Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 114
A'RAF SURESİ 10-11.AYETLER TEFSİRİ
16.06.2001
882 Okunma, 0 Yorum

TEFSİR

 

114.SEMİNERLER

 

و لقد مكناكم فى الأرض و جعلنا لكم  فيها معايش قليلا ما تشكرون (7/10)

و لقد خلقناكم ثم صورناكم ثم قلنا للملائكة  اسجدوا لأدم فسجدوا إلا إبليس لم يكن من الساجدين (7/11)

 

 و لقد Va La QaD: Dillerin üretilmesi vardır, kullanılması vardır, anlamı vardır, kavranması vardır. Üretilmesi toplulukça yapılır. Yani, o dili bilen herkes onu o mânâsıyla anlar. Herhangi mânâyı kasdetmeden de o kelime veya kural onu ifade eder. Buna lugat mânâsı denir. Yani, bir şeyi söylemek isteyen o kelimeyi o mânâda söyler. Cümleyi söylediğiniz zaman siz o malzemeyi kullanıp bir şey üretmiş olursunuz. Diyelim ki, patatesi, suyu, yağı, tuzu birleştirip pişirdiniz, yemek oldu. Bu sizin yaptığınız yemektir. Ama bu çorba sizin tam istediğiniz gibi olmayabilir. Patatesin sizin bilmediğiniz bir özelliği olabilir. Suyun içinde sizin bilmediğiniz, hatta istemediğiniz özellik olabilir. Tuz fazla gelebilir. Sonra da o patatesi yiyen onu kaşıkla yer, elle yer, ekmekle yer, sıcak yer, soğuk yer. Onun için de farklı durum vardır.

Kur’an’ın dili Arapçadır. Ancak Allah Araplara dili öğretirken, Kur’an’ın indireceği şekline göre öğretti. O halde Kur’an dilinin vâzıı da bizzat Allah’tır. Bu vâzıın bir kısmını Kur’an’dan önce yapmıştır. Bir kısmını da Kur’an’ın içinde yapmıştır. Kur’an’ın delâlet ettiği mânâ da Allah tarafından en küçük teferruatı ile bilinmektedir. Sadece anlama insanlara bırakılmıştır. Onu Allah mü’minlere ilham etmekte ve bizim anlamız onun ilmi içinde olmaktadır. İçtihat yaptığımızda gelen ilhamlar hatalı olabilir. Ama icma ile gelen ilhamlar vahiy gibidir, hata ihtimali yok kabul edilir. İşte Kur’an’a inanmak demek, bu özelliklere inanmak demektir. Kur’an’dan başka hiçbir kitapta bu özellikleri bulamayız.

Va La QaD ifadesi Kur’an’da kullanılmaktadır. Bunun tam mânâsını verebilmemiz için bütün Va La QaD geçen âyetleri sıralayıp üzerinde düşünmemiz ve bir karara varmamız gerekir. Kur’an bu şekliyle ele alınıp her bin yılda bir yeniden mânâlandırılmalı ve kurallar ortaya çıkarılmalıdır. Bunu bir kimsenin yapması mümkün değildir. Birlikte çalışmalıyız. Bu birlikteliği sağlamak için bir ortaklık kurmalı ve oradan gelen gelirlerle çalışanları finanse etmeliyiz. Akevler Kooperatifleri bu amaçla kuruluyor. Allah duamızı kabul ederse, ileride elde edeceğimiz imkanlarla buna imkan veririz. Şimdi biz bizim anladığımız şekliyle sadece usûl olsun diye işaret ediyoruz. Allah’a hamd ederim ki, önce ben Kur’an’ı anladıktan sonra eski tefsirleri okurum Büyük çoğunluğu onlarla aynı şekilde anlamış olurum. Bu da Allah’ın onlara da bize de bu mânâları kendisinin bildirmekte olduğuna delildir. Farklı olanlar tartışılmalıdır.

مكناكم “Mekkenâküm”daki “küm”, “Kalîlen mâ teşkürûn”daki “Kalîlan mâ” ifadeleri buradaki atfın “İttebiû”ya ait olduğuna işaret ediyor. İnşa cümlesi ile haber cümlesi arasındaki atıf her zaman güzel olmaz, bu bakımdan bu cümle oraya atıf olsa bile, hâl cümlesi olur. “Biz sizi yeryüzüne yerleştirmiş bulunuyoruz. Size inzal olunana uyun.” anlamı verilebilir. Bu takdirde Kur’an’a uyulmadığı takdirde bu yerleşmenin olamayacağına ve helâkin olacağına işaret etmiş olur. Bizim 16 sosyal tufana işaret edip kurtuluşun yalnız Kur’an’da olduğunu ifade etmiş olmaktadır.

Atıf “Ehleknâhâ”da da olabilir. Çünkü ikisi de mâzi fiildir. Yine de hâl olma durumu vardır. Biz nice karyeleri helâk ettik. Şimdi de arza sizi yerleştirmiş bulunuyoruz. Sizin durumunuz da onların durumu gibidir. Onlar için “İz”, bizim için “KaD” kullanılıyor.

