Bahaeddin Sağlam
İbn Haldun ve Bilimler
2.01.2026
1424 Okunma, 0 Yorum

 

İbn Haldun ve Bilimler

 

Çok değerli Hocam Prof. Dr. Niyazi Öktem, Yeni Arayış sitesinde bu konuda çok güzel ve çok gerekli bir yazı yazdı. Yazı hakkında kanaatimi sordu; ben, çok güzel fakat bilimsel eksiklikler var dedim. Evet, yazı çok güzel, İslam dünyasının sosyal değişimlerinin bir kısmını ve Müslümanların bilimlerdeki iflasını çok ustaca anlatmış. Bilimsel dayanağı da İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve bundan çıkan sosyal bir yasa.

Çok eski bilge alimler, bu diyalektiği, bedevi-medeni diyalektiği değil de vahşet-medeniyet diyalektiği olarak göstermişlerdir. Vahşet tarafına Yecüc-Mecüc (Gog-Magog) demişlerdir. Medeni tarafı da çift güçleri olan, yani soyut-somut, maddi-manevi gücü elinde tutan iki boynuzlu krallar olarak anlatmışlardır. Bu diyalektikten çıkan bilimsel yasaya da İbn Haldun gibi sosyal bir yasa değil de fiziki ve antropolojik bir afet demişlerdir.

İslam, diyalektiğe dayanır. İslam Peygamberi de benim çığırım, hayattaki sonsuz diyalektik yapılarda daima orta yol ve dengedir, demiş. Evet, bu denge gücü ile, sıfır imkanlarla kısa bir zamanda eski dünyanın çoğunu eline geçirdi. Peki neyi ve neleri dengeledi?

Cevap şudur: “İslam kelimesinin kökü, silm kelimesidir. Bu ise soyut mana ve deyim olarak, barış demektir. Somut manası da merdiven demektir. Çünkü merdiven, aşağı ile yukarıyı birleştirip barıştırıyor. İslam kelimesi, if’al kipinin altı farklı manasından en çok kullanılan, kök kelimeleri geçişli yapmaktan, barıştırma demek oluyor. Peki neyi barıştırıyor? En başta fakir ve zengini, soyut ile somutu, Doğu ile Batıyı, Musa ile İsa’yı, toplum ile bireyi, madde ile manayı, dünya ile ahireti, kadın ile erkeği ve en önemlisi de iman ile bilimleri barıştırıyor.

Tarihte birçok uç dinler, mezhepler ve siyasi akımlar hep var olmuştur. Semavi yani vahiy ile gelen dinlerin ise, (4/163; 42/13) Nuh’tan Muhammed’e kadar hepsinin ismi İslam’dır. Fakat şiddetli ihtiyaca binaen onlar da bazen uç olabiliyorlar. Şöyle ki:

Kur’an, İslamiyet’in, 4000 yıl öncesine dayanan Hz. İbrahim dininin aynısı olduğunu söylüyor. (22/78) Bu dinin ismi İslam’dır. İslam, bütün zıtları dengelemekle barıştırıp yaz ve kışı bahar yapmaktır. Hristiyanlığın, Budizmin ve daha sonra İslam Tasavvufunun ruhaniliği esas alması, Yahudiliğin ve İslam Fıkhının devlet ve şeriatı esas alması, tarihî mecburiyetten kaynaklanmış birer sapmadır. Yoksa onlar da aslında İslam idiler. (3/84) Evet, Yahudilik, özünde ve temelinde Musa ile Harun’un (şeriat ile velayetin) birliğidir. Hristiyanlık da özünde ve temelinde, Tevrat ile İncil’in (bilim, yasa ve ruhaniliğin) beraberliğidir. (Matta, 5)

İslam teslimiyet demektir, diye birçok yazar söylüyor. Ama bu, tam doğru değildir. İslam, irade-i külliye ile irade-i cüz’iyeyi barıştıran, tertemiz ekosistem ile kir üreten insan arasında temizliği birinci farz yapan; özellikle, sonsuz dosya olan Yaratan ile sınırlı dosyalar olan kullar arasındaki ahenk ve tevhidin ismidir.”

