  kuzey coğrafyasındaki  müslümanların, Oruç sürelerini, çölde devesini kaybetmiş bedevi sendromundan,

Sıyırmanın, anstronomik delillerimizle geldiğimiz   “icma kapınızdan” bizleri,  “allah versin”diyerek yollamanıza esef ediyorum.

 

Ayrıca, Elektiriği oruç tutmayıp,  gelişmeyen,  Edison keşfetti.  

 

10-Allahın rahmeti ve merhametiyle, 05.Şubat ta nazil olan Kuran ın inişinin  yıldönümünü; gelenekle , 18,19 saat sıcak ve susuz luğa  denk getirecek, dönüşlerle  dini kurallar oluşturarak; müslümanlara tattırılan   mevsimsel “açlığın”, müminlerin devletleriyle beraber,  gerçek maddi imkanlarını canları acıyıncaya kadar  seferber edilmemesine örtü olabilir mi?

 

S.K.-Normal oruç tutanlar, günde bir defa bile yapsalar alışırlar, duymazlar bile. Benim gençken ülserim vardı. Çok sıkıntı çekerdim. Israr ettim ve ülserim geçti. Hiç sıkıntı çekmiyorum. Beyninden yanlış düşüncelerini at. Allah emretmiş. Ben onu yapıyorum, o halde sıkıntıya alışıyorum de. Göreceksin artık sıkıntı çekmeyeceksin. Çekmeyi ibadet say.

    

Ö.A.-

 

Aklın  inanca sürekli teslim olması muhaldir.

Ayıca; “Alışmak genellikle acıyı çağrıştırır.” Lao Tzu.

 

11-Orucun başlangıcı için  2:187 geçen “ şafağın  görülen  gündüz  çizgisini”  imsak girişi kılmak,  yine  yukarıdaki açıklamaya çalıştığımız hazzın doz aşımı değil midir?

 

S.K.- Orucun başlangıcı Kurban bayramı günüdür. İki bayram arasında 70 gün vardır. Yani 10 hafta vardır. Kameri yılın haftaları 50’dir. Beşte biri iki bayram arasıdır. Bir insan ömrü 100 yıldır. Yaşayan insan için ömründe üç defa bayramları tüm mevsimlerde dolaşır. Sıcak yerlerde oruç tutmak zordur. Onun için gündüzler kısadır. Soğuk yerlerde oruç tutmak kolaydır. Onun için gündüzler uzundur. Soğuk yerlerde en fazla kaloriye ihtiyaç vardır, gündüzler kısadır. Yani zaten adalet vardır.

 

Ö.A. İzafiyet,değişkenlikte  standart olabilir.günlük yayın olduğu gibi üç aylık yayınlar vardır.Bu imkansızlık, birikim-veri  toplama, okuyucu hazım süreleriyle ilgilidir.Dedikleriniz ilerleterek, Parmaklarımızdaki boğumlara bakıp, asimetriğmizdeki simetriyi mi yoksa,   oruç yaz sürelerin hikmetini mi arayalım?

 

Yani,  “her mevsimde oruç güzeldir; ben,  mevsimler arası dolaşmayan ramazana, ramazan demem.”  diyorsunuz..

 

Hindistan da , sizin gibi; fakat farklı uygulamalarına  delliller getiren kesin inançlılarla  tanışmıştım.Huzurlu görünüyorlardı.

 

 

 

Ne dersiniz?

 

S.K.- Kuran’la meşgul olanlar er geç hidayete ererler. Kuran’ı kendisine uydurmaya çalışsan bile sonunda o seni yener, ona uyarsın. Yeter ki bırakıp kaçma. Görüşlerimi yazdım. Redakte edilmesi  gerek. Başkalarına yaptırmayı uygun bulmadım. Size gönderiyorum. Düzelt ve ilmi makaleler bölümünde yayımla. Tartışma devam etsin.

 

Ö.A.- bedenimizde tutsakız.Acziyet hep daim.

 

 

 

 

Selamlar

- ve aleyküm selam

 

ozratc

               - Süleyman Karagülle   

 



Yorumcu
Yorum
hakansarilar
11.08.2012
02:10

Merak ettim kısa bir araştırma yaptım. kuzey güney yarımkürede 9 şubat günü itibarıyla durum. imsak: İstanbul: 5:17 capetown 4:43 Buenoz Aires 5:00, Güneş: İstanbul: 6:59 capetown: 6:15 Buenos aires: 6:11, Akşam: İstanbul 17:38 capetown: 19:44 Buenos Aires18:18, ısı (en düşük en yüksek): İstanbul:2-9 capetown: 16-26 Buenos aires: 18-28

