Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 101
İNSANIN GÖREVİ K-M-19
24.11.2009
2347 Okunma, 0 Yorum

بسم الله الرحمن الرحيم

والفجر و ليال عشر والشفع والوتر والليل اذا يسر هل فى ذلك قسم لذى حجر

 “Facr, aşr olan leyali şat ve vitre ve yesr ettiğinde leyle and. Bunda Hıcr sahiplerine kasem yok mu?”      “Doğuşlar, birlik olmuş maddelere, tek ve çift dizilere, saklandığında maddeye and.

    Bunda mantıkçılara teminat vardır.”                            (FECR SÛRESİ(89); 1-5. ÂYETLER)

 

KUR’AN MATEMATİĞİ

71. SEMİNER NOTLARI                                                                                                                                               5 AĞUSTOS 2000

 

İNSANIN GÖREVİ      

 

و Va: Arapçada ‘va’ yemin harfidir. Geçişte olmuş olan olaylar için ‘Va’ kullanılır. “Vallahi bu böyledir” dersin. Gelecekte yapacağın işler için de “Tallahi bu böyledir” dersin. Bu kelimenin aslı da “BeYN”dir. Yani yarık, ara demektir. Bu yarığın başlangıcını dudaktan çıkan B harfı, N ortadan çıkan harfi ifade eder. Y de arkadan çıkan yarığı ve boşluğu gösterir. Dudaktan çıkan harfler geçmişi, ortadan çıkan harfler geleceği ifade ederler. İnsanlar Kur’an’a veya Allah’a yemin ederler. Onları şahit göstererek doğru söylediklerini belirlerler. Böyle sözlerde kasıt olsun olmasın yanlışlık varsa kişi sorumlu olur. Mesela, bir kimse “ben şunu yapacağım” deyip yeminsiz nezretse, onu gücü yetmediği için yapamazsa bir şey gerekmez. “Tallahi ben bunu yapacağım” dese ve sonra yapmaya gücü yetmezse, yemin kefaretini vermesi gerekir. Yanlış bir haberi söyleyen sorumlu değildir. Yalan söyleyen günah işlemiş olur. Ama yemin ettiği haberde yanlış olursa o haberden doğan zararı tazmin eder. Yeminli kişi hatadan sorumludur. İnsan için yeminin hükümleri budur. Allah ise yemini yaptıklarına ve oluşlara yemin eder. Güneşe yemin eder. Güneş ne kadar gerçekse bu sözler de o kadar gerçektir demiş olur. Yeminle insanların kolaylıkla bilemeyecekleri özelliklere yemin edilir. Müteşabih olarak söylenen sözler zamanla anlaşılır hâle gelir. Müsbet ilim onu keşfeder, insanlar bunu söyleyenin her şeyi bilen tarafından söylendiğini görürler ve onun üzerine Kur’an’ın Allah sözü olduğuna inanırlar. Demek ki Allah’ın yeminleri Kur’an’ın mucizesini izhardan ibarettir. Mesela bunun açık misalini “Murselât”ta gördük. İkili sistemi nasıl açıkladığını anlattık. “Zâriyat Sûresi”nde elektriki oluşlar anlatılmaktadır. Burada da bir şeyler anlatılmaktadır. Ancak bizim bugünkü bilgimiz yeterli olmadığı için onu yorumluyoruz. İsabet derecesi ise kesin değildir. Müteşabih âyetlere yaklaşmamız nisbetinde yaklaşacağız. Allah bizi kalplerinde zeyğ (karışıklık) olanların durumuna düşürmesin.

