Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 148
A’RÂF SÛRESİ 168-171.AYETLER TEFSİRİ
15.02.2002
597 Okunma, 0 Yorum

KUR’AN İŞLETMELERİ (8); 148. SEMİNER                   Üsküdar/ İstanbul, 15 ŞUBAT 2002 Cuma

Akevler İstanbul Kooperatifleri, Saat: 19.30

 

A’RÂF SÛRESİ – MUKAYESELİ TEFSİR ÇALIŞMASI

İSTANBUL’U NE YAPMALIYIZ?

 

168- Onları yeryüzünde ümmetler olarak kat’ ettik. İçlerinden sâlih olanlar vardır, bunun dûnunda olanlar vardır. Rücû ederler diye onları seyyiât ve hasenât ile belv ettik.

168- Onları yer yüzüne topluluklar olarak parçaladık. Onlardan iyi olanlar da var, kötü olanlar da vardır. dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denedik.

Bundan önce onlara “Bu karyeye girin.” denmişti. Burada da onların büyüyerek geniş topraklarda yerleşmelerini söylemektedir. Toplulukların kendi aralarından çıkardıkları başkanları olur. Bunlar ocak, bucak, il, ülke ve insanlık şeklinde teşkilâtlanmışlardır.

İbrani Krallığı Milattan Önce 1000’lerde en güçlü devlet olarak kurulur. Milada kadar etkisini sürdürür. İnsanlığa getirdiği yeni şeyler vardır.

1.        Başta, şeriat düzeni getirmiştir, yasa düzeni getirmiştir. Yöneticilerin yapmadığı, yöneticilerin de tâbi olduğu yasa düzeni getirmiştir.

2.        Harf yazısı ile okuma yazmayı yaygınlaştırmış, halk okullarının kurulmasına önder olmuştur.

3.        Devlet işletmelerini kurarak deniz ticaretinin yaygınlaşmasına ve deniz güvenliğinin sağlanması ile yeni uygarlığın doğmasına sebep olmuştur.

4.        Başka ulusları kendi dinlerine çağırmayarak, herkesi kendi dinlerinde serbest bırakarak lâiklik düzeninin yayılmasına, İslâmiyet ve Hıristiyanlık gibi birçok kavim ve devletleri içeren dinlerin doğmasına neden olmuştur. Bugün bunlara Budizm ve Brahmanizm de katılabilir. 

Daha sonra İbrani Devleti yıkılmış ama İbrani Uygarlığı yok olmamıştır. Hıristiyanlık ile genişlemiş ikinci uygarlığa dönüşmüştür. Ayrıca İbraniler yeryüzüne dağılmışlar ve oralara uygarlıklarını götürmüşlerdir. Böylece yeryüzünde teşkilâtlanarak dünya ticaretini ellerine geçirmişlerdir; hâlâ da ellerindedir.

“Onlardan sâlih olanlar vardır.” diyor. Cemi müzekkeri sâlim sigasını kullanmıştır. Yani, Allah İsrailoğullarına bir görev vermiş; yeryüzüne dağılarak yayılmak ve insanlar arasında ilişkileri düzenlemek. Bu görevlerini doğru olarak yerine getiren cemaatler vardır. Böyle olmayanlar da vardır. “İyilik de yaparlar, kötülük de yaparlar.” denmektedir.

“Onları hasenât ve seyyiât ile imtihan ettik.” diyor. Topluluklar iki şekilde imtihan edilirler. Ya krizler geçirirler, sıkıntılar geçirirler. Böylece eğer tevbe etmez, ıslah olmazlarsa helâk olup giderler. Bugünkü Türkiye böyledir. Yahut, Allah bolluk ve bereket verir. Onlar ya bu nimetlerinin kadrini bilir hasenât yaparlar veya varlıkları ile şımarıp azarlar. Varlıklarını kötülüklerde kullanırlar ve yine helâk olurlar. Bugünkü Amerika böyle bir imtihandadır.

Türkiye’deki inanmış halk bundan 30 sene evvelline kadar kötülüklerle imtihan olunmuştur. 2000 yılına kadar hasenâtla imtihan olundular.

Demek ki, herkes her zaman imtihandadır.

Biz Adil Düzen yolcuları da her zaman böyle imtihanlarla karşı karşıya kalacağız.

Sıkıntılarımız olacaktır; bakalım dayanacak mıyız?

Bolluklarımız olacaktır; bakalım şımarmayacak mıyız?

“Rücû etsinler diye...” bu imtihanları yaptığını söylüyor, Allah. Yani, kötülükleri bıraksınlar diyor. Nereye rücû edeceğiz? Kur’an’a rücû edeceğiz. Asr-ı Saadete rücû edeceğiz. Kötü alışkanlıklarımızı terk edecek, bozduğumuz şeriatı yeniden düzenleyeceğiz. Bu eskisinin aynısı olmayacaktır. Daha ileri bir düzen olacaktır. Eski iyilere dönmek, eski kötüleri bırakmak. Batılılar buna “rönesans” demişlerdir.

Bizim rönesansımız ne olacaktır?