Süleyman Karagülle
12.08.2012
15:17

III Özer Ataç - “Söylenti” mi? Fakat, kabile formları öyle demiyor? Araştırmak gekek! Sefenk için bile müslüman mısırologlar, musa (slm) dönemine denk getirmek için doğru yaş tahmini yapamıyorlar bunu biliyor muydunuz? Süleyman Karagülle- Biz her şeyi bildiğimiz iddiasında değiliz. Biz Kuranı arapça ile müspet ilmi Matematikle anlamaya çalışarak içtihat yapıyoruz. İddiacı değiliz. Hatamızı gösterenlere dua ederiz. Biz başkalarının yanlışlarını değil kendimize doğruları arıyoruz. Size karışmıyoruz, bize de siz karışmayın.Tartışalım, ama dayatmayalım. Özer Ataç - 360 sayısı tarih kitaplarında mevcut. Kabe güneş formunda ;kübün 12 kenarı var; buda güneş takviminde ay sayısı eder.Yüzeye kıyam etmiş 4 kenarı var; bu da mevsimler demektir;kübün üstü ve altı iki anlamlıdır: gökler ve yer; ya da denizler ve karalar. Süleyman Karagülle -Sen istediğine istediğin mana verirsin. Güneşin ayı yoktur. Güneş içinde ayın 12 dolanımı vardır. Güneşin 12 de birine sen ay diyorsun. Şaşkın. aydan arakladığın oradan belli. Uyanman için şaşkın diyorum. Kısas yapabilirsin. Özer Ataç - Ay güneşe tabi. Kabe formu, güneş içindeki pagan sembollerinin sayısı yıl içindeki ay sayıları kadar.Bu uydurma mı? Tesadüf mü? O yıl içi ay formlarının en büyüğü, HuBEL. Onunda üç üç gelini ya da eşi va : Süleyman Karagülle- Biz masallarla değil, hayali benzetmelerle değil Kuran'ın bildirdikleri ve müspet ilimle konuşuyoruz. Kabe bir yapıdır. Kutsiyyeti toplanma yeri olması onun başka bir özelliği yoktur. Şirk içinde şaşkın. (53:19-20)” Gördünüz mü o lat ve uzza yı? Üçüncü olan menatı?”Buna kutsal ağaç deniyor; küçümsediğiniz amerikan holly wood film sistemi yani. Oradan dracula ın üç gelinine, sonra charlinin meleklerine ..ne tasadüf, pagan ay tutkusu hala yaşatılıyoruz; hem icma da hem de vizyonlarda!?! Süleyman Karagülle- İçtihat zannidir. Dolayısıyla kişilere göre değişir. Kimse benim aklım senin aklından daha üstündür diyemez. İcma demek bütün içtihatlarını birleştiği hususlardır. O kesin bilgidir. İcamaı reddetmek demek insanlığın hidayetini rettir. Tarihte ret edenler oldu. İnkıraz ettiler. Akıbetiniz değişmeyecektir. Özer Ataç - Kuranın sahibi kendinden menkul sabit olmayan döngüdeki bir ay olan RAMAZAN AYINI ay takviminin Kullanıldığı dönemden yani Babilden beri “kolluyormuş”; ona yani Ramazan ayına Kutsalık vermişmiymiş? Yoksa, verecekmiy miş?! Bunu neden irdeliyiorum biliyorsunuz. Dediğiniz şu: “Ramazan onda kuran indi diye mübarek değildi, o mübarekliği kuran biliyorndu ona göre iniş ayını seçti1” Ne güzel hüküm veriyorsunuz. Kuran inmeden mübarek ünvanını sizden almış ramazan ayının bu mübarekliğini sanırım 124 bin nebi-rüsullerin zirve fonksiyonlarının parabolünden buluyor olmalı. Süleyman Karagülle- Benim söylediğim yanlış olabilir. Benim delim var. Çünkü kameri aylar Mezopotamya'dan beri bilinmektedir. İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde vardır. Kuran ben bidatçı değilim de diyor. Yeni şeyler yetmiyor Kuran eski şeriatı ileri götürüyor. Ben seninle dalga geçmiyorum. Sen ise benimle dalga geçiyorsun. Kaç bin nebi senin dediklerini diyor. Özer Ataç- Ne ki, Miladi sayımı başladığı için, Kuran inişiyle yapılan sayıma insanlık bu gün şu diyebilir:”Saymana gerek yok biz sayarak geliyoruz,seni de saydık zaten” Süleyman Karagülle- Bugün ki Uygarlık Peygamberlerle doğmuştur. Bütün peygamberler güneş takvimini kullanmadılar. Bizden arakladıklarınızla bize boy gösteriyorsunuz. Kedinizi güçlü görüyorsunuz. Mağlup olacaksınız ve cehennemde haşr olacaksınız. Ay takvimini on bin yıldır insanlar kullandıran peygamberlerin bu gün milyarlarca müntesipleri vardır. Güneş aylarını araklayan imparatorun sadece bir ayda adı bakı kalmıştır. Onu adı da sümercede abu dur. Oda benzetme Şaşkın düşünmeden neye güveniyor da caka satıyor Özer Ataç- Güneş sembolü kabe ye dönelim. İçinde size göre barış için ve bana göre dahi, güneş takvimindeki aylar için biraraya toplanmışlar. Ç ünkü, güneş, bütün kabilelere, bütün yıl içi aylarda, hepsine rahmet etmekte. Süleyman Karagülle- Kabe İbrahim'in mescididir. Kuran ve Tevrat bunu söylüyor. Araplarda olan bazı adetler İbrahimi şeriattır. Senenin bazı aylarında savaşlar durdurulur, insanlar o aylarda işlerini yaparlar. Bu ayların güneş yılının günleri ile çakışması aralarında rezonans olasını oluşturur. Onun için Allah haram aylarını gezer yapmıştır. Araplar değil. Kuran oku.Orda bu tartışmalar vardır. Sen bir defa bile Kuran baştan sonuna kadar okumamışsın. Özer Ataç - Kureyşin HUBAL ının Ay olması da arap geleneğinin icmasına dayanak olmuş. Allahtan, A.B.D.nin uzay araştırasındaki büyük teleskobu HUUBLE ismi de güncel güneş sistemine tabiyetin araştırma elemanı olarak ortalık gökte fink atıyor. Süleyman Karagülle- Huble Kuranı terim değildir. Benim için bir anlamı yoktur. O putunuzun bugün bir müntesibi var mı. Beni ilgilendiremz. Özer Ataç İcmalarınız, önceki iki boyutlu yaşamın çıkarsamasıdır.Hala o çıkansudan dezenfektesiz içiriliyoruz. O dönemde, üçüncü boyut dahi kullanılmıyordu. Bu yüzden icmada; gelenek, emin ev-baskın karakter olarak, seçile gelmektedir.Malüm, insan aklı cariye meftundur. İcma Allahın insanlara ihsan ettiği nimettir. Bizi öyle inanıyoruz. Diyoruz ki Allah insanı yarattı. Kişiler hata yapar ama tüm insanlar hata yapmaz. Bütün insanlar dalalette birleşmez. Bizim dayandığımız delilimiz var,cma. sizin ise şaşkınlıktan başka dayandığınız insanlarla ortak neyiniz var. Allah vardır diyorsunuz. Kuran Allahın sözüdür diyorsunuz. Ondan sonra da peygamber zamanında kameri aya göre uygulanmış, sonra tüm dönemlerde kameri aylarla uygulanmış, yetmedi bütün peygamberler kameri ayaları uygulamıştır, Özer Ataç çıkıyor, bize dayatıyor. Siz de benim yanımda yer alın ve dayatın diyor. Evet bu yolla bizi de yanınıza alarak insanlığa dışlatmak istiyorsunuz. Başaramazsınız çünkü Allah ibzim yanımızdadır, bize yeter. Kuran bize yeter. İcmalar bize yeter. Çünkü Onlar Allahın bize ihsanlardır. Barış için 365 kabile putunu bir araya kabe içine toplayan kavim, Neden onları kabe içinde her ay on günlük kayma ile gezdirmiyormuş diye sorabilir miyim? Çünkü, ay takvimini kullanacaklar ya!? Bu yüzden ay takviminde, güneşe göre bölünmüş ayların seyahati yapılması gerekiyor. - 365 sayısı Kuranda yoktur. Birlerin yapdığı ne lehde ne aleyhte delil değildir. ¬¬

ozer atac
13.08.2012
15:55

1-sayın karagüllenin gece verdiği yanıtlar ile gündüz yanıtları arasındaki (benlik) duvar kalınlığının farkı, çok belirgin. orucun süre bahsini aşarak, kan şekerinin artırımına dönüşmüş.