“Lâ” te’kid lâmıdır. Eski peygamberlerin geldiği kavimlere gelen kötülük ve helâkin size de geleceğini te’kid için “Lâ” getirilmiştir. Allah diyor ki; bizim kanunlarımız her asra ve her topluluğa geçerlidir. Biz her yerde hazır ve nâzırız.

“QaD” kelimesi de “İz” kelimesi gibi zaman zarfıdır. “İz Câe”, gelmişti demektir. “Qad Câe”, gelmiştir demektir. Biri geçmişte olup biteni anlatır. Qad ise hâlen sürmekte alanı anlatır. Onların başlarına be’s, sonra sual, sonra kısas, sonra helâk oldu; şimdi de siz hâlen yerleşmiş bulunuyor, aynı akıbeti bekliyorsunuz.

Mekkenâküm, sizi yerleştirdik anlamındadır. Kâne, ism-i mekân olmuş. Sonra sülâsi olmuştur. Yer deyince daha çok bizim ayak bastığımız sâha ve onun altındaki yerküre anlaşılmaktadır. Oysa mekân ise altı ve üstü hacim olarak yer anlaşılmaktadır. Burada temkin kelimesi bizim yerin altı, yerin üstü ve göklerden yararlanmakta olduğumuz ifade edilmektedir.

فى” kullanılmıştır. “Alâ” kullanılmamıştır. Çünkü yerin altı, üstü ve yukarısı da insanlar içindir. Karalar, denizler, hattâ gökler. İnsanlar güneş ve yıldızlar gibi sıcak yerlerde yaşayamazlar. Ama onun dışında sanatları sayesinde her yerde yaşayabileceklerdir. Nitekim uzay yolculuğu yapılmaya başlanmıştır.

الأرض EL-ARD: Marifeli olarak gelmektedir. Yerküresi kastedilmiş olabileceği gibi, beş vakit namaz kılan toplulukların kendi ocaklarının yerleri, Cuma namazı kılanların kendi bucaklarının yerleri de kastedilmiş olabilir. Şimdi sizi bu yerlerde yerleştirmiş bulunuyoruz.

و جعلنا لكم  فيها معايش Ve Cealnâ Leküm Fîhâ Meayışe: Yaşayışınızı orada kıldık. Burada doğduk, burada büyüdük, burada yaşıyoruz. Ömrümüz burada bitecek ve burada öleceğiz. İşte buranın hakkını vermeliyiz. Buralardan yararlanabilmemiz için buranın usullerine ve kanunlarına uymalıyız. Kur’an’ın öğrettiği Adil Düzen içinde olmalıyız. Hayır, biz Kur’an’ın içinde olmayız. “Bizim aklımız var, biz lâkiz, ona göre davranırız!” diyebilirsiniz. Ne var ki, Kur’an’ın dedikleri ile sizin aklınızın dedikleri arasında fark yok. Çünkü ikisi de Allah’ındır. Ama bundan sonra anlatacağı hikâyelerde insana musallat olan şeytan vardır, nefis vardır. Onlar sizi kitaptan ve ilimden uzaklaştırıyorlar. Lâik olmanız Kur’an’a uymanıza mâni değildir. Tam tersine, lâikseniz yani putperest değilseniz, ilmin verilerine uyacaksınız. Kur’an da ilmî verileri öğretmektedir. Asıl kötülük, ilme muhalif harekettir. Şeytana uymaktır. Nefse uymaktır.

قليلا ما تشكرون Kalîlen Mâ Teşkürûn: Ne kadar az şükrediyorsunuz. Şükür kelimesi, devenin yediğini et olarak ortaya çıkarmasıdır. Yani, yediğinin hakkını vermesidir. Bir nimete şükretmek demek, o nimetten yararlanmak demektir. Gözü görmek için, kulağı işitmek için, beyni düşünmek için verdiği nimettir. Bunları yerlerinde kullanmak şükür, bunları yerlerinde kullanmamak zulümdür. Allah insana cinsi arzular vermiştir. Bununla evlenip çoluk çocuk yetiştirsinler diye cinsi arzuyu sürekli kılmıştır. Karı-koca böylece zevk içinde yaşasınlar diye vermiştir. Eğer bu arzuyu ve gücü evlilik dışı ilişkilerde harcarsınız zulüm olur. Ama evlilik içinde harcarsanız bu da şükür olur.

Allah hiçbir şeyi boş yere mânâsız yaratmamıştır. Her şeyin bir hikmeti vardır. Bir görevi vardır. Bunu biz müsbet ilimle bilebiliriz. Kur’an da bize bunları hatırlatmaktadır. İnsanın dışındaki varlıklara Allah irade vermiştir. Yani, onlar isteseler de kötülük yapmazlar. Kötülük yapabilen insan ve cindir. Bunları da ayrı ayrı kutupta yaratmıştır. Kendi iradeleri ile şükretsinler, zulmetmesinler, diyor. Kur’an bunu öğretiyor, bunu gösteriyor. İnsanları kendi isteklerine gelmelerine dâvet ediyor. Gelenlerin çok az olduğunu ve insanların kendilerine verilen nimetin çok azını değerlendirdiğini ifade ediyor.