Müslümanlar ilk dört asır içinde içtihat ve icmalarla Kur’an’ı anlayarak hayatlarını düzenlediler. Sonra içtihat kapılarını kapattılar, yeni icmaları kâle almadılar. Bozuldular bozuldular, sonunda başka ulusların mukallidi olarak yok olmaya gittiler.

O halde şimdi biz ne yapacağız?

Kur’an’ı yeni içtihatlarla ve yeni icmalarla yeniden anlayacağız. Biz babalarımızı taklit etmeyeceğiz. Onlardan öğrendiklerimizi kendi mutfağımızda pişireceğiz.

 

169- Onların arkasından bir halef hulfet etti. Kitaba vâris oldular. Bu ednânın arazını aldılar. Mağfiret olunacağız dediler. Misli bir araz gelse onu da ahzediyorlardı. Onlardan Kitab’ın mîsâkı ahz olunmamış mı idi? Allah’a hak dışında bir şey kavl etmeyeceklerdi ve içindekileri ders edeceklerdi. İttika edenler için âhiret hayatı daha hayırdır. Akletmiyor musunuz?

169- Onların arkasından onların yerine geçenler geldiler. Yazıtı onlardan aldılar. Bu yakının geçicilerini alıyorlardı. Bağışlanırız diyorlardı. Bir o denli daha gelse onu da alırlardı. Onlardan Yazıt’ın sözü alınmamış mı idi? Allah üzerinde gerçek dışında olanları söylemeyeceklerdi ve içindekileri okuyacaklardı. Öte yaşayış korunanlar için daha iyidir. Usunuza vurmuyor musunuz?

Allah peygamberleri gönderir. Onlarla çetin çekişmeler sonunda şeriat düzenini kurar. O düzen sayesinde topluluk refaha erer. Sonra onlar o refahtan dolayı şımarırlar. Zevke ve sefaya dalarlar. Meşru olmayan yolları tutarlar. Helal olarak kazandıklarını kötü yollarda kullanmaya başlarlar. Bu da yetmez, meşru olmayan yollarla kazanmayı da tabiî karşılarlar ve o kazançlarını da israfta kullanırlar.

Demek ki, topluluklar safha safha bozulmaya başlar. Önce, Kitap sayesinde, düzen sayesinde refaha ulaşır, o çileli hayatın mirasçısı olurlar. Sonra da onları kötü yollarda kullanmaya başlarlar. Bunu yaparken de; “Allah bizi affeder!” derler. Zaruretten dolayı bunu yaptıklarını söylerler. Oysa, bir misli, birkaç misli daha gelse onu da alırlar.

Burada bize içtihatlarda zaruri olanları anlatmaktadır. Bir insan dağ başında aç kalırsa domuz eti yiyecektir ama, karnı doyacak kadar yiyecektir. Susuz kalmışsa şarap içecektir ama, susuzluğunu giderecek kadar içecektir. Bu hareketlerini kendisine zevk için yapmayacaktır. En kısa zamanda bundan kurtulmaya çalışacaktır. Oysa, günümüzdeki insanlar ne yapıyorlar? Önce, zarurettir diye haram kazancı kendilerine meşru yapıyorlar, sonra da artırmak için hareket ediyorlar.

Bu faizli düzende büyük servetlerin peşinde koşanları bu âyet ne kadar güzel tasvir etmektedir. Türkiye’de Müslüman olduklarını iddia eden tarikatçılara, siyasilere, iş adamlarına ne kadar açık ifade ile cevap vermektedir. Servetlerini “Herkese Aş - Herkese İş” için harekete geçirmeleri gerekirken; lüks hayat için, zenginlerin zevk ve sefası için faaliyettedirler!.. Allah böylelerini gafletten uyandırsın.

“Allah üzerinde gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerdi ve oradakileri ders edeceklerdi.” diyor. Topluluk zenginleşince Kitabı bırakır, onun yerine uydurma fetvalarla hayatını düzenlemeye başlar. Kur’an’ın içine girip karşılaştıramayınca; onun üzerinde düşünmeyi yasaklarlar. Hadislere sarılır; çünkü orada uydurma hadisler üretilebilmektedir. Fıkıh kitaplarına, ilmihallere, tarikat şeyhlerinin hikâyelerine sarılırlar.

Bunu niçin yaparlar? Çünkü artık israfa başlanmıştır, artık haram kazanç meşru olmuştur. Din adamları ve ilim adamları da bu israfa ve bu zevke ortak olmak için onlara göre fetvalar üretirler. Kur’an ne güzel bir şekilde günümüzü tasvir etmektedir.

“İttika edenler için âhiret daha hayırdır.” Haramda gözünüz olmamalıdır. Hayatınızı zaruri şartlar içinde geçireceksiniz ama harama el uzatmayacaksınız.

Demek ki, bu Kitap bize şunu söylüyor:

1.        Ne kadar sıkıntıda olursanız olun, sabredeceksiniz ve haramda gözünüz olmamalıdır. O zaman siz fukara-i sâbirînden (sabreden fakirlerden) olursunuz. Âhiret sizin içindir.

2.        Varlıklı hâle geldiğinizde israf etmeyeceksiniz. Varlığınızı diğer insanların iş bulabilmeleri için yatırıma gideceksiniz. Lüks hayattan kaçınacaksınız. O zaman da agniya-ı şâkirînden (şükreden zenginlerden) olacaksınız.