2-icmalar, gecekondu semtlerindeki rezidans gibiler; görkemli, belirgin, zamanınca teknolojik; bu yüzden, tapınak olmamalılar.Kim; bu gün, konu veya diğer sorun ve havzasında, küresel dijital ortamda, güncellenmiş verilerin ayrımını yapmış ki afaroz kapısı oyuyor sunuz?!

3-a) "şaşmayana, şaşmak gerek!"; hidayetten önce, şaşkınlık mı hakimdi; hidayet imdada yettişti; yoksa, şaşkınlık (muzip "oyunculuk"/giydirildiği; bedenlerde gereğini arz ödevi) hidayet,"yolunu arayan "indirilmişlere", karanlık gecedeki şimşek miktarınca mı nasip edildi?

"Hak geldi batıl zail oldu"; zail olan, batılın içtensi, "seçilik", defosu; sistem dışından farklı bir Rabbin fabrikasında mı imal edilmiş ? Ya da sahte menşeli "malın"; yine, O nun izniyle O nsuz yapılmayacağını kim savlayabilir?

b) "Herşeyi hesap ile yarttık- sizdeki hali sürüyor-."

hesap deyince "...leblebi, çorum" refleksifiyle, "mühendislik; 7 işlem..." demeyin hemen. İletişimin bilinen ve bilinmeyen; biçim, biçimsizliklerin; ses, tını, akış hallerinde; o, salt matematiksel diye bildiğiniz "hesap" ; bilemediğiniz, ve aforoz ede-gele-bil-diğiniz şekillerde mündemiçtir zaten!..

"evraka" nız gehellikle projelerinizde atıldır; hala, mamul olamayıp, gelişmiş ülkerden; "inkarcı" zihin dönüştürücülüğünün eksik vidasını veya vida sıkımını (saygımdan abartıyorum) beklemektedir.

c)"Biz dilleri ve suretleri ayrı ayrı yaratırız"; Rabbi Arapçaya kalolikçe "nikahlamak"!

dışlamasız ayrılık, zenginliktir; sağ eliniz övünürken, sol eliniz göz çıkarmaz!? Yani, kimyada elementlerin dönüşümü gibi diller dönüşür; bir kök elementte bulamadığınız yararı, diğer dönüşmüş elementte bulabilirsiniz. Unutmayın, saflık tehlikelidir; melez yol alır.Çünkü, "aşağıdan" beslenir.

Özetle, kullanıla gelen rakam, dil, anlam, ses, tını, görüntü .. hepsi, aynı "dili" konuşur. Son tahlilde bilinen boyutumuzda, insanlık dillerinin akılışı; harf, hece çöllerinden sembolizm okyonusuna doğrudur. Angio isimli yeni doğumlular ilk örnektir.

4-Demediklerimi (örnk.kuran:manyetelu telefon) dedirtseniz dahi kelimelere hakkını verdiğimi düşünüyorum; Bileceğiniz gibi, makamca dedirtmeler; dünyave ay, güneş etrafında ve onun sistemine tabiliği sürüyor.

5-çaputlu/işaretli ağaç sahibi, müfredatlısı biraderime arzederim:

Askerliği birkez yaptım, Allah tekrarlatmasın: Yurt savunması tarihselliğinde, milli ensest mutasyona dönüşümü geneldir; sistemi açıklama yollu asker melezi (melezliği, sempatik; hakkını yemeyelim!) indirgemelerin aşırıya gitmesi, önemli konuları, blog çerezliğine dönüştürebiliyor.

a)"her şeyi çift yarattık"; simetri/dışbakışık; asimetri/içbakışık. Ekvator diye birşey var! Senin soğuğun, onun sıcağıysa; onun sıcağı, senin soğuğun olmasının hikmetini ne den zora koşuyor sunuz ki?! Simetride uygulama, "kendince" uygulamadır; aynen uygulama değil.Ekvatorun hikmeti caridir.

b) oruca güç yetirmek niceliktir; işlevin, niteliğinin yadsınması olarak görüyorum; unutmayın: nicelik çölü, sus tutmaz!

c)Mustafa nebi(slm) karagüllenin usülündeki etalon sayısını aşacak kadar; fakat, yılı tamamlamayacak kadar, oruç tutmuş. Yaz aylarında vefat ettiğinden tutmamış. İlk orucunu, Mart ayında tutmuş; son orucunu Aralıkta..

Bu yüzden, "5 ay döngülü oruç öneren "icmasız"larımız da var.

6-Sam birader, blogun üst pencere yazılarında, dışarıdakilere (oruç geleneğinin süresini tartışanlara); "içerisi de boş!" diye, bakmaya çağırıyor.

7-Zaman, akıl sahipleri için la ile başlar.