الفجر eLFaCRı: ‘el’ harf-i tariftir. Türkçedeki ‘ol’ karşılığıdır. Aslı ‘Hevn’dir. Beyn, yarık şeklindeki çukurdur. Teyn, tepe şeklindeki yüksekliktir. Hevn de düzlüktür. Ben konuşan, Sen veya Ten muhatap, Hevn de gaybı ifade eder. Bu kelimeyi marife kılmak için kullanılır. “Bir adam” yerine “ol adam” deriz. İbranicede ‘el’ yerine ‘Hel’ harf-i tariftir. Fransızlar da ‘Le’ ve ‘La’ kullanırlar. Arapçada ‘el’ dört mânâ taşır:

a)    Ahd için gelir. Belli her hangi fecri ifade eder. Mesela bu İslâmiyet’in ortaya çıkmasını ifade etmiş olabilir. Batıda “aydınlanma çağı” diyorlar. İnsanlığın aydınlanma çağı Kur’an ile başlamıştır. Çünkü daha önce insanlık cahiliye döneminde idi. Müsbet ilmi bilmiyordu. Tüme varımı bilmiyordu. Kur’an insanlığa kıyas yolunu öğretti. Ölçmeyi biçmeyi öğretti ve insanlık bugünkü seviyeye geldi. O halde buradaki ‘el’ harf-i tarifi ahd içindir. Mahut olan da İslâmiyet’tir. Kur’an’ın nüzulüdür.

b)    Ahd-i harici için olur. Daha önce nekire olarak geçen bir ‘fecr’in burada marife olarak tekrar edilmesi şeklinde olabilir. “Fecir” Kur’an’da nekire olarak kullanılmıyor.  Dolayısıyla bu anlamda bir mânâ vermek mümkün görünmüyor.

c)    İstiğrak için gelir. O zaman “bütün fecirler” anlamına gelir. “Fecr”i “leyali aşr” karşılığı kullanmıştır. Durgun ve karanlıklardan çıkan aydınlık ve ışık anlamında olmuş olur. Maddenin ışımasına benzeyen tüm ışınlar kastedilmiş olur. Varlıklar vardır. Bunlar yer işgal ederler. Bunlar taşıdıkları enerjilerine göre hız taşırlar. Başlangıçta bunlar çok büyük hızlara sahiptirler. Çevreye ışık yayarak hızlarını düşürmektedirler. Kainatın genişlemesi bunu sağlıyor. Bu da tüm kainatın gittikçe soğumasına sebep olmaktadır. Güneş bu esasa göre ışık yaymaktadır. İnsanlar bu güneş ışığından yararlanarak hayatlarını sürdürürler. Sosyal doğuşlar da bu “fecr” kapsamı içindedir.

d)    Cins için gelir. İstiğrak mevcut olan bütün varlıkları içerir ve birden fazla olmaları gerekir. Yoksa ahd için olur. Mesela, Şems veya Kamerin başında olan ‘el’ istiğrak için olamaz. Oysa yıldızların hepsi kastedilirse istiğrak için olmuş olur. Cins için geldiğinde varlığın olup olmaması ve sayıları sözkonusu değildir. Güneş kavramını ifade eder. Hiç olmasa da o kavram vardır. Bir tane olsa da o kavram vardır. ‘El’ bu anlamda mânâlandırıldığında zaman içindeki değişmeyi, ‘leyâl’ ise mekan içindeki oluşları ifade etmiş olur. Leyâl yasalar ise, fecr de o yasaların uygulanışıdır. Böylece sosyal bakımından yasama ve yürütmeyi ifade etmiş olur. Kainat içinde sünnetullahı ve sünnetullahın zamanla zuhurunu ifade etmiş olur. Leyâl fıtrat ise fecr de şâkile olmuş olur.

İşte Kur’an’ı yorumlarken herkes müşterek olan bir kelimeye değişik mânâlar yükleyerek Kur’an’ı değişik şekilde anlar. Mesela “sen” deyince ben beni anlarım, sizden her biri de kendisini anlar. Oradaki cümleler ona göre mânâ kazanır. Kur’an böylece her okunuşta yeni mânâsıyla nüzul eder. Allah onu nefse ilham eder. Kafirlere saptırıcı mânâ ilham eder. Müminlere ise hidayete götürücü mânâ ilham eder. İçtihatta hata yaptırsa da o da rahmeti olmuş olur. Ona kolaylık olsun diye yaptırır. Yeter ki imanda muhlis olsun. Hatadan sorumlu tutmayacaktır.