“Düşünmüyor musunuz?” ifadesi çok önemlidir. İsrail oğullarından bahsediyor. “Düşünmüyorlar mı?” demesi gerekirken; “Düşünmüyor musunuz?” diyor. Yani, Allah diyor ki; Ben bunları sizin düşünmeniz için söylüyorum, siz ders alasınız ve siz böyle yapmayasınız diye söylüyorum.

Düşünmede en önemli husus “kıyas”tır, benzetmedir. Fıkıh ilmi kıyasa dayanır. Kıyasın başında geçmişteki hâdiselerden ders almak gelir. Bu sûre içtihat ve icmâ sûresidir. Musa aleyhisselâmın hikâyesini anlatmış, İbranilerin oluşmasını hikâye etmiştir. Bize ibret almamızı emretmiştir.

Burada iki kıraat vardır: “Efelâ Ya’kılûn/ Akletmiyorlar mı?”; “Efelâ Ta’kılûn/ Akletmiyor musunuz?” Burada içtihatla ilgili bir husus olduğu için kıraatler hakkında bilgi verelim. Hazreti Peygamber âyetlerin bazılarını değişik şekilde okumuştur. Fatiha Sûresi’ni okurken; “Mâliki yevmi’d-dîn” de demiştir, “Meliki yevmi’d-dîn” de demiştir. Her iki kıraat da yaygın olmuştur. Sahâbelerden bir kısmı öyle, bir kısmı öbür türlü okumuştur. Bu kıraatler üç derecededir.

1.        Mütevatir kıraattir ki, Hz. Peygamber’in onu öyle okuduğu kesindir. İtiraz eden de yoktur. Bunlara inanmak gerekir. Bunlardan bir kısmını inkâr etmek Kur’an’ı inkârdır. Hz. Osman’ın Mushafı öyle yazılmıştır ki, her iki kıraat da okunabilir. Mesela, “Ya’lamûn” ile “Ta’lamûn” böyledir. Üstte iki nokta koyarsanız “Ta’lamûn” olur, altta iki nokta koyarsanız “Ya’lamûn” olur. Osman’ın Mushafı’nda bir şey konmamıştır. Dolayısıyla iki türlü okunabilir. O zaman noktalama yok idi. Bu da ilâhî bir rahmettir.

2.        Meşhur rivayetler vardır. Sahâbeler öyle okumuşlardır. Bu hususta kesin delillerimiz var ama, Hz. Peygamber’in öyle okuduğuna dair delilimiz yok. Önce, bu Kur’an’dan değildir, bu Kur’an’dır diyen Kur’an’a inanmamış olur. Namazda böyle okuyanların namazı fasit olur. Böyle kıraatlerle amel etmek farz da değildir. Ama amel etmek caizdir. Zayıf hadis gibi kabul edilebilir. Meşhur hadis bundan daha kuvvetlidir. Orada amel vaciptir. Bunda caizdir. Çünkü rivayette hata olduğu kesin, Kur’an olmayan Kur’an diye rivayet edilmiştir.

3.        Haber-i vâhid yani sahâbelerin de böyle kıraat ettikleri kesin değildir. Bu Kur’an’dan olmadığı gibi böyleleri ile amel etmek de caiz değildir.

Şimdi bizim “Ya’kılûn” ve “Ta’kılûn” kıraatleri mütevatirdir. İkisi de Kur’an’dandır.

Âyet tek olmakla beraber, hükümde iki âyet gibidir. Yani, bu âyet hem İsrail oğullarına, “Düşünmüyor musunuz?” diyor, hem bize “Düşünmüyor musunuz?” diyor. Bize olan emriyle bize kıyası emretmiş oluyor, olaylardan ders almamızı emrediyor. İçtimai hâdiselerin de kanunlarının olduğunu bildiriyor.

 

170- Kitab’a temessük eder, salâtı da ikame ederlerse, biz muslihlerin amellerini zâyi etmeyiz.

170- Yazıt’a tutunur, toplantıyı da yaparlarsa, biz uygun işler yapanların karşılığını çürütmeyiz.

Şimdi genel bir kural getirmektedir. İster sizden, ister onlardan olsun; “Kitab’a tutunur da toplantılara devam ederlerse, biz onların karşılıklarını çürütmeyiz.” diyor. Burada “ellezîne”de cins isim mânâsı vardır. Müzekker-i sâlim olduğu için ayrı değil birlikte yapmaları gerekmektedir.

İşte bu sebeple ben her hafta İzmir’den buraya geliyorum.

Kitab’a tutunmak ilkesi”ni getirmektedir. Bizim için artık ana kaynak Kitap’tır. Biz Kitab’ı anlamak için Sünnete muhtacız. Biz gerek Sünneti, gerekse Kitabı öğrenmek için geçmiş müçtehitlere muhtacız. Onları öğreneceğiz ama, biz sorunlarımızı Kur’an’la çözeceğiz. Hazreti Peygamber zamanında Sünnet yetiyordu. Dört Halife zamanında da Sünnet yeter gibi oldu. Ama sonra devir değişti. Yeni sorunlar çıktı. Âlimler Sünnete ve Kitaba dayanarak ilk içtihatlarını yaptılar. İçtihat ve icmâ yollarını koydular. Biz o yolları onlardan öğreneceğiz. Ama Kur’an’ı yeniden anlayacağız.