Süleyman Karagülle
15.08.2012
12:35

IV Özer Ataç- . Güneşin kapsama alanındaki aylarda toplumsal olayların , ay takvimine göre gezdirilmesinin hikmeti nedir anlayamadım doğrusu. Ayrıca, güneşin içinde olan ayların zararı nedir bilemiyorum. Süleyman Karagülle- İnsan kişiliğini koruyarak topluluğun ferdi olur. Güneş ve ay yeryüzünü ortak etkilerle yaşanır hale getirmişlerdir. Güneşin içinde aylar yoktur. Güneşin içinde kameri aylar vardır. Başka aylar yoktur. Güneşin için deki kameri olamayan aylar batının diğer değerleri gibi sahte aylardır. Özer Ataç- Dünya Ay kendi etraflarında ve güneş etrafında; güneş “kendine göre” (sideral gerçek) kendi etrafında dönerken; yıllık sistemi ay döngüsüne bağlanmasının gerekçesinin bilimsel açıklaması; diğerlerinin (güneş ve dünyanın) dönme ve Aya göre belirleyiciliklerinin görülme-me-sindendir. Süleyman Karagülle- Evet görülmemesindendir. Bugün ki takvimler de ay, güneş , gezgen, ve sabit yıldızların görüntülerinden oluşmaktadır. Görmeden bir şey yapılabilir mi? Özer Ataç- Dünyada, insan ilişkileri ve ticaret gezmesinden veya konu değerin gezdirilmesinden/akışından başka bir şey değildir. Orucun, yıl içi sabit güneş aylarda; Ay takvimi adı altında yine 12 ayın, yılda 10, gün gecikmeyle gezdirilmesini tercih etmenizin hikmetlerinden olan sosyal olayların sayımının “yararını”, güneş takviminden bulmamanızdan ötürü olduğunu anlıyorum. Süleyman Karagülle- Biz gezdirmiyoruz Allah gezdiriyor. Szi neden ayı 30 gün seçtiniz. 28 gün seçer haftalara denk getirebilirdiniz. 25 er gün seçebilirdiniz. 40 er gün seçebilirdiniz. Sahte taklıtçılar. Özer Ataç- Devren mülk, aylara göredir; nereden çıkardınız, ay takvimi nin aylarının sıhhatini? Devren mülk satışında genellikle, mevsimsel oturumu satın almaktır; sizin belirttiğiniz, her mevsimin oturumunun alınması; İnsanlar, satın almalarında, standartlarında ve belirlemelerinde sapma olmasını genellikle istemezler. Süleyman Karagülle- Devre mülk aylara kameri aylara göre olursa bir yere devre mülke sahipler, ömürlerinde senenin her haftasında iki veya üç defa tatil yapma imkanına erişirler. Ortak mülkün adilane kullanımı sağlanır. İtiraz etmek için itiraz edilmez. Devre mülk kira mıdır, mülk müdür. Hukukçulara sor. Özer Ataç- Zamanın ruhu, insana akım olarak yansır. O, moda dediğiniz (ki ben moda babından konuşmuyorum) etki; evrensel insan icatlarının, eşzamanda dünyanın değişik yerlerinde, farklı insanların aynı bulgunun ilhamlarını almasıyla kendini kanıtlamamış mıdır sizce?! Süleyman Karagülle- Kanıtladığı için Kameri aylar yürürlüktedir. Geçici hevsler sosyalizm gibi sönüp gder. Özer Ataç-Kongreler yıl içinde BELİRLENEN aylarda yapılır ise, Bu belirleme de, döngü takvimini Sıhhatini savunmak zorlamadır. Güneş takvimine göre, kullanılan ay dönemlerinin, eksiği mi var ki; güneşte bölünmüş ayları, güneş makamına çıkarıp, takvim ihdas ediyor sunuz?!! Süleyman Karagülle- Düşünmeden anlamadan cevap veriyorsun. Ay takvimine kongrelerin yapılması her mevsimde kongre yapılmış olacağı için her mevsim içinde konular canlı olarak ele alınır. Günün konusu olarak sorunlar çözülür. Gözden uzak gönülden uzak olmaz. Özer Ataç- “Dileyen oruç tutar.” İfadeniz Oruç tutacaksan ay takvimine göre tutacaksın demektir! İcma emri bu herhalde. Hani, doğuda kendisine yar olmayana “benim olacaksın; yoksa seni fıratın suyunda boğarım” gemeneği var ya! Benzeşiyorlar sanırım. Veya “oruç, ancak böyle tutulur; yoksa, o oruç olmaz” hükmünüz, ruhbanlığın kurumsallaşmasını çağrıştırıyor. Süleyman Karagülle- Bizde ruhban yoktur. İçtihat var müçtehit var. Herkes içtihat yapmakta serbesttir. Hesabını bze değil Allaha verir. İsteyenler kendileri içtihat yapmaz bir müçtehidin fetvalarına göre hareket eder. Kimse kimseye dayatamaz. Dayatmacı Özer. Sen ve seni müçtehit kabul edenler isterseniz oruç tutmasınız, isterseniz gündüz orucu yerine gece orucu tutarsınız. Biz sadece söyleriz. Yanlış yaptıklarınızı söyleriz, ama dayatamayız. Siz de bize dayatamazsınız. Biz bizim anladığımız orucu tutacağız. Siz de istediğiniz orucu tutarsınız veya tutmazsınız Özer Ataç- e) Kuran*da Ay ile ilgili ayetler incelendiğinde, hiç birinde müstakil ölçüleme yoktur. Bütün ayetler güneş ve ay ın; insanlığın hesabı bulmasına, kullanmasına yönelik işlevlerinden söz edilir. Süleyman Karagülle- Biz de öyle yapıyoruz.Ay ve güneşi birlikte değerlendiriyoruz. Mevsimleri güneşe ayları da kamere göre düzenliyoruz. Özer Ataç- “Ayın konak yerleri,güneşe göre düzenlenmiştir.” güneşin elips yörüngesinin içinde olan konaklar; belirlenenlerdir; belirlenenleri, belirleyen elipso kılmak, olguyu tepetaklak etmektir . Süleyman Karagülle- Ne söylediğinizi kediniz anlıyor musunuz. Elipso kelimesinin manasını ben bilmiyorum, seninde bildiğini sanmıyorum. Kuran aya menziller yapdık demiyor, ayı menziller yaptık diyor. Yer ayın menzilleri içinde yer alır. Ona göre konuklar. Konaklardanbirnde oruç rafz. Özer Ataç- Anladığımı örneklersem : önce, baba ve anne. Bunlar, güneş ve dünya olsun. Sonra oğullar, ayın konakları olsun. Sonra, konaklar, kendi anne ve babasının; dönüşümlü anne ve babası mı olacak? Süleyman Karagülle- Anne baba oğul benzetmesi paganizmdir. Bizim onu bırakalı 1400 yıl oldu. Özer Ataç- Alıntınız şu ayet: 2:184 : “hilal, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.” Bu, dışı sabit kılınanın, içinin bölünerek sabit kılınmasıdır. Bölünme, dışarıya-güneşe göredir. Tartıştığımız