Allah Kitap göndermiş ve onun için de bize birçok şeyleri vahyetmiştir. Ama biz onun çok azını anlıyor ve kullanıyoruz. Allah’ın verdiği nimetlerden de çok az yararlanıyoruz. Bu iki âyet mutlaka kötülük için söylenmiyor. Yani, Kur’an’ın çok az kısmını anlıyor ve yararlanıyoruz. Allah’ın meayışından da çok az yararlanıyoruz. Yani, Kur’an’ın mânâları bitmeyecektir. Yeryüzünün meayışı da bitmeyecektir. Her gün yeni mânâlar ve yeni keşifler birbirini kovalayacak, evrim devam edecektir.

“Reeytü Zeyden ve hüve yektübü ve biyedihi kalemün.” Buradaki “va” harfleri hâl harfleridir. Kendilerinden öncekilerin hallerini belirtiyorlar. “Ben Zeyd’i eline kalem almış yazıyor iken gördüm.” Deyince, kalem yazmaktan ve yazmak ise görmekten öncedir. Ama ifadede sonra gelmektedir.

Birinci “Ve Le Kad” daha önceki “İttebiû”daki “Küm”ün hâli idi. İkinci “Ve Le Kad” da “Cealnaküm”deki “Küm”ün hâlidir. Âyetler hâl olduğu için zamanda sonra gelen önce zikredilmiştir. Bu sebeple bu yaradılış meayışdan sonra zikredilmiştir. Tehirin başka sebebi de, bundan sonra gelen âyetlerle burada özet olarak verdiği bilgiyi açıklamaktadır. Açıklamayı hâl cümlesinin devamı içinde yapmıştır. Üzerinde duracaksanız, onu sınıflamada en sonuna koyarsınız. Allah da burada öyle yapmıştır. Bu sebepledir ki Gayın harfi ile ayrılmıştır.

Bu âyetin mânâsını yorumlayabilmemiz için Kâinatın yaradılışı ile bugünkü ilmin vardığı sonuç şudur:

1-    Allah bundan on milyar yıl önce bir nokta kadar olan ama bütün Kâinatın maddesini içeren Kâinatı patlatmıştır. İlk patlamada bütün zerreler azami hız almışlardır. Işık hızına ulaşmışlardır ve hâlâ da o hızla Kâinat gelişmektedir. Kâinat ışık parçacıklardan oluşmuştur. Dört çeşit çekim özellikleri vardır. O özellikler öyle seçilmiştir ki bugünkü istenen Kâinat belli kanunla oluşmuştur. Yani, matematik onları çözebilmektedir. Bu dört kuvveti yönetme     sabnteşlr vardır. Işık hızı, tesir parçası, elektron kütlesi ve yükü.

2-    Bunun yanında sonraları bundan iki-üç milyar yıl önce ilk canlıyı yarattı. İlk canlıda insan dahil bütün canlıların kıyamete kadar olacak özellikler mevcuttu. Ancak onlar sadece proje olarak vardı. Uygulama olarak yoktu. Proje uygulandıkça canlılar âlemi oluşmaktadır. İnsanın ilk döllendiği hücrede de bütün insan ömrü boyunca taşıyacağı özellikler vardır, ama bu özellikler zamanla ortaya çıkar. Canlılar âlemi için de durum budur. İlk canlıda insan vardır, yaratılmıştır. Ancak sonraları insan ortaya çıkmıştır.

3-    Yeni canlı türleri nerede oluşmaktadır? Kur’an bunun bir bahçede oluşturulduğunu ifade etmektedir. Tabii ki kara hayvanlar için bu söylenir. Kur’an’ın ifadesine göre bütün Kâinatta ilk canlı bir yerde vardı. Yeryüzüne yayıldı. Bu teoriyi bugünkü ilimler teyit etmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

a)    Canlılar ancak yeryüzü şartlarında olan gezegenlerde üreyebilirler. Trilyonlarca yıldızlar vardır. Onlarda da gezegenler vardır. Bugünkü ilim bunları kanıtlamıştır. Hayatın olmaması için bir makul sebep bulunamaz.

b)    Canlıların hepsinde aynı DNA dili vardır. O halde bütün canlılar aynı hücrenin bölünmesinden oluşmuşlardır.

c)    Canlıların yaratılışı zorunlu değildir, ama en mükemmeldir. O halde başka gezegenlerde hayat olsa ancak buradaki hayat olabilir.

d)    Yeryüzünde canlılar istenen sıra ile evrimleşmişlerdir. Ancak geçiş nesilleri yoktur. Yani, aniden eski nesil yok oluyor yahut yeni nesil var oluyor.

4- Bütün bunların rastlantılarla olması imkânsız olduğuna göre, bunu yapan varlık her şeyi yapabilir. Burada önemli olan atomların özelliklerinin de bu canlıları var edecek şekilde yaratılmış olması, sonra canlı hücrenin bu atomları kullanarak oluşturulmuş olmasıdır. Bu kadar büyük projeyi hazırlayan ve bu projeyi  uygulanır hâle getiren kimse için herhangi bir zorluk sözkonusu değildir.