فجر FaCR: Kaynaktan çıkan sudur. Fecr, pencereden giren ışıktır. Pencere ve pancur kelimeleri buradan gelir. Sabah olduğunda gökte ilk görünen ışıktır. Yoldan çıkmış kişidir. Fecr bu mânâlarında isim olduğu gibi fecrbunların oluşunu gösteren mastar da olabilmektedir. Pencereden ışığın girmesi, suyun gözden kaynaması, sabahleyin şafağın sökmesi, insanın şeriat dışına çıkması, düzen dışına çıkması şeklinde de anlaşılır. Yani Allah varlıklara yemin etmiş olabilir veya bu varlıkların zuhuruna, ortaya çıkışına yemin etmiş olabilir. Fecrkelimesinin bir taraftan aydınlığı ifade etmesi, diğer taraftan fucur âyeti ile bunu takva karşılığı kullanması yani kötülük olarak zikretmesinde önemli işaret vardır. Bu da bütün doğuşlar başka yok oluşlarla sağlanmaktadır demektir. Biz güneş ışığından yararlanarak besleniyoruz ama güneş bu ışığı bize verirken ölmektedir, sönmektedir. Arabaya koyduğumuz yakıt bizi götürmekte ama kendisi yanıp yok olmaktadır. Kainat fenaya gitmekte, çökmekte, ölmekte, biz onun bu ölüme sürüklenmesi sayesinde yaşıyoruz. Bir canlıyı öldürüp yemek suretiyle yaşıyoruz. Bu olay fizikte çok önemli bir kanundur. Termodinamiğin ikinci kanunudur. Entropinin yani bozulmanın yani fesadın, Kur’an’ın tarifi ile fecrin büyümesidir. Demek ki fecr bir yandan fesadı diğer yandan hayatı içine almaktadır. İşte Allah bu entropinin büyümesi kanununa yemin ediyor. Bu kanun ancak son asırlarda keşfedilmiş ve şimdi matematikleştirilmiştir. Kur’an’ın bunun üzerinde yemin etmesi Kur’an’ın ilâhi söz olduğuna açık delil teşkil eder. Fecr diğer taraftan İslâmiyet’in doğuşunu anlatmış olur ki, Mekke’de nâzil olan bu âyetin bindörtyüz senelik sabahın doğmuş olduğunu haber vermiş olur. Burada aynı kelimeye nasıl değişik mânâyı verebilmekteyiz. Her ikisi de büyük bir gerçeği ifade etmiş oluyor.

و ليال عشر  Ve burada atıf harfidir. Bağımsız olarak yemin harfi de olabilir. Bağımsız ‘Ve’ harfi ise, bütün yeminler birbirinin tekidi ve tekrarı olmuş olur. Dört yemin de aynı şeyi ifade etmiş olur. Atıf harfleri ile bağlı iseler olaylar ayrı ayrı ama birbirine zincirli hâle gelir. Bir yemin hepsine teşmil edilmiş olur. “Zâriyat”ta “Ve”lerin yanında “Fe”lerin kullanılması ve “Fe”nin yemin için olmaması nedeniyle biz buradaki ‘Ve’yi yemin ‘Ve’si değil de atıf ‘Ve’si olarak kabul ediyoruz. Bu suretle dört olayı da birbirini tamamlar mahiyette görüyoruz. “Facri maddenin birbirine gönderdiği ışık kuvantumları olarak yorumluyoruz. “Leyalın aşr”ı ise maddenin terkibi olarak anlıyoruz. “Aşr” burada sayıdan çok birleşmeyi gösterir. “Fecr”den sonra zikretmiş olması, birleşmenin birbirlerine gönderdikleri enerji kuvantumları ile olduğuna işaret içindir.