Devlet olarak değil de fikir ve inanç dünyası olarak Müslümanlar, ilk 300 sene bu dengeyi korudu. Aklı ve bilimleri esas alan Mutezile mezhebi, bunda çok etkindi. Sonra İmam Eş’ari çıktı, Sünniliği kurdu. Yani Mutezile ile ehl-i hadisin ortasını tutturmaya çalıştı. Ehl- hadis, aklı ve bilimleri tamamen reddediyordu. Dolayısıyla, Mutezile önderleri ya sürgün edildi. Veya öldürüldü. İşte o gün bugün bilimler, İslam dünyasında ölüdürler. Daha sonra İslam filozofları çıktıysa da Yunan felsefesinin özellikle Aristo’nun ötesine geçemediler. Çoğunlukla da Aristo’yu yanlış anladılar. Sonra 14. Asırda İbn Haldun sosyal bazı nedenleri yarı yarıya tespit edince, bilimlere aşık Avrupa ve bu çağdaki Müslümanlar onu baş tacı ediyorlar. Fakat bu konuda insanlık yine yanılıyor. İşte bu konuda insanlığı: Doğuyu da Batıyı uyandıracak şu dört kuralı burada yazacağız, ki Niyazi Hocamın yazısı da tamamlanmış olsun. Şöyle ki:

A- Bir kuralın bilimsel bir neden sayılması için, aynı nedenin her zaman aynı sonucu vermesi lazımdır. İbn Haldun diyor ki: Medeni insanlar rehavete kapılıyorlar. Ganimeti hedef yapan bedeviler her zaman onları yeniyorlar. Bu bir kanundur. İşte bu kanun, iki yönden yanlıştır.

1- Bunun bu şekilde sonuç verme oranı, yüzde ellidir. İlim olması için ise yüzde yüz aynı sonucu vermesi lazım. Mesela Türkler birçok sefer medeni Çin'e saldırdılar. Ama her seferinde Çinliler galip geldi. Mesela Türkler tekrarla Rusya’ya ve Avrupa’ya saldırdılar, ama daima yenildiler; yani ya Hristiyanlaştılar veya yok oldular. Mesela İran, Türk akımlarını daima kendi kültürü içinde eritmiştir.

2- Ayrıca bilimlerde hiçbir zaman, tek bir neden, sonucu doğurmak için yeterli değildir. Varlık ve hayat sibernetik ve yazılım olduğu için, genellikle en az üç veya beş sebep gerekir, bir bilimsel sonuç için. Mesela, yağmurun olması için denizler yeterli neden değildir. Bulutların aşılanması, hava basıncının uygun olması, iklimin çöl olmaması gibi başka nedenler de var.

Akadların Sümerleri ele geçirmesi, sadece bedevilik akını değildir. Din ve kültür de etkinlik göstermiş, ayrıca Sümerler tam devlet değillerdi. Her şehir özgür idi.

B- Marks ve Weber’in tespit ettiği gibi sosyal değişimlerde asıl faktör, bedevi-medeni değişimi değildir. Ekonomidir. O bile tek başına yeterli değildir. Nitekim Komünist dünya sadece bu nedene dayandığı için, sistem doğal olmadı, devam etmedi.

C- Arapların Orta Doğuyu ve Kuzey Afrika’yı fethetmesi, Selçukluların iktidarı Abbasilerden alması, Osmanlının Avrupa’nın içlerine kadar gitmesinin sebebi, bedevi-medeni diyalektiği değildir. Cihad denilen, İslam dinini yüceltme duygusudur. Dünyaya düzen verme sevdasıdır. Evet, ekonomik faktörler de var. Fakat asıl enerji imandan geliyor. Ayrıca Bizans o gün zaten çürümüştü. Yıkılması için bir bahane lazımdı.

D- Hegel zamanında yazılım bilinmiyorsa da o, zamanın ruhu dediği bir kavram ile sosyal sibernetiği yazmıştır. Mesela Amerika keşfi, Batı Aydınlanması, İslam’ın diyalektik ve bilimsel yapısından çıkıp hurafe dolu bir din haline gelmesi ve Teknoloji, bugünkü sosyal yapıyı doğurdu. Demek İbn Haldun’un bedevi-medeni diyalektiği ve buna dayanan sözde bilimsel tespiti, tam doğru değildir. Bilimsel kanun denebilecek kadar sağlam değildir.