 

Şimdi bu âyetleri anlayabilmemiz için insanın var olmasını üç grupta değerlendireceğiz:

a)     Canlıyı yaratırken insanın bütün genlerini oraya koydu ve insanın varolması şartları oluşuncaya kadar bekletti.

b)     Sonra insanı gökte bunun için ayarladığı bir gezegende türleri üretti. Seralardaki fideleri ürettiğimiz gibi üretti. Orada insanı meydana getirdi.

c)     Meleklerden birine dünyaya göndereceği kimseye emrine girmelerini emretti. Onlar da kabul ettiler. Şeytan etmedi.

d)     Ondan sonra Adem orada kalamayacak şekilde bir mutasyona uğradı. Bu mütasyon yediği bir ağacın meyvesi sebebiyle oldu. Şeytanla beraber dünyaya getirildiler. İşte şimdi biz burada yaşıyoruz.

Kur’an’ın bu anlattıklarında ilme aykırı bir şey yoktur. Bir kısmı bugünkü ilim tarafından doğrulanmıştır. Bir kısmı müsbet ilimce doğrulanmış değildir. Ama Kur’an’ın âyetlerinden bu mânâları çıkarırız. İleride zaman zaman da doğrulanacaktır.

 

خلقناكم Halaknküm.: Biz sizi halk ettik derken, ilk canlı yaratılırken o canlının genlerinde yerleştirilen insan genlerinden bahsetmektedir. Çünkü halk demek, elbise biçmek demektir. Yani, bil kuvve, potansiyel olarak insan ilk canlının geninden yaratıldı.

Sonra size sûret verdik deniliyor. Bu genler aktif hâle geldiler ve insanı oluşturdular. Milyonlarca yıl sonra olduğu için burada “sonra” denmektedir. Çünkü milyarlarca yıl sadece hücreden hücreye proje intikal etti. Uygulaması çok sonra gerçekleşti.

Sonra meleklere dedik, deniyor. Adem’den evvel Adem’in babaları vardı. Onlar da insandı. Ama onlar yeryüzünde değil gökte yaşıyorlardı. Cennette yaşıyorlardı. Mutasyonsuz insanlardı. Tüylü idiler. Buradaki “Sümme” bunu ifade etmektedir.

Yeryüzünün şartları insanı alacak şekle gelince Allah Adem denen insana ve eşine onu yetiştirmeleri ve hizmet etmeleri için melekleri görevlendirdi. Yetişmeden önce ağaca yaklaşmamasını emretti. Onlar günü gelmeden meyveden yediler ve çileli bir şekilde apar topar dünyaya geldiler.

Bundan sonraki olayları Kur’an’dan takip edelim.

قلنا Kulnâ: Burada Allah’ın “emerna” demeyip “kulnâ” demiş olması ile emir sığasının vücup ifade ettiğini, emrolunan şeyleri yerine getirmeyenlerin cezalandırılacağını ifade etmektedir. Allah hükümleri beş grupta toplamıştır:

a)    Emr olunanları yerine getirenler sevap alırlar, yerine getirmeyenler ise günah kazanırlar. Yani, yapınca sevap defterine yazılır, yapmayınca günah defterine yazılır. Bunlar farzlardır.

b)    Sünnetler ise yapılırsa sevap defterine yazılır, yapılmazsa günah defterine bir şey yazılmaz.

c)    Mübahlar ise yapılıp yapılmaması eşittir. Ne sevap ne de günah tarafına bir şey yazılır.

d)    Mekruhlar yapılmazsa bir şey yazılmaz. Yapılırsa günah tarafına da bir şey yazılmaz. Yalnız yapılacak sevapların değerleri düşer. Yani, farz ve sünnetlerin derecelerini azaltır. Rütbe almalarına mâni olur.

e)    Haram ise yapılmadığında bir sevap yoktur. Ama yapılırsa günahı vardır. Günah tarafına ceza eklenir.

İşte, “kulnâ” demekle emir sığasının vücubu farzlığını ifade ettiğini burada anlatmaktadır.

 

للملائكة Melâike, meleklerin çoğuludur. Bugün matematikten biliyoruz ki zâhir âlem vardır, bâtın âlem vardır. Zâhir âlemde ya güneşte olduğu gibi sıcak âlem var veya yerde olduğu soğuk âlem vardır. İnsan  soğuk âlemin zâhirinde, cin zâhir âlemin sıcağında, melek bâtın âlemin sıcağında, ruh da bâtın âlemin soğuğunda yaşarlar. Bütün bunların hepsi u*v=c*c  formülü ile birbirine bağlıdırlar. Hepsinde E=h*n formülü geçerlidir. Yani, bunlarda geçerli olan matematik tektir.

