YENİ ANAYASAYA GEÇİŞ ÖNERİSİ karagülle-akdemir
Süleyman Karagülle
1507 Okunma
4-ÖNSÖZ1

ÖNSÖZ 1

Bu eser, yıllar süren ve bir ekip halinde yürütülen çalışmaların ürünüdür. Akevler Kooperatifi içinde uygulamalara ve bilimsel alanda çok sayıda doktora ve doçentlik tezlerine konu olmuş ve Türk siyasi hayatı ile İslami anlayış ve düşünceleri derinden etkilemiştir. Bu çalışmalara bağlı olarak tarafımdan bu konuda üç kitap ve çok sayıda makale yayınlanmıştır. "Ceza Hukukunda Mağdurun Korunması 1985" isimli doktora teziyle, "Sosyal Denge I Devlet Yapısının Tarihi Seyri 1990" ile Sosyal Denge Modeli II Devletin Unsurları ve Kuvvetler Dengesi 1991" isimli eserler kitap halinde yayınlanmıştır. Refah Partisi'nin programına alınmış olan Adil Düzen çalışmalarının da temelini bu çalışma ve eserler oluşturmuştur.

Bu çalışmalarda yapılan, gelişmiş Batılı ilimlerle İslamiyet'in ve Kur'an'ın getirmiş olduğu ilke ve kuralların günümüz şartlarında içtihat yöntemiyle yeniden ve güncel şekilde ilmi olarak ortaya konulmasıdır.

Böyle bir çalışma yapılırken çeşitli zorluklarla karşılaşılmıştır. Zorlukların bir tarafında, Müslümanların İslamiyet ile ilgili anlayışları yer almaktadır. Müçtehitlerin geçmişle ilgili Tarım dönemine ait mükemmel çözümleri, günümüzün İslam düşünürleri tarafından sanayi ve bilgi dönemlerine aktarılamamış ve içtihadı benimsememelerinden dolay karşılaşılan sorunları çözememişlerdir. Bunun nedeni, İslami düşünürlerin yeni çözümlerin anahtarı olan içtihat yöntemini kullanmaktaki korku ve çekinceleridir. Diğer karşılaşılan zorluk ise, Batılı düşünürlerin İslamiyet ile ilgili önyargıları ve buna bağlı olarak yönetim ve hukuk alanındaki yeni gelişmeleri görmezlikten gelmeleri, gündemlerine dahi almayarak hiç değerlendirmemeleridir. Böyle davranışlarının gerisinde sürmekte olan refah düzeylerini kaybedecekleri korkusu ile kurulu sömürü düzenlerini bırakmak istememeleri gerekçe olarak gösterilebilir.

Ancak, Batının en gelişmiş ülkelerinde dahi sorunlar çığ gibi büyümekte ve sistemler tıkanmaktadır. Özellikle, demokratik yönetim ile hukuk ve yargı alanında sistem çıkmazlar içinde adeta debelenmektedir. İnsanlık elbette karşılaşmış olduğu bu ve benzeri sorunların üstesinden gelecek ve geleceğe umutla bakmaya devam edecektir.

Bu çalışmada önerilen çözümler son derecede basit, sade ve nettir. Okuyucu, ilk bakışta bu basitlik, sadelik ve netlikten dolayı çözümleri yadırgayabilir. Ancak, bu denli basit olan ve sade görünen çözümleri kabul

 

 

 

 

 

etmek kolay değildir. Birçok kimse yargı sorununun yüksek yüksek mahkemelerin sayılarının artması ile çözüme ulaşılacağını düşünür. Oysa tam tersine, yüksek yüksek mahkemeler yerine son derece basit ve sade olan teminata dayalı en küçük yönetim düzeyinde uygulanması gereken tahkim sistemiyle yargı sorunları azalabilir ve hatta bütünüyle çözülerek tamamen ortadan kalkabilir. Yönetim bakımından da sorun sade, basit ve nettir. Karmaşık ve sorunları çıkmaza sokan merkezi ve vesayet sistemi yerine, merkez ile yerinden yönetim arasında denge kuran bucak modeli önerilebilir. Bu öneri, hem terörün sona ermesi hem bölünmenin önlenmesi hem de demokratikleşmenin tam olarak sağlanması demektir.

Türkiye'nin çağı yakalayan ve gelecekteki gelişmeleri gören ve bu gelişmelerin önünü açan yeni bir anayasaya gereksinim duyduğu izahtan varestedir.

Bu kitap ve daha sonra yayınlanacak olan "insanlık anayasası" eseri ile Anayasa çalışmalarına ve tartışmalarına katılmak istiyor ve bu eserle ilgili eleştiri ve değerlendirmelerin, eserin bütünü okunduktan sonra yapılmasını diliyoruz. Eleştiri ve katkıların yapılacak olan anayasal düzenlemelere yeni boyutlar kazandıracağı kanaat ve düşüncesindeyiz.

 

 

 

Süleyman Akdemir