Bizim ana kaynağımız Kur’an’dır.

Onun için burada sadece “Kitaba temessük ettiler.” diyor. Halbuki yukarıda, “Ümmî nebi resûle tâbi oldular.” diyor. Demek ki, biz Resûle Kur’an’ı anlamada tâbi olacağız. Yoksa kendisine tâbi olmayacağız. Bu inceliği anladıktan sonra işimiz kolaylaşır. Hz. Peygamber diyor ki; “Benden sonra size pek çok hadisler rivayet edilecektir. Onları Kitab ile karşılaştırın, uyuyorsa kabul edin, uymuyorsa reddedin.” Diyanet İşleri Başkanlığı 250 hadis yayınlamış ve bu hadisin yarısını almış, diğer yarısını işine gelmediği için atmış. Putperestliğe nasıl meyilli olduğumuz açıkça görülüyor. “Hadisler Kur’an’a uymuyorsa atın.” diyememiş, çünkü Kur’an dışında şâri’ kabul ediyor.

“Salâtı ikame ederlerse.” diyor. Bakınız, burada “Yusallûn/ Namazı kılarlar.”demiyor; “Salâtı ikame ederlerse.” diyor. Çünkü “salât” bir kurumdur, onu kurmamız ve işletmemiz gerekir. “İkame ederler” diyor, “salât”ı müfred kullanıyor. O halde namaz cemaatle kılınacaktır.

Namaz bir müessesedir. Günde beş defa bir araya geleceğiz, birlikte okuyacak, birlikte dua edecek, istişare ederek dağılacağız. Bu birleşme ve ayrılma bizi bir vücut hâline getirecektir. Mescit bir kalp gibidir. İnsanları toplar dağıtır, toplar dağıtır. Başka hiçbir şey yapmasak bile, bir araya gelip dağılırsak, bir vücut oluruz. Kalp başka bir iş yapıyor mu? Hayır. Sadece kanı toplar ve gönderir. Bütün işi bundan ibarettir. Ama kalp dursa insan ölür.

Namaz burada marifedir. Gelişigüzel bir dua değildir. İşte bu işi yapabilmemiz için siteye ihtiyacımız vardır. Kadınların ve çocukların da katıldığı ve orada her namazda Kur’an’ın mealinin ve yorumlarının okunduğu gün Adil Düzen tarikatını kurmuş olursunuz, dünya sizin olur. Allah’ın onu bize nasip etmesi için evinizde birlikte namaz kılın ve bir sayfa da olsa, bir âyet de olsa namazdan önce veya sonra Kur’an’ın mealini okuyunuz.

“Biz muslihlerin ecrini zâyi etmeyiz.” diyor. Kitap niçin okunacak? Günde beş defa toplantı niçin yapılacak? Muslih olmak için. Muslih demek, uygun işler yapan demektir. Biz bir araya geldiğimizde, Kitabı okuduğumuzda, birbirimizin ne düşündüğünü ve ne yaptığını biliriz. Biz işimizi ona göre ayarlar, onunla birbirimizi tamamlarız. Cuma günü akşamleyin toplanıldığını bilirsem ve benim birisiyle işim varsa, o gün gelir onunla görüşüm. Benimle işi olan da o gün gelir ve benimle görüşür. İnsanlar işlerini o topluluktakilerle görmeye başlar, sonunda sonuç alınır. Böylece birbirine uygun işler yapmaya başlarlar. Bereketi artar ve me’cur olurlar.

Bu çalışmalarımızın ücretleri ne olacaktır? Âhiretteki ücretin yanında bu dünyada da bereketini görmüş olacaksınız. Allah buradan vermeyebilir ama, buranın bereketi ile başka yerden verir. Ama o zaman unutursunuz!

Buraya gelen kardeşlerimiz vardır. Onlardan bir kısmı işleri bozulduğu için burasını bıraktılar! Bir kısmı ise işleri fazla düzeldiği için bıraktılar! Onlar imtihanı kazanamadılar. O kardeşlerimiz iyi insanlardır. Geleceklerini bekliyoruz. Sizler onlarla ilişkilerinizi sürdürünüz. İstenmez olduğunuzu hissettiğiniz zaman, bırakırsınız.

 

171- Hani fevklerine cebeli sanki zülle imiş gibi ref ettik. Cebel kendilerine vâki’ olacakmış zannettiler. Size îta ettiğimizi kuvvetle ahzedin ve ittika edesiniz diye içinde olanı zikredin.

171- Onların üzerlerine gölge imiş gibi dağı dikmiştik. Dağın kendilerine düşeceğini sanmışlardı. Sıkı bir biçimde size verdiğimizi alın ve korunasınız diye içinde olanı anlayın.

Bize nereden nereye gelindiğini hatırlatmak için söylemektedir. Biz İbranilerin devlet kurma macerasını Tur-i Sina’da Tevrat’la başlattık, buraya getirdik, diyor. Allah bunu Mekke’de anlatıyor. Benzer maceraların kendileri için de sözkonusu olduğuna işaret ediyor. Evet, Hz. Musa’nın hikâyesi ile Hz. Muhammed’in hikâyesi benzerdir.