Hepsinin DNA zincirindeki bağları farklıdır. Ama bu zincirdeki sıralar, yani programlar aynıdır. Siz evi ister tahtadan, ister tuğladan, ister çimentodan, ister taştan yaparsınız. Ama evin şekli aynı olur. İşte melek, cin, insan ve ruhun malzemeleri farklı ama yapıları benzerdir. Bunlar arasında ışıktan büyük veya ışıktan küçük hızlarda olan dalgalar arasında haberleşme mümkündür. Nitekim biz ruhumuzla irtibat halindeyiz. Başka bir ifade ile bunlarda her iki taraf mevcuttur. Zâhir ve bâtın tarafı vardır. Yalnız komuta bir taraftan yapılmaktadır. Manivelanın iki ucunu düşünün. Kolun birisi uzun, birisi kısa olsun. Siz uzun tarafını hareket ettirirseniz kısa tarafı kendiliğinden hareket eder. Kısa tarafından hareket ettirirseniz uzun tarafı kendiliğinden hareket eder. Ruh, melek, cin ve insan bir tarafından birinde bulunmaktadır. Aynı şeyi değişik taraftan kullanmaktadırlar. Küre yüzeyinin dışında olabilirsiniz, içinde olabilirsiniz. Biri bâtın, diğeri zahirdir.

Biz ağaçları görüyoruz, ama ağaçlar bizi görmüyorlar. Cin ve melekeler bizi görürler, biz onları göremeyiz. Allah cinlerden şeytanı ve meleklerden bir kısmını insana hizmet etmek üzere görevli kılmıştır. İkisi yanlarımızda dolaşır ve devamlı olarak bize ilham ederler. Melekler iyi yol gösterirler, şeytan da kötü yol gösterir. Bir canlı olarak cinsi arzu duyunca melek evlenmeye, şeytan ise zinaya çağırır.

اسجدوا Secde: Yüzükoyun yer kapanmış hâlidir. “O secdededir.” dediğimiz zaman, alnını yere koymuş anlamındadır. İlk insandan beri bu hareket saygıyı ifade eder. Rüku, eğilmiş hâlidir. Bu itaati ifade eder. İtaat demek, meşru bir harekette bir başkası ile beraber hareket etmek demektir. İnsana rüku etmek günahtır. Secde ise küfürdür. Çünkü secdede mutlak itaat vardır. İtaat ettiğin kimse hüküm koyan değildir. Secde ettiğin kimse kendisini tanrı yerine koyan kimsedir. El öpmek ise mekruhtur. Ancak öpmede de eğilmek gerekir. Ayağa kalkmak da iyi karşılanmaz. Sadece yer vermek sünnettir. Ama kim önce gelirse önde o oturur. Allah insanlara ibadet etmeyi yasaklamıştır. Bunların hepsinde derece derce şirk vardır. Kabile döneminde askeri disiplin içinde oluşmuş bu örf günümüze kadar gelmiştir. Bununla beraber bir toplulukta bir derecelenme zarureti vardır. İnsanlar kişilerin etrafında toplanacaklardır.

Burada Allah, “Adem’e secde edin.” demektedir. İnsanlar için haram olan bir ibadet konusunda, nasıl oluyor da Adem’e secde edin denmiş oluyor. Ayrıca Yusuf Sûresi’nde de “Kardeşler Yusuf’a secde ettiler.” deniyor. Kur’an’da, “Ay ve Güneşe secde etmeyin.” deniyor. Ancak, Allah’tan başkasına secde etmeyin, denmiyor. O halde bir taraftan secde ibadettir. Başkasına ibadet etmek küfür mertebesinde günahtır. Diğer taraftan bu âyetler secdeyi Allah’tan başkası için de meşru kılmaktadır. Bunun tefriki ise Allah emrettiği için birine secde etmek, O’nun dediklerini yapmak meşru, hattâ me’murun bihdir. Ama onu Allah kabul ederek secde etmek ise küfürdür. Askerlikte komutana mutlak itaat şeklindedir, Allah’ın emri. Bu sebeple, komutan kötü bir şey de emretse, sen itaat edersen sevabını alırsın. Bir ülkede yaşıyorsan, onun savunmasına katılmak zorunluğu vardır. Orada da mutlak itaat sözkonusudur. Aksi takdirde ülke savunulamaz.

Şimdi meleklere ve şeytana emredilen secde nedir? Kur’an bunu şöyle diyor. Ben onu iki elimle var ettim. O halde ona secde edin diyor. İki el ne demektir? Yani, günah da işleyebilir, sevap da işleyebilir. Onu serbest bıraktım, hesabı sonra soracağım, diyor Allah. Secdeden maksat, O’nun emrine girip yapmak, istediği işleri yapmaya yardımcı olmaktır.

Melâike, meleklerin çoğuludur. İnsan ve cinlerin cevherleri (maddeleri) zâhiri âlemde, arazları (dalgaları) bâtıni âlemdedir. Melek ve ruhun cevherleri bâtın âlemde, arazları (dalgaları) zâhir âlemdedir. Burada melekler harf-i tarifle gelmiştir. Emrolunan bütün melekler olmayıp sadece insana hizmet etmekle görevli meleklerdir. Biz bir iş yapmak istediğimiz zaman zihnimizde birtakım oluşlar olur. Bunların oluşması için meleklerin bize yardımları vardır. Melekler bunları gelişigüzel değil de, birtakım kurallar içinde yaparlar ve bizim istediğimize göre yaparlar. Bu isteğimiz secdeye götürür.