والشفع والوتر  Çift ve tek üzerinde yemin ise kainatın ikili sistem üzerinde oturması, yani 2 4 8 16 32 ile oluşmasıdır. Ancak bunların toplanması ile 1 3 7 15 31 63 dizilerinin oluşması da vardır. Maddenin yapısı gezegenler sistemi, insanın ömrü tekli diziye göre bölünmüştür. Demek enerji ve madde tek ve çift dizilerine göre varolmuş ve etkilerini sürdürmektedirler. “Yesr ettiğinde geceye” demek suretiyle maddenin gelecekte olacak bir hâlini haber vermektedir. Bu âyetin tam olarak anlaşılması bugünkü ilimlerle hayli zordur. Bununla beraber bugün keşfedilen kara cisimler maddenin yok oluşunu anlatmaktadır.

والليل اذا يسر  Madde çevredeki cisimleri kendine çeker. Işığı da çeker. Böylece madde bu merkeze daldığı zaman artık kara cisim olur ve fecrden eser kalmaz. Sonra kıyamet günü pınardan su kaynar gibi fışkırır, yeni dünya oluşur. Buna da bugün “ak delik” deniyor.  Henüz ilim tarafından kesinlikle ispat edilmiş ve rakamlandırılmış değildir. Ancak pek çok gözlemler böyle bir şeyin varlığını haber vermektedir. Bazı yıldızların hareketlerinden biliyoruz ki yakınlarında çok büyük bir kitle vardır. Ama bu kitleden hiç bir ışık veya radyo dalgası gelmemektedir. Buna “kara delik” denmektedir. Bazen de birçok yıldızlar yeniden ortaya çıkmaktadır. Bunu kara deliğin patlaması ile açıklayanlar vardır. Bu şekilde yorumladığımız zaman fecr ak delikleri, leyli yesr de kara delikleri ifade etmiş olur. Yani yıldızların doğum ve ölümlerini anlatmış olur. Topluluklarda buna benzer olaylar olur. Önce aşiretler birleşip kabileleri, kabileler birleşip şa’bları ve şa’bler birleşip kavimleri oluşturdular. Sonra imparatorluklar ulusları yutup varlıklarını yok ettiler. Ancak sonra imparatorluklar parçalanıp yeniden ulus devletler ortaya çıkmıştır. Bakınız tabiat olayları ile sosyal olaylar nasıl birbirine benzemektedir.

هل فى ذلك قسم لذى حجر  Hıcr sahiplerine burada kasem var mıdır? Kasem pay demektir. Taksim etmek, paylaştırmak demektir. Herkese hakkını vermek demektir.  “Eyman” kelimesi ile yemin ifade edilir. “İksam” kelimesi ile kullanır. Yemin kelimesini müfred olarak kullanmaz. Yemin, sağ el demektir. Hacer, taştır. Tarlaların sınırlarını tesbit ederken hudut taşlarını dikerler. Buna “tahcir” denir. Bir kavramın şümulünü tesbit de tahcirdir. Efradını câmi ağyarını mâni sınırların çizilmesi gerekir. Mantık dili böyle oluşur. İlim dili böyle oluşur. Bundan sonradır ki ölçme ve hesaplama mümkün olur. İşte bu tanımları yapan akıllı kimseler de hıcr sahibi yani beyni olan, ilim kafası olan kimse demektir. Yukarıda yapılan kasemin ancak ilim zihniyetine sahip olan kimse tarafından kavranacağını anlatmış oluyor.

Biz size bu konuşmamızda “Fecr” kelimesini açıklamaya çalıştık.

Sizin bunları anlayabilmeniz için “Kuran Matematiği” ile yakından ilgi kurmanız gerekir. Bu da ancak çalışmada ve yaşamada anlaşabileceğiniz arkadaşlarla birlik olarak bir sitede birleşmeniz ve günde beş defa ocak içinde, haftada bir defa da bucak içinde bir araya gelmenizle mümkün olacaktır.

Ben daha talebe iken bu hedefi benimsedim. Bunun için arkadaşlar edinmeye çalıştım. Bu oluşumun günü gelmediği için olmadı. Ama gün yaklaşmıştır.

