Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026
558 Okunma, 0 Yorum

 

İbn Haldun ve Bilimler

 

Çok değerli Hocam Prof. Dr. Niyazi Öktem, Yeni Arayış sitesinde bu konuda çok güzel ve çok gerekli bir yazı yazdı. Yazı hakkında kanaatimi sordu; ben, çok güzel fakat bilimsel eksiklikler var dedim. Evet, yazı çok güzel, İslam dünyasının sosyal değişimlerinin bir kısmını ve Müslümanların bilimlerdeki iflasını çok ustaca anlatmış. Bilimsel dayanağı da İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve bundan çıkan sosyal bir yasa.

Çok eski bilge alimler, bu diyalektiği, bedevi-medeni diyalektiği değil de vahşet-medeniyet diyalektiği olarak göstermişlerdir. Vahşet tarafına Yecüc-Mecüc (Gog-Magog) demişlerdir. Medeni tarafı da çift güçleri olan, yani soyut-somut, maddi-manevi gücü elinde tutan iki boynuzlu krallar olarak anlatmışlardır. Bu diyalektikten çıkan bilimsel yasaya da İbn Haldun gibi sosyal bir yasa değil de fiziki ve antropolojik bir afet demişlerdir.

İslam, diyalektiğe dayanır. İslam Peygamberi de benim çığırım, hayattaki sonsuz diyalektik yapılarda daima orta yol ve dengedir, demiş. Evet, bu denge gücü ile, sıfır imkanlarla kısa bir zamanda eski dünyanın çoğunu eline geçirdi. Peki neyi ve neleri dengeledi?

Cevap şudur: “İslam kelimesinin kökü, silm kelimesidir. Bu ise soyut mana ve deyim olarak, barış demektir. Somut manası da merdiven demektir. Çünkü merdiven, aşağı ile yukarıyı birleştirip barıştırıyor. İslam kelimesi, if’al kipinin altı farklı manasından en çok kullanılan, kök kelimeleri geçişli yapmaktan, barıştırma demek oluyor. Peki neyi barıştırıyor? En başta fakir ve zengini, soyut ile somutu, Doğu ile Batıyı, Musa ile İsa’yı, toplum ile bireyi, madde ile manayı, dünya ile ahireti, kadın ile erkeği ve en önemlisi de iman ile bilimleri barıştırıyor.

Tarihte birçok uç dinler, mezhepler ve siyasi akımlar hep var olmuştur. Semavi yani vahiy ile gelen dinlerin ise, (4/163; 42/13) Nuh’tan Muhammed’e kadar hepsinin ismi İslam’dır. Fakat şiddetli ihtiyaca binaen onlar da bazen uç olabiliyorlar. Şöyle ki:

Kur’an, İslamiyet’in, 4000 yıl öncesine dayanan Hz. İbrahim dininin aynısı olduğunu söylüyor. (22/78) Bu dinin ismi İslam’dır. İslam, bütün zıtları dengelemekle barıştırıp yaz ve kışı bahar yapmaktır. Hristiyanlığın, Budizmin ve daha sonra İslam Tasavvufunun ruhaniliği esas alması, Yahudiliğin ve İslam Fıkhının devlet ve şeriatı esas alması, tarihî mecburiyetten kaynaklanmış birer sapmadır. Yoksa onlar da aslında İslam idiler. (3/84) Evet, Yahudilik, özünde ve temelinde Musa ile Harun’un (şeriat ile velayetin) birliğidir. Hristiyanlık da özünde ve temelinde, Tevrat ile İncil’in (bilim, yasa ve ruhaniliğin) beraberliğidir. (Matta, 5)

İslam teslimiyet demektir, diye birçok yazar söylüyor. Ama bu, tam doğru değildir. İslam, irade-i külliye ile irade-i cüz’iyeyi barıştıran, tertemiz ekosistem ile kir üreten insan arasında temizliği birinci farz yapan; özellikle, sonsuz dosya olan Yaratan ile sınırlı dosyalar olan kullar arasındaki ahenk ve tevhidin ismidir.”