إلا إبليس İllâ İBLiS: Hazreti Adem’e musallat kılınan cinin adı iblistir. Belese, ümidini kesmiş demektir. Çünkü artık şeytan için tevbe sözkonusu değildir. Bir görev almıştır. Sonuna kadar o görevi yapmaya devam edecektir. İblisin dışındaki melekler secde ettiler. Yani, insanın emrine girdiler. 

لم يكن من الساجدين Lem yekün minessâcidîn. İstisnadan sonra tasrih etmiştir. Bilerek, kasden, şuurlu olarak secde etmediğini bildirmektedir. Bir de secde etmenin sürüp gittiğini anlatmaktadır.

Burada insanın yüceliği anlatılmaktadır. İrade sahibi kılındığını, istediğini yapabilmekte olduğunu, bunun Allah’ın kendisine verdiği bir ikram olduğunu; ancak sonra bunun da bir diyeti bulunduğunu anlatmaya başlamaktadır. Kur’an’ın insanları götürmek istediği hedef, öyle düzen olsun ki orada insanlar iyilik de yapabilsinler, kötülük de yapabilsinler, buna güçleri yetsin. Ondan sonra kendi istekleri ile iyilik yaparlarsa cennete gitsinler, kendi istekleri ile kötülük yaparlarsa cehenneme gitsinler. İlerideki hayat kendi eserleri olsun.

Bunun için önce insanların istediklerini yapabilmeleri için melekleri görevlendirmiştir. Ayrıca gidecekleri yerleri tercih edebilmeleri için de şeytana vesvese verme hakkı tanınmıştır. Onların karşısına peygamberleri ve kitapları göndermiştir. Şeytan, gizli-kapaklı yeraltı faaliyeti gösterir. Peygamberler ve kitaplar ise açık ve kesin kurtuluş yolları ortaya koyar. Kur’an’da şeytandan sık sık bahsedilmektedir. İnsanlardan da şeytanların olduğunu anlatmaktadır.

Şeytanın özellikleri:

a) Gizli olmak,  b) Gıybet etmek,  c) Bozguncu olmak,  c) Aceleci olmak.

 

 

 

 