Böyle bir cemaat zuhur edecek ve dünyayı aydınlatacaktır.

Duam, sizin bunların içinde olmanızdır. Ben bu cemaatı göremesem de bu çalışmalarımızla onlara yardımcı olmak istiyorum. Sizleri de bu çalışmaya bunun için dâvet ettik. Sizler de katıldınız. Ecrimiz Allah’a aittir. Kimseden bir şey beklemiyoruz. Dünya hayatımızda da bunları görme ümidi içinde çalışmıyoruz. O ne kadar isterse bize o kadarını gösterir.

 

MATEMATİK

Leyalin aşr” bize durgun cisimlerin oluşlarını gösterir. “Fecr” ise etkileşimini gösterir.

İki varlık birbirine durgun halde etki yapmaktadır. Bunlar madde ve elektriktir. Maddenin negatifi bâtın âlemi oluşturmaktadır. Maddenin dört çift olması yetmez. Etkinin de çift olması gerekir. Bunlardan biri çekim kuvvetidir. Uzaklığın karesi ile çekme veya itmedir.  Bunun bir çeşidi olmalıdır. Çekmenin dışında bir etkinin bulunması gerekir. Bu da birinin değişmesi, diğerinin de değişmesini gerektirmelidir. İşte bu elektrikle mıknatıs çiftler arasında cereyan edecektir. E elektrik alanı, D elektrik etkilenmesi, H mağnetik alanı, B mağnetik etkilenmeyi gösteriyorsa ve  e elektrik etkilenme katsayısı, h mağneyik etkilenme katsayısı ise; Bu çift D=e*E             B=h*H        ile ifade edilir.

Bu iki çift durgun halde iken birbirine etki etmezler. Ama biri hareketli ise diğeri oluşur.

Bt= dE/dx*dx/dt  = c*Ex         Dt= dH/dx*dx/dt= c*Hx

Elektrik alanın değişimi mağnetik akışını doğurur. Mağnetik alanın değişimi elektrik akışını doğurur. Mıknatısı bobine sokarsanız elektrik akımı geçer. Elektrik akımı verirseniz bobin mıknatıslanır. Bu genel etkileşim kuralıdır. Emek harcarsanız mal üretilmiş olur. Mal harcarsanız insan ortaya çıkar. Bununla ilgili basılmamış bir kitabım vardır. Zâriyat Sûresi’nin ilk âyetleri bunları anlatmaktadır.

 

 

 