Özetlersek: Batı, Kitab-ı Mukaddes'i tarih olarak değil de arketip ve soyut yasalar olarak okursa; İslam dünyası da dört elle Batının fen ve felsefesine sahip çıkarsa, dünya yeniden bir altın çağa girebilir.

31.12.2025/ Bahaeddin Sağlam

Yazı ile ilgili bir soru ve cevabı:

Değerli Hocam, yazı nasıl, olmuş mu? B. Sağlam

Eyvallah, yazı çok mükemmel, doğrusu tenkit edecek bir şey bulamadım. Sadece ben bazı Batılı kavramlardan hoşlanmıyorum. Mesela diyalektik kavramı Batılı bağlamdaki kullanımları hatırlatıyor. Onun için farklı bir kavramla ifade edilse daha iyi olur. Biz epeydir İslam bilim geleneğini kullanmadığımız için Arapça bir uygun kavram bulmakta zorlanıyoruz. Malum mantıkta diyalektik cedel diye ifade ediliyor ama metod olarak diyalektik cedel diye ifade edilse yanlış olur. Çok selam sevgiler.

Alpaslan Açıkgenç

Allah, başta insan olmak üzere varlığı zıtlarla geliştiriyor. Bir şeyin zıddı ve düşmanı ne kadar güçlü ve büyük ise o şeyi, kendi makamında, kendi boyutunda o kadar güçlü ve büyük yapıyor. Evet, Musa’yı Musa yapan Firavundur. Mehdiyi Mehdi eden, Deccaldır. Ve dindar, dinsiz bütün insanlar bu hakikati Diyalektik süreç deyimiyle ifade ediyorlar. Fakat yorumları farklı …

Bediüzzaman, 29. Söz de Remizli Nükte başlığı altında bu süreci şu beş kanun ile ifade ediyor: “Cem-i ezdad kanunu (Zıtların bir araya gelmesi yasası) → kanun-u mübareze (Diyalektik ve çatışma yasası) →kanun-u tagayyür → (Değişim yasası) kanun-u tekâmül → (Dönüşüm yasası) kanun-u imtiyaz. (Ayrışma yasası) …    B. Sağlam

Ne güzel ifadeler!

A. Açıkgenç

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 721 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 33 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 817 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 106 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 80 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 79 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 868 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 126 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 871 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 93 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 86 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 95 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 81 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 93 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 91 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 91 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 103 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 96 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 96 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 101 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 96 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 89 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 110 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 103 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 98 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1001 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1246 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 977 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 912 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 259 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 951 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 190 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1020 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1072 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1077 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1225 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1138 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05
Osman Aydın
30 AĞUSTOS DAVETİNDE GÖRÜNENİN ARDINDA NE VAR?
22.08.2026 249 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İSRAİL TÜRKİYE Yİ TEHDİT ETMİŞ
22.08.2026 339 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-258; Topluluğa nasıl ulaşılacak?
22.08.2026 1060 Okunma
1 Yorum 22.08.2026 09:30
Hüseyin Bağdatlı
UÇURUMUN KENARI
21.08.2026 255 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-257; Allah’a ittika ediniz…
21.08.2026 1131 Okunma
1 Yorum 21.08.2026 11:26
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-256; ey iman edenler
20.08.2026 1190 Okunma
1 Yorum 20.08.2026 07:37
Hüseyin Bağdatlı
ADİL SÖMÜRÜLÜYORUZ
19.08.2026 287 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 4
19.08.2026 1151 Okunma
1 Yorum 19.08.2026 07:22
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 14
18.08.2026 1047 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 3
18.08.2026 1246 Okunma
1 Yorum 18.08.2026 07:12
Hüseyin Bağdatlı
ÇARK DÖNMÜYOR ALİHAN
17.08.2026 279 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 2
17.08.2026 1430 Okunma
1 Yorum 17.08.2026 08:46
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 1
16.08.2026 1440 Okunma
1 Yorum 16.08.2026 06:16