Burada işaret edilen başka bir husus da vardır. İbraniler Mısır’da dağların olmadığı bir yerde büyümüşlerdi. Sina Çölü’ne gelince bir dağın eteğinde yerleştiler. Onlar dağı yadırgadılar ve korktular. Parçalanıp üzerlerine düşeceğini sandılar. Müslümanlar da sonra değişik ülkelere gittiler. Alışmadıkları bir hayat gördüler. Mekkeliler Medine’de bile sıkılmışlardır. Yeni bir yere alışıncaya kadar sıkıntı çekilir. Ama sonra artık geri bile dönülmez. Bizim hayatımızda da böyle şeylerle karşılaşacağız. Şimdi kötülüklere alışmışız, acımıyor, sancımıyor. Başka yere gittiğimizde sıkıntılar başlar. Kentleşme de aynıdır.

İstanbul’a gelen Anadolu halkı daha kentleşemedi. Çünkü hâlâ dağınıktırlar. Diğer insanlar onlar için ormanlardaki ağaçlar gibidir. Anadolu halkının kentleşmesi için şehrin dışında “Dinlenme Evleri”ni kurmalıdırlar, özellikle aile yaşayışlarını oraya kaydırmalıdırlar. Kent sadece iş hayatı için olacaktır. İşlerde yine her grubun kendi işyerleri olacaktır. O zaman yeni uygarlık doğar. “Kasaba uygarlığı”nın yerini “şehir uygarlığı” alır. Şehirde toplandık ama daha şehirli olamadık. Onun için İstanbul’a “büyük köy” denmektedir.

 

İSTANBUL’U NE YAPMALIYIZ?

1.        İstanbul’un nüfusu 12 milyon civarındadır. Bu nüfus artmamalıdır. Azaltmaya da çalışmamalıyız. Bu nüfusu bu dengede tutabilmemiz için İstanbul’daki yatırımlara artık yeni kredi verilmemelidir. Kredi Anadolu’ya kaydırılmalıdır.

2.        İstanbul’un çevresi plânlanmalıdır. 12 milyon kişiye göre birer dönümlük dinlenme sahaları tesis edilmelidir. Bunlar 1000’er hanelik siteler olmalıdır. Ya 1000’er metrekarelik bahçeli ahşap villalar, ya da 100’er dairelik her katta 10 daire olan bloklar yapılmalıdır. 10 blok ile bir site oluşturulmalıdır. 100 dönümde bir blok yerleştirilmeli, bir kilometrekarede bir bucak kurulmalıdır.

3.        İstanbul yeniden plânlanmalıdır. Yeni plânlamada aşağıdaki hususlar nazarı itibara alınmalıdır.

Önce, İstanbul Anadolu ve Rumeli yakası olarak ikiye ayrılmalı, ikisi ayrı ayrı plânlanmalıdır. Sonra, İstanbul’un her iki yakısı 10’a yakın illere ayrılmalıdır. İstanbul bölge merkezi olarak kalmalıdır. Burası Eminönü, Fatih, Beyoğlu gibi ilçeler olmalıdır. Bu ilçelerde üretim kesinlikle yasaklanmalıdır. Burada gece iskânı da yasaklanmalıdır. Burada;

1-        İnsanlık için dinî site oluşturulmalı, dünyadaki bütün dinlerin merkezleri burada birer bucak kurabilmelidir.

2-        İlmi merkez olmalıdır. Burada dünyanın üniversiteleri kurulabilmelidir. Her üniversite bir bucağa sahip olmalıdır.

3-        Dünyanın bütün düşünürleri ve siyasileri gelip rahatlıkla ikamet edebilmeli, parti merkezlerini yapabilmelidir.

4-        Nihayet, burası dünyanın Açık Pazar Ticaret Merkezi olmalıdır.

İstanbul’un diğer illeri ise kendilerine göre teşkilâtlanacaklardır. 

Tüm altyapı hizmetleri bedava olmalıdır. Araçlara binip inmek bedava olmalıdır.

Önce araç ve kişi seferleri bedava olmalıdır. Şehir içinde kimse ücret ödememelidir. Metrolar yapılacak ama, şimdikinin iki misli genişliğinde yapılacak, arabaları da taşıyacaktır. Bu arabalar da bedava taşınacaktır. Yani, kişi kamyonuyla Gebze’de binecek, Silivri’de inecektir.

Helikopter seferleri olacak, halk bedava binip inecektir.

Otobüs ve minibüs seferleri olacak, halk bedava binip inecektir.

“Böyle şehir olur mu?” diyeceksiniz. Olur; yeter ki Adil Düzene göre plânlansın.

İstanbul’un böyle olması için ne yapacağız?