Tüm Seminerler
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1130
En'âm Suresi Tefsiri 77-79. Ayetler
21.08.2021 834 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1129
En'âm Suresi Tefsiri 74-76. Ayetler
14.08.2021 551 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1128
En'âm Suresi Tefsiri 72-73. Ayetler
7.08.2021 560 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1127
En'âm Suresi Tefsiri 71. Ayet
31.07.2021 185 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1126
En'âm Suresi Tefsiri 66-70. Ayetler
24.07.2021 323 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1125
En'âm Suresi Tefsiri 61-65. Ayetler
17.07.2021 260 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1124
En'âm Suresi Tefsiri 52-55. Ayetler
10.07.2021 245 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1123
En'âm Suresi Tefsiri 45-51. Ayetler
3.07.2021 255 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1122
En'âm Suresi Tefsiri 40-44. Ayetler
26.06.2021 271 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1121
En'âm Suresi Tefsiri 35-39. Ayetler
19.06.2021 296 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1120
En'âm Suresi Tefsiri 31-34. Ayetler
12.06.2021 288 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1119
En'âm Suresi Tefsiri 26-30. Ayetler
5.06.2021 319 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1118
En'âm Suresi Tefsiri 20-25. Ayetler
29.05.2021 354 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1117
En'âm Suresi Tefsiri 13-19. Ayetler
22.05.2021 336 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1116
En'âm Suresi Tefsiri 7-12. Ayetler
15.05.2021 358 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1115
En'âm Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
8.05.2021 339 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1114
Kasas Suresi Tefsiri 86-88. Ayetler
1.05.2021 340 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1113
Kasas Suresi Tefsiri 83-85. Ayetler
24.04.2021 364 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1112
Kasas Suresi Tefsiri 79-82. Ayetler
17.04.2021 409 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1111
Kasas Suresi Tefsiri 76-78. Ayetler
10.04.2021 405 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1110
Kasas Suresi Tefsiri 72-75. Ayetler
3.04.2021 357 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1109
Kasas Suresi Tefsiri 68-71. Ayetler
27.03.2021 744 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1108
Kasas Suresi Tefsiri 61-67. Ayetler
20.03.2021 406 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1107
Kasas Suresi Tefsiri 57-60. Ayetler
13.03.2021 439 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1106
Kasas Suresi Tefsiri 52-56. Ayetler
6.03.2021 472 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1105
Kasas Suresi Tefsiri 47-51. Ayetler
27.02.2021 503 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1104
Kasas Suresi Tefsiri 43-46. Ayetler
20.02.2021 497 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1103
Kasas Suresi Tefsiri 38-42. Ayetler
13.02.2021 522 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1102
Kasas Suresi Tefsiri 33-37. Ayetler
6.02.2021 550 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1101
Kasas Suresi Tefsiri 29-32. Ayetler
30.01.2021 670 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1100
Kasas Suresi Tefsiri 26-28. Ayetler
23.01.2021 1296 Okunma
4 Yorum 28.02.2021 11:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1099
Kasas Suresi Tefsiri 21-25. Ayetler
16.01.2021 689 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1098
Kasas Suresi Tefsiri 16-20. Ayetler
9.01.2021 666 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1097
Kasas Suresi Tefsiri 12-15. Ayetler
2.01.2021 900 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1096
Kasas Suresi Tefsiri 7-11. Ayetler
26.12.2020 933 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1095
Kasas Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
19.12.2020 1244 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1094
Neml Suresi Tefsiri 89-93. Ayetler
12.12.2020 1083 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1093
Neml Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
5.12.2020 776 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1092
Neml Suresi Tefsiri 76-82. Ayetler
28.11.2020 1025 Okunma
1 Yorum 29.11.2020 17:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1091
Neml Suresi Tefsiri 67-75. Ayetler
21.11.2020 1146 Okunma
1 Yorum 26.11.2020 17:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1090
Neml Suresi Tefsiri 63-66. Ayetler
14.11.2020 769 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1089
Neml Suresi Tefsiri 59-62. Ayetler
7.11.2020 765 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1088
Neml Suresi Tefsiri 54-58. Ayetler
31.10.2020 1028 Okunma
1 Yorum 03.11.2020 17:20
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1087
Neml Suresi Tefsiri 45-53. Ayetler
24.10.2020 1085 Okunma
1 Yorum 24.10.2020 22:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1086
Neml Suresi Tefsiri 41-44. Ayetler
17.10.2020 802 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1085
Neml Suresi Tefsiri 36-40. Ayetler
10.10.2020 854 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1084
Neml Suresi Tefsiri 27-35. Ayetler
3.10.2020 1201 Okunma
2 Yorum 11.10.2020 20:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1083
Neml Suresi Tefsiri 20-26. Ayetler
26.09.2020 2224 Okunma
5 Yorum 03.10.2020 19:37
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1082
Neml Suresi Tefsiri 15-19. Ayetler
19.09.2020 1385 Okunma
3 Yorum 03.10.2020 18:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1081
Neml Suresi Tefsiri 12-14. Ayetler
12.09.2020 1277 Okunma
2 Yorum 13.09.2020 15:00
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1080
Neml Suresi Tefsiri 7-11. Ayetler
5.09.2020 1373 Okunma
2 Yorum 06.09.2020 15:55
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1079
Neml Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
29.08.2020 1509 Okunma
2 Yorum 30.08.2020 20:43
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1078
Şuara Suresi Tefsiri 224-227. Ayetler
22.08.2020 1732 Okunma
3 Yorum 23.08.2020 21:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1077
Şuara Suresi Tefsiri 213-223. Ayetler
15.08.2020 1418 Okunma
4 Yorum 16.08.2020 18:26
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1076