Tüm Seminerler
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 117
BORSA K-M-35
10.12.2009 2854 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 116
GEÇMİŞ 2000 YILININ KISACA MUHASEBESİNİ YAPALIM K-M-34
9.12.2009 2372 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 115
MUKASSİMÂT/2000 YILI AHŞAP EV ÇALIŞMALARI K-M-33
8.12.2009 2327 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 114
C Â R İ Y Â T/AKEVLER DENGE KULÜBÜ SÖZLEŞMESİ- K-M-32
7.12.2009 2371 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 113
HÂMİLÂT (YÜKLER) K-M-31
6.12.2009 2259 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 112
TESİR ÇİFTİ K-M-30
5.12.2009 2398 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 111
İfrat ve tefrit nedir?/2 AHŞAP EV K-M-29
4.12.2009 2463 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 110
İfrat ve tefrit nedir? K-M-28
3.12.2009 2704 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 109
AHŞAP EVLERİN DELİLİ NAHL80 K-M-27
2.12.2009 2950 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 108
MARKETTE SELEM UYGULAMASI K-M-26
1.12.2009 2412 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 107
Einstein Genel İzafiyet Nazariyesi K-M-25
30.11.2009 2351 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 106
KURAN MATEMATİĞİ K-M-24
29.11.2009 2348 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 105
SİSTEMATİK HATA K-M-23
28.11.2009 2367 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 104
FİZİK-3 K-M-22
27.11.2009 2466 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 103
ZELZELE İŞLETMESİ K-M-21
26.11.2009 2422 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 102
HIRSIZA CEZA-AHŞAPEVLER K-M-20
25.11.2009 3037 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 101
İNSANIN GÖREVİ K-M-19
24.11.2009 2347 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 100
FİZİK-2 K-M-18
23.11.2009 2307 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 99
Ş Â K İ L E- K-M-17
22.11.2009 2662 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 98
F İ Z İ K-K-M-16
21.11.2009 2819 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 97
YUVARLAK BİÇİMLER-K-M-15
20.11.2009 2297 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 96
TEK UÇLU ŞEKİLLER-K-M-14
19.11.2009 2251 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 95
KURAN MATEMATİĞİ-K-M-13
18.11.2009 2349 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 94
KURAN VE İNŞAAT-K-M-12
17.11.2009 2329 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 93
TEDAYÜN AYETİ-K-M-11
16.11.2009 2744 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 92
AKEVLER İSTANBUL TÜKETİM KOOP. MUHASEBE USULÜ-K-M-10
15.11.2009 2713 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 91
ÂYET -AĞAÇ EVLER-PROJESİ-K-M-9
14.11.2009 3493 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 90
TÜREV-ENTEGRAL-K-M-8
13.11.2009 3434 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 89
SAĞLIKTA ONLU VE İKİLİ SİSTEMİN UYGULANIŞI-K-M-7
12.11.2009 2967 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 88
2000 YILINA GİRERKEN GEÇEN BİR YILIN MUHASEBESİ-K-M-6
11.11.2009 2750 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 87
BİLGİSAYAR PROGRAMI-K-M-5
10.11.2009 2700 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 86
KURAN MATEMATİĞİ-4
9.11.2009 2443 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 85
HİSABİ VE GAYBİ OLUŞLAR-31
8.11.2009 2317 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 84
KUR’ÂN( OLASILIK VE) MATEMATİĞİ-2
7.11.2009 2367 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 83
KURAN MANTIK ve MATEMATİĞİ-1
6.11.2009 2346 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 82
Genel Hizmetlerin Tasnifi
5.11.2009 5390 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 81
Genel Hizmet Kooperatifi
31.10.2009 5299 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 80
Genel Hizmet; BAKIM
22.10.2009 5282 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 79
Genel Hizmet; TAKİP
15.10.2009 5429 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 78
SERA İŞLETMESİ
10.10.2009 5671 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 77
EDİRNE-BATUM SERVİSİ VE “İPEK YOLU, HAC YOLLARI
1.10.2009 5279 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 76
KİRA VE BAKIM; İŞLEYİŞ VE DENGE
26.9.2009 5269 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 75
SEL, İSTANBUL VE PLANLAMA
17.9.2009 5351 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 74
SAVUNMA EĞİTİMİ
10.9.2009 5330 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 73
ADİL DÜZEN RESTORAN İŞLETMESİ
3.9.2009 5168 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 72
MESLEKÎ EĞİTİM
27.8.2009 5183 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 71
HAC… HAC… HAC…
20.8.2009 5373 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 70
ORUÇ ve RAMAZAN
13.8.2009 5365 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 69
ZEKAT
6.8.2009 5529 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 68