Önce, “İstanbul İmar Senedi”ni çıkaracağız. Bugünkü mülk sahiplerine vereceğiz. Sonra mülklerini alacağız. Yeni projeler yapacağız. Onu da yeni senetleri satarak yapacağız. Mülkiyet statüsünden yararlanma mülkiyeti ile işletme mülkiyetini ayıracağız. Yararlanma mülkiyeti serbest, ama işletme mülkiyeti yalnız ekibe ve ehil olan kimselere verilecektir. Yani, işletmeler cirodan kiraya verilecek, mal sahiplerinin kirası ödenecek, belediye de kendi payını cirodan alacaktır. Belediye işte o gelirle taşıma hizmetlerini bedava yapacaktır.

Yeterli ciroyu sağlayamayan kimse ile işyeri akdi sona erdirilecektir. Belediye taşınmazları alıp satacak ve böylece kimse mağdur edilmeyecektir. Hangi fiyatla alıyorsa o fiyatla satacaktır. Bugünkü belediye bugünkü mevzuatla bunu yapabilir mi? Evet, yapar. Kanunlar tamamen müsaittir. Görevlilerin kafası müsait değildir. Onlara anlatmak da bizim vazifemiz olur.

İçimizden biri çıkacak; “Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım!” diyecek ve proje hazırlamaya başlayacak. Allah bir gün onu oraya getirir.

Eğer gelecekte nasıl olacağı hususunda Kur’an’dan istidlâller yaparsak, bu istidlâlimiz de doğru ise o öyle olur.

Böylece bu sûrede anlatılan Hz. Musa’nın hikâyesi burada bitti. Bu sûrede;

1-    Önce, Adem aleyhisselam anlatıldı. Bu insanların göçebe dönemini anlatıyordu. Bu zamanda topluklar yasalarla değil, yönetici kararları ile yönetiliyordu.

2-    Sonra, Hz. Nûh geldi, topluluklar başkanların koyduğu kararlarla yönetildi.

3-    Sonra; Hz. Musa geldi, topluluklar Allah’ın koyduğu şeriat veya meclislerin kanunları ile yönetildi. Başkanlar sadece uygulayıcı oldu.

4-    Kur’an döneminde ise halk yönetimi oluştu. Yasaları da bizzat halk doğrudan doğruya kendisi yaptı. Bunu dört şekilde gerçekleştirdi.

1)      Herkes kendi yasalarını içtihadıyla kendisi yaptı.

2)      Topluluklar sözleşmeleriyle kendi yasalarını kendileri yaptı.

3)      Yerinden yönetimle ocak ve bucak yönetimlerinde başkanlar istişare ile kamu yasalarını koydular ama kişilere göç imkânı sağlandı, dolayısıyla kişi kendisinin benimsediği ocak ve bucakta yaşamaya başladı.

4)      Nihayet, çıkan nizaları sözleşmelerin yorumlarını hakemlerden oluşan tarafsız ve bağımsız yargı çözmeye başladı.

Bu sûrede bu üç peygamberler gurubunu anlattı. Dördüncüsüne devam edecektir. Asıl “Kur’an Düzeni” bundan sonra kurulmuş olacaktır. I. Kur’an Medeniyeti öğrenim çağıdır, insanlığın staj çağıdır. 

Yazan ve Anlatan: SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yayına Hazırlayan: REŞAT NURİ EROL

 

 