Devlet olarak değil de fikir ve inanç dünyası olarak Müslümanlar, ilk 300 sene bu dengeyi korudu. Aklı ve bilimleri esas alan Mutezile mezhebi, bunda çok etkindi. Sonra İmam Eş’ari çıktı, Sünniliği kurdu. Yani Mutezile ile ehl-i hadisin ortasını tutturmaya çalıştı. Ehl- hadis, aklı ve bilimleri tamamen reddediyordu. Dolayısıyla, Mutezile önderleri ya sürgün edildi. Veya öldürüldü. İşte o gün bugün bilimler, İslam dünyasında ölüdürler. Daha sonra İslam filozofları çıktıysa da Yunan felsefesinin özellikle Aristo’nun ötesine geçemediler. Çoğunlukla da Aristo’yu yanlış anladılar. Sonra 14. Asırda İbn Haldun sosyal bazı nedenleri yarı yarıya tespit edince, bilimlere aşık Avrupa ve bu çağdaki Müslümanlar onu baş tacı ediyorlar. Fakat bu konuda insanlık yine yanılıyor. İşte bu konuda insanlığı: Doğuyu da Batıyı uyandıracak şu dört kuralı burada yazacağız, ki Niyazi Hocamın yazısı da tamamlanmış olsun. Şöyle ki:

A- Bir kuralın bilimsel bir neden sayılması için, aynı nedenin her zaman aynı sonucu vermesi lazımdır. İbn Haldun diyor ki: Medeni insanlar rehavete kapılıyorlar. Ganimeti hedef yapan bedeviler her zaman onları yeniyorlar. Bu bir kanundur. İşte bu kanun, iki yönden yanlıştır.

1- Bunun bu şekilde sonuç verme oranı, yüzde ellidir. İlim olması için ise yüzde yüz aynı sonucu vermesi lazım. Mesela Türkler birçok sefer medeni Çin'e saldırdılar. Ama her seferinde Çinliler galip geldi. Mesela Türkler tekrarla Rusya’ya ve Avrupa’ya saldırdılar, ama daima yenildiler; yani ya Hristiyanlaştılar veya yok oldular. Mesela İran, Türk akımlarını daima kendi kültürü içinde eritmiştir.

2- Ayrıca bilimlerde hiçbir zaman, tek bir neden, sonucu doğurmak için yeterli değildir. Varlık ve hayat sibernetik ve yazılım olduğu için, genellikle en az üç veya beş sebep gerekir, bir bilimsel sonuç için. Mesela, yağmurun olması için denizler yeterli neden değildir. Bulutların aşılanması, hava basıncının uygun olması, iklimin çöl olmaması gibi başka nedenler de var.

Akadların Sümerleri ele geçirmesi, sadece bedevilik akını değildir. Din ve kültür de etkinlik göstermiş, ayrıca Sümerler tam devlet değillerdi. Her şehir özgür idi.

B- Marks ve Weber’in tespit ettiği gibi sosyal değişimlerde asıl faktör, bedevi-medeni değişimi değildir. Ekonomidir. O bile tek başına yeterli değildir. Nitekim Komünist dünya sadece bu nedene dayandığı için, sistem doğal olmadı, devam etmedi.

C- Arapların Orta Doğuyu ve Kuzey Afrika’yı fethetmesi, Selçukluların iktidarı Abbasilerden alması, Osmanlının Avrupa’nın içlerine kadar gitmesinin sebebi, bedevi-medeni diyalektiği değildir. Cihad denilen, İslam dinini yüceltme duygusudur. Dünyaya düzen verme sevdasıdır. Evet, ekonomik faktörler de var. Fakat asıl enerji imandan geliyor. Ayrıca Bizans o gün zaten çürümüştü. Yıkılması için bir bahane lazımdı.