DİNÎ EĞİTİM
9.7.2009 8873 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 67
ADİL DÜZENDE İNŞAATIN HÜKÜMLERİ
2.7.2009 6541 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 66
SÖZLEŞME (İNŞAAT)
25.6.2009 6704 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 65
HALK İŞLETMELERİ ÜNİVERSİTELER-2
18.6.2009 6449 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 64
HALK İŞLETMELERİ ÜNİVERSİTELER
11.6.2009 4533 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 63
İŞİ PARASIZ YAPMAK
4.6.2009 6681 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 62
HAK-KUVVET UYGARLIKLARI VE EĞİTİM
28.5.2009 6181 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 61
İRAN-TÜRKİYE MALA-MAL MARKETLERİ
21.5.2009 5680 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 60
ADİL DÜZEN DERGİSİ
14.5.2009 6429 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 59
ÇEVRE VE EKONOMİ
7.5.2009 6601 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 58
İŞLETMELERİMİZ VE DEĞERLENDİRME
30.4.2009 6142 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 57
100 DAİRELİK KLİMA-SERA TOPLU KONUT PROJESİ-3
23.4.2009 6460 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 56
100 DAİRELİK KLİMA-SERA TOPLUKONUT PROJESİ-2
16.4.2009 6647 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 55
100 DAİRELİK KLİMA-SERA TOPLU KONUT
9.4.2009 6762 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 54
ADİL DÜNYA DÜZENİ
2.4.2009 6447 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 53
BAĞIMSIZ BELEDİYE ÇALIŞMALARI
26.3.2009 6097 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 52
KAYIT DIŞI EKONOMİ
19.3.2009 6479 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 51
AKEVLER İLMÎ ÇALIŞMALARI VE DÂVET
12.3.2009 6958 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 50
BARTER / TAKAS / MALA-MAL
10.3.2009 6062 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 49
AKEVLER EMLAK İŞLETMESİ
3.3.2009 5698 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 48
ESNAF MARKETİ
27.2.2009 6740 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 47
PARA POLİTİKASI VE SENETLER
26.2.2009 3622 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 46
ADİL EKONOMİK SİSTEM
19.2.2009 3933 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 45
M A R K E T L E R
12.2.2009 3971 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 44
HELBUS PROJESİ VE .....
5.2.2009 3836 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 43
HELİBUS’TA TEHLİKE!
29.1.2009 3657 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 42
TÜRKİYE’DEKİ KRİZİN TEK ÇARESİ VARDIR
22.1.2009 3494 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 41
KRİZDE -halk,devlet,belediyeler-NELER YAPMALI
15.1.2009 3524 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 40
HELİBÜS KURULUŞ ÇALIŞMALARI
10.1.2009 3479 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 39
HELİBÜS KURULUŞ SÖZLEŞMESİ
3.1.2009 3533 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 38
KRİZ VE DÖVİZ
25.12.2008 3474 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 37
YİNE İŞSİZLİK MESELESİ VE ÇÖZÜMÜ
20.12.2008 3604 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 36
İSTANBUL’DA YAPILACAKLAR
6.12.2008 1078 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 35
MUHASEBE + DERGİ ÇALIŞMASI – 4
27.11.2008 1001 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 34
MUHASEBE + DERGİ ÇALIŞMASI - 2
13.11.2008 367 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 33
MUHASEBE + DERGİ ÇALIŞMASI - 1
6.11.2008 405 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 32
İSTANBUL İMAR SENEDİ
1.11.2008 195 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 31
İSTANBUL’UN YENİLENMESİ
29.10.2008 194 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 30
İSTANBUL İMAR SENEDİ -2-ŞEMATİK
25.10.2008 279 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 29
İSTANBUL; YENİDEN YAPILANMA
16.10.2008 240 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 28
İSTANBUL’U KURTARMAK; AMA NASIL?
6.9.2008 174 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 27
FİYATLARIN TESBİTİ
1.9.2008 304 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 26
DEĞERLER
25.8.2008 277 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 25
PARA VE SENET POLİTİKASI
18.8.2008 186 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 24
SELEM SİSTEMİ ve KOOPERATİF MARKETİ
11.8.2008 264 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 23
FAİZLİ VE FAİZSİZ SİSTEMDE EKONOMİ
28.7.2008 316 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 22
AKEVLER KREDİLEŞME ORTAKLIĞI
21.7.2008 206 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 21
KREDİLEŞME, SENET, ÇEK,
7.7.2008 176 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 20
İŞLETME VE ORGANİZASYON
27.6.2008 158 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 19
S E N E T L E R
20.6.2008 259 Okunma
Süleyman Karagülle
İşletme Seminerleri 18
İŞLETMENİN HAZİRAN 2008’deki DURUMU
13.6.2008 140 Okunma