Tüm Seminerler
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1130
En'âm Suresi Tefsiri 77-79. Ayetler
21.08.2021 834 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1129
En'âm Suresi Tefsiri 74-76. Ayetler
14.08.2021 551 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1128
En'âm Suresi Tefsiri 72-73. Ayetler
7.08.2021 560 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1127
En'âm Suresi Tefsiri 71. Ayet
31.07.2021 185 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1126
En'âm Suresi Tefsiri 66-70. Ayetler
24.07.2021 324 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1125
En'âm Suresi Tefsiri 61-65. Ayetler
17.07.2021 260 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1124
En'âm Suresi Tefsiri 52-55. Ayetler
10.07.2021 245 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1123
En'âm Suresi Tefsiri 45-51. Ayetler
3.07.2021 255 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1122
En'âm Suresi Tefsiri 40-44. Ayetler
26.06.2021 271 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1121
En'âm Suresi Tefsiri 35-39. Ayetler
19.06.2021 296 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1120
En'âm Suresi Tefsiri 31-34. Ayetler
12.06.2021 288 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1119
En'âm Suresi Tefsiri 26-30. Ayetler
5.06.2021 319 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1118
En'âm Suresi Tefsiri 20-25. Ayetler
29.05.2021 354 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1117
En'âm Suresi Tefsiri 13-19. Ayetler
22.05.2021 336 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1116
En'âm Suresi Tefsiri 7-12. Ayetler
15.05.2021 358 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1115
En'âm Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
8.05.2021 339 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1114
Kasas Suresi Tefsiri 86-88. Ayetler
1.05.2021 340 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1113
Kasas Suresi Tefsiri 83-85. Ayetler
24.04.2021 364 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1112
Kasas Suresi Tefsiri 79-82. Ayetler
17.04.2021 409 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1111
Kasas Suresi Tefsiri 76-78. Ayetler
10.04.2021 405 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1110
Kasas Suresi Tefsiri 72-75. Ayetler
3.04.2021 357 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1109
Kasas Suresi Tefsiri 68-71. Ayetler
27.03.2021 744 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1108
Kasas Suresi Tefsiri 61-67. Ayetler
20.03.2021 406 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1107
Kasas Suresi Tefsiri 57-60. Ayetler
13.03.2021 439 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1106
Kasas Suresi Tefsiri 52-56. Ayetler
6.03.2021 472 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1105
Kasas Suresi Tefsiri 47-51. Ayetler
27.02.2021 503 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1104
Kasas Suresi Tefsiri 43-46. Ayetler
20.02.2021 497 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1103
Kasas Suresi Tefsiri 38-42. Ayetler
13.02.2021 522 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1102
Kasas Suresi Tefsiri 33-37. Ayetler
6.02.2021 550 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1101
Kasas Suresi Tefsiri 29-32. Ayetler
30.01.2021 670 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1100
Kasas Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
23.01.2021 1296 Okunma
4 Yorum 28.02.2021 11:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1099
Kasas Suresi Tefsiri 21-25. Ayetler
16.01.2021 689 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1098
Kasas Suresi Tefsiri 16-20. Ayetler
9.01.2021 666 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1097
Kasas Suresi Tefsiri 12-15. Ayetler
2.01.2021 900 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1096
Kasas Suresi Tefsiri 7-11. Ayetler
26.12.2020 933 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1095
Kasas Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
19.12.2020 1244 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1094
Neml Suresi Tefsiri 89-93. Ayetler
12.12.2020 1083 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1093
Neml Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
5.12.2020 776 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1092
Neml Suresi Tefsiri 76-82. Ayetler
28.11.2020 1025 Okunma
1 Yorum 29.11.2020 17:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1091
Neml Suresi Tefsiri 67-75. Ayetler
21.11.2020 1146 Okunma
1 Yorum 26.11.2020 17:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1090
Neml Suresi Tefsiri 63-66. Ayetler
14.11.2020 769 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1089
Neml Suresi Tefsiri 59-62. Ayetler
7.11.2020 766 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1088
Neml Suresi Tefsiri 54-58. Ayetler
31.10.2020 1028 Okunma
1 Yorum 03.11.2020 17:20
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1087
Neml Suresi Tefsiri 45-53. Ayetler
24.10.2020 1085 Okunma
1 Yorum 24.10.2020 22:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1086
Neml Suresi Tefsiri 41-44. Ayetler
17.10.2020 802 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1085
Neml Suresi Tefsiri 36-40. Ayetler
10.10.2020 854 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1084
Neml Suresi Tefsiri 27-35. Ayetler
3.10.2020 1201 Okunma
2 Yorum 11.10.2020 20:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1083
Neml Suresi Tefsiri 20-26. Ayetler
26.09.2020 2224 Okunma
5 Yorum 03.10.2020 19:37
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1082
Neml Suresi Tefsiri 15-19. Ayetler
19.09.2020 1385 Okunma
3 Yorum 03.10.2020 18:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1081
Neml Suresi Tefsiri 12-14. Ayetler
12.09.2020 1277 Okunma
2 Yorum 13.09.2020 15:00
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1080
Neml Suresi Tefsiri 7-11. Ayetler
5.09.2020 1374 Okunma
2 Yorum 06.09.2020 15:55
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1079
Neml Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
29.08.2020 1509 Okunma
2 Yorum 30.08.2020 20:43
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1078
Şuara Suresi Tefsiri 224-227. Ayetler
22.08.2020 1732 Okunma
3 Yorum 23.08.2020 21:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1077
Şuara Suresi Tefsiri 213-223. Ayetler
15.08.2020 1418 Okunma
4 Yorum 16.08.2020 18:26
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1076