konu, bölünmelerin bu sistemden bağımsızlaşarak firar etmesi, kendi özerkliğini (ay takvimini) kurmasıdır. Süleyman Karagülle- Sözlerinizi anlayacak seviyede olmasam gerek. Veya siz anlamıyorsunuz. Kuran hilalı yanı gökteki ayin değişmesini haccın ve insanlığın vakıtları tayin etmek için kılmıştır. Hac ve oruç Mekke'de ki aya göre başlayacaktır. Laf kalabalığı ile cevap verilemz. Özer Ataç- Aylar, mevsimler güneşe göredir. Bu olgu, gerçekleştikten sonra; yani bölünmeler gerçekleştikten sonra, aslından bağımsız bir sisteme dönüştürmek; aslını inkar etmektir. Hem kelime, hem fiziksel hem takvimsel olarak böyledir. Süleyman Karagülle- Aylar güneşe değildir. vakıtlar aya göredir. Ben bu cevapları Özere yazmıyorum. İlahi nizama kaaf tutanların ne denlu saçmaladıklarını sizlere göstermek için yazıyorum. Uyarsan da uyarmasan da bir dir. İnanmazlar. Yene de biz bütün insanlara Allalha ittika ediniz demekle mükellefiz Özer Ataç- Ayet, ayın bölünmelerinden söz ediyorsa, orada güneş gizli öznedir. Bu yokluk tam değildir. Bölünme nerede kimin havzasında oluyor diye sormamak, icma duvarın dan mıdır? Yine ayette, insanlar için diyor. Sonra Hac diyor. Süleyman Karagülle- Evet insanlar için diyor, sonra haç için diyor. Çünkü Hac tüm insanların tek mabedidir. Gaye takvımdır. Hac değildir. Onun için önce zikredilmiştir. Özer Ataç- Sabit güneş takvimi aylarını, kullanmasa “ insanlığı”kelimesini, “ hac” kelimesinin önüne almaz. Ayrıca, Hangisi tercih edilir: her ikisinin de VE bağlacıyla anıldığı durumda. Doğal olarak, güneş sisteminin bölünmüşlüğü olan ayların ölçülenmesi manası tercih edilir. Süleyman Karagülle- Saçmalamaya devam. İnsandan bahsediyor. O halde bu ay olamaz. Neden. Sermayenin yutturma mantığını öğrenmişsiniz ama beceremiyorsun. Özer Ataç- Diğer taraftan ayette geçen “insanlığın kullanımı” hem de “haccın belirlenmesi” kullanımı ifadesi bu gün nasıl anlaşılmalı? Bu gün insanlık, eriştiği bilgiyle belirlemelerini ay takvimine göre mi yapılıyor?. Süleyman Karagülle- Özer Ataç- Konu, uzadıkça uzayacak; bu da cehalet kapısıdır. Fazla laf yetersizliktir.Ama sizin direngen/ icmaya hapsolmuş kuran anlayışınızdan sonuç almam müşkül.! Süleyman Karagülle- Ehli sünnetin kabul ettiği " Kuranı ilk defa tebellüğ edip bize aktaran sahabilerin Kuranı aktarmada ve yorumlamada ki icmaları ayetler gibidir. Kıyamete kadar bütün Kurana inanları bağlar. Çünkü Kuran odur. Yalnız lafzı ile değil manasıyla da odur." Bunu böyle anlamayanlar Kitabın bazısına iman edip bazısını inkar edenlerin cezası dünyada rezil olmak, kıyamette de hiç inanmayanlardan daha şiddetli cezaya ret olunmalaredır. Ben söylemiyorum. Kuran söylüyor. (2/85) Özer Ataç- Üzülüyorum yineleyeceğim, aynı zamanda yetemeyeceğim. Gelenek ile icma arasında GÖRÜCÜ USÜLLE evlilik vardır. Gelenek çoğunlukla deneyerek aşılır. Deneme kabil değilse görsellik gerekir. Bunu işi de günümüzde hollwood pey iyi yapmaktadır. Süleyman Karagülle- Tarafların rızası olmadan nikaha zorlamak çok büyük günahtır. Traraflar her zaman boşanma hakkına sahiptir. Görmeden evleneme islami değildir. Biz sahabilerin Kuranla ilgili kavli veya fiili icmalarından bahsediyoruz. İçtihatlarından değil. Ki bu hususta o da yoktur. Özer Ataç- Sanırım, “orucun her mevsime yayılmasının hastalık aşısıdır” savınız ve batıdaki yazılmış birkaç tezden o “emperyalist” filmler taha etkilidir. Nebi (slm), “az yemek yeyiniz” demiş; ama icma bunu görmemiş ki Daha az yedirmek ve hastalıksız hayat için ay takvimi turlarında karar kılmış. Süleyman Karagülle- Yine düşünmeden anlamadan yazıyorsun. Oruç insana aşı tesiri yapar. Her mevsimde her yaşta oruç tutulunca tüm topluluk devamlı her hastalığa aşılanmış olur. Bu hayalı ay takvimlerine aşkınızın manasını ancak batlılara yaranma ile açıklayabilirim. Özer Ataç- Hem de ufuk açıcıdır. Bu gün bilimin sosyale sunduğu her şey film kurgularında yapılıyor. İnsanlığa asorulsa İcmadan yararlıdır. Bu şekilde, insanlık “icması”, yerel skolastik icmaya galebe gelir. Süleyman Karagülle- İnsanlık icmaında bizim de yerimiz vardır. Biz de onlar kadar batıyı biliyoruz. Ayrıca onların bilmediği doğuyu da biliyoruz. Bir icmaı kabul eden alimin muhalefeti, icmaı bozar. Sizin muhalefetiniz icmaı bozmaz. Çünkü siz icmaı kabul etmiyorsunuz. Ehli sünnetten değilsiniz. Ayın ve günlerini hesaplarken insanlık icmaına uyuyoruz. Özer Ataç- Ramazan ayı,nın güneş takviminde karşılığı varken, yeril modada ısrar etmek ve bunu RAMAZAN ismiyle delillendirmek ne kadar tutarlıdır aklı geçtim vicdanlara sunuyorum.Aynı şekilde, Cuma toplantı günü değilmidir? Pazar cuması hristiyanların, Cumartesi cuması Yahudilerin, Cuma toplahtısı müslümanların? Bu mudur?! Ortak insanlık ilkeleri ufukta. Toplantıyı Cuma günü yapalım demek normalken, ramazanın şubatta yapalım demek neden a normal?! Süleyman Karagülle- Aklına geleni yazıyorsun. Cuma , cumartesi, pazar dinler arsı uyum içindir. Halk bütün toplantılara katılabilsin diye yapılmıştır. Oruçlar da farklı kameri aylarda tutulabilir. Ama bütün şeriatlarda oruç kameri aylara göredir. Özer Ataç- Yineliyorum.hebap sabiti arar. Sabit mevcutken, gezdirmek, dijital hesap makinasını, boncuklu abaküse kurban etmektir. Süleyman Karagülle- Kainatta sabit hiçbir şey yoktur. Sıfır hızlı molekül yoktur. Hayat harekettir. Durmak ölmek demektir. yatan aslandan ise gezen tilki yeydir. Evet yerinde duran hayalı takviminizden gezen kameri takvimimiz yeydir.