Şuara Suresi Tefsiri 203-212. Ayetler
8.08.2020 1684 Okunma
6 Yorum 09.08.2020 19:55
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1075
Şuara Suresi Tefsiri 192-202. Ayetler
1.08.2020 1575 Okunma
5 Yorum 06.08.2020 19:32
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1074
Şuara Suresi Tefsiri 176-191. Ayetler
25.07.2020 1654 Okunma
3 Yorum 26.07.2020 16:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1073
Şuara Suresi Tefsiri 160-175. Ayetler
18.07.2020 1617 Okunma
3 Yorum 20.07.2020 11:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1072
Şuara Suresi Tefsiri 141-159. Ayetler
11.07.2020 1396 Okunma
2 Yorum 12.07.2020 15:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1071
Şuara Suresi Tefsiri 123-140. Ayetler
4.07.2020 1567 Okunma
3 Yorum 11.07.2020 03:35
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1070
Şuara Suresi Tefsiri 105-122. Ayetler
27.06.2020 1377 Okunma
2 Yorum 28.06.2020 18:12
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1069
Şuara Suresi Tefsiri 92-104. Ayetler
20.06.2020 2150 Okunma
4 Yorum 21.06.2020 19:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1068
Şuara Suresi Tefsiri 83-91. Ayetler
13.06.2020 1635 Okunma
1 Yorum 14.06.2020 16:25
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1067
Şuara Suresi Tefsiri 69-82. Ayetler
6.06.2020 1887 Okunma
3 Yorum 08.06.2020 14:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1066
Şuara Suresi Tefsiri 53-68. Ayetler
30.05.2020 1996 Okunma
3 Yorum 31.05.2020 16:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1065
Şuara Suresi Tefsiri 45-52. Ayetler
23.05.2020 2127 Okunma
3 Yorum 29.05.2020 18:08
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1064
Şuara Suresi Tefsiri 34-44. Ayetler
16.05.2020 1447 Okunma
1 Yorum 17.05.2020 15:50
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1063
Şuara Suresi Tefsiri 23-33. Ayetler
9.05.2020 1572 Okunma
1 Yorum 10.05.2020 08:19
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1062
Şuara Suresi Tefsiri 10-22. Ayetler
2.05.2020 1672 Okunma
2 Yorum 13.05.2020 21:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1061
Şuara Suresi Tefsiri 1-9. Ayetler
25.04.2020 2217 Okunma
2 Yorum 14.05.2020 18:52
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1060
Furkan Suresi Tefsiri 73-77. Ayetler
18.04.2020 1828 Okunma
2 Yorum 15.05.2020 16:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1059
Furkan Suresi Tefsiri 68-72. Ayetler
11.04.2020 2142 Okunma
3 Yorum 16.05.2020 16:02
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1058
Furkan Suresi Tefsiri 60-67. Ayetler
4.04.2020 1783 Okunma
2 Yorum 18.05.2020 16:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1057
Furkan Suresi Tefsiri 53-59. Ayetler
28.03.2020 2307 Okunma
5 Yorum 19.05.2020 16:27
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1056
Furkan Suresi Tefsiri 45-52. Ayetler
21.03.2020 1873 Okunma
2 Yorum 20.05.2020 16:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1055
Furkan Suresi Tefsiri 41-44. Ayetler
14.03.2020 2030 Okunma
2 Yorum 21.05.2020 16:36
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1054
Furkan Suresi Tefsiri 35-40. Ayetler
7.03.2020 2105 Okunma
2 Yorum 22.05.2020 16:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1053
Furkan Suresi Tefsiri 30-34. Ayetler
29.02.2020 2155 Okunma
2 Yorum 23.05.2020 15:57
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1052
Furkan Suresi Tefsiri 21-29. Ayetler
22.02.2020 2366 Okunma
3 Yorum 24.05.2020 16:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1051
Furkan Suresi Tefsiri 17-20. Ayetler
15.02.2020 2172 Okunma
2 Yorum 30.05.2020 17:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1050
Furkan Suresi Tefsiri 10-16. Ayetler
8.02.2020 2370 Okunma
2 Yorum 09.02.2020 11:38
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1049
Furkan Suresi Tefsiri 4-9. Ayetler
1.02.2020 2240 Okunma
1 Yorum 03.02.2020 07:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1048
Furkan Suresi Tefsiri 1-3. Ayetler
25.01.2020 1917 Okunma
1 Yorum 26.01.2020 06:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1047
Nur Suresi Tefsiri 62-64. Ayetler
18.01.2020 1914 Okunma
1 Yorum 25.01.2020 07:13
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1046
Nur Suresi Tefsiri 61. Ayet
11.01.2020 2272 Okunma
1 Yorum 13.01.2020 08:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1045
Nur Suresi Tefsiri 58-60. Ayetler
4.01.2020 2003 Okunma
1 Yorum 05.01.2020 08:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1044
Nur Suresi Tefsiri 53-57. Ayetler
28.12.2019 2026 Okunma
1 Yorum 30.12.2019 08:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1043
Nur Suresi Tefsiri 47-52. Ayetler
21.12.2019 2143 Okunma
1 Yorum 22.12.2019 23:13
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1042
Nur Suresi Tefsiri 43-46. Ayetler
14.12.2019 2369 Okunma
1 Yorum 17.12.2019 07:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1041
Nur Suresi Tefsiri 39-42. Ayetler
7.12.2019 2828 Okunma
2 Yorum 09.02.2020 00:42
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1040
Nur Suresi Tefsiri 35-38. Ayetler
30.11.2019 3816 Okunma
2 Yorum 03.12.2019 13:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1039
Nur Suresi Tefsiri 32-34. Ayetler
23.11.2019 2144 Okunma
1 Yorum 24.11.2019 08:09
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1038
Nur Suresi Tefsiri 30-31. Ayetler
16.11.2019 2098 Okunma
1 Yorum 19.11.2019 12:31
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1037
Nur Suresi Tefsiri 27-29. Ayetler
9.11.2019 2466 Okunma
1 Yorum 10.11.2019 05:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1036
Nur Suresi Tefsiri 23-26. Ayetler
2.11.2019 2108 Okunma
1 Yorum 03.11.2019 07:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1035
Nur Suresi Tefsiri 19-22. Ayetler
26.10.2019 2124 Okunma
1 Yorum 28.10.2019 13:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1034
Nur Suresi Tefsiri 12-18. Ayetler
19.10.2019 2381 Okunma
1 Yorum 20.10.2019 10:50
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1033
Nur Suresi Tefsiri 6-11. Ayetler
12.10.2019 3301 Okunma
2 Yorum 16.10.2019 14:52
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1032
Nur Suresi Tefsiri 1-5. Ayetler
5.10.2019 2349 Okunma
1 Yorum 06.10.2019 23:25
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1031
Müminun Suresi Tefsiri 111-118. Ayetler
28.09.2019 2011 Okunma
1 Yorum 30.09.2019 10:50