Şuara Suresi Tefsiri 203-212. Ayetler
8.08.2020 1684 Okunma
6 Yorum 09.08.2020 19:55
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1075
Şuara Suresi Tefsiri 192-202. Ayetler
1.08.2020 1575 Okunma
5 Yorum 06.08.2020 19:32
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1074
Şuara Suresi Tefsiri 176-191. Ayetler
25.07.2020 1655 Okunma
3 Yorum 26.07.2020 16:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1073
Şuara Suresi Tefsiri 160-175. Ayetler
18.07.2020 1617 Okunma
3 Yorum 20.07.2020 11:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1072
Şuara Suresi Tefsiri 141-159. Ayetler
11.07.2020 1396 Okunma
2 Yorum 12.07.2020 15:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1071
Şuara Suresi Tefsiri 123-140. Ayetler
4.07.2020 1567 Okunma
3 Yorum 11.07.2020 03:35
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1070
Şuara Suresi Tefsiri 105-122. Ayetler
27.06.2020 1377 Okunma
2 Yorum 28.06.2020 18:12
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1069
Şuara Suresi Tefsiri 92-104. Ayetler
20.06.2020 2150 Okunma
4 Yorum 21.06.2020 19:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1068
Şuara Suresi Tefsiri 83-91. Ayetler
13.06.2020 1635 Okunma
1 Yorum 14.06.2020 16:25
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1067
Şuara Suresi Tefsiri 69-82. Ayetler
6.06.2020 1887 Okunma
3 Yorum 08.06.2020 14:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1066
Şuara Suresi Tefsiri 53-68. Ayetler
30.05.2020 1996 Okunma
3 Yorum 31.05.2020 16:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1065
Şuara Suresi Tefsiri 45-52. Ayetler
23.05.2020 2127 Okunma
3 Yorum 29.05.2020 18:08
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1064
Şuara Suresi Tefsiri 34-44. Ayetler
16.05.2020 1447 Okunma
1 Yorum 17.05.2020 15:50
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1063
Şuara Suresi Tefsiri 23-33. Ayetler
9.05.2020 1572 Okunma
1 Yorum 10.05.2020 08:19
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1062
Şuara Suresi Tefsiri 10-22. Ayetler
2.05.2020 1672 Okunma
2 Yorum 13.05.2020 21:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1061
Şuara Suresi Tefsiri 1-9. Ayetler
25.04.2020 2217 Okunma
2 Yorum 14.05.2020 18:52
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1060
Furkan Suresi Tefsiri 73-77. Ayetler
18.04.2020 1828 Okunma
2 Yorum 15.05.2020 16:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1059
Furkan Suresi Tefsiri 68-72. Ayetler
11.04.2020 2142 Okunma
3 Yorum 16.05.2020 16:02
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1058
Furkan Suresi Tefsiri 60-67. Ayetler
4.04.2020 1783 Okunma
2 Yorum 18.05.2020 16:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1057
Furkan Suresi Tefsiri 53-59. Ayetler
28.03.2020 2307 Okunma
5 Yorum 19.05.2020 16:27
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1056
Furkan Suresi Tefsiri 45-52. Ayetler
21.03.2020 1873 Okunma
2 Yorum 20.05.2020 16:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1055
Furkan Suresi Tefsiri 41-44. Ayetler
14.03.2020 2030 Okunma
2 Yorum 21.05.2020 16:36
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1054
Furkan Suresi Tefsiri 35-40. Ayetler
7.03.2020 2105 Okunma
2 Yorum 22.05.2020 16:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1053
Furkan Suresi Tefsiri 30-34. Ayetler
29.02.2020 2155 Okunma
2 Yorum 23.05.2020 15:57
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1052
Furkan Suresi Tefsiri 21-29. Ayetler
22.02.2020 2366 Okunma
3 Yorum 24.05.2020 16:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1051
Furkan Suresi Tefsiri 17-20. Ayetler
15.02.2020 2172 Okunma
2 Yorum 30.05.2020 17:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1050
Furkan Suresi Tefsiri 10-16. Ayetler
8.02.2020 2370 Okunma
2 Yorum 09.02.2020 11:38
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1049
Furkan Suresi Tefsiri 4-9. Ayetler
1.02.2020 2240 Okunma
1 Yorum 03.02.2020 07:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1048
Furkan Suresi Tefsiri 1-3. Ayetler
25.01.2020 1917 Okunma
1 Yorum 26.01.2020 06:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1047
Nur Suresi Tefsiri 62-64. Ayetler
18.01.2020 1914 Okunma
1 Yorum 25.01.2020 07:13
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1046
Nur Suresi Tefsiri 61. Ayet
11.01.2020 2272 Okunma
1 Yorum 13.01.2020 08:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1045
Nur Suresi Tefsiri 58-60. Ayetler
4.01.2020 2003 Okunma
1 Yorum 05.01.2020 08:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1044
Nur Suresi Tefsiri 53-57. Ayetler
28.12.2019 2026 Okunma
1 Yorum 30.12.2019 08:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1043
Nur Suresi Tefsiri 47-52. Ayetler
21.12.2019 2143 Okunma
1 Yorum 22.12.2019 23:13
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1042
Nur Suresi Tefsiri 43-46. Ayetler
14.12.2019 2369 Okunma
1 Yorum 17.12.2019 07:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1041
Nur Suresi Tefsiri 39-42. Ayetler
7.12.2019 2828 Okunma
2 Yorum 09.02.2020 00:42
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1040
Nur Suresi Tefsiri 35-38. Ayetler
30.11.2019 3816 Okunma
2 Yorum 03.12.2019 13:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1039
Nur Suresi Tefsiri 32-34. Ayetler
23.11.2019 2144 Okunma
1 Yorum 24.11.2019 08:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1038
Nur Suresi Tefsiri 30-31. Ayetler
16.11.2019 2098 Okunma
1 Yorum 19.11.2019 12:31
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1037
Nur Suresi Tefsiri 27-29. Ayetler
9.11.2019 2466 Okunma
1 Yorum 10.11.2019 05:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1036
Nur Suresi Tefsiri 23-26. Ayetler
2.11.2019 2108 Okunma
1 Yorum 03.11.2019 07:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1035
Nur Suresi Tefsiri 19-22. Ayetler
26.10.2019 2124 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 13:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1034
Nur Suresi Tefsiri 12-18. Ayetler
19.10.2019 2381 Okunma
1 Yorum 20.10.2019 10:50
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1033
Nur Suresi Tefsiri 6-11. Ayetler
12.10.2019 3301 Okunma
2 Yorum 16.10.2019 14:52
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1032
Nur Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
5.10.2019 2349 Okunma
1 Yorum 06.10.2019 23:25
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1031
Müminun Suresi Tefsiri 111-118. Ayetler
28.09.2019 2011 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:50