D- Hegel zamanında yazılım bilinmiyorsa da o, zamanın ruhu dediği bir kavram ile sosyal sibernetiği yazmıştır. Mesela Amerika keşfi, Batı Aydınlanması, İslam’ın diyalektik ve bilimsel yapısından çıkıp hurafe dolu bir din haline gelmesi ve Teknoloji, bugünkü sosyal yapıyı doğurdu. Demek İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve buna dayanan sözde bilimsel tespiti, tam doğru değildir. Bilimsel kanun denebilecek kadar sağlam değildir.

Özetlersek: Batı, Kitab-ı Mukaddes'i tarih olarak değil de arketip ve soyut yasalar olarak okursa; İslam dünyası da dört elle Batının fen ve felsefesine sahip çıkarsa, dünya yeniden bir altın çağa girebilir.

31.12.2025/ Bahaeddin Sağlam

Yazı ile ilgili bir soru ve cevabı:

Değerli Hocam, yazı nasıl, olmuş mu? B. Sağlam

Eyvallah, yazı çok mükemmel, doğrusu tenkit edecek bir şey bulamadım. Sadece ben bazı Batılı kavramlardan hoşlanmıyorum. Mesela diyalektik kavramı Batılı bağlamdaki kullanımları hatırlatıyor. Onun için farklı bir kavramla ifade edilse daha iyi olur. Biz epeydir İslam bilim geleneğini kullanmadığımız için Arapça bir uygun kavram bulmakta zorlanıyoruz. Malum mantıkta diyalektik cedel diye ifade ediliyor ama metod olarak diyalektik cedel diye ifade edilse yanlış olur. Çok selam sevgiler.

Alpaslan Açıkgenç

Allah, başta insan olmak üzere varlığı zıtlarla geliştiriyor. Bir şeyin zıddı ve düşmanı ne kadar güçlü ve büyük ise o şeyi, kendi makamında, kendi boyutunda o kadar güçlü ve büyük yapıyor. Evet, Musa’yı Musa yapan Firavundur. Mehdiyi Mehdi eden, Deccaldır. Ve dindar, dinsiz bütün insanlar bu hakikati Diyalektik süreç deyimiyle ifade ediyorlar. Fakat yorumları farklı …

Bediüzzaman, 29. Söz de Remizli Nükte başlığı altında bu süreci şu beş kanun ile ifade ediyor: “Cem-i ezdad kanunu (Zıtların bir araya gelmesi yasası) → kanun-u mübareze (Diyalektik ve çatışma yasası) →kanun-u tagayyür → (Değişim yasası) kanun-u tekâmül → (Dönüşüm yasası) kanun-u imtiyaz. (Ayrışma yasası) …    B. Sağlam

Ne güzel ifadeler!

A. Açıkgenç

 

 