ozer atac
15.08.2012
16:44

1-bilgisayar nimetinden yararlanırken "onları" tesbihleriyle tesbit ettiğinizi hatırlatmak isterim.

2-Kuanın kendisi ve yorumunun naklinin icması kuran gibidir. demenizi Kurana havale ediyorum: "Allahın hadisinden başka hadismi arıyorlar?" ayrıca 2:85 "..kitabın bir kısımına inanıp bir kısmına inkar" suçu; icmaları kitaplaştıranlar da dahildir.

3-evrende hiç bir şeyin sabit olmaması, akışta/harekette belirliliğin olmaması demek değildir; Güneş sistemindeki akışta, Dünya ölçeğinde Güneş takvimi ay takviminden belirleme olarak üstündür. İhtimaller, elenerek isabet artar. Bu gün, kullanılan ay takviminde, güneş takvimi kapsamı içinde ramazan ayı ve kadir gecesi döngüsü; güneş takvimine göre yıllık -10,3 gün geriliği; ve onun için de de kadir gecesi aranması enteresandır.

4-Pazar, cumartesi, cuma ehli kitabın belirli haftada farklı toplantılarıdır demeniz; Ramazan orucunun da böyle bir ayrımda, sürmesinin normal, doğal görmeniz ya da zenginlik olarak nitelemeniz; islamın evrenselliğiyle ne kadar bağdaşır?

5- yörünge tipi olarak elips,elipsoyit.. kelimesini biliyorsunuz da kelimenin, yabancı kelimeleri Türkçe cümle içinde kullanımında, adıl gonksiyonu için, son harfe ünlü harflerin (a,e,o..) eklenmesi kuralına uyduruk mu diyorsunuz?

6- vaktin, ayın hallerine göre olanlarıyla, güneşin hallerine göre olanları bir birini nakzetmez,iş bölümü yapar. Bu iş bölümünde yıl takvimi için isabetli olan güneş takvimi olduğu dünyevi hesap ilminde itifakla kullanılmasındandır; bu itifak sizin icmaya benziyor sanırım,

7-Uydu Ayın, dünyadaki güneş yansımasının biçimleri,zaman ayın içindeki gün sayısını; gezegen dünyanın, ışık kaynağımız güneş etrafında dönüşü, yıl içindeki zaman ay sayısını; gezegen dünyanın, ışık kaynağımız güneş çevresinde ve kendi çevresinde dönerken, oluşan ışık kaynağımız güneş etkisi, zaman olarak dünya günlerini belirlemesini tartışmıyoruz; geldiğimiz nokta, ibadette kolaylık yorumlarının, aforoz edilmesinin "hikmetleri" sanırım.

Hüseyin Kayahan
16.08.2012
17:12

Sayın, Ataç,

heyecanınızı takdir etmekle birlikte, cümlelerinizi ve yazının konu bütünlüğünde verilmek istenen anlam ve mesajı -maalesef- anlayamıyorum. Karagülle'nin dediği gibi, seviye meselesi olsa gerek. Sanırım benim bilmediğim çok fazla Öz Türkçe keliime kullanıyorsunuz ve çok fazla da kırık cümleniz var. Gerçek söylüyorum, anlayamıyorum.

Anladığımı sanarak, geçen sefer bir yorum yapmıştım, fakat Hakan Sarılar'ın ifadesine göre ben sizi yanlış anlamış ve yanlış bir yorum yapmışım.

Yine yanlış yapıyor olabilirim ama bir şeye dikkat çekmek istedim: "fe men şehideş şehra, fel yesum hu" diyor. Manalarına girmeden tercüme etmeye çalışayım: Kim Şehre şahid olursa ONU SUMMETSİN/onu savm etsin, diyor. Onda savm etsin demiyor. Türkçedeki isme "de" halinin verilebilmesi için, Arapça'da "fi" veya "bi" harleri/ekleri gelmeliydi. Yani ismin "de hali" ile yapılan çeviriler yanlıştır, bana göre. Şehri Savm etsin, yani ayı tursun, yani harfi tarifle gelsdiğne göre Ramazanı savm etsin şeklinde olur, RamazanDA savm etsin olmaz.

Sayın Hakan Sarılar,

hasasiyetiniz için teşekkür ederim ama sizin yazdıklarınızın hiç birini ben demedim. O sözlerininizin muhatabı ben değilim, benim yazım değildir. Ya siz benim yorumumu hiç anlamadınız, ya da ben sizin cevabınızı hiç anlamadım. Bir şey, ancak bu kadar ters olabilir.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Hüseyin Kayahan
17.08.2012
12:10

Bir şey daha eklemek istiyorum:

Aynı surede arka arkaya iki savm emrediliyor. Birinde "sizin üzerinize ketbedildi" diyor ve bunun "eyyamen ma'dudat" olduğunu söylüyor ve hastalık, sefer gibi, hangi hallerde tutlamamazsa ne yapılacağı anlatılıyor. Bu oruç sizin bahsettiğiniz oruç gibidir. 3 ile 10 gün arasındadır. zamanı bellidir ki, o vakitte arazlar olduğunda diğer günlerde veya fidye diyor. Buna karşılık bu orucun zamanı açık değildir.