Son Eklenen Makaleler
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA LIHEVHATINÊ Şerên siyasî, aborî, olî û zanistî
17.02.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Mirov Dewletê Ava Dike: Ji Malbatê Heta Dewletê Dewlet
17.02.2026 114 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ALİYÊ CIVAKÎ YÊ MIROV Û DEWLET Wekî ku em nêzî biyolojî
17.02.2026 104 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET, ARTÊŞ Û ABORÎ Di Çarçoveya Sîstemeke Netewî ya
17.02.2026 38 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
RÊVEBERÎYA SERFIRAZAN Rêveberiya Cihî û Saziya Civakî
17.02.2026 47 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ARTÊŞA NETEWÎ Nobetgirtin (Zêrevanî) di Malbatan
17.02.2026 35 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ DI PERGALA AŞÎTIYÊ DE XIZMETÊN GIŞTÎ HEVKA
17.02.2026 31 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ PERWERDEHÎ Di Pergala Aşitiyê
17.02.2026 21 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
SÎSTEMA AŞTIYÊ: MODELA AVAYIYA SIYASÎ Û CIVAKÎ
17.02.2026 46 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
S E R O K HILBIJARTINA SEROKAN
17.02.2026 31 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Nîzama Aşitiyê Di Nîzama Aşitiyê
17.02.2026 28 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Rêveberiya Herêman NAVÇE Peyvên Sereke:
17.02.2026 16 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NÊRÎNEKE SOSYOLOJÎK LI SER SÛREYA ESRÊ
17.02.2026 18 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
APARTMANÊN SED-MALÎ: GUNDÊ NÛ
17.02.2026 40 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERGALA AŞÎTÎYÊ
17.02.2026 43 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 135
17.02.2026 496 Okunma
1 Yorum 17.02.2026 10:39
ZEKİ ALTUBOĞA
Qisseya Yûsuf: Ji Koletiyê Ber bi Dewletê,
16.02.2026 63 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 134
15.02.2026 733 Okunma
1 Yorum 15.02.2026 11:48
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 3
14.02.2026 982 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İÇİŞLERİ VE ADALET BAKANI ATAMASI
14.02.2026 140 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 133
13.02.2026 743 Okunma
1 Yorum 13.02.2026 13:18
Mete Firidin
Şehit ve Şahit
12.02.2026 489 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 132
12.02.2026 802 Okunma
1 Yorum 12.02.2026 08:20
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 131
11.02.2026 831 Okunma
1 Yorum 11.02.2026 10:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 130
10.02.2026 844 Okunma
1 Yorum 10.02.2026 07:52
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 129
9.02.2026 934 Okunma
1 Yorum 09.02.2026 11:29
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 128
8.02.2026 987 Okunma
1 Yorum 08.02.2026 08:25
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 127
7.02.2026 964 Okunma
1 Yorum 07.02.2026 11:12
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 126
6.02.2026 1054 Okunma
1 Yorum 06.02.2026 11:24
Hüseyin Bağdatlı
EPSTEİN DOSYASI HAKKINDA
5.02.2026 276 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 125
5.02.2026 1043 Okunma
1 Yorum 05.02.2026 12:18
Bahaeddin Sağlam
Bir İnce Ayar
4.02.2026 193 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 124
4.02.2026 1059 Okunma
1 Yorum 04.02.2026 11:52
Hüseyin Bağdatlı
ÇİN TEHLİKESİNE KARŞI TEDBİR ÖNERİLERİM
1.02.2026 380 Okunma
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 2
1.02.2026 1113 Okunma
2 Yorum 02.02.2026 15:19
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 123
1.02.2026 1045 Okunma
1 Yorum 01.02.2026 11:12
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 122
30.01.2026 1038 Okunma
1 Yorum 30.01.2026 11:40
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 121
29.01.2026 1286 Okunma
1 Yorum 29.01.2026 10:21
Hüseyin Bağdatlı
PERİNÇEK KİM? ASIL HEDEFİ NE?
28.01.2026 233 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 120
28.01.2026 1062 Okunma
1 Yorum 28.01.2026 11:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 119
27.01.2026 1127 Okunma
1 Yorum 27.01.2026 10:14
Hüseyin Bağdatlı
TRUMP IN YENİ SENARYOLARI.
25.01.2026 240 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İKTİDARI KUR'AN A DAVET EDİYORUM
25.01.2026 271 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
SOYGUN VAR
25.01.2026 259 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
CUMHURBAŞKANIMIZDAN RANDÖVÜ TALEP EDİYORUM
25.01.2026 257 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
MADURO TİYATROSU ve TÜRKİYE
25.01.2026 257 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 118
25.01.2026 1140 Okunma
1 Yorum 25.01.2026 13:16
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 117
24.01.2026 1201 Okunma
1 Yorum 24.01.2026 19:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 116
23.01.2026 1178 Okunma
1 Yorum 23.01.2026 12:37
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 115
22.01.2026 1159 Okunma
1 Yorum 22.01.2026 11:15