İkinci savm ise "emir kipi" ile "sizden kim ona şehre şahid olursa, onu savm etsin" diyor. Sürenin şehr olduğu anlaşılyor ve o şehrde hastalık, sefer vs sebebiyle tutamayanlar için ne yapmaları gerektiğini ayrıca anlatıyor. Bunu ayrıca anlatmasaydı, iki orucun, bu iki vucubun aynı şey olduğunu söyleyebilirdik ama dilin kurallarına göre bu ikisi ayrı ayrı savmlerdir, zamanları ayrıdır, süreleri farklıdır.

Bu durum, tek oruca itiraz edenler için hiç de hoş olmasa gerek ama, bana göre bu böyle. Benim anladığım mana bu yönde. Ramazan orucunun dışında başka vakitlerde(bunların zamanı ve miktarı konusunda içtihatlar gerekir) de oruç tutmak "ellezine amenu" olanlar için farz/vacip olmuş olur.

"Üzerinize ketbedildi" ifadesi ile "onu savm edin" ibaresi arasında hüküm farkı konabilir, müçtehitler bu ikisinin hükümlerini farklılaştırabilir ama ikisi de (bana göre) en azından vucubu ifade eder. Hangi ibarenin farz, hangi ibarenin vacip veya başka bir şey olduğu tartışılabilir.

Saygılarımla.

H.Kayahan

ozer atac
17.08.2012
18:42

Kelimeler de tekamül eder.

Beslenir,doğar; beslenir, büyür- güçlenir, olgunlaşır ve ölümü tadar.

Bu tadış, yok oluş değil, halini terk ediştir. "yok olmuş" kelime artık, farklı bir şekilde yaşamaktadır.

Bu farklılık iki şekildedir:

a-Yeni oluşacak kelimelere maddi yapısını "gübre" olarak katmış, mevcudu beslerken, geleceğini de besler.

b-Kelimenin "ölmeden" Önceki kullanım süresi ve etkisine bağlı olarak; kullanımın niteliğine bağlı olarak oluşan enerjisi, yeni kelimenin uzayını oluşturur.

Kullanılan bir kelimenin, niteliğiyle ilgili tereddütler, kelimenin olşturduğu cümlenin anlamının düşünsel ve eylemsel sonuçlarının, güncel ile çelişmesinden ya da güncele göre atıl kalmasından meydana gelir. O takdirde, o kelime, "bölücü" okuyucu tarafından, "hastalık" tanısıyla, parçalarına ayrılarak sözlük "sağlık taramasına" sokulur.

Köklerine inilip, harflerine varılarak; harflerin ikili üçlü kombinezonlarla ulaştığı kavşakları; kavşaklardan, sapmaları; sapmalardan "tercihleri"; saptanarak; doğmuş kelimenin, olası "özrünün" tedavisine girişiler.

Hangi alt katmanlarda, güncele uygun olmayan, atıl etki bulunursa; oraya cerrahi müdahale yapılır.

Doğmuş ve kullanılan kelimelerin, güncelin önüne oluşturduğu cümlelerle vizyon koyamaması hastalığın somut belirtisidir.Okumalarla, kelime ve dizgeleri; "hasta" ilan edilir. Bu sağlık görevlilerince, kelimelerin sıhhati ancak, mevcudun organ nakli klonlama vb müdahalelerle "yenileştirilip", günceli aşacak hale getirilmesiyle olur.Burada frenkeştayni anmadan geçmeyelim.

Kelimeleri yerli yerine Kullanan (yanılmıyorsam) Allah tır. Yaratıcının, Rab, vb yansıma fonksiyonları değil!.. Metinde var olan, olgunlaşmış kelimeyle, anlam oluşturulup yol almak; belki, iki boyutlu düzlemde yetersiz görülebilir. Fakat, amacın yolun üçüncü boyut için sadece zemin, pist kullanmak olduğunu neden düşünmüyoruz. Önümüze serilen yolun, iki boyutta kalınması için değil; üçüncüye "sıçramak" için olmadığını nereden biliyoruz?

Kelimelerin geldikleri halde,takdir sözkonusudur. O hal ile illa yürünmez; o hal ile ne yapılacağını, o hale samimiyetle bağlılığımızla görebiliriz.

2:183 İnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi sakınmanız için size de farz kılındı.(Oruç az bir değişiklikle yine farz kılınıyor)

2:184 Sayılı günlerde..(...) diğer günlerde tutar. Oruca güçlükle dayananlar, (...);ancak, oruç tutmanız sizin için en iyisidir,eğer bilirseniz.

2:185 Ramazan, (...) Kuranın indiği aydır. Kim o aya ulaşırsa oruç tutsun.(...)tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. ALLAH sizin icçin kolaylık ister, zorluk istemez.(...).

2:183-187 Namaz,hac,zekat,gibi oruçta İbrahim den bize ulaşmaktadır.;22:78Herhangibir değişiklik veya düzeltme varsa bize bildirilir.(örneğin:2:187 ramazan geceleri cinsel ilişkiye izin verilmiş)

o ay; ramazanın, miladi takvimdeki yerini; Miladi takvimin ay takvimini kapsamasını; veya indiği coğrafi yerin sürelerini; veya dünyanın ekvator düzlemine göre 24 saatın ikiye, zorluğa göre üçe bölünmesinin olasılıklarını tartışıyordum. Sonra, SAWM (meryemin kendini tutması); SİYAM Kendini tutma; dolunayın hararetli tek gecesi olan Kavurucu/ramazan; ongünlük oruç;... icmalar,kök "hücreler", aforozlar ile sökün etti.

Sayfa: 2 / 2 (18 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Çok Yorumlanan Makaleler
Mete Firidin
Kuran'da Kölelik
27.12.2013 41991 Okunma
86 Yorum 08.01.2014 17:16
Lütfi Hocaoğlu
Fahişe ve Fahşâ
20.8.2015 24121 Okunma
81 Yorum 16.09.2015 00:08
Mete Firidin
Hz. Adem’in Kaburgası
25.4.2012 11162 Okunma
59 Yorum 28.04.2012 13:42
Hüseyin Kayahan
RUH, NEFİS ve DİĞERLERİ
4.5.2012 9113 Okunma
58 Yorum 13.05.2012 06:56
Mete Firidin
Miras ve Kelale Ayetleri
13.2.2014 13528 Okunma
57 Yorum 15.08.2019 06:44
Mete Firidin
Nuh’un Gemisi ve Cudii
12.1.2014 11059 Okunma
49 Yorum 24.07.2019 20:30
Sam Adian
FINANSMAN MESELESI VE ZEKAT
8.11.2012 17760 Okunma
45 Yorum 18.11.2012 00:41
Sam Adian
IŞLEVSIZ TANRI...!
9.9.2012 8851 Okunma
42 Yorum 18.09.2012 01:06
Sam Adian
KAT'a ve NEFY - KAVRAMLAR
7.4.2012 6701 Okunma
34 Yorum 10.04.2012 09:17
Sam Adian
EN IYI ANAYASA YAZILI OLMAYANDIR.....
7.7.2012 7713 Okunma
34 Yorum 10.07.2012 22:30
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 8648 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Mete Firidin
Adem'in ve Havva'nın Hatası
2.3.2014 16218 Okunma
34 Yorum 10.03.2014 00:48
Süleyman Karagülle
ABD Başkanlık Seçimi
19.11.2016 21958 Okunma
33 Yorum 19.12.2016 21:41
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK
27.7.2012 6829 Okunma
32 Yorum 15.08.2012 10:48
Mete Firidin
Amen ve Senetin
15.11.2012 22136 Okunma
31 Yorum 30.11.2012 13:47
Harun Özdemir
Evlenme hakkı üzerine
11.7.2012 6589 Okunma
30 Yorum 18.07.2012 19:12
Sam Adian
SOSYAL KAPITALIZM.
21.3.2012 8964 Okunma
27 Yorum 23.03.2012 04:25
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.8.2009 7069 Okunma
25 Yorum 03.01.2019 21:32
Hüseyin Kayahan
ALLAH'I TANIMAK-2, TANRININ AÇMAZI
2.8.2012 5998 Okunma
25 Yorum 06.08.2012 22:06
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 14287 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Sam Adian
KAT'A ve NEFY
31.3.2012 8306 Okunma
24 Yorum 11.04.2012 01:44
Sam Adian
BIR EYLEM OLARAK ZINA
14.7.2012 15579 Okunma
24 Yorum 24.07.2012 09:50
Sam Adian
Varlığın Rabbi....
28.8.2012 6551 Okunma
24 Yorum 05.09.2012 10:43
Mete Firidin
Nutfetin Emşâcin (99)
14.5.2013 17883 Okunma
24 Yorum 17.05.2013 15:16
Mete Firidin
Nuh’un Üvey Oğlu!
25.10.2015 16350 Okunma
24 Yorum 28.10.2015 06:25
Sam Adian
DARB-I MESEL VE YETKI GASPI
8.3.2012 5549 Okunma
22 Yorum 11.03.2012 16:10
Mete Firidin
Homohabilis Havva ve Havvalar
20.4.2012 16187 Okunma
22 Yorum 25.04.2012 11:11
Hüseyin Kayahan
GECİKMİŞ YORUMLAR: SALSAL VE TUFAN HK.
13.10.2013 7098 Okunma
22 Yorum 18.10.2013 15:10
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 11286 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Sam Adian
HMR ve SONUÇ
16.3.2012 6064 Okunma
19 Yorum 22.03.2012 23:51
Hüseyin Kayahan
ORUÇ ve RAMAZAN
29.6.2014 4628 Okunma
19 Yorum 20.07.2014 07:59
Sam Adian
HADIM'DAN ZINAYA
12.7.2012 5981 Okunma
18 Yorum 13.07.2012 10:00
Özer Ataç
Karagülle ile oruç tartışması
7.8.2012 4821 Okunma
18 Yorum 17.08.2012 18:42
Mete Firidin
El Tur ve Tur-i Sina?
24.3.2013 19983 Okunma
18 Yorum 06.04.2013 11:36
Mete Firidin
Şeriata Göre Kadınların Dövülebilmesi?
16.3.2014 11010 Okunma
18 Yorum 20.03.2019 10:45
Mete Firidin
Kuran’da Tasavvuf ve Lahid Köklü Kelimeler
8.5.2014 7983 Okunma
18 Yorum 10.05.2014 11:22
Süleyman Karagülle
D E R G I !
29.4.2017 2699 Okunma
18 Yorum 16.05.2017 08:11
Sam Adian
HAMR ve HUMR
25.2.2012 34204 Okunma
17 Yorum 28.02.2012 11:26
Sam Adian
YAPISAL ILKELER - KARAR MEKANIZMALARI
29.3.2012 4972 Okunma
17 Yorum 31.03.2012 20:26
Harun Özdemir
Adem Tiflis'te insan oldu!
26.6.2012 5930 Okunma
17 Yorum 05.07.2012 21:40
Mete Firidin
Cennetteki Khamr
28.5.2015 10711 Okunma
17 Yorum 29.05.2015 19:00
Sam Adian
SLT ve SISTEM Toplu değerlendirme ve cevaplar
19.2.2012 5432 Okunma
16 Yorum 24.02.2012 01:08
Sam Adian
UTANMAZLIK ZINA MIDIR?
13.7.2012 6722 Okunma
16 Yorum 14.07.2012 21:14
Sam Adian
RIBA VE EKONOMI
7.3.2012 7444 Okunma
15 Yorum 09.03.2012 06:04
Mete Firidin
Lut Kavmi Homoseksüel Değildi!
3.8.2014 20905 Okunma
15 Yorum 03.12.2017 03:35
Sam Adian
EKIMUS SALAT - Namaz bir Ritüel midir?
1.2.2012 9398 Okunma
14 Yorum 12.02.2012 15:08
Mete Firidin
Rahmet ve Şeriat
19.3.2012 4878 Okunma
14 Yorum 27.03.2012 21:05
Mete Firidin
Hamr ve Humr
12.4.2012 6120 Okunma
14 Yorum 02.05.2012 15:51
Mete Firidin
Adet Görmekteyken Kadın Namaz Kılabilir mi?
14.6.2018 2784 Okunma
14 Yorum 19.06.2018 16:58
Mete Firidin
Âdemoğlu Şeytanın Halifesidir
22.3.2019 1316 Okunma
14 Yorum 27.03.2019 17:22